​​​​​​​Lina Berekat: Şam ile Ankara arasında gizli anlaşmalar var

Suriye Kadın Meclisi Genel Koordinatörü Lina Berekat, Türk devleti ile Şam hükümeti arasında işgal altındaki topraklarda demografik değişim konusunda gizli anlaşmaların olduğunu iddia ederken, Rojava kadın devriminin tehdit altında olduğuna dikkat çekti.

​​​​​​​Lina Berekat: Şam ile Ankara arasında gizli anlaşmalar var
22 May, 2022   23:03
QAMIŞLO - SOLÎN EHMÊ

Şam hükümeti 17 gün sonra, işgalci Türk devletinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 3 Mayıs'ta açıkladığı işgal projesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.

Suriye krizinin başladığı 2011'den sonra Şam ile Ankara arasında pek çok çatışma ve anlaşmazlık çıktı. Ancak iki taraf arasında istihbarat düzeyindeki görüşmeler kesintiye uğramadı. Türk devleti Cerablus, Serêkaniyê, Ezaz, İdlib, Bab, Cerablus ve Efrîn'i işgal ettiğinde, Şam hükümeti herhangi bir tavır göstermedi.

Şam hükümetinin işgallere karşı tavrı sadece açıklamalar düzeyinde kaldı. Uluslararası arenada da hiçbir adım atmadı. Bu nedenle iki ülke arasında, özellikle Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik bir anlaşmanın varlığına ilişkin şüpheler arttı.

/en/uploads/files/2022/05/22/185544_-.webp

Konuyla ilgili olarak Suriye Kadın Meclisi Genel Koordinatörü Lina Berekat, Şam hükümeti ile Türk devleti arasında Suriye'nin demografisini değiştirmek için gizli bir anlaşma olduğunu söyledi.

Nitekim Şam hükümeti 1963 yılında Arap kemeri politikası üzerinden Derik ile Girê Spî arasındaki bölgenin demografik yapısını değiştirmiştir.

‘KİMSE BU KAOSTAN KURTULAMAZ’

Yapılan pazarlıklar sonrası Türk yetkililer ile Şam hükümetinin ilişkileri ortaya çıktı. Türk hükümetine yakın medya kuruluşları da Ankara ile Şam arasındaki görüşmeleri haberleştirdi.

Bölgeye yönelik komplolara karşı durmak gerektiğini söyleten Lina Berekat “Suriye bölünürse bu durum Ortadoğu'nun tamamını etkiler. Kimse bu kaostan kurtulamaz” dedi.

‘KOBANE’YE YÖNELİK SALDIRILAR ARTTI’
 

İşgalci Türk devletinin, bölgeye yönelik saldırılarına dikkat çeken Lina Berekat, “İşgalci Türk devleti uzun süreden beri Suriye'nin kuzeyini işgal etmeye çalışıyor. DAİŞ’e ve diğer radikal örgütlere karşı direnişiyle tarihe adını yazan Kobanê'ye yönelik son dönemde saldırılar arttı” şeklinde konuştu.

Bölgeye ve özelinde Kobanê’ye yönelik saldırıların tehlikesine dikkat çeken Lina Berekat, "Bu saldırı bölge halkının barış ve güvenliğine karşı kaosu sürdürmektir. Türk devleti, 2011’de çatışmanın başlangıcından bu yana Suriye'de savaş yanlısı rol oynuyor. Uluslararası sessizliğin desteğiyle birçok saldırı gerçekleştirdi. Birçok alanı işgal ederek insanları göçe zorladı” sözleriyle yaşananları hatırlattı.

Suriye Kadın Meclisi Genel Koordinatörü Lina Berekat, işgalci Türk devletinin amacının Özerk Yönetim'in varlığını ve demokratik projesini ortadan kaldırmak istediğini vurguladı.

Türk devletinin bölgede barış istemediğini söyleyen Lina Berekat, sınır güvenliğine yönelik tehdit adı altında bölgeye saldırdığını ve bu politikaların artık Suriyelilerin yaşamları için tehdit oluşturduğunu ifade etti.

‘KADIN DEVRİMİ TEHLİKE ALTINDA’

Türk devletinin bölgeye yönelik saldırılarının devam etmesinin başta kadınlar olmak üzere Suriye halkını büyük tehlikeye attığını belirten Lina Berekat, “İşgal altındaki topraklarda veya başka yerlerde özellikle kadınlara yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor. Kadınlar ve Suriye halkına yönelik suçları ve ihlalleri artık sayılamayacak kadar çok. Bu nedenle bölgede halk, örgüt ve kadın devrimi tehlikededir” şeklinde yorumladı.

Saldırıların çete gruplarına destek verdiğini söyleyen Lina Berekat, Türk devletinin amacının sadece Suriye'de değil, Irak ve çevre ülkelerde Osmanlı devletini yeniden tesis etmek olduğunu vurguladı.

‘SAVAŞ SUÇU KÜLTÜREL SOYKIRIMDIR’

İşgal altındaki bölgelerde yapılan sömürge evlerine değinen Lina Berekat, bu evlerin yapımının uluslararası anlaşmalara aykırı, savaş suçu ve sosyal ve kültürel soykırım olduğunu dile getirdi.

Suriye Kadın Meclisi Genel Koordinatörü Lina Berekat, Suriye halkına destek veren kuruluşlara çağrıda bulunarak, “Suriye halkı artık bu krize tahammül edemez. Krizin bir an önce çözülmesi ve mültecilerin asıl bölgelerine dönebilmeleri için siyasi diyalog süreci geliştirilmeli” dedi.

ANHA