Uluslararası güçlerin müdahalesi insani bir sorumluluktur

İşgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’de işlediği savaş suçları ve insanlığa karşı suçların durdurulması için uluslararası müdahale gerekmektedir. Bu suçlardan dolayı Türk devletinden hesap sorulmalı ve bölge halkının onuru ile hakları korunmalıdır.

Uluslararası güçlerin müdahalesi insani bir sorumluluktur
Uluslararası güçlerin müdahalesi insani bir sorumluluktur
Uluslararası güçlerin müdahalesi insani bir sorumluluktur
Uluslararası güçlerin müdahalesi insani bir sorumluluktur
Uluslararası güçlerin müdahalesi insani bir sorumluluktur
Uluslararası güçlerin müdahalesi insani bir sorumluluktur
Uluslararası güçlerin müdahalesi insani bir sorumluluktur
4 Feb, 2025   02:50
HABER MERKEZİ
EHMED MIHEMED

İşgalci Türk devleti ve güdümündeki çeteleri, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik hava ve kara saldırılarını sürdürüyor. 

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Sağlık Kurulu’na göre, Ocak 2025'te düzenlenen saldırılarda 41 kişinin şehit, 7’si gazeteci ve 6’sı sağlık çalışanı olmak üzere toplam 255 kişinin ise yaralandı. İşgalci Türk devletinin saldırıları ve insan hakları ihlallerine karşı uluslararası toplumun sessiz kalması, sorumluların hesap vermesi gerektiği çağrılarını gündeme getiriyor.

8 Ocak 2025 itibarıyla saldırılar şiddetlenerek devam etti. Saldırılarda çok sayıda yurttaş şehit ve yaralanırken, maddi hasar da büyük boyutlara ulaştı. Saldırıların detayları şu şekilde:

Tişrîn Barajı bölgesi: 24 kişi şehit düştü, 221 kişi yaralandı.

Sirîn kenti: 12 kişi şehit düştü, bunlardan 2’si çocuk.

Kobanê kenti: Bir hava saldırısında 2 kişi şehit oldu, 1 kadın yaralandı.

1 Şubat’ta, Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) Kobanê’nin Aşmê köyünde bir evi bombaladı. Saldırıda 1 çocuk 3 yurttaş şehit oldu, 10 kişi ise yaralandı.

ALTYAPIYA YÖNELİK SALDIRILAR

İşgalci Türk devleti ve çeteleri, 8 Aralık 2024’te Tişrîn Barajı'na yönelik saldırılarını artırdı. Bu saldırılar, Halep, Kobanê ve Reqa’daki milyonlarca insanın yaşam kaynağı olarak gördüğü barajın yıkılma tehlikesini büyütüyor. Baraja yapılan saldırılar, su kaynaklarını ve ekonomiyi doğrudan tehdit ederek, halkı büyük bir insani ve ekonomik felakete sürükleyecek.

Uluslararası yasalara göre altyapının korunması zorunludur. Ancak işgalci Türk devleti, Ocak ayında silahlı insansız hava araçları ile savaş uçaklarıyla 15'ten fazla kez barajı bombalayarak yasaları hiçe saymıştır.

ULUSLARARASI HUKUK VE İNSAN HAKLARI İHLALLERI

Uluslararası insancıl hukuk, Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırıların, sivillerin, sağlık çalışanlarının ve gazetecilerin hedef alınmasının savaş suçu olduğunu belirtiyor. Bu bağlamda öne çıkan bazı uluslararası anlaşmalar şunlardır:

4. Cenevre Anlaşması (1949): Sivillerin hedef alınması yasaktır ve sivil halk, silahlı çatışmalar sırasında korunmalıdır.

Birinci Ek Protokol (1977): Çatışan taraflar, savaşçıları ve sivilleri ayırmak zorundadır. Ayrıca, altyapının korunması gereklidir.

İNSAN HAKLARI İLKELERİ:

Sivil ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Anlaşma: Yaşam alanlarına yönelik saldırılar ve keyfi öldürmeler yasaktır.

Uluslararası Mülteciler Yasası: Siviller korunmalı ve onlara insani yardımlar sağlanmalıdır.

Gazeteci ve Sağlık Çalışanlarının Korunması: BM’nin 2222 sayılı kararı uyarınca, çatışmalar sırasında gazeteciler ve sağlık ekipleri korunmalı, saldırganlar cezalandırılmalıdır.

Yapılan saldırıların ve uluslararası yasaların ihlal edilmesi halinde, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin sorumluluklarını yerine getirerek bu suçlar hakkında soruşturma başlatması gerekmektedir. İşgalci Türk devletinin saldırıları durdurulmalı, sivillerin hakları ve Suriye altyapısı korunmalı ve savaş mağdurları için adalet sağlanmalıdır.

(df)

ANHA