Ulusal Çalıştay toplantısında Türk devletine karşı topyekûn direniş çağrısı

KNK'nin çağrısı üzerine düzenlenen ulusal çalıştayda "Türk devletinin işgal saldırılarına karşı Kurdistanlılar gece gündüz her türlü çalışma ve eylem ve etkinliklerde yer almalı. Topyekûn direnişi yükseltmeye çağırıyoruz" denildi.

Ulusal Çalıştay toplantısında Türk devletine karşı topyekûn direniş çağrısı
10 Jul 2024   11:43
HABER MERKEZİ

Kurdistan Ulusal Kongresi'nin (KNK) çağrısı ve daveti üzerine onlarca Kurdistani parti, örgüt ve kurumun yanı sıra yazar, sanatçı, aydın, akademisyen, gazeteci, siyasetçi ve inanç temsilcileri, Türk devletinin işgal saldırılarına karşı tutum belirtmek ve Kurdistan Halk Savunma Güçleri’nin direnişini sahiplenmek amacıyla 8 Temmuz’da 'Zoom' ağı üzerinden kapsamlı bir konferans gerçekleştirdi.

Çalıştayda açığa çıkan sonuçlar yazılı çağrıya dönüştürüldü.

Çalıştayın sonuçları şöyle:

"Türk devleti 15.06.2024 tarihinde Kurdistan'ın güneyinde Metîna, Zap ve Avaşîn bölgelerinde kapsamlı bir operasyon başlattı. Aynı zamanda Kurdistan'ın güneyine büyük bir askeri sevkiyat yapıldı ve sevkiyat devam ediyor. Maalesef KDP yönetimi işgalci Türk ordusunun önünü resmen açmış, Türk ordusunun bulunduğu yerlerin kontrolünü tamamen Türk ordusuna devretmiştir. 25.06.2024 tarihinden itibaren Türk devletinin işgal saldırıları farklı bir aşamaya geçti. Artık ev sahibi bir güç gibi kontrol noktaları kuruyor ve halkın kimliklerini kontrol ediyor. Yani işgalciliğini gizlemiyor, açıkça belli ediyor. Bu da Türk devletinin işgal saldırılarını genişlettikçe yavaş yavaş Başûrê Kurdistan'ın topraklarını ve otoritesini ele geçirdiğini gösteriyor. Türk ordusu diğer yandan halkın tarlalarını, bahçelerini, doğasını yakıyor, köyleri bombalıyor ve birer birer boşaltıyor.

Şimdiye kadar KDP yönetimi Türk devletine yardım ederken, bir süredir Irak hükümeti de farklı bir şekilde Türk devletinin ortağı oldu. Türk devleti Irak hükümetine su ve ekonomi sözü veriyor. Irak iyi bilsin ki, AKP-MHP iktidarı neo-Osmanlı aklıyla hareket ediyor. Milliyetçi ve ırkçı bir proje olan Misak-ı Milli sınırlarını işgal etmek istiyor. Bu amacına ulaşmak için savaşı yoğunlaştırmaya, insanları birbirine düşürmeye, barış ve huzur ortamını bozmaya çalışıyor.

Şu anda Zap, Metîna, Avaşîn ve Xakurkê bölgelerinde yoğun savaşlar yaşanıyor. Gerilla güçleri işgale ve soykırıma karşı büyük bir kahramanlık ve fedakarlıkla direniyor. Bu, anlamlı ve büyük direnişi yürekten kutluyoruz. Bu büyük saldırılar sadece HPG güçlerine yönelik değil, Kürtlerin bütün kazanımlarına ve Başûrê Kurdistan’ın işgaline yöneliktir. Öncelikle Kurdistan'ın güneyi saldırıların hedefindedir. Kürt halkının kazanımlarına ve Kurdistan değerlerine saldırı yapılıyor. Ayrıca bu saldırı Irak'ın egemenliğine de yöneliktir.

Amaçları tarafımızdan biliniyor. Türk devleti, Kürtlerin ve Kurdistan'ın tüm bileşenleri (Asuri, Süryani-Keldani ve diğerleri) kendi topraklarında özgür olmasın, köle olsun ve ülkeleri de işgal altında olsun istiyor. Türk devleti yüz yıldır Türk uluslaşmasını diğer halkların yok edilmesi üzerine inşa ediyor.

Türk devleti Kürt varlığına karşıdır, Kurdistan'a karşıdır. Niyetini gizlemiyor; bunu kültürel, siyasi ve askeri eylemleriyle gösteriyor. Türk devleti saldırı ve operasyonlarında kötü bir niyetle ve planlı bir şekilde Kurdistan'ın demografisini ve ekolojisini hedef alıyor, yok ediyor.

Türk hükümeti, 2017 yılında Irak'ın Kerkûk, Xurmatû, Xaneqîn, Şengal ve diğer ilçelere yönelik saldırısında Bağdat hükümetine destek vermişti.

DAİŞ'in Kurdistan'a yönelik işgal saldırılarında, özellikle de Kobanê saldırısında Türk devleti büyük rol oynamış ve DAİŞ ile işbirliği yapmıştı.

Türk devleti, ilk günden bu yana Rojavayê Kurdistan Kantonlarına ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne karşı saldırgan bir pozisyondadır. Ayrıca Kurdistan'ın güneyinde de yüzden fazla askeri ve istihbarat üsleri kurmuş, bu üsler, halkımızın kazanımlarına karşı kullanıyor.

Şimdi de Metîna, Zap ve Avaşîn bölgesinde büyük bir saldırı başlattı. Bu büyük operasyona karşı şu ana kadar ulusal ve uluslararası düzeyde olması gerektiği gibi sesler yükselmedi ve tepkiler yetersizdir. Başta KDP yetkilileri olmak üzere Kurdistan Bölgesel Yönetimi'nin bazı yetkilileri, Türk devletiyle işbirliği yapan kişiler ve ona yakın bazı medya kuruluşları da durumu normalleştirmek ve gerçekleri çarpıtmak istiyor. Bu büyük bir tehdittir ve bu durum hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu durum normal görülmemeli, bu sessizlik kırılmalı işgale karşı büyük tepkiler açığa çıkmalıdır. Direniş güçleri tavrımızı ve dayanışmamızı görmelidir. Güçlü bir birlik ve dostlarımızın dayanışmasıyla bu saldırıları sonlandırabiliriz. Türk devleti o kadar güçlü değil, ulusal bir direnişle onların gücünü yok edebiliriz.

Öncelikle ulusal ve yurtsever bir tutumun ortaya çıkması gerekiyor. Bunun için tüm Kurdistani güçler işgale karşı pozisyon almalı ve direnişçilerin etrafında en üst düzeyde ulusal ve yurtsever bir savunma zırhı örmelidir. Birleşik tutum, uluslararası siyasi aktörlerin sessizliğini değiştirebilir."

KÜRT HALKINA VE DOSTLARINA ÇAĞRILAR

Bildirgede şu çağrılarda bulunuldu:

"1. Türk devleti, bu saldırı ve baskılarla Kurdistan halkının tüm kazanımlarını yok etmek ve Kürt halkını soykırımdan geçirmek istemektedir. Toplantı katılımcıları olarak Türk devletinin bu vahşi tutumuna karşı hassas yaklaşıyoruz, bu saldırıya tüm imkanlarımızla karşı çıkıyor ve Kurdistan Savunma Güçleri'nin yanında yerimizi alıyoruz.

2. Kurdistanlıların iç birliğinin olmaması, Kurdistan'ın kazanımlarının savunulmasını zayıflatmakta ve düşmanların önünü açmaktadır. Bu, en son Kerkûk, Xaneqîn ve Şengal’in işgalinde görüldü. Ancak iç ittifak, düşman saldırılarını kırarak zaferin önünü açıyor, ki bu Kobanê’nin savunulmasında ve zaferinde de görüldü. Toplantı, iç birliği varlık yokluk şartı olarak görüyor ve ulusal birliğin güçlendirilmesi çağrısını yineliyor.

3. Kurdistan'da ve yurt dışında Kurdistan Savunma Güçlerine güçlü destek verilmeli, Kobanê’yi savunma ruhuyla Türk devletini Başûrê Kurdistan'a yönelik işgali durdurulmalıdır. Bu amaçla bağlantılı olarak yurt içinde ve yurt dışında güçlü birliğe, ulusallığa ve yurtseverliğe dayalı bir diplomasi çalışması yapılmalıdır.

4. İçinde bulunduğumuz süreç, kitlesel soykırım saldırılarına karşı her yerde topyekun bir direniş göstermemiz, seferberlik ruhuyla hareket etmemiz gereken bir süreçtir. Toplantı, Türk devletinin işgal saldırılarına karşı Kurdistanlıları gece gündüz her türlü çalışma ve eylem ve etkinliklerde yer almaya, direniş güçlerinin yanında yer almaya ve her yerde topyekûn direnişi yükseltmeye çağırıyor.

5. Toplantı, Kurdistan Bölgesi Parlamento Başkanlığına, hükümetine, Kurdistani parti ve kurumlara ve tüm bölge halkına Türk devletinin bu işgal saldırılarına karşı çıkma ve Türk ordu güçlerini Başûrê Kurdistan’dan çıkarma çağrısında bulunmaktadır.

6. Toplantı, Irak federal devletine Türk devleti ile işbirliği yapmaması, Saddam döneminde Türkiye ile yapılan sınır geçiş anlaşmalarının iptal edilmesi, Türk devletinin Başûrê Kurdistan'ı işgal saldırısına itiraz etmesi, Irak hava sahasını Türk devletinin savaş uçakları için yasaklaması, Türk devleti güçlerinin Irak federal devleti sınırlarından çıkması için pratik tedbirler alması çağrısında bulunmaktadır.

7. Toplantı, Arap Devletler Birliği'ne, Türk devletinin Kurdistan'ın güneyindeki işgal saldırılarına karşı tavır alma ve protesto etme çağrısında bulunmaktadır.

8. Toplantı, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ilgili tüm güçleri, Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarına karşı sessiz kalmamaya ve tavır almaya çağırmaktadır.

9. Toplantı, Kürt halkının dostlarına ve genel olarak demokratik ve vicdan sahibi dünyaya çağrıda bulunuyor ve diyor ki; "Kobanê, Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê savaşlarında iyi bir tutum sergilediniz, umuyoruz ki bu tavrınızı bu savaşa karşı da sergilersiniz. Kürt halkının dayanışmanıza desteğinize ihtiyacı var."

10. Toplantı, Kurdistanlılar ve Kurdistan dostlarına Türkiye ile ekonomik işlem yapmamalarını, Türk turizmini boykot etmelerini talep etmektedir.

11. Bizler, bu toplantıda hazır bulunan kişi ve temsilciler olarak Türk devletinin işgal saldırılarına karşı  tavır alıyor ve Kurdistan Savunma Güçlerine desteğimizi yineliyor ve diyoruz ki; "Metîna, Zap ve Avaşîn alanlarını savunmak, Kurdistan’ı savunmaktır. Biz bütün imkanlarımızla bu direnişe sahip çıkacağız.  Ayrıca tüm Kurdistani partiler, örgütler, kurumlar, şahsiyetlerden ve tüm Kurdistan halkından da aynı tutumu sergilemelerini istiyoruz.”