Tişrîn tarih yazdı

Kuzey ve Doğu Suriye bileşenleri, 102 şehidin verildiği ‘Tişrîn Direnişi Destanı’yla, işgalci Türk devletinin planlarını boşa çıkararak, özgürlüğe doğru yürüyüşlerini zaferle sonuçlandırdı.

Tişrîn tarih yazdı
6 May, 2025   07:40
QAMIŞLO
 SÎMA BIROKÊ

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, dün (5 Mayıs 2025) yaptığı açıklamayla, 118 gün süren Tişrîn Barajı’ndaki nöbet direnişinin başarıyla sonuçlandığını ve sona erdiğini duyurdu. 

Halkların eylemi her ne kadar sona ermiş olsa da onların kararlı duruşları, hüzünle yoğrulmuş anları ve dünyaya umutla bakan yüzleri, yaklaşık dört ay boyunca hem insanların hafızasında hem de tarihin sayfalarında derin bir iz bıraktı.

Bizler de bölge halklarının işgale karşı gösterdiği bu direnişi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Baas rejiminin devrilişiyle birlikte, işgalci Türk devleti ve çeteleri, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını artırdı. Özellikle Minbic ve Fırat Kantonu bu saldırıların başlıca hedefleri oldu. 8 Aralık 2024’te ise Türk devleti ve çeteleri tarafından Minbic işgal edildi.

Bu saldırıların ardından tanklar, obüsler, savaş uçakları, SİHA’lar, füzeler ve havan toplarıyla Tişrîn Barajı ve Qereqozaq Köprüsü hedef alındı.

NEDEN BU BÖLGE?

Bu iki bölge, ekonomik, siyasi ve askerî açıdan büyük önem taşıyor. Qereqozaq Köprüsü, Fırat Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlayan uluslararası M4 karayolu üzerinde yer alıyor ve bölge ticareti açısından kritik bir rol oynuyor. Tişrîn Barajı ise Fırat ve Minbic Kantonu’nun büyük bir bölümünün, Halep’in bazı kesimlerinin ve Tebqa çevresinin elektrik ihtiyacını karşılıyor, ayrıca sulu tarım açısından da hayati bir kaynak olarak önem arz ediyor.

Bu özelliklerinin yanı sıra, her iki bölge de bölgenin güvenliği açısından stratejik önem taşıyor. Uzmanlara göre, bu bölgelerde hakimiyet kuran güçler, Kuzey ve Doğu Suriye’nin tamamını kontrol etme imkanına sahip olabilir.

HTŞ’nin Şam yönüne odaklandığı dönemde, Türkiye bu stratejik hesaplarla Tişrîn ve Qereqozaq bölgelerini işgal ederek Özerk Yönetimi ortadan kaldırmayı hedefledi. Türk devlet yetkilileri, yaptıkları açıklamalarda bu hedefi açıkça dile getiriyordu.

KATLİAMLAR

Türk devleti ve çeteleri, Minbic kent merkezi ve kırsalında sivillere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarla yıllardır ortak yaşam kuran halkların birliğini parçalamayı hedefleyen işgalci Türk devleti, saldırılarını daha sonra Tişrîn, Qereqozaq, Sirîn ve Kobanê kırsalına doğru genişletti.

5-10 Aralık 2024 tarihleri arasında, Minbic ve çevresinde düzenlenen saldırılarda 19 yurttaş katledildi, 4 yurttaş yaralandı. Resmi olmayan bilgilere göre katledilenlerin sayısı daha yüksek olduğu belirtiliyor.

8 Aralık 2024 ile 9 Şubat 2025 tarihleri arasında ise Eyn Îsa kırsalında 24 sivil katledildi. Kobanê kırsalı ve Sirîn kentinde aralarında gazeteciler, çocuklar, kadınlar ve bir ambulans şoförünün de bulunduğu 33 yurttaş katledildi, 12 yurttaş da yaralandı.

MEDYA YOLUYLA PSİKOLOJİK SAVAŞ

Türk devleti, kendi medya organları aracılığıyla bölgenin savunma güçlerini "terörist" gibi göstermek istedi. Aynı zamanda Kürtlerin diğer halkları yerlerinden etmek ve düşmanlık yaratmak istedikleri algısını yaymaya çalıştı. Bir yandan bölgelerin tamamının Türk devleti ve bağlı çetelerin kontrolüne geçtiği izlenimi yaratıldı, diğer yandan canlı yayınlarla halk üzerinde psikolojik baskı kuruldu.

Bununla birlikte, Kuzey ve Doğu Suriye halkları arasında fitne yaratmaya yönelik girişimler de ortaya çıktı. İç Güvenlik Güçleri kentlerde önemler aldı, bazı kantonlarda yaşanan karışıklıklar nedeniyle zaman zaman sokağa çıkma yasağı ilan etti.

SAVAŞÇILAR SALDIRILARI PÜSKÜRTTÜ

Minbic Askeri Meclisi, Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), Tişrîn Barajı ile Qereqozaq Köprüsü çevresindeki cephe hatlarında büyük bir direniş gösterdi. Kara ve hava saldırılarına karşı koyan savaşçılar, tüm saldırıları püskürttü. Çetelerin bölgeye sızma girişimleri defalarca boşa çıkarıldı. Bu gelişmeler görüntüler ve fotoğraflarla belgelendi.

HALKLARIN 118 GÜN BOYUNCA SERGİLEDİĞİ DURUŞ

İşgal saldırılarına yakından tanıklık eden halk, saldırıların en yoğun yaşandığı ve 19 Temmuz Devrimi'nde halk iradesinin bu denli güçlü bir şekilde ortaya çıkmasının kimse tarafından beklenmediği bir dönemde Kürt, Arap, Süryani-Asuri, Ermeni ve Êzidî bileşenleriyle birlikte 8 Ocak’ta Tişrîn Barajı’nda bir araya gelerek burada “Tişrîn Barajı Direnişi” adıyla bir irade ve direniş destanı yazdı.

Direnişçiler, kışın dondurucu soğuğuna rağmen, 15 Şubat’ta Önder Abdullah Öcalan’a yönelik Uluslararası Komplo’nun yıldönümünü, 8 Mart’ta Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, 15 Mart’ta Suriye halk ayaklanmasının yıl dönümünü, 21 Mart’ta Newroz Bayramı’nı ve Ramazan ayı ile bayramını barajda karşıladı. Ayrıca her Cuma günü direnişçiler, Cuma namazlarını baraj üzerinde kıldı.

8 Temmuz’dan 5 Mayıs’a kadar Fırat Kantonu’ndan 8, Tebqa, Reqa ve Dêrezor kantonlarından 7, Cizîr Kantonu’ndan ise 19 farklı grup barajdaki direniş nöbetine katıldı.

Kuzey ve Doğu Suriye halklarının baraj nöbeti, 118 gün süren direnişin ardından sona erdi.

KLİP VE ŞARKILAR

9 Şubat’ta Tişrin Barajı’na ithafen Hunergeha Welat tarafından hazırlanan, barajda kısıtlı imkanlarla çekilen “Bendava Me Ye” (Bu Baraj Bizim) adlı klip yayımlandı. Klipte, direniş nöbeti sırasında çekilen özel anlar yer aldı.

Ayrıca, Hunergeha Welat ve Mezopotamya Demokratik Kültür ve Sanat Hareketi (TEV-ÇAND) tarafından “Guje Çemê Me”, “Bendava Berxwedanê”, “Li Binxetê” ve “Bendava Lehengan” (Klibi barajda çekildi) adlı eserler yayımlandı.

Tişrin Barajı Direnişçileri Kürtçe ve Arapça türküler söyleyerek kendi halaylarını çekti.

HALK SEFERBERLİĞE DE KATILDI

Saldırılar sırasında halk, kendi kentlerinde özsavunma görevlerini üstlendi. Gece gündüz nöbetlerini tutarak mahalle ve evlerini korudu.

2 Aralık’ta (2024) Özerk Yönetim, Suriye genelinde yaşanan olaylar nedeniyle genel seferberlik ilan etti. QSD’ye destek olmak ve bu seferberliğe katılmak amacıyla şehirlerde, beldelerde, köylerde ve mahallelerde onlarca gönüllü tabur örgütlendi.

Cizîr Kantonu Özerk Yönetimi üyeleri, siyasi partiler, kadın hareketleri ve Kürt, Arap ve Süryani bileşenlerinin sivil kurumları da seferberliğe katıldı.

Bölge halkı, toplumsal, kültürel ve sanatsal eylemlerle işgale karşı direnişini ortaya koydu. Anneler de evlerinde QSD ve YPJ savaşçıları için yemek hazırlayarak destek sundu.

ŞEHİT VE YARALILAR

İşgalci Türk devletinin halka yönelik hava saldırıları sonucunda, Tişrîn Direnişi sırasında gazeteciler, siyasetçiler, yöneticiler ve sanatçıların da aralarında bulunduğu 26 yurttaş şehit oldu, en az 240 kişi yaralandı.

ÖZGÜR BASIN HAKİKATİ GÖZLER ÖNÜNE SERDİ

Bölgede yaşanan saldırıları ve gelişmeleri takip eden gazeteciler, ön cephelerde savaşçılarla birlikte hakikati duyurmaya çalıştı. Bu süreçte, 19 Aralık 2024’te ajansımız ANHA’nın muhabiri Cihan Bilgin ile gazeteci Nazım Daştan, işgalci devletin Sirin-Tişrîn Barajı yolu üzerinde gerçekleştirdiği SİHA saldırısında şehit düştü.

15 Şubat’ta ise gazeteci Egîd Roj, Tişrîn Barajı’ndaki halk direnişini takip ettiği sırada, işgalci TC’nin hava saldırısı sonucu şehit oldu. Tişrîn Barajı Direnişi sürecinde onlarca gazeteci de yaralandı.

BARAJIN YIKILMA TEHLİKESİ

Fırat Barajı’ndan sonra Tişrîn Barajı, Suriye’nin enerji üretiminde ve kapasitesi açısından en büyük ikinci barajı. Baraj gölü yaklaşık 1,9 milyar metreküp su depolayabiliyor. Yaklaşık 5 milyon kişinin faydalandığı baraj ayrıca 200 bin hektar tarım arazisine de sulama suyu kaynağı.

10 Aralık 2024’te Kuzey ve Doğu Suriye Enerji Konseyi yaptığı açıklamada, işgalci Türk devletinin hava saldırıları nedeniyle Tişrîn Barajı’nın hizmet dışı kaldığını duyurdu.

Saldırı sonucunda Kobanê, Minbic, Sirîn, Cirniyê ve Halep şehirlerinde yaşayan 400 binden fazla kişi elektriksiz kaldı; barajdaki su seviyesi tehlikeli biçimde düştü. Bu saldırılar, barajda büyük insani ve ekolojik felaket riskleri doğurdu.

Teknik ekipler 24 saat boyunca çalışarak acil önlemler aldı. Barajın çökmesini engellemek için fazla su tahliye edildi, 6 türbinden sadece bir türbin devrede bırakılarak elektrik üretimi sürdürüldü.

DİPLOMATİK ÇABALAR

Demokratik Özerk Yönetim yetkilileri, Türk devletinin işgal saldırılarına karşı bir tutum geliştirilmesi ve saldırıların son bulması amacıyla Suriye içinde ve dışında birçok temasta bulundu.

Bu çabalar sonucunda, 10 Mart’ta Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlûm Ebdî ile Şam iktidarı Başkanı Ahmed El Şera arasında 8 maddelik bir anlaşma imzalandı.

Anlaşmada; Suriye halklarının inanç ve ulusal kimliklerini eşit şekilde temsil etme, güvenlik ve kamu hizmetlerinin sağlanması, göçmenlerin güvenli geri dönüşü, nefret söylemine ve fitne yaratacak tutumlara karşı durma, ülke genelinde ateşkesin sağlanması gibi maddeler yer aldı.

Halkın nöbet eylemi ve savaşçıların tarihi direnişi sonucunda Tişrîn Barajı ve Qereqozaq Köprüsü’ne yönelik saldırılar durduruldu.

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi de 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Tişrîn Barajı’ndaki nöbet eyleminin sona erdiğini duyurdu. Açıklamada, bu sürecin bir zaferle sonuçlandığı belirtilirken, her türlü yeni tehdide karşı mücadelenin devam edeceği vurgulandı.

(rd/cj)

ANHA