Suriye’de halkların umudu Özerk Yönetim

Suriye’de tarih boyunca baskı ve ayrımcılıkla karşılaşan Ermeni halkı ve Êzidî toplumu, Demokratik Özerk Yönetim modelini bir umut olarak görüyor. Bölgedeki aydınlar, kapsayıcı bir yönetim modeli ve ulusal konferans çağrısında bulundu.

Suriye’de halkların umudu Özerk Yönetim
14 OCAK, 2025   02:40
QAMIŞLO
SILAVA EBDUREHMAN-BOTAN EREB

Suriye’deki rejimler, tarih boyunca Ermeni halkı ve Êzidî toplumu gibi özgün halkların haklarını görmezden gelmiş, onları baskı ve ayrımcılıkla karşı karşıya bırakmıştır. Ermeni ve Êzidîler, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasındaki dönemde, hatta öncesinde dahi katliam ve soykırımlara maruz kalmıştır. Baas rejimi ise iktidarı boyunca farklı etnik ve dini grupların kimliklerini tanımadığı gibi, onları en temel haklarından mahrum bırakmış ve toplumsal hiyerarşide en alt düzeyde görmüştür.

Suriye’nin geleceği ve özgün halkların durumu üzerine değerlendirmelerde bulunan aydınlar, çözüm önerilerini ajansımıza anlattı.

‘ÖZERK YÖNETİM MODELİNİN SURİYE’NİN GENELİNDE HAYATA GEÇİRİLMELİDİR’

Ermeni Toplumsal Meclisi Kültür, Sanat ve Eğitim Komitesi Yönetimi ve özgün halklar tarihi araştırmacısı Hena Somî, Suriye’nin mevcut durumunu “tek renkli ve karanlık” olarak tanımlarken, Kuzey ve Doğu Suriye’deki bileşenlerin bir arada yarattığı çok renkliliğe dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Bölgedeki Kürtler, Süryaniler, Araplar, Asuriler, Çeçenler ve diğer bileşenler, bu güzel renklerden birlikte kutsal bir senfoni oluşturdular. Bu başarı, Toplumsal Sözleşme’de, tüm etnik grup, mezhep ve dinlerin haklarını tanıyan Özerk Yönetim sayesinde gerçekleşti. Özerk Yönetim, halkların ve mezheplerin haklarını koruyarak onlara mücadele edebilecekleri bir alternatif yaşam sundu.”

Bölge halklarının Demokratik Ulus ve kardeşlik çatısı alıntında mücadele ettiğini vurgulayan Hena Somî, “Tüm bileşenler, tek çatı yani Demokratik Ulus ve kardeşlik çatısı altında kendilerini koruma temelinde mücadele etti ve “ben” iddiasında olan herkese karşı başarı sağladı. Güzel ve kutsal olan “biz” kavramı, bireyci, partici, ulusalcı ve fundamentalist anlayışı esas alan “bencillik” kavramına galip geldi.” diye belirtti.

Demokratik Özerk Yönetim modelinin Suriye’nin geneline yayılması gerektiğine işaret eden Somî, bu yönetim modelinin, barış ve güven içinde yaşamak ve her türlü savaş ve katletmenin sona ermesini isteyen tüm Suriyelilerin arzusu olduğunu kaydetti.

Yeni Suriye için ulusal konferans düzenlenmesi çabalarına da değinen Somî, "Konferans Suriye topraklarında yapılmalı. Çünkü herkes burada. Konferansa katılmak QSD'nin hakkıdır çünkü ülkedeki tüm bileşenleri kapsayan, hedefleri olan ve karanlık düşünce sahibi DAIŞ’i yenen tek güçtür. Özerk Yönetim tüm farklılıkları kabul eden bir model sunuyor ve bu, ahlaki değerlerin ve kutsal bir anlayışın göstergesidir" sözlerini ekledi.

‘ÖZERK YÖNETİM TÜM BİLEŞENLERİN HAKLARINI KORUDU’

Cizre Kantonu Êzidîler Evi Eş Başkanı ve Suriye Êzidîler Birliği Meclisi üyesi Îsmaîl Delf, Demokratik Özerk Yönetim’in kurulduğu günden bu yana hiçbir bileşeni dışlamadan tüm etnik ve dini toplulukların haklarını korumaya çalıştığını belirterek Özerk Yönetim’in başarılarını şu sözlerle özetledi:

““Bölgelerimizi Suriye’nin diğer bölgeleriyle kıyasladığımızda, Özerk Yönetim projesinin en güvenli ve en başarılı model olduğunu görüyoruz. Bu proje, sadece halkların güvenliğini sağlamakla kalmadı, aynı zamanda yıkımların da önüne geçti. Dahası, idari ve askeri açıdan kendi kendini yönetmeyi başardı. 10 yılı aşkın bir süredir Fransa, İngiltere ve Rusya gibi birçok ülkede çeşitli konferanslar düzenlendi ancak bunların hiçbirinden Suriye halklarının yararına somut ve olumlu bir sonuç çıkmadı. Tüm bileşenlerin temsil edilmediği, plansız ve yetersiz konferanslardan önemli ve olumlu sonuçlar elde etmek zordur."

Baas rejiminin yıkılmasının ardından Êzidîlerin umutlarına da değinen Delf, şu ifadeleri kullandı:

"Baas rejiminin yıkılmasından sonra düzenlenecek konferansların, Suriye halklarının çıkarlarını temel alarak yapılmasını umuyoruz. Bu konferanslara, bu toprakların gerçek sahipleri ve davaların savunucuları katılmalıdır. Çoğu zaman konferanslara katılanlar, Suriye halklarının yaşadığı acılardan bihaber kişiler oluyor. Oysa halkların mücadelesini veren ve onları savunan kişiler bu toplantılara dahil olduğunda, mutlaka sesimizi oraya taşıyacak ve haklarımızı koruyacaklardır. Böylece, bu tür konferanslardan somut sonuçlar alınabilir."

Delf, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Êzidî toplumunun rolü her açıdan etkili oldu. Özerk Yönetim'de ve askeri güçlerde yer aldılar, bu uğurda şehitler verdiler. Dolayısıyla, Suriye’nin geleceğiyle ilgili alınacak kararlarda da mutlaka yer almalılar. Bizim talebimiz, Suriye’deki diğer halkların taleplerinden farklı değil. Yeni Suriye’yi yönetecek yeni yönetimin tüm topluma hizmet edecek değişikliklere öncülük etmesini umuyoruz. ”

(mab-rd)