‘Suriye sahilindeki durum ‘çatışma’ değil ‘soykırım’’

Suriye’de savaşın gerçek yüzü bir kez daha sahil kentlerinde ortaya çıktı. Son raporlar, dört binden fazla sivilin katledildiğini ortaya koyarken, uluslararası toplumun sessizliği tepkilere neden olmaya devam ediyor. Suriye Bileşenleri Meclisi üyesi “Bu bir çatışma değil, bir soykırım” diyerek uyarıda bulundu.

‘Suriye sahilindeki durum ‘çatışma’ değil ‘soykırım’’
5 Jul, 2025   05:00
HABER MERKEZİ
GÎVARA ŞÊX NÛR

Suriye sahilinde son dönemde ardı ardına gelen katliam haberleri ve insan hakları ihlalleri, uluslararası kamuoyunun sessizliğini ve bölgedeki siyasi dengeleri yeniden tartışmaya açtı. Tanık ifadeleri, insan hakları kuruluşlarının raporları ve medya kaynakları, Suriye’deki iç savaşın başlangıcından bu yana yaşanan en kanlı ve korkunç olaylardan birine işaret ediyor. Ancak yaşanan tüm bu trajediler, hâlâ cezasızlık ve adaletsizlik gölgesinde kalmaya devam ediyor.

‘BU BİR ÇATIŞMA DEĞİL, SOYKIRIM’

Mannheim Konferansı Koordinasyon Komitesi Üyesi ve Suriye Bileşenleri Konseyi Üyesi Mazin Mihemed, bölgedeki gelişmelere ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Mihemed, Suriye sahilinde yaşananları “çatışma” ya da “olay” olarak tanımlamanın gerçekleri örtbas etmek anlamına geldiğini vurgularken, yaşananların açıkça “toplu katliam” ve “soykırım” niteliğinde olduğunu belirtti.

Resmi verilere göre şu ana kadar dört binden fazla insanın katledildiğini ifade eden Mihemed, kayıtlara geçmeyen çok sayıda vaka bulunduğuna dikkat çekti.

ULUSLARARASI SESSIZLIK VE BÖLGESEL İŞ BIRLIĞI

Mihemed, uluslararası toplumun sessizliğinin bilinçli bir tercih olduğunu belirtti. Batılı ülkelerin, “cihatçı gruplar dosyasının” yeniden gündeme gelmesinden endişe ettiği için Suriye Geçiş Hükümeti’ni koruyan bir yaklaşım benimsediğini ifade etti.

Ayrıca Mihemed, başta işgalci Türk devleti olmak üzere bazı bölgesel aktörlerin de bu ihlallerin üzerini örtmede rol oynadığını vurguladı.

AVRUPA’DAN YAPTIRIMLAR VE YARGI SÜRECI

Her şeye rağmen bazı Avrupa ülkelerinde hesap sorma çabalarının başladığını belirten Mihemed, Avrupa Birliği’nin çete olan ‘Mihemed Hisên El Casim (Ebû Emşe)’ ve ‘Sêfedîn Bolad (Ebû Bekir)’ gibi isimlere yönelik yaptırımlar uyguladığını, bunun olumlu bir adım olsa da yetersiz kaldığını dile getirdi.

Fransa ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde açılan davalara da dikkat çeken Mihemed, Almanya’da da Suriye bağlantılı gruplara yönelik hukuki süreçlerin başlatıldığını hatırlattı. Ayrıca “Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun da önümüzdeki günlerde kapsamlı bir rapor sunması bekleniyor, belki o rapor adalet sürecin başlangıcı olur” dedi.

‘İHLALLER DERİNLEŞİYOR, İNSANİ KRİZ BÜYÜYOR’

Mihemed, sessiz kalmanın ihlalleri daha da derinleştirdiğini vurgulayarak, bölgede toplu cezalandırmaların sürdüğünü ve insanların işlerinden uzaklaştırıldığını, maaşlarının kesildiğini belirtti. Bu durumun, insan hakları krizini daha da derinleştirdiğine işaret etti.

Özellikle Hama ve Humus bölgelerinde insani durumun kritik seviyelere ulaştığını kaydeden Mihemed, acil yardım çağrısında bulundu.

ULUSLARARASI SORUŞTURMA KOMİSYONU’NDAN BEKLENEN ADIM

Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun çalışmalarını sürdürdüğünü ve ön raporunun geçtiğimiz ay kamuoyuna sunulduğunu hatırlatan Mihemed, söz konusu raporun Reuters gibi uluslararası haber ajanslarında da yer bulduğunu belirtti.

Komisyonun hâlen Suriye içinde ve komşu ülkelerde tanık ifadeleri topladığını ifade eden Mihemed, Temmuz ayında yayımlanacak nihai raporun hesap verebilirlik süreci için kritik bir dönemeç olacağını söyledi.

‘ADALET, SURIYE’NİN GELECEĞI İÇİN ZORUNLULUKTUR’

Mazin Mihemed, cezasızlık politikasının sadece mevcut ihlalleri artırmakla kalmayıp, Suriye’nin geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. Uluslararası toplumun failleri yargılamadığı sürece, Suriye’de ne adaletin sağlanabileceğini ne de toplumun korunabileceğini belirtti.

Mihemed, “Adalet sadece kurbanların hakkı değil, aynı zamanda Suriye’nin sosyal dokusunun korunması ve gelecekteki felaketlerin önlenmesi için de zorunluluktur” diyerek çağrısını yineledi.

(rd)