Serêkaniyeli göçmenler: Toprağımıza dönmek istiyoruz

“Biz sadece toprağımızı istiyoruz” diyen Serêkaniyêli göçmenler, altı yıldır çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Göçmenler, ‘güvenli ve onurlu bir dönüş’ talebinde bulunuyor.

Serêkaniyeli göçmenler: Toprağımıza dönmek istiyoruz
24 Jun, 2025   04:22
HESEKÊ
BILIND HACÎ

Yakıcı sıcakların etkisini artırdığı bu günlerde, temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasındaki zorluklar, Hesekê’nin batısındaki Waşokanî Kampı’nda yaşayan binlerce göçmenin yaşamını daha da zorlaştırıyor. Serêkaniyê kenti ve kırsalından gelen göçmenler, altı yıldır çadırlarda sürdürdükleri yaşamı ne fiziksel ne de duygusal olarak “ev” olarak kabul etmiyor. Çadırlar, zamanla acıların biriktiği sandıklara, umutsuz bir bekleyişe ve kapanmayan bir yaraya dönüşmüş durumda.

Kampa dair en güçlü talep ise açık: Geri dönüş. Bu talep, yalnızca bir umut değil; aynı zamanda göçmenlerin yüreklerinden yükselen bir çığlık niteliğinde.

TEMEL İHTİYAÇLAR KARŞILANAMIYOR

Waşokanî Kampı, 2019 yılında işgalci Türk devletinin Serêkaniyê’ye yönelik saldırısının ardından kuruldu. Ancak aradan geçen yıllara rağmen kampta elektrik, su ve altyapı gibi en temel hizmetler hâlâ sağlanamıyor. İnsani yardımlar ise nadiren dağıtılıyor.

‘SADECE TOPRAĞIMI İSTİYORUM’

Serêkaniyê kırsalından göç eden 50 yaşındaki Fatme Xalid, üzgün ve öfkeli bir ifadeyle duygularını şöyle dile getirdi:

“Yolları açmıyorlar. Gitsek bile zindanlara atılacağız. Biz sadece malımızı, toprağımızı istiyoruz. Artık çok yorulduk. Bu kampta yaşamak için gücüm kalmadı. Ne su var ne elektrik. Yardımlar da yeterli değil.”

Fatme Xalid, sözlerine aynı kararlılıkla devam etti:

“Yolumuzu açsınlar. Evlerimiz, topraklarımız var. Yıkılmış olsa bile yeniden inşa ederiz. Dönüşümüzü çeteler engelliyor. Geri dönenleri tutuklayıp sebepsiz yere işkence ediyorlar. Bizim tek isteğimiz güvenli ve onurlu bir geri dönüş.”

‘13 KİŞİ BİR ÇADIRDA YAŞIYORUZ’

50 yaşındaki Hisên El Dahir ise geçmişteki yaşamını hatırlatarak yaşadığı zorluğu anlattı. El Dahir, “Eskiden onurlu, başı dik yaşıyordum. Projelerim, tarlam vardı. Gözüm kimsede değildi. Şimdi ise 13 kişi bir çadırda yaşıyoruz. Çektiğimiz zorlukları ifade edemem” dedi.

Sadece güvenli bir geri dönüş istediklerini vurgulayan El Dahir, “Durum sakinleşmeden dönemeyiz. Gerçek güvenlik garantileri olmadan bu mümkün değil. Bu nedenle uluslararası kuruluşlara ve ilgili taraflara bize güvenli bir alan sağlamalarını ve mayın gibi tehlikeleri ortadan kaldırmaları çağrısında bulunuyoruz.”

‘EVİMDE VE TOPRAĞIMDA HUZURLA YAŞAMAK İSTİYORUM’

Yaşı ilerlemiş olan Mensûr Şêxmûs ise, “Kalan ömrümü evimde, tarlamda huzur ve güven içinde geçirmek istiyorum. Her şeyimiz vardı: Ağaç, su, projeler… Onurlu bir yaşam sürüyorduk” diyerek toprağına olan özlemini ifade etti.

Şêxmûs konuşmasının sonunda, “Suçumuz neydi? Neden üzerimize bombalar yağdırdılar? Neden bizi topraklarımızdan sürdüler? Tüm dünya devletleri bu duruma ortak oluyor. Neden Bize bu düşmanlık yapılıyor? Çocuklarımızı katlettiler, bizi göçerttiler. İnsanlıkları nerede? İnançları, vicdanları nerede?” sorularını sorarak halkın yaşadığı trajediye dikkat çekti.

(df)

ANHA