Şar Araştırma Merkezi: Kürtler bölgeyi demokratikleştiriyor

Şar Araştırma Merkezi, Önder Abdullah Öcalan’ın tarihi çağrısına ilişkin bir rapor yayımladı. Raporda, Önder Abdullah Öcalan’ın attığı adımın, bir adım ileriye taşınması ve Kürt sorunun çözülmesi durumunda, Kürt halkının tüm bölgeyi demokratikleştirecek güce ulaşacağı vurgulandı.

Şar Araştırma Merkezi: Kürtler bölgeyi demokratikleştiriyor
28 Mar, 2025   19:47
HABER MERKEZİ

Önder Abdullah Öcalan’ın ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı, 27 Şubat’ta DEM Parti İmralı Heyeti tarafından dünya kamuoyuyla paylaşılmıştı. Kurdistan ve dünya genelinde büyük yankı uyandıran bu çağrı, birçok insan, kurum ve parti tarafından tarihi olarak nitelendirildi.

Shar Press Haber Ajansı’na bağlı Şar Araştırma Merkezi de bu kapsamda, Önder Abdullah Öcalan’ın Kürt ve Ortadoğu sorununu çözme ve bölgeyi demokratikleştirme yönündeki çağrısına ilişkin bir rapor yayımladı.

Raporda, Önder Abdullah Öcalan’ın mesajının 27 Şubat2ta DEM Parti heyeti tarafından paylaşılmasından bu yana çeşitli biçim ve yöntemlerle uluslararası ve yerel medya kuruluşları ile basının gündeminde ön planda tutulduğu belirtilerek, “Bu çağrı, Türkiye ve Bakûrê Kurdistan’daki Kürt sorununun çözüm umudunu bir kez daha dünya gündemine taşımıştır” denildi.

Bu adımla ilgili hala belirsiz yönler olduğu ve herkesin bunu kendi bakış açısına ve anlayışına göre yorumladığı ifade edilen raporda, şöyle devam edildi: “Her güç ve taraf konuyu kendi anlayışına göre yorumluyor. Özellikle de Türk devletinin özel savaşı, bu süreci kendi zaferiyle sonuçlandırmak ve ‘terörün sona erdirilmesi’ adı altında ucuz zaferler kazanmak istemektedir.”

Devlet Bahçeli’nin tutumuna da değinilen açıklamada, “Devlet Bahçeli’nin değişiminin temel sebeplerinden biri, Türk devletinin yaklaşık 40-50 yıldır Kürt halkına ve özellikle PKK’ye karşı yürüttüğü kör savaşın artık açık bir gerçek haline gelmiş olmasıdır. Savaş ve baskılarla Kürt halkını ve onun öncü hareketini bitiremeyeceğini görmüştür. Derin krizler içinde olan Türk devletinin mevcut durumu, ‘hasta adam’ olarak nitelenen Osmanlı devletinin çöküş dönemine benzemektedir” vurgusu yapıldı.

İç ve dış güçlerin yaklaşımlarını da tartışmaya açan rapor, şu ifadelerle devam ediyor: “Çağrının duyurulmasıyla birlikte uluslararası birçok güç ve ülke çağrıyı destekledi ve olumlu değerlendirdi. Çağrı, barış ve Kürt sorununa çözüm umudu olarak ifade edildi. Bu ülkeler çağrıyı desteklemiş olsa da bu ülkelerin bazılarının kendi gizli ajandaları da var. Bu aynı zamanda tarihi, ideolojik, politik, ekonomik ve çok yönlü çıkarlardan da kaynaklanıyor. Bu ülkelerin birçoğunun Kürt sorununun çözülmesinde ve derinleşmesinde de rolü var.”

Raporda, ayrıca Önder Abdullah Öcalan’ın, 1993’ten günümüze barış süreçlerine ve Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi yolundaki çabalarına da dikkat çekildi.

Önder Abdullah Öcalan’ın bölge, Ortadoğu ve dünya için güçlü vizyonlarına da işaret edilen raporda, “Önder Abdullah Öcalan bölgedeki, Türkiye’deki ve Kurdistan’daki mevcut durum ile Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu derinlemesine görmüştür. Bu temelde de, bu çağrıyı yapmış ve bu dönemin tarihi sorumluluğunu üstlenmiştir. Bu çağrıyla Kürt sorununu çözmeyi ve Türkiye ile Ortadoğu’yu demokratikleştirmek gibi birçok hedefe ulaşmak istemektedir” denildi.

Şar Araştırma Merkezi, Kürt sorunun artık bölgesel bir tıkanıklık yaşadığını belirterek şunları ifade etti: “Bu nedenle Sayın Öcalan Kürt sorununa son vermek, mevcut savaş halini ve kökleşmiş sorunu Kürt-Türk kardeşliği temelinde bir çözüme dönüştürmek istiyor. Bu da ancak çatışmanın sona erdirilmesi ve Kürt sorununun çözümüyle mümkün olabilir. Bu aynı zamanda Kürt davasının ve hareketinin bir savaş alanından hukuki ve siyasal bir alana dönüştürülmesi anlamına geliyor. Bu, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da PKK yerine siyasal, sivil ve demokratik mücadele biçimine dayalı siyasal-hukuksal bir örgütlenmenin kurulması anlamına gelmektedir. Bir yandan da yetkililerin bölgesel istikrarı bozmak ve saldırılar düzenlemek için her zaman kullandıkları ‘terörizm’ ve ‘ayrılıkçılık’ bahaneleri ortadan kaldırılıyor. Öte yandan Türkiye’nin demokratikleşmesinin koşulları açılacak, Türkiye’nin ‘terör’ ve Kürt sorunu adı altında komşu ülkelere saldırı ve müdahalesi mümkün olmayacaktır. Kürt sorunu bir kez daha güç sahiplerinin elinden alınacak ve pazarlık konusu yapılacaktır. Bu nedenle PKK ‘terör listesine’ alındı.”

Raporda, çağrıyla hedeflenen bir diğer durumun da Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki Kürt sorununun çözümünün yanı sıra, Türkiye’nin diğer bölgelerinde ve Kuzey Kürdistan’da da Kürt sorununun çözümünün önünü açmak olduğu belirtildi. Bu durumun Suriye, Irak ve İran devletlerinin de işine yarayacağı ve onların yurt dışındaki konumlarını güçlendireceğine dikkat çekildi.

Rapor, şu ifadelerle tamamlanıyor: “Eğer bu girişim başarıya ulaşırsa ve Kürt sorunu çözülürse, Kürt halkı tüm bölgeyi demokrasiye götürecek güç haline gelecektir. Çünkü bu durumda Sykes-Picot ve Lozan çılgınlığı da son bulacaktır. Bu adım başarısız olursa ve Türk devleti aldatmacasında ısrar ederse, Kürt halkı ve hareketi, Türkiye’yi yok etmek ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ve bölgenin haritasını yeniden çizmek isteyen güçlerle birleşmek zorunda kalacaktır.”

rojnews