Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 

Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayında bir araya gelen ekonomik, ekolojik, sosyal ve diplomatik alanda araştırmaları olan kadınlar, su sorunu, kadın ve su ilişkisi ve çözüm yollarını tartışıyor.

Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
Qamişlo’da ‘Nehirlerin izinde kadın adımları’ çalıştayı 
2 May, 2024   13:20
HABER MERKEZİ

Ekolojik Kadın Platformu ve Rojava Üniversitesi Jineoloji Bölümü tarafından Qamişlo’daki Rojava Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştay “Özgür Su, Özgür Yaşam” şiarıyla başladı. 

Ekonomik, diplomasi, ekoloji ve sosyal alanda faaliyet yürüten Cizre Kantonu’ndaki kadınlar ile Kongra Star üyeleri ve Jinwar köyünden çok sayıda kadın katılıyor.

EKOLOJİK SORUNLAR VE JİNEOLOJİ BAKIŞI

Saygı duruşuyla başlayan çalıştay, Jineoloji Bölümü Öğretmeni Zozan Mihemed'in "Jineoloji bakışıyla ekolojik sorunlar” konulu semineri ile devam etti.

Özellikle de dünya savaşlarından sonra ekoloji ve çevre sorununun arttığını, fazla kazanç uğruna çevreye büyük haksızlıkların yapıldığını anlatan Zozan Mihemed, kadın üzerinden kaldırılacak egemenliğin ekoloji üzerindeki egemenliğin de sonu olacağını belirtti.

Doğal toplumun temel ölçülerinin denge, uyum, bütünleşme olduğunu vurgulayan Zozan Mihemed, “Her şey birbiriyle bağlantılı, insanların doğaya yabancılaşması dengeyi bozuyor. Yabancılaşmanın temel sebebi de iktidarcı sitemdir. Nasıl ki kadınlara yönelik bir iktidar yaklaşımı varsa aynı şekilde doğaya da bu yaklaşım var.  Kapitalist sistem her şeyi kendi hakimiyetine almış durumda. Ortadoğu’da insanlar topraklarından uzaklaşıyor ve başka canlılara el atıyor, artık bu denge bozuluyor.  Ekolojik sorunlar, doğanın hakikatini karalamanın bir sonucu olarak doğuyor. Doğanın öldüğünü söylüyorlar, insan her şeyin merkezi olarak görülüyor” dedi.

Demokrasi, ekoloji ve kadın özgürlüğü temelindeki paradigmanın çözüm yoluna götürdüğünün altını çizen Zozan Mihemed konuşmasının devamında, “Ekolojik sorunların çözümü, eko-ekonomiyi, toplumsal ekolojiyi geliştirmek, insan ve doğa arasındaki ilişkiyi iyileştirmek, işgal ve sömürüye karşı mücadele etmekten geçiyor” dedi.

‘KADIN VE SU İLİŞKİSİ’

Kadın Ekoloji Platformu Üyesi ve Cizîr Kantonu Belediyeler Meclisi Eş Başkan Yardımcısı Bêrîvan Omer tarafından verilen Çalıştayın ‘Kadın ve Su İlişkisi’ başlıklı ikinci seminerinde, dünyadaki huzurun kadınların öncülüğünde sağlandığı ancak egemen sistemler tarafından en büyük baskının da kadınlara uygulandığı belirtildi.

Mitolojiye göre kadınlar, su baskınlarını önlemek için 'kurban' olarak nehirlere atıldığını söyleyen Omer, bu uygulamanın Nil Nehri'nde gerçekleştiğini ifade etti. Kadınların suya benzetilmesinin nedeninin ise suyun duruluğu, dönüşebilirliği, temizliği ve yaşam verici özelliği olduğunu belirtti. Hindistan'daki Ganj Nehri, Ürdün'deki Şerîa Nehri ve Rojhilatê Kurdistan’daki Anahîta Nehri gibi nehirlerin tanrıçaların adını aldığını dile getirdi.

Bêrîvan Omer, "İnsanlık, kadınların öncülüğünde nehirlerin kenarında gelişti, ancak egemen erkek zihniyeti giderek daha çok zor kullandı. Mitolojiye göre kadınlar, su baskınlarını önlemek için ‘kurban’ olarak nehirlere atılırdı. Bu durum Nil Nehri'nde gerçekleşmişti. Mitolojide kadın suya benzetilir; çünkü durudur, arınır dönüşür, temizdir ve yaşam verir. Hindistan'daki Ganj Nehri, Ürdün'deki Şerîa Nehri ve Rojhilatê Kurdistan’daki Anahîta Nehri, tanrıçaların adını almıştır. Birçok insan günahlarının bağışlanması için bu nehirlerde yıkanıyor" dedi.

Kadının suyla olan bağının çok eski zamanlara dayandığını ve kadınlara uygulanan baskıların suyun da baskı altında olduğu anlamına geldiğini belirten Berîvan, "Şu anda Kuzey ve Doğu Suriye'de nehirler ölüyor. Xabur Nehri de bunlardan biri, nehirlerin korunmaya ve yaşatılmaya ihtiyacı var. Yaşamın kadınların elinde olduğu çağlarda hepsi sağlıklı bir şekilde akıyordu, ancak egemen sistemlerin etkisiyle bu nehirler yavaş yavaş kuruyor" diye konuştu.

`NEHİR İZLERİ-CEQCEQ’

 Berlin Özgür Üniversitesi'nden (Freie Universitat-Berlin) Araştırmacı Şermîn Guven tarafından online olarak verilen çalıştayın ‘Nehirlerin İzi-Ceq-Ceq’ başlıklı üçüncü seminerinde, nehirlerin ekolojinin önemli bir parçası olduğu ve korunması gerektiği vurgulandı.

Kötü kullanımın nehirler üzerindeki etkisine ve örnek olarak Mardin'in Nusaybin ilçesinden gelen ve Qamışlo'dan geçen Ceqceq Nehri'ne dikkat çeken Araştırmacı Şermîn Guven, Ceqceq nehrinin suyunun aslında berrak olduğunu ancak işgalcilerin uygulamaları nedeniyle artık bulanıklaştığını kaydetti.

Ceqceq nehri kenarında evleri bulunan yurttaşların görüşlerinin de izletildiği seminerde, yurttaşlar, nehrin kirlenmesi sonucu birçok kadının hastalandığını, çocuk sahibi olamadığını ve bazı doğan çocukların hastalıklarla dünyaya geldiğini ifade etti.

Rojava Üniversitesi Kimya Bölümü öğrencileri Yasmîn Casim ve Hemdiye Ömer de kimyasal maddelerin nehirlerde büyük bir değişime yol açtığını ve nehirlerin kirlendiğini, canlıları olumsuz yönde etkilediğini belirtti.

Öğrenciler, kanalizasyon suyuyla tarım yapıldığında hastalıkların arttığını ve kullanılmaması gerektiğini belirttiler. Öğrenciler, kanalizasyon suyunun tarımda kullanılmasının hastalıkların artmasına neden olduğunu ve bu suyun kullanılmaması gerektiğini vurguladılar.

Çalıştay, "Kadınların Tanıklığıyla Rojava Nehirleri Deneyimi” ve “İçme Suyu Sorunularının Topluma Etkisi’ ve ‘Tarımsal Yöntemlerin Suya Etkisi’ başlıklı seminerleriyle devam ediyor.

(mab-rd)