Önder Abdullah Öcalan: Kadın devrimi gül devrimidir

“Kadınla benim bütünlüğüm alnımdan, beynimden bir bütünlüktür” ifadeleriyle kadın özgürlüğü için yürüttüğü mücadeleye dikkat çeken Önder Abdullah Öcalan şunları belirtiyor: “Kadın baharlaşması, kadın baharına doğru sert kışa ve kara karşı çiçeklenme, kadın özgürlük hareketinin çiçeklenmesi gerçekleşmektedir. Ben, kadınla yüreğim ve aklımla ilişkilendim.  Kimliğim budur, formasyonum budur, kadına bakışım budur.”

Önder Abdullah Öcalan: Kadın devrimi gül devrimidir
1 Mar, 2024   03:52
HABER MERKEZİ

Önder Abdullah Öcalan İmralı Ada zindanında farklı tarihlerde avukat ve heyetlerle gerçekleştirdiği görüşmelerde, kadın mücadelesine yönelik kimi değerlendirmelerini ve yolladığı mesajları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle derledik. 

Önder Abdullah Öcalan’ın değerlendirmeleri ve mesajları;

BÜTÜN GÜNLERİN ÖZGÜR KADINLI OLMASI YAŞAMIN VAZGEÇİLMEZ BİR KOŞULUDUR

Her şeyden önce, yalnız bir 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olmasını yadırgıyorum. Bütün günlerin kadınlı, özgür kadınlı olması yaşamın vazgeçilmez bir koşuludur. Ama bu 8 Mart gerçeği bile şunu çok açıkça gösteriyor ki, yaşamda kadın yoktur. Sadece böylesi bir günde anılmaya değer gibi yaklaşılması, kölelik boyutunun derinliğini göstermektedir. Benim için giderek yoğunlaştığım bir çalışma alanıdır. Savaştan bağımsız görmüyorum. Hatta devrimlerin tümünde olduğu gibi, günümüz devrimlerinin ve özellikle Kürdistan Devrimi’nin başarması gereken en temel konusu; kadın etrafındaki yaşamı çözme işidir. En gelişkin savaş sorunlarından tutalım, barışa ve onun özgür temeldeki gelişimine kadar işlerin odağında yer almaktadır.

BÜTÜN GÜNLERİ “8 MARTLAR” GİBİ ELE ALMAK GEREKİR

Alışılageldiği gibi, “8 Mart, dünya kadınlığı açısından ne anlama gelebilir” diye bir soru sorulduğunda; verilecek cevap; derinleşmiş bir köleliğin hatırlanması-anılması, çok sembolik ve hatta bana göre biraz da gayri-ciddi bir önemin verilmesi anlamına gelir. Neden bir gün kadın günü oluyor? Yaşamın vazgeçilmez bir öğesi neden bir günde anılmaya değiyor? Ve buna anneler günü gibi bir günde hediye ediliyor. Bunlar bana göre samimiyetsizliğin ifadesidir, bunu aşmak gerekir. Bütün günleri “8 Martlar” gibi geliştirmek, ele almak gerekir.

KADINLI DEVRİMİ BİZ BÜYÜK BİR ÇABA HALİNDE SÜRDÜRMEKTEYİZ

Kürdistan boyutuyla bizim bugün için söyleyeceğimiz fazla bir şey yok. Kadınlı devrimi biz büyük bir çaba halinde sürdürmekteyiz. Her gün 8 Mart’ın klasik anılmasının da çok üstünde geçmektedir. Hatta bizde işler öyle bir hal almış ki, bu konuda aşama yapamayan bir kadın veya erkeğin pek yaşama hakkını bulacağını da sanmıyorum. Sadece Kürdistan halkı için de değil, uluslararası düzeye yönelik tutum belirlemek isteyen güçler, özellikle kadınlar bu süreci anlamak istiyorlar. Sanırım bu tartışmalarımızda biraz bunu açıklığa kavuşturacağım.

SORUNU ÇOK DAHA DERİN VE ÇOK GENEL ELE ALIYORUM

Kadın ilgisinin giderek gelişeceği kanaatindeyim. Bunun esas nedeni, erkek egemenlikli bir dünyanın geçerliğini eskiyi de aratmayacak bir biçimde sürdürmedeki ısrarıdır. Hatta erkek egemenlikli ideoloji, onun yaşama yansıtılışı, kadın sorununu daha da ağırlaştırmıştır. Özellikle son dönem 20. YY. devrimlerinde kadın açısından bazı açılımlar olmuşsa da tam çözüme gidilememiştir. Hatta reel sosyalizmin gerçekleştiği, resmileştiği ülkelerde bile bunun kadın devrimine taşırılmadığı, klasik yaşam ölçülerinin en benim diyen sosyalist önder kişiliklerde bile sürdürüldüğü açıkça ortada. Bana gelince, benim bunu biraz daha değişik ele aldığım ve sorunu çok daha derin ve çok genel (evrensel) ele aldığım doğrudur.

BENİM İÇİN BİR FELSEFE VE MORAL ÇALIŞMASIDIR

Ben burada salt bir Ulusal Kurtuluş Devriminin ihtiyaçlarını göz önüne getirerek bir kadın çözümlemesi yapmıyorum. Hatta güncel dönemi kurtarmak açısından “nüfusun yarısıdır, onlarsız devrim olmaz” gibi dar bir anlayış içerisinde de değilim. Daha köklü uğraşıyorum. Benim için bir felsefe ve moral çalışmasıdır bu. Kendi sosyalist anlayışımı gerçekleştirmem için, bunu çözmem gerekiyor. Bir erkek kişiliği olarak, halen yaşam arayışı içindeyim. “Kadınlı yaşam nasıl olmalı, genelde yaşam nasıl olmalı” sorusunu sorarken, “kadınlı yaşam nasıl olmalı” sorusu benim için halen üzerinde yoğunlaşması gereken bir sorudur.

KADIN DEVRİMİNİ DERİNLEŞTİRMEMİZ GEREKİYOR

Yaşamın her alanını ilgilendiren bu soruna geleneksel düzen yaklaşımlarının çok ötesinde, ideolojik olmaktan tutalım pratik birlikteliklere, evliliğin bile yeniden sorgulanmasına kadar her boyutta yeni yaklaşımlara ihtiyaç olduğu kanısındayım. Bu yönlü yaklaşımlarım dikkat edilirse, çok evrensel bir yaklaşımdır. Salt ulusal kadın kitlesiyle ilgili değildir. Bu yönlü uluslararası alanda da ilgi gelişmektedir. Bu yönlü gelişecek bir sosyalizm anlayışı, şüphesiz kadını çok daha fazla gündemleştirecektir. Kadın sorunu salt cins boyutlarında,  -örgüt boyutlarında değil-  toplumun tüm alanlarında “nasıl olmalı” biçiminde sorgulanacaktır. Ve cevaplar geliştikçe görülecektir ki esasta savaş ve barış bir kadın sorunudur. Kadın iradesi, kadın kişiliği gündeme girmedikçe, salt erkek egemenlikli anlayışlara dayalı çözümlerin, ne savaşı, ne barışı tek başına halledemeyeceği anlaşılacaktır. Dolayısıyla önümüzdeki dönem devrimlerinin hatta 21.YY devrimlerinin savaşların da ve onların ardından gelişecek barış süreçlerinin de sağlıklı kılınabilmesi için kadın devrimini derinleştirmemiz gerekiyor. Sanırım ilginin esas nedeni budur.

KADINLA ONURLU YAŞAMIN BÜYÜK BİLGELİK GEREKTİRDİĞİNİ HİÇ UNUTMAMAK GEREKİR

Kadınsız yaşamın olamayacağı bir gerçek olmakla birlikte bu denli düşürülmüş bir kadınla onurlu, anlamlı bir yaşamın paylaşılamayacağı da açıktır. Mevcut kadınlı yaşam, gırtlağına kadar herkesin, genelin en alçaltıcı köleliğe gömüldüğü bir tarz olduğunu bilerek, hissederek çözümleyici ve eylemsel olmak; yaşamın kurtuluşunun doğru yolu olmaktadır. Kadınla anlamlı ve onurlu yaşamın büyük bilgelik, yücelik gerektirdiğini hiç unutmamak gerekir. Aşk ideası olanların bunu gerçekleştirme yolunun bu bilgelik ve yücelikten geçtiğini her an hatırlamaları gerekir. Başka türlüsü aşka ihanet ve köleliğe hizmettir. Toplumsal hakikate ulaşılmadan aşka erişilemez.

MUHTEŞEM NEOLİTİK DEVRİM BİR KADIN DEVRİMİYDİ

Ortadoğu toplumu ikinci bir tarım-köy devrimine ihtiyaç duyduğu gibi ikinci bir kadın devrimine de ihtiyacı vardır. Anaerkillik neolitiğin kadın devrimidir. Daha doğrusu muhteşem neolitik devrim bir kadın devrimiydi. İnsanlığın halen mirası üzerinde geçindiği bir devrimdir. Ataerkin, uygarlığın ve modernitenin karşı-devrimiyle yıkılan ve kadının en derin köleliği, sömürüsünü doğuran tüm topluma yaygınlaştıran bu büyük karşı-devrim günümüzde sistematik krizini ve kaotik durumunu bütün toplumsal alanlarda yaşıyor, çözüyor. Kadına dayatılanın yaşama ihanet olduğu anlaşılıyor. Yaşanmak isteniyorsa öncelikle bunun kadınla yeniden karşılıklı bilgelikle güç dengesi içinde güzellik, yücelik duygularının üretilmesi ve paylaşılmasının başarılması gerekiyor. Bu gerçeğin inşa edilmesi, hakikatine varılması gerekiyor.

SORUNLARIN ANASINA ANCAK ÇÖZÜMLERİN ANASI DAYATILARAK HAKİKATE VARILABİLİR

Bu konuda tekilin ve evrenselin yani somut kadın ve erkekle; ideal soyut erkek ve kadınlığın iç içe yaşanması gerekiyor. Yaşanması için bilincinin ve iradesinin oluşturulması gerekiyor. Mülk olarak, sahip olarak birbirini köklü olarak terk etmek gerekiyor. Geleneksel namus yerine güzelliğin ve soylu kişiliğin çekiciliğini geçerli kılmak gerekiyor. Köklü bir kadın devrimi dolayısıyla erkeğin zihniyet ve yaşam değişikliği yaşanmadan yaşamın kurtuluşu olanaksızdır. Çünkü yaşamın başat kendisi olan kadın kurtulmadan yaşamın kendisi hep bir serap olarak yaşanacaktır. Erkeğin yaşamla, yaşamın kadınla barışması sağlanmadıkça mutluluk da boş bir hayal olacaktır. Kadın ve özgür yaşam için toplumsal gerçekler sınırsızdır. Ortadoğu toplumu, kadını yaşadığı uygarlık ve fethine uğradığı moderniteyle düşürüleceği kadar düşürülmüş, kendisi olmaktan çıkarılmış, nesne konumuna getirilmiştir. Toplumsal sorunun kadın üzerinde çözümlenmesi ve çözümüne aynı olgu üzerinden gidilmesi doğru bir yöntemdir. Sorunların anasına ancak çözümlerin anası yani kadın devrimi dayatılarak hakikate doğru adımlarla varılabilir.

DEMOKRATİK MODERNİTE AÇIKÇASI KADIN DEVRİMİ VE UYGARLIĞI ÇAĞIDIR

Demokratik modernite çözümü kadın sorunu ve devrimi konusunda idealli ve eylemlidir. Demokratik modernite ulusları kadınsız projelenip, uygulanacak projeler değildir. Tersine her adımında kadınla bilgeliğin ve eylemliliğin paylaşılmasıyla gerçekleştirilecek devrimlerdir. Ekonomik toplum; inşasında kadın öncülüğünde gerçekleştiği gibi yeniden inşasında da kadının komünal gücünü gerektirir. Ekonomi, kadının öz toplumsal mesleğidir, eylemidir. Ekoloji ancak kadın duyarlılığıyla toplumla buluşturulacak bilimdir. Kadın kimlik olarak çevreseldir. Demokratik toplum kadın zihnini ve özgür iradesini gerektiren toplumdur. Demokratik modernite açıkçası kadın devrimi ve uygarlığı çağıdır.

BEN, KADINLA YÜREĞİM VE AKLIMLA İLİŞKİLENDİM

2000’li yıllar; kadına, derin bir yokluğu yaşatan uygarlığın karanlık çağlarına inat, kadının özgürleşme yılları olacaktır! Ben aslında bu uygarlığı karanlık, buzlu bir çağ olarak görüyorum. Fakat 2000’li yılların başından itibaren kadın baharlaşması başlamıştır. Uygarlık tarihi boyunca kadın cinsine yönelik, yalancılığa, zorbalığa dayalı egemenliğin sert kışına ve sert karına karşı, karı ve buzu delen kardelenler gibi kadın özgürleşmeleri gerçekleşmektedir.  Bununla kadın baharlaşması, kadın baharına doğru sert kışa ve kara karşı çiçeklenme, kadın özgürlük hareketinin çiçeklenmesi gerçekleşmektedir.  Bu düzeyi önemli buluyorum. Ben, kadınla yüreğim ve aklımla ilişkilendim.  Kadınla benim bütünlüğüm alnımdan, beynimden bir bütünlüktür. Kimliğim budur, formasyonum budur, kadına bakışım budur.

DÜŞÜNCEMLE, İRADEMLE ARKADAŞ OLMAYI DOĞRU ORTAYA KOYDUM

Barış dönemlerinde bu soylu erdemleri daha çok geliştireceklerine, kölece bağımlı değil, özgürlüğün güzelce sürükleyici gücü olacaklarına inanıyorum. Bu belki de 21. yüzyılın en sürükleyici devrimci çalışması olacaktır. Kadınlara karşı olan duygularımı sözlerle ifade edemem, hem kafamda hem de yaşamımda bir arkadaş olmaya çalıştım. Düşüncemle, irademle arkadaş olmayı doğru ortaya koydum.

KADINLARA ÖZGÜR BİR YAŞAM YARATMAK İÇİN UĞRAŞTIM, UĞRAŞIYORUM

Kadınların örgütlenmesi en büyük umutlarımdan birisini oluşturmaktadır. Bu coğrafyanın tarih ve toplum gerçeğinde başlangıçta bir tanrıça kadar ileri olan kadının, günümüzde tamamen unutulup mezara gömülmekten beter bir duruma getirilmesi benim için her zaman temel bir sorun olmuştur. Bunun için büyük bir özgürlük mücadelesine giriştim. Bu temelde kadınla buluşmayı sağladım. Benim için kadın özgürlüğü topraktan, kültürden daha önemlidir. Kadınlara özgür bir yaşam yaratmak için uğraştım, uğraşıyorum.

GÜL OLAYI DALGA DALGA YAYILMIŞ

Ha o çiçek mi? Onun için de epey burada cebelleştik idareyle. Nasıl gönderdin diye şey yaptılar, yasak falan dediler. Geri kalan çiçekleri yoldular. Neyse ulaşmış olması iyi olmuş. Arkadaşlara çiçeğin hikayesini anlatırsınız. Çiçek bir semboldür, önemli olan kadının çiçekleşmesini sağlamak. Bu gül meselesi de zaten olay oldu. Acayip bir hal aldı. Müdür de sorun çıkardı. Kitabın arasına koymuştum geldi arasından aldı. Gül olayı dalga dalga yayılmış.  Kadın devrimi bir gül devrimidir.  Böyle olduğu ortaya çıkmıştır.

ANHA