Kadın Ekoloji Platformu: Erzingan’daki tehlike geniş bir coğrafyayı etkileyebilir

Rojava Kadın Ekoloji Platformu, 13 Şubatta Erzingan’ın Liliç ilçesinde meydana gelen siyanürlü toprağın çökmesine ilişkin basın açıklaması yaptı.

Kadın Ekoloji Platformu: Erzingan’daki tehlike geniş bir coğrafyayı etkileyebilir
20 Feb 2024   14:03
HABER MERKEZİ

Rojava Kadın Ekoloji Platformu, 13 Şubatta Erzingan’ın Liliç ilçesinde meydana gelen siyanürlü toprağın çökmesine ilişkin basın açıklaması yaptı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bilindiği gibi hegemonik devletler tarafından Kürdistan coğrafyasında bir yüzyılı da aşan asimilasyon ve soykırım politikaları uygulanmaktadır. Bu politikalar bugün sadece klasik soykırım teknikleriyle değil, aynı zamanda eko-kırım politikalarının uygulanmasıyla da yeni bir aşamaya girmiştir. Merkezine bu politikaları alarak sınır tanımadan Kürdistan’ın her parçasında uygulayan AKP rejimi ve tüm kapitalist güçler, termo-barik tarzı (bombaya taktik nükleer vs.b) kimyasal silahların kullanımının yanı sıra maden arama adı altında bunu devam ettirmek istemektedirler. Bunun en son örneğini Erzincan ili, İliç ilçesi Çöpler Mevkiinde, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ikinci kapasiteyi genişletme sürecinde ortaya çıkan toprak heyelanı Kürt coğrafyasında yeni bir faciaya yol açmıştır. Bu çöküntüde sadece 9 insanımız yaşamını yitirmemiş, aynı zamanda bir coğrafya topyekün yok olmayla karşı karşıya bırakılmıştır. Bu olayın sıradan ya da basit bir toprak kayması olarak ele alınmayacağı aşikardır.

Dicle ve Fırat nehirlerinin beslediği bereketli Mezopotamya topraklarının Sümer İmparatorluğundan beri sömürüldüğü ve adeta bir eko soykırımla karşı karşıya bırakıldığı tarihsel bir gerçektir. AKP-MHP faşist rejimi kendisini bir taraftan yeşil kalkınma projeleriyle dünyanın ekolojik ülkeleri arasına koymaya çalışırken, diğer taraftan maden arama adı altında yer altında ve yer üstünde yaşayan bütün canlıları zehirlemektedir. Bir rejim ya çok faşit ve soykırımcı ya da herşeyini kaybederse bu kadar gözü kara olabilir. İşte AKP-MHP faşist rejimi de Kürdistan’da uyguladığı savaş politikaları sonucunda her şeyini kaybetmiş ve ekonomik bir çöküşe girmiştir. Bu nedenle ekonomik kalkınma projelerini savaş politikaları üzerine kurarak, siyasal ve soykırımcı/devletci geleneği ve pratiği güncellemektedir. Yine ulusal ve uluslarası sermaye aracılığıyla Kürdistan’ı doğasıyla ve bütün eko sistemiyle yok etmek istemektedir.  Bu nedenle faşist AKP-MHP rejimi sadece 9 insanı katletmemiş aynı zamanda Kürt ve Kürdistan coğrafyasını, suyunu, toprağını ve toplumsal dokusunu bir bütünen hedeflemiş ve geniş ölçekli bir göçertme ile demografik değişimi planlayıp, kültürel asimilasyon ve ekonomik bağımlılıkla da Kürt soykırımını tamamlamayı amaçlamıştır.

Bugün başta ulusal ve uluslararası finans kapital kurumları vasıtasıyla Türkiye ve Kürdistan coğrafyası AKP-MHP faşist rejimi tarafından zehirlenmektedir. Unutmayalım ki zehirlenen Kürdistan ve Türkiye eko sistemi aynı zamanda zehirlenen dünya coğrafyasıdır. Her türden kimyasal silahları, dünyanın bir ucundan bir ucuna taşımak ve kullanmak nasıl bir suç durumu ise, doğanın ve bir bütün olarak eko sistemin dengesini bozacak şekilde maden çıkararak canlıları yok etmek de bir suç halidir. Bu uygulamaları onaylayan da pratiğe koyanda bir insanlık suçu işlemiştir. Hitleri eleştirenler bugün O’nu aratmayacak ince taktiklerle kapitalist modernite sisteminin iki yüzlü ve demagojik yüzünü ortaya koymuşlardır. Unutmayalım ki, nasıl ki Hitler kazanamadıysa, hiçbir hegomonik rejim ve onun ardılı olan faşist AKP ve MHP rejimi de kazanamayacaktır. Kazanan doğayı koruyan özgürlük savaşçıları ve insanlık olacaktır.

 Bu temelde soykırım politikalarının bir sonucu olarak uygulanan ve güncel olarak geliştirilen bu yeni katliam biçimlerine karşı ekolojik düşünen herkesi dur demeye ve başta hem maden arama adı altında imha edilen bütün canlıların yaşamını hem de kendi yaşamımızı korumak için herkesi birlik olmaya davet ediyoruz.

Sesimizi yükseltelim, her türden maden arama taktikleri adı altında geliştirilen doğa katliamına ve yeni bir Hitler çağına hayır diyelim! Yaşamımızı koruyalım!”

ANHA