İsrail ve İran arasındaki savaşın iki yönlü hedefleri

İsrail ve İran arasındaki savaşın yıkıcı olacağını belirten Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Tariq Wehbê, ABD’nin İran etkisini azaltmak ve rejimi devirmek için bu savaşa dahil olabileceğini söyledi.

İsrail ve İran arasındaki savaşın iki yönlü hedefleri
18 Jun, 2025   07:30
HABER MERKEZİ
YIHYA EL HEBÎB

Bölgede savaşın genişlemesi durumunda yaşanacak kötü sonuçlara ilişkin yapılan uyarılara rağmen İsrail ve İran arasında karşılıklı saldırılar devam ediyor. Her iki devlette yıkıcı silahlara sahip olduğu için bu bütün bölge üzerinde tehlike oluşturuyor. 

SAVAŞIN OLUMSUZ SONUÇLARI

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Tariq Wehbê, her iki devletin amaçları nedeniyle bu savaşın çok tehlikeli olduğunu söyledi.

Netanyahu’nun “genel savaş” terimini kullandığının unutulmaması gerektiğini. Bunun İsrail’in İran’ın tüm askeri ve politik tesislerine ulaşmak istediği anlamına geldiğini belirten Wehbê, dolayısıyla İsrail’in İran’ın nükleer programını bozmaya çalıştığı için İran’ın tüm nükleer tesislerine saldırmasının son derece yıkıcı olacağına dikkat çekti.

İsrail ve İran arasındaki savaş devam ederken, en dikkat çekici gelişme ABD’nin müdahale etme tehdidi oldu. ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin genelkurmay başkanlığına buna hazırlıklı olmasını istedi. Wehbê ise ABD’nin savaşa dahil olmasını krizin tırmanması olarak nitelendirerek, ABD’nin doğrudan olmasa da İsrail hava savunmasını desteklediğini söyledi.

İKİ YÖNLÜ HEDEFLER

Bu çatışma ve gerginliğin ortasında, gözlemciler ve araştırmacılar hala bu savaşın gerçek hedeflerinin ne olduğunu arıyor. Bu gözlemci ve araştırmacıların bir kısmı gerçek hedefin rejimi zayıflatmak ve devrilmesine uygun zemin hazırlamak olduğuna inanıyor. Bir kısmı da hedefin “Tahran’ın kollarını kesmek” olduğuna inanıyor. Ancak, kesin olan şey, bu savaşın gerçek nedenlerinin, bölge üzerinde hegemonya ve kontrole dayalı iki proje arasındaki bölgesel rekabettir.

Araştırmacı Tariq Wehbê ise asıl hedefin İran’ın nükleer faaliyetlerinin yok edilmesi olduğunu inandığını belirterek şunları dile getirdi: “Duyurulan bu, ancak gördüğümüz plan ve İsrail güçlerinin saldırıları sonucu ortaya çıkan yıkıma göre, bu yıkım İran’ın tüm askeri gücüne, en önemlisi balistik füzelere ve insansız hava araçlarına kadar ulaşabilir. Çünkü İran’ın bu alanda büyük bir güce ulaştığı ortaya çıkmıştı. Ancak rejimin devrilmesi için başlangıçta o rejimin alternatifini bulmalılar, acaba Şah’ın oğlu mu olacak? Yoksa ‘Halk Mücahitleri’ olarak bilinen ‘İran Direnişi’ mi olacak?

Tahran’ı veya diğer kentleri boşaltma çağrılarının amacı, ABD destekli muhalefetin karar alma merkezlerini ele geçirmesine izin vermektir.”

SINIRLI BİR SAVAŞ

Wehbê, savaşın büyümesi ihtimaline ilişkin şunları söyledi: “Kimsenin İsrail'i ve İran'ı korumak istediğini sanmıyorum. Evet, İsrail zalim bir güçtür, diplomasinin saldırılarını engellemesine kulak asmıyor. İran ne yaptı? Tüm Arap başkentlerini kanatlarıyla kontrolü altına aldı. Bu kanatlar da İran için hükümetlerine karşı isyan etti. Hem sözlü tehditler hem de Husi gruplarının saldırıları yoluyla İran'dan çok fazla zarar gören Körfez ülkeleri artık tarafsız kalıyor ve her iki taraftan da bölgeden savaşı uzak tutacak diplomatik bir çözüme ulaşmalarını istiyor.”

Dr. Tariq Wehbê konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Cumhuriyetçi Parti’nin şahin kanadının Başkan Trump’a doğrudan bu savaşa girmesi için yoğun baskı uyguladığına inanıyorum. Ayrıca İsrail askeri eylemlerine devam ederse, askeri ve insani açıdan tükenmiş olacaktır. Ancak savaş iki taraf arasında kalacaktır. Burada kim önce teslim olacak teorisi ön plana çıkıyor ve İran’ın teslim olma kararı İsrail’in bombardımanından daha güçlü olabilir.”

(df)

ANHA