Êzidilerin yüz karası kişilikler- Şükrü GEDİK

'Düşmanına aşık olmak' haline Stockholm sendromu denir. İsveç’in başkenti Stockholm’de 1973 yılında yaşanan banka soygunundan adını alan bir çeşit sendrom olarak bilinir. Banka soygununda rehin tutulan 4 çalışanın, soygunculara aşık olması, onlara yardım etmesi bir tür sendrom olarak tanımlanmıştır.

Stockholm sendromuna bir anlam vermek mümkündür. Soyguncular; rehinelere iyi davranmıştır, zarar vermemiştir, kurdukları yapıcı diyalogla rehine kadınlar soyguncularla empati kurmuşlardır. Soyguncuları yargı karşısında savunmuşlardır, avukat giderleri için aralarında para toplamışlardır vs.

Kimi Êzidilerde yaşanan sendromu tarif etmek daha da zordur. DAİŞ vahşetinden dolayı Êzidi toplumunun neler yaşadığını bütün dünya biliyor. Hele hele kadınların başına gelenlerse ibreti alem türünden olaylardır. Hal böyle iken, kendi toplumsal gerçekliğinden kopuk, siyasi gelişmeleri okumada kör, hayatını kurtaranlara karşı da nankör bireyler, Êzidilerin temsilcileri olarak kendini var etmeye çalışan, kendi toplumuna en az DAİŞ kadar zarar verdiklerinin farkına varamayacak kadar cahil bireylerdir.

Kendi düşmanına aşık tiplerden biri de kendisini Êzidi toplumunun temsilcisi olarak tanıtan, tuzu kuru Êzidilerden Viyan Dexil'dir.

Êzidi fermanı başladığında kameraların önünde ağlamış ve Şengal'e yardım çağrısında bulunmuştu. Şengal'de bulunan KDP, yani Viyan Dexili, kendi listesinden Irak Parlamentosuna gönderen partinin büyük ihaneti sonucu soykırım kapsamında bir ferman yaşandı.

Toplu katliamlara, kadınların köleleştirilmesine sebep olmuş bir parti adına Êzidileri, temsil ettiğini söylemesi zaten yeteri kadar acı veren bir durumdur. Êzidilerin hiçbir zaman affetmeyecekleri ve unutmayacakları bir partiden milletvekili seçilmiş Viyan Dexil, hızını alamayarak, 'Türk devletiyle birlikte PKK'ye karşı ortak savaştığını' söylemekte ve PKK'yi yok etmek için daha da destek çağrısında bulunmaktadır.

DAİŞ katliamlarına yol açan KDP'den milletvekili seçilmesi, Êzidiler açısında zaten bir utanç kaynağıdır. Mutlak bir Êzidi soykırımını önleyen PKK'ye karşı bir Êzidi kadınının düşmanlık yapması, nefret söyleminde bulunması, Türk devletiyle birlikte PKK'yi yok etmek istemesi, hastalıklı bir beyine sahip olması demektir. 

Kendisini KDP milletvekili ve Irak parlamentosunda KDP gurup başkan yardımcısı ve Êzidi temsilcisi olarak tanıtan Viyan Dexil, Türk devletiyle birlikte PKK'ye karşı savaştığını, PKK'yi yok etmek istediğini söylemesinin Êzidilere getirisi yeni bir fermandır.

DAİŞ'i besleyen Türk devletiyle ortaklığını anlatan bir Êzidi kadınından bunu duymak insana acı veriyor. Êzidi toplumunun utanç vesikası, yüz karası işte bu türden kişiliklerdir. Bu ruh hali başka türlü bir sendromdur. Adı konulmamış psikolojik bir vakadır.

Şengal'de ki istikrarsızlığın nedeni, her gün saldıran, bomba yağdıran Türk devletidir, KDP ve onun sözcüsü durumunda ki Viyan Dexil'dir. Şengal fermanının tek sorumlusu da KDP'dir. Êzidi toplumunu savunmasız bırakarak, tarihin en büyük suçunu işlemiştir. Şimdi de Êzidi toplumunu zorla yönetmeye çalışıyor. Êzidi toplumunun sözde temsilcisi Viyan Dexil'de bu ihanetin sözcülüğünü yapıyor. Kaldı ki Viyan Dexil Şengal'de bile seçilmemiştir.

KDP'nin oylarıyla Şengal dışından parlamentoya girmiştir. KDP'den milletvekili olması, ihanetin temsilciliğini yapması, sıradan bir durum değildir. Başkaları da söyletmiş olsa af edilemez bir durumdur. Irak devleti bunca tahriklere, zorlamalara, dayatmalara rağmen Şengal'e yaklaşırken, Êzidi geçinen Viyan Dexil'den daha insancıl yaklaşmaktadır. 

Viyan Dexil'in Türk devletini desteklemesi çok açık ve net olarak, Êzidi toplumuna ihanettir. Çünkü Türk devleti; DAİŞ çete artıklarını resmen destekleyerek, Şengal'de katliamlar yapıyor. Êzidi toplumuna bunca acı yaşatmış ve kolay kolay kapanmayacak yaralar açmış çeteleri destekleyen bir devletle nasıl bir araya gelinir?

Türk devleti KDP ile birlikte her gün Şengal'e saldırıp, Êzidi önderlerini katlederek, fermanı devam ettirmeye çalışırken, KDP-TC ortaklığıyla PKK'yi yok etme girişimini Êzidi bir kadının söylemesi ihanetin hangi boyutlarda seyrettiğini ve ne kadar derin olduğunu gösteriyor.

Viyan Dexil, Êzidi toplumunun vicdanını yaralamıştır. Bireysel çıkarları uğruna bu kadar düşüşün karşılığı sadece KDP'nin çanağını yalamaktır. İnsan türünün içine düşeceği en kötü ve en rezil durum belki de Viyan Dexil'in içine düştüğü durumdur. Köle pazarlarında satılan Êzidi kadınlarının durumundan daha beterdir. Satılan Êzidi kadınları kendi iradeleri dışında zorla bir yaşam dayatılmıştır. Viyan Dexil ise, içine düştüğü aşağılık durumu gönüllüce kabul edendir. Kendi celladına aşık olma halidir. Êzidilerin bu duruma ilişkin çok güzel bir sözü vardır: “Bê Esîl (Soyu belirsiz)”

Umarız ve dileriz ki Viyan Dexil 'Bê Esîl' durumunu fark eder ve bir an evvel toplumuna geri döner.

ANHA