Xelil Xemgin: Öcalan’ın tutsaklığından sonra Kürt müziği tıkandı

Kürt sanatçı Xelîl Xemgîn, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tutsaklığından sonra tüm alanlarda olduğu gibi Kürt müziği alanında da tıkanmanın olduğunu söyledi ve “Bunun aşılması için Kürt sanatçıların dönemin ruhuna göre, devrim değerleri üzerinden kendini yenilemesi gerekmektedir” dedi.

HABER MERKEZİ / HALİT ERMİŞ

Sanatçı Xelîl Xemgîn, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yalnızca Özgürlük Hareketi cephesinin değil, kültür ve sanat alanının da Ulusal Birliğin temel halkası olması için büyük emekler ve perspektifler ortaya koyduğunu belirtti.

Kürt kültür ve sanatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Xemgîn, 2000’lerden sonra Kürt müziğinde bir tıkanmanın yaşandığını, bu tıkanıklığın giderilmesi için hem Kürt siyasetinin güçlü bir perspektif ileri sürmesi hem de Kürt sanatçıların sorumluluklarına göre hareket etmesi gerektiğini kaydetti.

‘Öcalan’ın tutsak edilmesinden sonra Kürt müziği tıkandı’

Xelîl Xemgîn, Öcalan’ın tutsak edilmesinden sonra kültür sanat alanıyla birlikte tüm alanlarda tıkanıklık ve kriz durumunun ortaya çıktığını, sanatçılar kadar Kürt siyasetinin de Kürt kültür sanatının kendini yeniden toparlaması ve çıkış yaşaması için perspektif sahibi olması gerektiğini belirterek şöyle devam etti: “Bazı alanlarda bu tıkanma durumu aşılmış olsa da 1999 sonrası yaşanan şok ve sarsılma ile birlikte birçok sebepten dolayı halen devam eden tıkanma, kendini uğursuz ve hayal kırıklığı barındıran bir krize dönüştü!”

Öcalan’ın 20 yıldır cezaevinde bulunduğuna dikkat çeken Xelîl Xemgîn, “20 yıldır bu acıyı ve azabı haykırıyoruz. Kültür ve sanatın durumuna ilişkin onlarca yazı ve makale paylaştım. Hem çağrı hem eleştiri ve şikayet. Sesimizin gücü yettiğince haykırdık. Ama maalesef sesimiz duyulmadı.”

80’lerden 1999’a kadar Öcalan’ın kültür sanat alanında çabaları ve uğraşısı olduğunu iyi bildiğini belirten Xemgîn, şöyle devam etti: “Sadece Özgürlük Hareketi cephesinde değil, Ulusal Birliğin gelişimindeki esas halka olması için kültür sanat cephesinde de değerli emekleri ve perspektifleri oldu. Bu amaçla ilkeleri ve yaratıcı siyasetini Önderliksel yaklaşımıyla kendisi yürüttü ve toplum, sanatı kucakladı.

Eğer 1980-1999 döneminde kültür sanattaki canlılığı ve ortaya çıkarılan ürünleri değerlendirecek olursak, o dönemin kodları ve şifrelerinin Önderliğin çabaları ve yaklaşımında gizli olduğunu göreceğimiz hiç şüphe götürmeyecektir!...

90’larda Sayın Öcalan perspektifleriyle Kürt kültür sanatının gelişimi ve ilerlemesine yönelik perspektiflerin ortaya çıkarılması amacıyla dünyanın dört bir yanından sanatçılar, aydınlar, uzmanlar, bilim insanları ve benzeri toplanır konferanslar ve çalıştaylar düzenler; bu alanı geliştirme ve yeni şeyler yaratma adına değerlendirmeler yapılırdı.”

‘Kendimizi 21. yüzyıl ruhuna göre hazırlamadık’

Son 20 yıldır kültür ve sanat alanında Kürtlere ait basın ve yayın organlarında herhangi bir ciddi tartışma ve araştırmalar yürütülüp yürütülmediği sorusuna verdiği yanıtta ise Xelîl Xemgîn, kültür sanatın iki ayrı dönem halinde ele alınması gerektiğini belirterek şöyle devam etti: “Birincisi; başlangıç ve kuruluş dönemi, yani şunu diyebiliriz ki 1980 ile 1999 yılları arası Kürt kültür sanatı, perspektifler ve paradigma doğrultusunda örgütlü ve kurumlu bir şekilde inşa sürecine girdi. İkincisi ise 99 sonrası. Bu da sizin belirttiğiniz gibi tıkanma, yıkılma ve yaratılan değerleri harcama süreci.”

Xelîl Xemgîn, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yüzlerce kere yazık. Belki de inşa süreci henüz tamamlanmış değil. Kurumlaşma ve temel anlamında ayaklarımızı sağlam yere basmadık, bu yüzden 21. yüzyılın toplumu etkileyen zihniyeti, politik yaklaşımı ve hareketlerine kendimizi hazırlamadık. Bu yüzden de 1999’da bazı alanlar kriz yaşamaya başladı ve halen de çözülebilmiş değil. Özgürlük mücadelesinde o dönem kültür sanat alanında ortaya çıkarılan eserler ve değerler için, insani ve ahlaki bir ilke olarak o dönemin yaratıcılarına ve kurucularına haklarını teslim etmek gerekir. Başta değerli çabalarıyla Sayın Öcalan ve Delil Doğan, Sefkan, Mizgîn gibi onlarca şehidimize. O dönem yaratılan değerler için ortaya konulan kutsal emeklerin genelleştirilmesini doğru bulmuyorum.”

Kürtlerin tarihinde ilk kez Kürt kültür sanatının diriliş paradigmasının Özgürlük Hareketi’yle başladığını kaydeden Xelîl Xemgîn devamla şu ifadelerde bulundu: “Ulusal Kurtuluş ve Özgürlük Hareketi sayesinde sanat ve sanatçının gelişmesi, yeni adımların atılması ve ilk deneyimler anlamında birçok değer ve imkan yaratıldı. Bu dönemde herkes bu değerlerden etkilendi ve herkes mevcut imkanlardan yararlanmak istedi.”

Xelîl Xemgîn, Kürt sanatçıların düştüğü duruma dikkat çekerek şöyle konuştu: “Artık sanatla uğraşan birçok çevre bu alandan yarar sağlama ve menfaat peşinde koştu. İşgalci devletin kültür sanat ve Kürt sanatçılar üzerinde nasıl bir konsept yürüttüğünü de herkes biliyor. Nasıl ki Kürtlerin kurumları ve kuruluşlarının içeriklerini boşalttılarsa.”

‘Yenilenme, yeni nesillerin eğitilmesi anlamına geliyor’

Kürt müziğinin 90’lı yıllarda tarihi rolünü başarıyla yerine getirmişken, yeni dönemde yeniden bir cephe olup özgürlükçü ulusal ruhu ve duyguları nasıl güçlendirebileceği sorusuna ise Xemgîn şu şekilde cevap verdi: “O dönemin ruhu ve duygularına zamanın ruhuna ve anlayışına göreydi. Asıl sormamız gereken şu ki; içinde bulunduğumuz döneme göre, yaratılan değerler üzerinden, kendimiz ile yaşanan değişimler arasındaki boşluğu ve mesafeyi acil bir şekilde nasıl ortadan kaldıracağımızdır. Bu da ancak yaratıcı perspektifler oluşturan anlayışla mümkündür. Ezilmiş ve her şeyi talan edilmiş bir toplum için diriliş müziği ve anlamlı ürünler veren bir sanat, kültür ve sanat siyasetinin perspektiflerine bağlıdır. Eğer bu bunalımlı yılların sebeplerini bilinçli ve akil bir şekilde değerlendirir; vicdan sorgusu ve muhasebesini iyi bir şekilde yerine getirirsek 20 yıllık bu süreçten dersler ve deneyimler çıkarabiliriz. Hiç şüphesiz bununla beraber Kürt kültürü için geniş bir ufuk açılacaktır. Bu dönemi ve Kürt müziğinin oynadığı rolü sorunuz üzerine bu şekilde kısa bir cevap vermek istedim.

Kültür sanat üzerine yeni bir politika ve yeniden inşa, önceki yaratılan değerlerin inkarı anlamına gelmemektedir. Bu değerler üzerine eski yöntem ve metotların uygulanmasıyla da yeniden inşa anlamında asla bir sonuç alınamaz. Makul ve doğru olan kültür ve sanatın zamana göre ve dönemin ihtiyaçlarına göre kendini yenilemesidir. Sanatın canlanması ve yenilenmesi, genç yeni nesillere sahip çıkma ve eğitimi anlamına geliyor. Yüzlerce kez maalesef, bugünün atmosferinde, biraz önce belirttiğimiz sebepleri de üzerine katarsak yeni nesillerin ilgisi gittikçe zayıflamakta ve azalmaktadır. Kısacası kültür sanat cephesi, döneme yetişebilmeli ve yeni nesillerin ilgisini üzerine çekebilmelidir. Dönemin kültür sanatını yaratmak, yüzde yüz yeni nesillerin anlayışıyla, dönemin anlayışını cevap olmakla mümkündür.”

‘Birçok kurum kuruldu ancak içerisi boş bırakıldı’

Kürt sanatçıların gelinen süreçte ‘bir Kürt kaderi’ olarak birçok kurum kurduğunu ancak niteliğin zayıf kaldığını vurgulayan Xelîl Xemgîn, şöyle devam etti: “Doğrudur, sanatçı kimliği için kurumsallaşmak gerekir. Fakat ne yazık ki sanatçı ismi takınan birçok kesim bunu kendi başına hareket etmek olarak algılıyor. Bir tespitte bulunacağım, kimileri için ağır da olabilir. Sanatçı ya da sanat denildiği vakit insanın aklına evren, bilinç, bilgilendirme, çalışkanlık ve irade gelir. Sanatçılar, gerçeği dile getirir ve aktarır. Bu özellikleri ile şöhretten çok topluma öncülük etme görevi sürdürür. En önemlisi ise halkının değer ve yaklaşımlarını ölçüt alır. Bana göre, Kürt sanatçılar yabancı değer ve ölçütleri baz aldığında ve işgalcilerin sistemine göre hareket ettiğinde halk ve toplumundan da kopar. Özgürlük mücadelesi yürütmeyen bir halk için sanatsal fanteziler halkı doyurabilir ancak işgal ve yok edilme tehlikesi altında yaşayan bir halkın bu ölçütleri kabul edilemez.”

‘Kürt sanatçılar ulusal birlik için önemli misyon üstlenmeli’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın her daim ulusal birlik için girişimlerde bulunduğunu söyleyen Xelîl Xemgîn, Kürtlere kapsamlı saldırının geliştiği bu dönemde sanatçıların ulusal birlik ve özgürlük mücadelesindeki yerine ilişkin ise şunları söyledi: “Birkaç yıl önce de ulusal birlik için girişimler vardı. Bence Kürdistan’ın dört parçasındaki sanatçılar için ortak bir platform kurulmalıdır. Bu şekilde ulusal birlik için önemli bir rol üstlenebilirler. Bu konu için birkaç yıl önce kimi girişimlerimiz oldu. Örnek verecek olursak, 2009 yılında ben ve Diyar arkadaşımız böyle bir pratik içerisinde olduk. Sanat yoluyla hem toplumda hem de siyasi alanda pozitif bir atmosfer yaratılır. Sanatçılar bu konuda anlamlı bir rol oynayabilir.”

(cj)

ANHA


Diğer Haberler