​​​​​​​Tanrıça Atargatis’in şehri seçilmiş direniş hattıdır

Tanrıça Anargatis'in direnişinin ruhu Minbic'te hala yaşıyor. Her türlü saldırı ve tehdide karşı; Minbic Askeri Meclisi, Minbic Özerk Yönetim savaşçıları ve bölge halkı birlikteliklerinin ve direnişin sözünü verdi.

İşgalcilerin gönlünde yara olmaya devam eden Minbic şehri, önemli bir stratejiye ve ortak yaşam örneğine sahip. Tarihi, stratejisi ve çeşitliliği olan şehrin özellikleri birçok saldırıya ve egemenliğe neden oldu.

Bu antik kente yönelik saldırı ve tehditler tarihten günümüze devam ediyor. Son olarak, işgalci Türk devletinin 2016'dan bu yana tehdit ve işgal saldırılarıyla tarih kendini yineliyor.

TARİHİ ATARGATİS ŞEHRİ

Batı medeniyetleri arasında birçok isim efsanelerin kaynağı olarak belirlenmiş ve 'Deniz Kızı' olarak anılmıştır. Bunlardan biri de bereket tanrıçası ve Fırat’ın savunucusu Atargatis'tir. Akdeniz'in tüm kıyılarında, mitoloji kaynağını Atargatis Deniz Kızı efsanesinden alır. Birçok kaynakta, 'Suriye'nin en ünlü tanrıçası' olarak tanımlanmasına rağmen, asıl gerçeği Asur tanrıçası Atargatis, rivayetlere göre bir güvercin tarafından korunan suyun kenarında bir balık tarafından doğdu.

M.Ö. 12’nci yüzyılda, neolitik inancın hala hüküm sürdüğü dönemlerde, Minbic şehri Atargatis’e inananlar tarafından inşa edildiği tahmin ediliyor. Ancak bazı belgelere göre, şehrin tarihi 5 bin yıl öncesine kadar uzanıyor.

Bu antik kentte Roma, Sasani, Memlük, Makedonya, Abbasi, Fatimî, Eyyubi, Moğol, Osmanlı ve Fransız gibi birçok devlet ve güç hüküm sürdü. Yöneten her güç, şehrin adını da kendine göre değiştirdi.

Minbic'te değiştirilen isimler şöyle: Hierapolis (Kutsal Şehir), Ebroqiş veya Ebroqlis (Rahipler Şehri), Lita Aşûr şehri, Edessa, başkentler şehri, Manbeh şehri, Seryas şehri, Mabog, Nampige, Nappigu, Mabug, Bambyce en son Minbic (Süryanice akan çeşme anlamına gelir). Kozmopolitik açıdan bakıldığında, Kürt, Arap, Çerkez ve Türkmen halkları artık halkların kardeşliği ve Demokratik Ulus sistemi içinde yaşıyor.

ŞEHİR STRATEJİSİ

M4 yolu üzerinde bulunan Minbic şehri, Efrîn, Şehba, Halep, Reqa, Kobanê, Tebqa, Cerablus, Bab gibi şehirleri birbirine bağlıyor. Fırat Nehri'nin 25 km batısında, Halep'e 75 km uzaklıkta. Ayrıca Türkiye sınırına 40 km uzaklıkta ve Şehre bağlı 554 köy bulunuyor. Şehir Xepsa, Mesken, Ebu Qelqel ve Ebu Kehf ilçelerinden oluşuyor.

Minbic şehri ticaret şehridir. Şehir halkı zeytin ağaçları, nar ve Antep fıstığı dikerek geçimlerini sağlıyor.

Minbic-Cerablus arasında Um Cilûdî (Himran) ve Um Dedat adında iki ticaret kapısı bulunuyor. Bu iki şehrin de Türk işgali altında olduğunu hatırlamakta fayda var. Bu kapılar, işgalci Türk devletinin ve ona bağlı çetelerin isteğine göre açılıp kapanıyor.

15 AĞUSTOS'TA YENİ BIR SAYFA AÇILDI

Suriye krizinin başlangıcından bu yana (2012'nin sonunda ve 2016'ya kadar), birçok çete şehirlerin ve köylerin kontrolünü ele geçirdi. İki buçuk yıldan fazla bir süre Minbic çetelerin elinde kaldı ve çetelerin askeri başkenti oldu. Minbic halkının 1 Haziran 2016'daki çağrısını takiben, Minbic Askeri Meclisi, QSD'nin desteğiyle şehri ve köylülerini özgürleştirme hamlesi başlattı.

15 Ağustos 2016'da Minbic, ölümsüz şehitlerin kanıyla cihatçıların ellerinden kurtarıldı.

Şehrin kurtuluşundan sonra, Atargatis'in kökleri üzerinde özgürlüğe ilham veren kadınlar, zılgıtlarla siyah eşarplar yakıp ve özgürlüğü soludu. Minbic'te hayat o zamanlar canlandı.

Bölge sakinleri yaralarını sardı ve çetelerin kentte gerçekleştirdikleri yıkımı düzeltti. Şehrin kurtuluşundan sonra Minbic Halk Meclisi göreve geldi ve bu kurumlar kuruldu. Güvenlik, belediye, ekonomi komitesi, kadın evi, akademi, enerji ve su, trafik, iletişim, sınır kapıları/gümrükler, mahkemeler, eğitim, sağlık, kurumların merkezleri...

GÖÇMEN KAMPI

Kurtuluştan sonra, şehir aynı zamanda birçok göçmen için bir kamp haline geldi. Şehrin nüfusu göçmenlerle birlikte yaklaşık bir milyon 150 bin. Şehir, Türk devleti ve bağlı çeteleri tarafından işgal edilen bölgelerden ve Şam hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerden gelen birçok göçmeni kucakladı.

Minbic kentindeki Rism al-Ehdar köyünde, Yeni Doğu Kampı ve Eski Doğu Kampı adı verilen 2 göçmen kampı bulunuyor.

Bu kamplar 2017 yılında inşa edildi. Yeni Doğu Kampı'nda 649 çadır, 649 aile, 3 bin 796 göçmen bulunuyor. Eski Doğu Kampı'nda ise 430 çadır, 430 aile ve 2 bin 179 Suriyeli göçmen bulunuyor. Bu iki ana kampın dışında, Suriye'den gelen 150 aile ve 7 bin 500 göçmen farklı kamplarda yaşıyor.

Bu stratejik şehir, kurtuluş gününden beri Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından tehdit ediliyor. İşgalcilerin bu saldırıları ve tehditleri ile ilgili olarak, mikrofonumuzu Minbic'teki bileşenlere uzattık.

'MİNBİC BİZİM MİNBİCİMİZDİR'

https://www.hawarnews.com/tr/uploads/files/2022/06/29/203047_esad-el-mas.jpg

"DAİŞ çeteleri bölgelerimizi işgal ettiğinde, Türk devleti neredeydi ve neden benim için tehlike olduğunu söylemedi" diyen Minbicli Esad El Maşî, bölgenin halkı için tehlike yarattığını söyleyen işgalci gerekçelerini reddediyor.

El-Maşi, Türk devletinin işgal tarihini hatırlatarak şöyle devam ediyor: "İşgalci Türk devleti yüzlerce yıldır bizi sömürerek işgal ediyor. Dedemiz onları topraklarımızdan çıkarmak için Osmanlılara karşı mücadele etti. İşgalcileri istemiyoruz ve onlardan kurtulduk. Onun yanında yer alan çetelerin hepsi teröristtir. Minbic'in çetelerden kurtulacağına inanmıyorduk ve şimdi işgalci Türk devleti bizi tehdit ediyor. Biz Minbic gençleri olarak topraklarımızı her taraftan korumaya hazırız. Kendimizi savaşa ve saldırılara hazırlıyoruz. Topraklarımıza sokmamak için işgalcilere karşı duracağız. Toprağımızdan vazgeçmeyeceğiz ve direniş yolunu seçtik. Minbic bizim Minbic’imizdir. Onu ölene kadar koruyacağız. Kimsenin hiçbir şeyi yanımızda yok."

İŞGALCİLERİN GELMESİNİ İSTEMİYORUZ

https://www.hawarnews.com/tr/uploads/files/2022/06/29/203134_fatma-ehmed.jpg

Türkmen halkından olan Fatma Ehmed, DAİŞ dönemindeki vahşeti hatırlattı ve karanlık çağın tekrardan geri dönmesine izin vermeyeceklerini belirtti.

İşgalcilerin kendilerine saldırı tehditlerini öfkeyle karşılayan Fatma Ehmed, "DAİŞ bizi evlerimizden etti. Döndüğümüzde de bütün evlerimiz talan edilmiş ve yakılmıştı. Evlerimizden geriye hiçbir şey kalmadı. Allah kimseye o zulümleri göstermesin. Barış içinde yaşamak istiyoruz. Bu zulmü ne Tanrı ne de insan kabul eder. Ülkemizde kalmak istiyoruz, barıştan başka hiçbir şey istemiyoruz. İşgalcilerin bize saldırmasını istemiyoruz. İşgalcilerin şu anda bulunduğu yerde, barış yok. Bab'ta, Ezaz'de barış var mı? Hayır. Yeter, 10 yıldır Minbic'teyiz ve yıllardır burada barış içindeyiz. DAİŞ içinde nasıl bir zulüm gördüğümüzü gördünüz. İşgalcilerin gelmesini istemiyoruz” sözleriyle işgalci Türk devletinin saldırı tehditlerini eleştirdi.

‘TÜRK DEVLETİ DAİŞ’İ GERİ GETİRMEK İSTİYOR’

https://www.hawarnews.com/tr/uploads/files/2022/06/29/203853_zelha-brahm.jpg

DAİŞ vahşetinin tanıklarından biri de ilçe sakini ve Kürt olan Zelîha Îbrahîm. DAİŞ, saldırıları sırasında Minbic'te olan Zeliha İbrahim'in eşi acımasız bir işkenceye uğruyor ve elleri kesiliyor.

Zelîha Îbrahîm, Türk devletinin çetesi olan DAİŞ’in kendilerine yönelik baskılarına değinerek, “Gözlerimin önünde kızlarım çeteler tarafından dövüldü. Çok fazla zulüm gördük. DAİŞ’in kaçırdıkları hakkında şu ana kadar herhangi bir bilgi alamadık” dedi.

İşgalcilere karşı kendi savunmalarını geliştirdiklerini ifade eden Zelîha Îbrahîm şöyle devam etti: “İşgalciler sadece Minbic'in değil, Kuzey ve Doğu Suriye'nin tüm bölgelerinin işgalini planlıyor. Bütün çeteler onlarla bir araya geldi. İşgalci Türk devleti bize saldırırsa ülkemizi ve şehirlerimizi koruyacağız. Türkiye'ye giden insanlarımız her gün katlediliyor. Birleşmiş Milletler neden nasıl öldürüldüklerini ve bu çetelerin neden Türk devletinin yanında olduğunu araştırmıyor? Şehrimizi DAİŞ’ten kurtardık, işgalci Türk devletinin şehirlerimizi işgal etmesini istemiyoruz. Minbic halkı Türk devletini kabul etmiyor. Türk devleti DAİŞ’i buraya geri getirmek ve bize zulmetmek istiyor. İşgalcilere karşı hesabımızı yaptık ve kendimizi hazırladık. Askeri meclisimizin yanındayız."

TEHDİTLERE YANIT: İŞGAL ALTINDAKİ BÖLGELERİ ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ

İşgalci Türk devletinin tehditlerinden sonra, Minbic Özerk Yönetimi de örgütlülüğünü güçlendirmek için seferber oldu.

https://www.hawarnews.com/tr/uploads/files/2022/06/29/203829_sham-hemo.jpg

Minbic Anayasa Meclisi Eş Başkanı Sîham Hemo, Minbic halkının örgütlenmesi ile ilgili olarak şunları söyledi: "Minbic şehrinin özgürleştirilmesi sonrasında işgalci Türk devleti şehri sürekli tehdit ediyor ve saldırıyor. Uluslararası devletler saldırılara sessiz kalıyor. Ama biz hiçbir devlete sırtımızı dayamıyoruz, gücümüze inanıyoruz. Olası saldırılara her zaman hazırız ve hazırlıklarımıza devam ediyoruz. İşgal altındaki topraklarımızı kurtaracağız."

‘HALKIN SAVUNMA GÜCÜ HER PLANI BOZAR’

Siham Hemo, halkın bu saldırılara karşı birlik olduğunu belirterek, "Bütün bu zorluklardan sonra Minbic halkı rahat bir nefes aldı ve acının geri gelmesini asla kabul etmeyecektir. Bu saldırılara karşı halkla birçok toplantı yapıldı. Halkın morali çok yüksek, birlik içinde ve askeri güçlerin yanında olacağız diyorlar. Minbic’de her hane bir şehit ailesidir. Bu nedenle, topraklarıyla bir bağları var" şeklinde konuştu.

SALDIRI BİLANÇOSU VE CEPHE HATTI

Sacur Nehri, Minbic Askeri Meclisi ile 'Fırat Kalkanı' olarak bilinen çeteler arasında sınır olarak kuruldu.

Çeteler işgal hattında hendekler oluşturdu. İşgal altındaki köylerde, 13 Türk askeri üssü kuruldu. Onlarca DAİŞ üssü kuruldu. İşgalci Türk devletinin tehditlerinin ardından Cerablus ve Bab’dan çetelerin Minbic köylerin yönelik saldırıları arttı.

Türk devletinin Qirata, Toxar, Hilwencî, Yaşlî, Şexnasir, Zerzûr, Şiwêha, El Aşlî, Kerbeclî, Um-Şikeyf ve El Kirêdiyê gibi askeri üslerinden bu ay; Hoşeriye, Cat, Toxar, Ewn Dadat, Muhsinli, Ereb Hesen, Um Edese, Seyadê, Yalanli, Qirt Weran, Kawikli, Kor Huyuk, Cebel El Hemra köylerine saldırılar düzenledi.

İşgalci Türk devlet ordusu, Tuxar'daki Türk ordusu üssünde çeteleri eğitiyor. Bu askeri üslere birçok ağır silah ve bu üslerden insansız hava araçları konuşlandırıldı. Minbic'in bazı cephe köylerinde, Şam ve Rusya hükümet güçleri de konuşlandırıldı, ancak şimdiye kadar saldırılara yanıt vermedi.

YÜZLERCE KEZ SALDIRI YAPILDI

Bu ay boyunca işgalcilerin suçları ve saldırıları şu şekilde:

Türk insansız hava araçları 1 Haziran 2022'de Ereb Hesen köyünü çok sayıda bomba ile hedef aldı. 2 Haziran 2022'de işgalci Türk devletine bağlı bir grup çete, Türk ordusunun desteğiyle 3 kez El-Muhsinli köyüne girmeye çalıştı, ancak Minbic Askeri Meclisi savaşçılarının direnişi sonucu tüm girişimler başarısız oldu.

3 Haziran 2022'de El-Muhsinli köyünde bir çete mayın yerleştirmeye çalışırken, Minbic Askeri Meclisine bağlı güçler tarafından yaralandı. 9 Haziran 2022 tarihinde El-Cat köyü 3 füze ile hedef alınmış, bunun sonucunda köy camisi hasar görmüş ve aynı gün cami orta ve ağır silahlarla hedef alındı.

Mibic köyleri bu ay işgalci Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından 512 kez top ateşine tutuldu. Yine bu ayın 27'sinde Minbic kentine bağlı Ereb Hesen, El-Musinli, Erba Kilo, Ewn El-Dadat ve El Mefarid köylerine 8 roket ve 96 obüs isabet etti.

ÖN CEPHEDE YAŞANAN GELİŞMELER

İşgalcilerin saldırısı altında olan Minbic şehrine bağlı El-Muhsinlî köyünü ziyaret ettik.

El-Muhsinlî Köyü, Minbic’in 20 km kuzeyinde yer almaktadır. İşgalci çetelerle aramızda sadece 200 metre var. Köy sürekli topçu ateşi altına alınıyor. Minbic Askeri Meclisi savaşçıları tarafından meşru savunma çerçevesinde saldırılara karşılık veriliyor. Çeteler birkaç kez köyü işgal etmeye çalıştı, ancak savaşçılar tarafından engellendi.

Çeteler işgal altındaki evlere bayraklarını astı. Çeteler bombardımanın yanı sıra yurttaşlara yönelik suikast saldırıları da gerçekleştiriyor. Köy yüzlerce kez bombalandı ve saldırılar nedeniyle birçok kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Saldırılar sonucunda çok sayıda sivil evde maddi hasar meydana geldi.

‘SAVAŞ ÇIKARSA BÜYÜK BİR DİRENİŞ ORTAYA ÇIKAR’

https://www.hawarnews.com/tr/uploads/files/2022/06/29/203152_serwan-derwis.jpg

Minbic Askeri Meclisi Sözcüsü Şervan Derwîş saldırıların, tehditlerin ve işgalcilerin işgal edilen hatlar üzerindeki hareketlerinin durumuna değinerek şöyle devam etti: “Bu tehditler ve saldırılar yeni değil. Ama şimdi tehdit üst düzeye ulaştı. Türk devleti, kendi iç karışıklığından kurtulmak ve uluslararası topluma fayda sağlamak için planlarını uygulamak istiyor. Durumu ciddiye alıyoruz ve önlemlerimiz de öyle. 6 yıldır güçlerimiz savunmaya hazırlanıyor. Halkımızın barışa ihtiyacı var. Ama bize bir saldırı gelirse teslim olmamızı ve cevap vermememizi kimse beklemesin. Bir savaş çıkarsa, hazırlıklarımızın da büyük olduğu büyük bir direniş olacaktır. Güçlerimiz ve halkımız bu duruma hazırdır. Bölge sakinlerinden binlerce mektupla aşiretler bize gelip savaş çıkarsa bizimle birlikte savaşacaklarını söylediler. Ayrıca Türk devletinin bu tehditlerinden sonra çok sayıda genç Minbic Askeri Meclisi'ne katılıyor.”

‘ŞU ANA KADAR İŞGAL GİRİŞİMLERİ PÜSKÜRTÜLDÜ’

Şervan Derwîş, saldırılara hazırlık düzeyine atıfta bulunarak, "Güçlerimiz ön saflarda yüksek teyakkuzdadır. Çeteler bir araya geldi. Hareketlerinin bir kısmı cephe hattında gerçekleşti. Türk devletinin çetelerinin ve askerlerinin hareketini kontrolümüz altında takip ediyoruz. Bu hareketle bizi şaşırtmak istiyorlar. Ama gizlice hazırlanan yerler de bizim kontrolümüz altında. Şimdiye kadar işgalcilerin girişimleri başarısız oldu. Askeri meclisin birliği ve özyönetim, çetelerin tehdidini çoktan yendi. Büyük bir direniş sözü verdik. Başarılı olmaktan başka seçeneğimiz yok. Yaşadığımız bu günler halkımızın geleceğini belirleyecektir. İrademiz ve inancımızla bu düşmanı yeneceğiz ve tarih sayfalarından sileceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

(rr)

ANHA


Diğer Haberler