Salih Müslim: NATO’nun Kürt karşıtlığı terörle savaşı başarıya ulaştıramayacak

Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük her türlü saldırıya karşı kendi öz gücüne dayanılması önemine dikkat çeken PYD Eş Başkanı Salih Müslim, “NATO, Kürt düşmanlığı karşısında topallayacak ve teröre karşı mücadelede başarılı olamayacak” dedi.

İspanya’nın başkenti Mardid’de 28 Haziran’da başlayan NATO zirvesinin bugün sona ermesi bekleniyor. Toplantıda Ukrayna-Rusya savaşının ele alınması bekleniyordu fakat Kürtlere dönük düşman kararlar alınıyor.

PKK Dış İlişkiler Komitesi, dün yaptığı yazılı açıklamada NATO’nun genişleme adımlarının Kürt düşmanlığının ilanı olduğunu belirtti.

PKK: KÜRT HALKINA DÜŞMANLIĞIN İLANI

Açıklamada, “NATO’nun genişleme adımlarına Kürt halkının kazanımlarını, değerlerini, özgürlüğünü ve mücadelesini malzeme konusu etmesi, tek kelimeyle Kürt halkına düşmanlığının ilanıdır.

28 Haziran’da İspanya’nın başkenti Madrid’de demokrasinin temsilcileri olarak gösterilen Finlandiya ve İsveç’in Türk devletinin en faşist, katliamcı ve demokrasi düşmanı iktidarı ile faşist politikada anlaşmaya varması, iki yüzlü ve kirli durumlarının ifadesidir.

Batı ‘demokrasisi’ olarak tarif edilen sistemin gerçek yüzünün tüm çıplaklığı ile bir kez daha açığa çıkması ve deşifre olmasıdır. İsveç’in Sosyal Demokrat Partisi kongresinde aldığı, Kürtleri destekleme kararını boşa çıkardığı gibi çıkarları için her şeyin müzakere edilebileceğini gösterdi. Bu, ona inanan üyelerine ve İsveç’teki topluma da büyük bir haksızlıktır” denildi.

‘DÜNYANIN HİÇBİR GÜCÜ BU HALKI YENEMEYECEKTİR’

NATO’nun Madrid toplantısında vardığı anlaşmanın Türk devletinin yüz yıldır Kürt halkına karşı yürüttüğü katliamı ve soykırım politikasını alenen sahiplenmesi ve üstlenmesi olduğunu belirtilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Bugün Kürt halkı, Lozan Antlaşması ile Kürdistan’ı sömürge yapan, Kürt halkına kendi topraklarında inkar, imha ve soykırımı dayatan faşist Türk devletine yükselmiş siyasal bilinç ve örgütlüğüyle demokrasiyi dayatmaktadır.

Dünyanın hiçbir gücü bu halkı yenemeyecektir. Faşist Türk devleti Kürt halkının özgürlük mücadelesi karşısında çöküşünü durduramamakta ve bu nedenle de uluslararası desteği arkasına alarak soykırımı uygulayabileceğini düşünmektedir.”

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eş Başkanı Salih Müslim, NATO toplantısı ve bölge genelindeki gelişmelere ilişkin ANHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

‘KÜRTLER DIŞINDA ORTADOĞU’DA SAVAŞACAK KİMSE YOK’

Türk devletinin Kürt halkını yok etmek için yürüttüğü müzakerelere dikkat çeken Müslim, “Türkiye, Kürtlere dönük savaş ve soykırımında herkesin yanında durmasını istiyor. NATO da bunu kabul etmiyor. NATO bugün yeni bir stratejiye sahip, teröre karşı savaş onun için stratejik bir konu. Ortadoğu’da teröre karşı savaş yürütecekse Kürtler dışında bunu yapacak kimse yok. Kürtler bunu yapabiliyor ve sahada bunu ispat etti. Kürtler terörist değil fakat teröre karşı savaşıyor. NATO da bunu biliyor” dedi.

Müslim sözlerine şu şekilde devam etti: “Ancak değişim olabilir. Örneğim; Ukrayna konusu, Suriye’deki olaylar, Ortadoğu ve mevcut değişim. NATO’nun üzerinde durduğu Büyük Ortadoğu Projesi 2001 de başladı. NATO’nun planlamasında Kürtlere karşıt bir şey yok. Eğer böyle bir durum olsa o zaman NATO hem topallar hem de terörizme karşı mücadelesinde başarıya ulaşamaz.”

RUSYA VE ULUSLARARASI KOALİSYON ONAYI OLMADAN TC SALDIRAMAZ

Rusya ve Uluslararası Koalisyonu’nun onayı olmadan Türk devletinin saldıramayacağını belirten Müslim, “Hava sahasının yasaklanması askeri bir konu olmasına rağmen, bir bölümü Uluslararası Koalisyonun bir bölümü de Rusya’nın denetimindedir. Ancak Kürtler için, sadece mesele hava sahasının yasaklanması değil. Kürt şehirlerimiz Türkiye sınırına 30 km uzunluğunun olduğu konumda. Eğer yasak getirilirse iyi olur ama füze ve top saldırılarının da durdurulması gerekir. Şehirlerimiz şu anda Türkiye tarafından bombalanıyor. 100 km’ye kadar da istediği hedefi vurabilir” dedi.

Hava sahasının kapatılmasının yeterli olmadığını fakat kapatılmasının iyi bir adım olacağını kaydeden Müslim, Lübnan’da olduğu gibi BM güçlerinin sınıra gözlemci olarak konuşlanmasının kimin saldırı yaptığını görülmesi açısından olumlu olacağını söyledi.

‘BİZİM YERİMİZE SİLAH KALDIRACAK KİMSE YOK’

Soykırım siyasetlerine karşı kendi öz gücüne dayanmaları gerektiğinin altını çizen Müslim şöyle devam etti: “Bu önceden de ispat edildi. Kimse bu toprağın sahibi değil, kimse üzerinde yaşamıyor ve kimse korumuyor gibi. Efrîn’de 58 gün direndiğimizde kimse yanımızda durmadı. O zaman NATO’ya karşı savaşıyorduk ve Efrîn’in işgali üzerine Türkiye ile uluslararası bir anlaşma vardı. Serêkaniyê ve Girê Spî konusunda da; bu şehirlerin sahipleri var kolaylıkla terk etmeyecekler. Halkımız buna hazır ve bu defa deneyim sahibi. Bu bağlamda kimseye sırtımızı dayamayacağız. İster Uluslararası Koalisyon olsun ister ABD ister Rusya, sırtımızı onlara yasladığımızda bıçakladılar. Bizim yerimize silah kaldıracak kimse yok, kendimiz savaşacağız.”

DİRENECEĞİZ…

Türk devletinin uluslararası onay alarak Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırma olasılığına değinen Müslim, “Bize etki etmesi için siyasi ve diplomatik destek alması gerekir. Türkiye’ye ‘yanlış yapıyorsun’ derlerse ki gerçekte de şimdi bunu yapıyorlar. Fakat Türkiye saldırdığında hiç kimsenin bize yardım etmeyeceğine eminim. Kendimizi buna hazırlıyoruz, kendimiz direneceğiniz, toprağımız onurumuz ve namusumuzdur” şeklinde konuştu.

Türk devletinin 2019 yılından bu yana Kürt, Arap ve Süryanileri göçertmeye çalışıp soykırımdan geçirmek istediğini belirten Müslim, bu bağlamda topraklarını ve ülkelerinin kendilerinin savunması gerektiğine inandığını ekledi.

“Eğer Türkiye bu barbarlık ve vahşetle saldırıp halkı katlederse, dünya ve uluslararası kamuoyu sessiz kalmaz” öngörüsünde bulunan Müslim şunları ekledi: “Bir şey yapması gerekiyor ve gerçekten de yapacak. Dünyanın bize yardım etmesi için kendimiz direnmeliyiz. Toprağımız ve onurumuz için direnmezsek kimse bize yardım etmez.”

Serêkaniyê ve Girê Spî işgal edilmesi sürecini anlatan Müslim şöyle devam etti: “O dönemdeki uygulamalara bir açıdan hazır değildik. Öte yandan Uluslararası Koalisyon Türkiye’nin saldırılarının önüne geçmek için müdahale etti, savaşçıların ve silahların çekilmesi çağrısı yaptı. Ama bunun gerçek olmadığını anladığımızda Türk devleti onlarla dalga geçti. Bu defa bu yanılgıya düşmeyeceğiz, sırtımızı vaatlerine ve kendilerine dayamayacağız.”

‘ÖZ SAVUNMAYA HAZIR OLMALIYIZ’

Türk devletinin her an saldırabileceğini, halk ve savunma güçleri olarak öz savunmaya hazır olunması gerektiğini belirten Salih Müslim, “Kongremizi devrimci halk savaşı şiarıyla gerçekleştirdik. Düşman özel savaş taktiğiyle bizi korkutarak yok etmek istiyor. Bu yüzden hazır olmalıyız, bize saldırırsa suyumuzu kesecek, daha kötü şeyler de gerçekleşecek, bu yüzden açlığın ve susuzluğun hesabını da yapmalıyız” vurgusunu yaptı.

Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’deki savaş sürecini hatırlatan Müslim, düşmanın ne yapacağını iyi bildiklerini bu yüzden halkın mücadeleye hazırlıklı olması gerektiğini ekledi.

Son zamanlarda alınan kararların sadece bir Kürt partisine yönelik kararlar olmadığını, Kürtlere karşı olduğunu belirten Müslim şu uyarıları yaptı: “Planlarının PYD olduğunu söyleyen Kürt siyasi güçleri hayallerle yaşıyor. Efrin, Girê Spî ve Serêkaniyê bunun ispatıdır. Çeteler bu bölgeleri aldıktan sonra hiç kimse bu işgal bölgelerine giremedi, Kürtlerin tamamı hedeftedir, bunlardan ders çıkarılmalıdır.”

Türk devletinin amacının Kürt halkını yok etmek olduğunu belirten Müslim, “Bunun önüne geçmek için saflarımızı birleştirmeliyiz. Türk devletinin yanında durmayıp Özerk Yönetim ve kendi halkına karşı savaşmayı bırakıp halkın çıkarlarına hizmet etsinler. Eğer ülkelerini savunamıyorlarsa da şerefleriyle evlerinde otursunlar” ifadelerini kullandı.

PYD Eş Başkanı Salih Müslim değerlendirmesini şu sözlerle sonlandırdı: “Rejim yarın öbür gün rejim değişebilir. Ama egemenlik ihlal edildiğinde Kürt, Arap ve Suriyeliyim diyen herkesin bunun karşısında durması en temel görevidir. Efrîn ve Serêkaniyêde yapılan ihlaller için o kadar çağrıda bulunduk kimse yardım etmedi. Efrîn ve Serêkaniyê’de yapılanlar demografinin değiştirilmesi ve İskenderun Sancağı’nı tekrar tecrübe etmek istemeleridir. Şimdi bu planı yapıyorlar. Burada Vali ve yöneticileri belirlenmiş ve kendi paralarını kullanıyorlar. Kendilerini orada kalıcı görüyorlar. Bu, Suriye sınırlarının parçalanmasıdır. Suriyeliyim diyen herkesin, Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmalıdır. Suriye rejiminden de bizden de bu isteniliyor. Üzerimize düşen görevleri yerine getireceğiz. “

 ANHA


Diğer Haberler