Rusya TC’yi Kürtlere karşı ortak mücadeleye çekiyor-Şükrü GEDİK

Astana üçlüsünün bir araya geldiği Tahran toplantısında Rojava’ya askeri operasyon konusunda istenen düşünce birliği sağlanamamıştı. İran ve Rusya olası bir işgal hareketini kendileri açısından risk taşıdığını belirterek karşı çıkmışlardı. Tahran toplantısının sonuç bildirisinde Rusya-İran ilişkilerindeki ortaklık ve iş birliği anlaşmaları ön plana çıkarken, ABD’nin de Suriye’den çıkmasını istendi. Türkiye’yi de kendi isteklerine dahil etmiş oldular. Tahran toplantısında bir nevi, İran ve Rusya kendi sahalarında top çevirerek Türkiye’yi de oyunda tutmaya çalıştılar. 

5 Ağustos günü Soçi’de bir araya gelen Putin-Erdoğan ikili görüşmesinde, Rojava konusu yine gündeme geldi fakat askeri operasyon konusunda herhangi bir gelişme sağlanamadı. Uluslararası siyasi dengeler, Türk devletinin işgal operasyonları yapmasına uygun bir ortam sunmuyor. En azından bu aşamada Rusya, İran, ABD’nin açıklamaları dikkate alındığında, Türk devletinin operasyon yapma ihtimalini zayıflatmaktadır.  Fakat tümüyle de rafa kaldırılmış değildir.

RUSYA VE TC’NİN SURİYE’DE YENİ YOL HARİTASI

Soçi toplantısında, Rojava’ya olası bir işgal saldırısı belirsizliğini korurken, yeni çizilen yol haritası da belirmeye başladı. Türk devletinin Şam hükümetiyle ilişkilendirip Kürtlere karşı ortak mücadeleye çekmektir. İstihbarat paylaşımı ve hava saldırılarıyla cinayetler işlemeye hız verilecek. Karadan bombardımanlara devam ederek yerleşim alanlarını boşaltmak ve böylece kendisine alan açmaktır. Nihayetinde ise Misak-î Millîyi ön gören stratejik hedeflerine ulaşmak istiyor. Rojava Devrimi’nin kazanımlarını ortadan kaldırmak için işgal saldırıları düzenleyerek asıl amaçlarına ulaşmayı hedefliyor.

ŞAM HÜKÜMETİNİ YENİDEN EGEMEN HALE GETİRMEK İSTİYORLAR

Soçi’de konuşulan Rojava yönelik yeni bir işgal saldırısı, Tahran’da varılan mutabakatın teyidi ve devamı yönünde irade beyanından öte bir sonuç çıkmadı.  İran ve Rusya’nın istemi, Şam hükümetini yeniden egemen kılmak. Rojava Özerk Yönetimi; mevcut sorunlarını Suriye’nin toprak bütünlüğü içerisinde Şam hükümetiyle çözme isteminde ısrar etmesine rağmen Şam hükümeti tarafından yeterince karşılık verilmemiş olması, İran ve Rusya’nın tezine uygun bir yaklaşımdır. Yani, Şam hükümetini yeniden egemen hale getirmek istiyorlar. Türkiye’yi de bu çizgiye çekmeye çalışıyorlar.  Bu konuda konsensüsün sağlanması halinde, önümüzdeki dönem Rojava’nın yol haritası olacaktır.

Soçi toplantısını sadece Rojava ekseninde okumak yetersiz olacak. Türk-Rus ilişkilerin seyri bu minvalde devam etmesi Batı’nın tepkisine yol açması kaçınılmazdır. Almanya ve Fransa tepkilerini dile getirdiler. Ukrayna savaşından dolayı AB ve NATO ile çelişen Türk-Rus ilişkileri daha şimdiden Batı nezdinde sorunlu hale geldi. Kürt düşmanlığı üzerinden yürüttüğü politikalar ve kurduğu ilişkiler Türkiye’yi sorunlu bir ülke, güvenilmez ‘müttefik’ haline getirdi.

 TÜRKİYE’NİN KİMLİK BUNALIMI

Türk-Rus ilişkileri, tik-tak, tak-tik misali rölantide seyretmektedir. Rusya Türkiye’yi kendi sahasına çektikçe, Türkiye de buna yattıkça kazançlı çıkacak olan kesinlikle Rusya olacak. Türkiye bölgesel politikalarda Rusya’nın çizgisine gelmenin dışında kendisine şans da bırakmadı. Şangay’a kendisini davet ettirmesinin politik karşılığı da pek yok. Türkiye bu konuda bir kimlik bunalımı yaşıyor. AB ile Rusya arasında bir tercih yapmaya zorlanacak. Türkiye’nin bu konuda Araf’ta kalarak denge siyaseti yürütmesi tükenmişlik göstergesidir. Bütün bunların temelinde ise Kürt düşmanlığı yatıyor. Bundan kurtulmadığı müddetçe sağlıklı bir dış politika yürütmesi, siyasi istikrar sağlaması, güvenilir müttefik olması beklenemez. Batı ve ABD bunu anlamışa benziyor. Aslında Rusya’da bunun farkında fakat Ukrayna savaşı nedeniyle Batı’ya rüştünü ispatlama kabilinden Türkiye’yi kullanıyor. NATO ülkesi olan Türkiye’yi kendi sahasına çekerek AB ve NATO’ya üstünlüğünü gösteren mesajlar vermesi, Rusya açısından önemli bir başarıdır.

SOÇİ’DE GÖRÜNMENİN DIŞINDA KAYDA DEĞER BİR GELİŞME SAĞLANMAMIŞTIR

Türk-Rus ilişkilerinde Rusya’nın kazanç hanesine yazılacak bir diğer konu da Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nın geleceğidir. Enerji konusunda uzmanların ortak görüşü; enerjinin kontrolü ağırlıklı olarak Rusların elinde olacağına ilişkindir. Türkiye’nin payı ve beklentileri istenilen düzeyde olmadığıdır.  Aslına bakılırsa, Soçi’deki ikili ilişkilerde pek yeni bir şeyin olmadığıdır. Orada görünmenin dışında kayda değer bir gelişme sağlanmadı. Ukrayna savaşının fırsatlarından yararlanmanın yolları aranıyor. Coğrafik konumundan dolayı, buğday naklinde üstlendiği zorunlu aracılık rolünden başarı hikayesi türetmekte pek mümkün değildir.

TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKALARI SORGULANIR HALE GELDİ

Türkiye’deki rejim kendi çürümüşlüğüne, siyasi, ekonomik iflasına dair salasını okutacak aşamaya geldi. Dünya yeni siyasi dengelerle yeni eksenlere otururken Türkiye bundan da belirsiz bir konumdadır. ABD, AB ve NATO bileşenleri Ukrayna savaşıyla Rusya ile dalaşırken, Asya pasifikte de Tayvan krizi nedeniyle Çin ile cebelleşmeyi göze almış durumda. Aynı bileşenler nükleer sorunu başta olmak üzere bir dizi sorunla İran ile yeniden kartlarını karıyor.  Doğal olarak Rusya, Çin ve İran aynı eksende bir araya gelirken ABD, AB ve NATO ise karşıt kutupta konumlandı.

Türkiye’nin sözde denge dediği kaypak politikalarla yol alması mümkün görünmüyor.  Belirsizlik hali hem iç siyasette hem dış siyasette artık sürdürülemez hale geldi. Rojava işgal saldırılarında gelinen nokta da bu belirsizlik halidir. Çünkü Türkiye’nin Suriye politikaları artık sorgulanır hale gelmiş ve belirsizleşmiştir. 

ANHA