Norman Paech: Sınırların ötesine uzanan Öcalan serbest bırakılmalı

22 yıllık tecridin insanlık dışı bir uygulama olduğunu belirten Prof. Norman Peach, barışa yönelik müzakerenin merkezinde yer alan kişinin Önder Abdullah Öcalan olduğunu, bunun için de derhal serbest bırakılması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin tüm çabalarına ve anti demokratik uygulamalarına rağmen Önder Abdullah Öcalan'ı Kürt halkından ve dünyadan tecrit edemediğini belirten Peach: “Öcalan, şimdi bile Türkiye'de barışın gerçekleşmesi ve demokratik dönüşümün sağlanmasında en büyük siyasi güç olabilir” dedi.

15 Şubat 1999’de Önder Abdullah Öcalan’ın işgalci Türk devletine rehin edilmesinin ardından kurulan “Abdullah Öcalan’a Özgürlük-Kürdistan’da Barış” Uluslararası İnisiyatifi uluslararası alanda birçok çalışma gerçekleştirdi. Çalışmalarının bir ürünü olan Özgür Yaşamı İnşa Diyalogları adlı kitap, Önder Abdullah Öcalan’ın felsefesiyle ilgilenen, ondan ilham alan bir dizi akademisyeni, yazarı ve devrimciyi bir araya getirmişti. Uluslararası komplonun 22. yıldönümüne yönelik 2019 yılında aram yayınevi tarafından ilk basımı yapılan kitapta yer alan 4 yazarla röportaj yaptık.

Bu röportajda “Öcalan, Avrupa hukuku ve Kürt sorunu” başlıklı yazının yazarı Hamburg Üniversitesi fahri profesörü, eski bir milletvekili ve uluslararası hukuk uzmanı Norman Paech ile Önder Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi, Türk devletinin çözüme karşı yürüttüğü savaş politikalarını konuştuk.

Önder Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun öncelikli amacını Norman Peach kitaptaki yazısında şu şekilde yorumlamış: “Söz konusu komplo, başlangıçta NATO başkentlerine egemen olan şaşkınlığın ardından, Öcalan’ın ortadan kaldırılması hedeflenmişti. Kürtlerin taleplerinin itici gücünü teşkil eden ve yoğunlaşarak vücut bulduğu şahsın devre dışı bırakılması gerekmekteydi. Fakat tüm bunların hedefinde bir şahıstan çok, Avrupa’da kök salacak bir mücadele sembolü vardı. Belli ki bu hedefe ulaşmak için, Kenya’daki Yunanistan Büyükelçisinin Öcalan’a –kendisini savunması için değil, intihar etmesi için– verdiği bir tabanca da kullanılmıştı.(22-23. sayfa)”

‘22 YILLIK TECRİT ZALİMCE VE İNSANLIK DIŞI BİR MUAMELEDİR’

Peach komplodan sonra gelişen Türkiye'deki Kürt hareketinin önemli siyasetçisi ve lideri olarak tanımladığı Önder Abdullah Öcalan’ın 22 yıllık esaretini ve tecridi, halkından ayırmak ve susturmak amacıyla zalimce ve insanlık dışı bir muamele olarak değerlendirdi. Kenya'da yakalanmasına ve Türkiye'ye kaçırılmasına neden olan komplonun amacını ise şu şekilde değerlendirdi: “Özerklik ve özyönetim, Kürt kimliğinin tanınması, insanlık onuru ve eşit bir yaşam için çabalayan Kürtleri zayıflatmaktı. ABD ve İsrail'in yanı sıra Öcalan'a sığınma hakkı vermek istemeyen Almanya, Hollanda ve Yunanistan gibi Avrupa devletlerinin de desteği olmasaydı Türkiye bu kaçırmayı gerçekleştiremezdi.”

‘KOMPLO CENEVRE MÜLTECİ SÖZLEŞMESİNİN AÇIKÇA İHLALİDİR’

Önder Abdullah Öcalan’ın komplo öncesi iltica talebinin reddedilmesini, tüm siyasi mültecilere sözleşmeye üye devletlerde sığınma hakkı veren Cenevre Mülteci Sözleşmesi'ni açıkça ihlal ettiğine işaret eden Peach şunları ekledi: “Öcalan, şüphesiz, karaya çıkmasına izin vermeyen eyaletlere sığınma hakkı kazanan fakat sınır dışı eden siyasi bir mülteciydi.”

‘SINIRLARIN ÖTESİNE UZANAN ÖCALAN SERBEST BIRAKILMALI’

Türkiye’nin Önder Abdullah Öcalan'ı dış dünya ve Kürt halkından tam bir tecrit ile izole etme hedefine ulaşamadığını vurgulayan Peach: “İmralı üzerindeki insanlık dışı tutukluluk koşullarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye tarafından bir kez daha incelenmesinin tam zamanı. Öcalan'ın halkı arasındaki varlığı sayısız kitabı ve yazısıyla Türkiye sınırlarının çok ötesine uzanmasına rağmen, tecrit edilmesinin insanlık dışı uygulamaları sadece hapishane koşullarında köklü bir değişiklik değil, aynı zamanda serbest bırakılmasını gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

‘BARIŞ KONSEPT MÜZAKERESİNDE MERKEZİ KİŞİ ÖCALAN’

Önder Abdullah Öcalan’ın sorunların çözümündeki pozisyonunu da değerlendiren Peach: “Abdullah Öcalan, Türkiye sınırları içerisinde Türklerin ve Kürtlerin eşit bir şekilde bir arada yaşaması için bir barış konseptinin müzakere edilmesinde merkezi kişi olabilir. Nelson Mandela 27 yıl boyunca Roben Adası'nda mahsur kaldı, tecrit edildi ardından özgür ve demokratik bir Güney Afrika'nın ünlü başkanı oldu. Abdullah Öcalan'a aynı insanlık dışı tutukluluk süresiyle yüklenilmemelidir. Şimdi bile, Türkiye'nin barışçıl, demokratik ve sosyal demokrasiye geçişinde yardımcı olacak en büyük siyasi güç olabilir” değerlendirmelerinde bulundu.

ÇÖZÜME KARŞI SAVAŞ POLİTİKALARI: TÜRKİYE ICC’DE YARGILANMALI

Norman Peach, Önder Abdullah Öcalan’ın çözüm çağrılarına sömürgeci Türk devletinin savaş ve soykırım politikalarıyla cevap vermesine ilişkin ise: “2015 baharında Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türk hükümeti Öcalan ile barış ve çözüm görüşmelerini sonlandırdığında, Türk siyaseti öncelikle Kuzey Kürdistan halkına ve Batı (Rojava) Kürdistan'a yönelik askeri saldırıya odaklanan yeni bir dönem başlattı. Ordu, uluslararası hukukta hiçbir meşruiyeti olmayan Cizre, Diyarbakır ve Silopi gibi Kürt kentleri ve Kuzey Suriye’ye saldırdı. Kendi halkına karşı ciddi savaş suçları işledi. 2018'de hala tüm uluslararası hukuka aykırı olarak işgal ettiği Efrin kantonuna saldırdı, ki bu işgal tüm NATO ortakları tarafından zımnen hoş görüldü. Türkiye, yönetimini güvence altına almak için sınır kasabası Serêkaniyê ve Girê Spî gibi yerlere baskın düzenleyerek artık uluslararası hukuk kurallarını tanımadığını ve uluslararası yasaklar ve insan hakları normlarından bağımsız olarak askeri güç kullandığını kanıtlıyor. Uluslararası insancıl hukukun bu açık ihlali, Uluslararası Adalet Divanı'nda (ICC) yargılanmalıdır.”

‘NATO İŞGALE OLAN ORTAKLIĞINI BIRAKMALI’

Türk devletinin işgal ettiği kentlerden derhal çıkması ve NATO’nun işgal ortaklığını bırakması çağrısını yaparak şunları ekledi: “Suriye halkının IŞİD'in ve Türkiye'nin desteklediği diğer cihatçı grupların saldırılarından muzdarip olması, NATO devletlerinin ortaklarını şiddeti sona erdirmek, yabancı topraklardan çekilmek ve en basit insan haklarını gözetmek için etkilemesine açık bir neden değildir. Uluslararası hukukun ağır ihlallerini işleyen Türkiye, NATO’nun sessizliği ve gizli desteği olmadan bu suçları işleyemez. NATO Bu suçlara sessiz kalarak ortak olmuştur. Bu kanunsuzluk politikasına karşı çıkmak ve askeri şiddete ve insan haklarına saygının sona ermesini talep etmek tüm demokratik güçlerin acil görevi olmalıdır.”

NORMAN PEACH KİMDİR?

Hamburg Üniversitesi fahri profesörü olup, aynı zamanda eski bir milletvekili ve uluslararası hukuk uzmanıdır. 12 Nisan 1938’de Almanya’nın Bremerhaven şehrinde doğdu. Paech kariyerine, Bonn’daki Federal Ekonomik İşbirliği Bakanlığı’nda başladı. Hamburg’daki Alman Bilim İnsanları Federasyonu Araştırma Merkezi’nde ise araştırmacı olarak kariyerini sürdürdü. 1975’te Hamburg Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Paech, daha sonra Hamburg İktisat ve Politika Üniversitesi’nde kamu hukuku dersleri verdi. Dokuz yıl boyunca Demokrat Avukatlar Birliği’nin başkanlığını yaptı. Üç ayda bir çıkan, Demokrasi ve Hukuk adlı yasal ve politik derginin genel yayın yönetmenliğini yapan Paech, ATTAC, IALANA ve IPPNW’nin Bilimsel Danışma Kurulu üyesidir. Paech, 2005-2009 yılları arasında Alman Parlamentosu’nda milletvekilliği yaptı ve Die Linke’nin (Sol Parti) dış ilişkiler sözcülüğü görevini yürüttü. Çoğunlukla uluslararası hukuka ilişkin makaleler ve kitaplar yazdı. (Özgür Yaşami İnşa Diyalogları 20. sayfa)

ANHA


Diğer Haberler