​​​​​​​Modern Çağ’da Önder Öcalan üzerindeki ilkel tecrit!

Önder Abdullah Öcalan’ın en temel haklarını dahi kullanmasına izin verilmemesine ilişkin konuşan Arap ve Türk aydınlar, söz konusu tecridin, binlerce yıl önce Sümerler elinde tutsak olanlara bile uygulanmadığına dikkat çekti.

İşgalci Türk devleti, uluslararası güçlerin ve örgütlerin sessizliği ile birlikte Önder Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi her geçen gün daha da derinleştiriyor.

28 Temmuz'da Asrın Hukuk Bürosu avukatları İbrahim Yılmaz, Newroz Uysal, Mazlum Dinç, Cengiz Yürekli bir kez daha Bursa il savcılığına ve İmralı Cezaevi yönetimine müvekkilleri Abdullah Öcalan ile görüşme talebinde bulundu. 16 aydır kendisine ağır tecrit uygulanmasına ve iletişimin kesilmesine rağmen görüşme başvuruları reddediliyor.

Avukat Rezan Sarıca ve Newroz Uysal, 8 yıl sonra 2 ve 22 Mayıs, 12 ve 18 Haziran ve 7 Ağustos 2019'da müvekkilleriyle bir araya geldi. Ardından Türk makamları tüm görüşme taleplerini reddetti.

Tecride ilişkin ajansımıza konuşan Arap ve Türk aydınlar uluslararası sessizliğe dikkat çekerek, Önder Öcalan'a desteklerini ifade etti.

İNSAN HAKLARININ İKİLİ VE SİYASİ TAAHHÜDÜ

Filistinli siyaset araştırmacısı Mihemed Ebu Mihadi hükümetlerin, insan haklarına çıkarları doğrultusunda kullanabilecekleri bir mesele olarak baktıklarını ifade ederek, "ABD, haklara ilişkin tutumların ikiliğinin en açık modelidir. Baskıcı ve yozlaşmış sistemlere karşı olduğunu söyler. Bu sistem iklimine uygun olduğu için ABD'nin politikalarına karşı çıkan ülkelere düşmandır. Ayrıca, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin çoğu ABD ile aynı politikayı izliyor” dedi.

Önder Abdullah Öcalan davasıyla ilgili olarak Ebu Mihadi, "Sayın Öcalan, devletlerin çıkarlarının kurbanı oldu” şeklinde konuştu.

‘MENFAATLER BİTENE KADAR SESSİZLİK SÜRECEKTİR’

Türk rejiminin, NATO'nun ikinci önemli ortağı olduğuna dikkat çeken Ebu Mihadi, "Batı'nın çıkarlarını yerine getiriyor. Bu nedenle dünya, Türkiye ve Kürt partilerinin muhalefetine, Irak, Suriye, Libya gibi devletlerin egemenliğine ve daha birçok ülkeye karşı işlenen suçlara sessiz kalıyor. Bu sistem nedeniyle uluslararası düzeyde ülkelere ve halklara karşı suç işleyen ve dünya çapında binlerce acıya neden olan askeri bir ittifakın parçasıdır. Bu yüzden menfaatler bitene kadar sessizlik sürecektir" yorumunda bulundu.

Uluslararası örgütlerin Kürt davasına ve Önder Öcalan ile binlerce tutsağın özgürlüğüne yönelik tutumuna ilişkin olarak Ebu Mihadi, "Bu ülkelerin iyi niyetlerini tespit ederek, bu tutumların değişmesi sağlanamaz. Ancak Kürt halkının güçlü basınının harekete geçmesiyle gerçekleşecektir. Bu, Kürtlerin kendi geleceği, mücadelesi, kendi kaderini tayin hakkı ile ilgili pek çok konuda pozisyonunu birleştirmek ve Ankara ile doğrudan çıkarları olmayan dayanışma hareketleri, dünyadaki partiler ve ülkelerle ilişkileri güçlendirmekle başlar” yorumunu yaptı.

ULUSLARARASI TOPLUMUN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Aynı konuyla ilgili olarak Mısırlı yazar İlham Milicî şunları söyledi: "Türk hükümetinin Önder Abdullah Öcalan'a karşı işlediği suçlara karşı uluslararası sessizlik, uluslararası mesafeyi gözler önüne seriyor. Ya da Avrupa devletlerinin genel bir özelliği olan mesafe, insan hakları yasalarından sıklıkla bahsettiklerini ve buna bağlı olduklarını, saygı duyduklarını iddia ettiklerini, bunu devlet ve sistemlerle olan ilişkilerine dayandırdıklarını ortaya koymaktadır.”

Mevcut durumun, Avrupa devletlerinin diğer ülkelerle olan ilişkilerinin ölçüsünün, insan haklarına saygı gösterilmesi taahhüdünün çıkar meselesi olduğunu doğruladığını kaydeden El Milici şöyle devam etti: "İnsan hakları sloganının rejimlerin siyasi ve ekonomik hedeflere ulaşması için bir silah olarak kullanıldığını söyleyebiliriz."

Mısırlı yazar, Türk rejimi ile olan ilişkinin utanç verici mesafeyi ortaya çıkaran bir model olduğunu, çünkü Türk rejiminin tek suçu halkının meşru haklarını korumak olan bir lidere karşı en ağır suçları işlediğini belirtti.

Batılı ülkelerin genel olarak ekonomik çıkarlarından endişe duydukları için Türk rejiminin suçlarına göz yumduklarını dile getiren El Milici, “Türk devleti NATO’da aktif bir ordu olarak yer alıyor. Bunu da kullanıyor” dedi.

‘KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE CİDDİYET YOK’

Türk yazar Mihemed Emin, Önder Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da yakalanmasına dikkat çekerek, o zaman Türkiye'nin kapasitesinden daha güçlü bir güç tarafından yani dünyanın büyük güçlerinin işbirliğiyle gerçekleştiğini söyledi.

Emin, sözlerine şöyle devam etti: "Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Önder Öcalan yakalandığında şunları söyledi; ‘Nereden geldiğini ve neden Türkiye'ye getirildiğini bilmiyorum.’ Bu açıklama basından net olarak anlaşılmaktadır ve Türkiye'nin resmi basın arşivinde kayıtlıdır.”

Önder Abdullah Öcalan'ın 23 yıldan beri her türlü işkence ve tecride maruz kaldığını, tutuklu haklarından mahrum bırakıldığını, bunun uluslararası hukuka, hatta Türkiye anayasasına aykırı olduğunu belirten Emin, sözlerine şunları ekledi: "Öcalan'a yönelik suçlar cezaevinde işleniyor, Türkiye'de demokrasinin gelişmesini engelliyor. Kürt sorununun çözülmesinin önünde bir engel var. Özellikle bu tecritle birlikte Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne yönelik bir tartışma yaşanıyor. Konuyu Öcalan'ın yanında olmadan tartışıyorlar. Bu da Kürt sorununun çözümünde ciddiyet olmadığını gösteriyor.”

MODERN ÇAĞDA İNSAN HAKLARI İHLALİ

Uluslararası kuruluşların Türkiye'de hükümetin kontrolüne geçtiğini belirten Emin, hükümete rapor sunduklarını ancak takip etmediklerini ve dava için hiçbir şey yapmadıklarını dile getiren Emin, Erdoğan'ın sisteminin insanlığa inanmayan, diğer partilerin ve milletlerin yaşam hakkına saygı duymayan milliyetçi MHP'nin eline geçtiğini, Türkiye'deki mevcut durumun da bunu teyit ettiğini söyledi.

Mihemed Emin son olarak şu ifadelere yer verdi: "Öcalan'a karşı işlenen suçlar, Türkiye'de insan haklarının olmadığı gerçeğini ortaya çıkarıyor. Tarihte Sümerler binlerce yıl önce esir ve tutsaklara iyi davranmaya özen gösterirdi. O dönemde tutuklular hep doktorların gözetimi altındaydı ve aileleri onlardan bilgi alıyordu. Ancak bu, modern ve ileri çağda Önder Abdullah Öcalan'ın insan haklarını kullanması dahi yasaklanıyor.”

(rr)

ANHA


Diğer Haberler