MİT ve KDP Kandil’e saldırı zeminini hazırlıyor!

DENİZ AYDIN-DUHOK

Metina, Avaşin ve Zap bölgelerine yönelik saldırıda KDP ile birlikte tıkanan işgalci T.C’nin yaşadıkları tıkanıklığı aşmak adına Kandil’e saldırı için hazırlık yapıyor. Kandil ve Karox dağlarını birbirine bağlayan stratejik geçiş hattı olan Darêbiyê (Zergelê) alanına işgalci TC ve KDP’ye bağlı güçlerin hareketliliği Kandil’e dönük işgal saldırısı hazırlığı olarak değerlendiriliyor.

İşgalci T.C devletinin 23 Nisan’da başlattığı Metina, Avaşin ve Zap işgal saldırıları, tüm ağır teknik ve kimyasal silah kullanımına rağmen gerilla direnişi karşısında ilerleyemiyor. Hal böyle olunca da işgalci TC devleti, işbirlikçisi KDP ile birlikte Kandil’e saldırısını kendileri için bir çıkış yolu ve umudu olarak görmeye başladı.

KDP, KANDİL-KAROX’TA DA PROVOKASYON PEŞİNDE!

KDP, Zinê Wertê, Garê, en son Metina, Avaşin ve Zap bölgelerinde işgalci TC’nin önünü açmak için askeri noktalar kurdu ve gerilla güçlerinin geçiş güzergahlarında yaptığı pusulamalarla işgale aktif destek verdi. KDP’nin bu bölgelerde kullandığı yöntemi, bu kez Kandil ve Karox dağları arasında stratejik geçiş hattı olan Darêbiyê (Zergelê) tepesinde işgalci TC devletine alan açmak adına devreye koymuş durumda.

Aldığımız bilgilere göre, 27 Ekim’de KDP ve bağlı özel güçler, bölgede istihbari faaliyet MİT ile birlikte yürütüyor. KDP’ye bağlı güçler 4 kişilik MİT grubunu özel araçlarla önce Diyana’dan Zînê Wertê beldesine oradan da Darêbiyê (Zergelê) alanına götürüyor. KDP’nin özel güçleri bölge halkının tepkisini çekmemek için birlikte faaliyet yürüttükleri MİT üyelerine kendi elbiselerini giydiriyor, kendi araçlarıyla Darêbiyê tepesine götürerek oraya yerleştiriyor.

KANDİL’E SALDIRI ZEMİNİNİN HAZIRLIĞI MI?

Bu alandaki KDP ve MİT hareketliliği Kandil’e yönelik kapsamlı bir işgal saldırısı ya da nokta operasyonları şeklinde yeni bir saldırı zeminin hazırlığı mı yapılıyor sorusunu sordurtuyor. Zira bu soru yersiz de değil. Öyle ki, işgalci Türk devleti benzer durumlarda yaşadığı zorlanma, tıkanma ve krizleri aşmak adına yeni krizler yaratmayı bir politika olarak geliştiriyor. Kandil’e dönük olası işgal zeminine hazırlık da bölgeyi izleyen gözlemciler tarafından bu politikanın bir tezahürü ve tekrarı olarak değerlendiriliyor.

 DİRENİŞE ÇARPAN İŞGALCİ TÜRK DEVLETİ ÇÖKME NOKTASINA GELDİ

İşgalci TC devleti 23 Nisan’da Metina, Avaşin ve Zap bölgelerine yönelik başlattığı kapsamlı ve yoğun  saldırıya rağmen HPG ve YJA Star gerillaların üstlendiği mevzilere giremedi. İlk gönderdiği birlikler büyük kırılma yaşayınca yeni takviye birimler göndermek zorunda kaldı. Onlar da savaş tünellerinin etrafında üstlenmiş profesyonel gerilla birlikleri tarafından vuruldu. Metina, Zap ve Avaşin alanında büyük kayıp veren işgalci T.C bir kez daha takviye güç göndermek durumunda kaldı. Bununla da sonuç alamayınca hava saldırılarını günlük rutin hale getirdi.

Oysa işgalci Türk devleti saldırılara ilk başladığında elindeki tekniğe büyük güven duyuyordu. Tüm umudu yoğun teknik saldırılarla gerillayı dağıtmak ve tasfiye etmekti. Silahlı ve silahsız insansız hava araçları en büyük güven kaynaklarıydı. Öyle ki, kurduğu plana göre bu silahlarla gerillaya karşı yürütülecek asimetrik bir savaşta en fazla birkaç hafta içinde gerilla büyük darbe yiyecek, dağılacak ve kendisi de bunun üzerinden kahramanlık destanları dizecekti.

Ancak evdeki Kürdistan dağlarına uymadı. Büyük umutlarla başlatılan işgal ve soykırım saldırılarında Türk devleti gerilla direnişine çarparak büyük hezimet yaşadı. Adeta dağlara çakılıp kaldı. Haftalar haftaları, aylar ayları kovaladı ve Türk devleti yaşadığı hezimeti aşmak adına yine KDP’nin ipine sarıldı.

Şimdi bölgeden gelen bilgiler, Metina, Zap ve Avaşin’de tıkanan ve büyük yenilgi yaşayan işgalci sömürgecilikle işbirlikçilerinin ortak bir Kandil işgal saldırısına hazırlık yaptığı yönünde.

Böyle bir işgal saldırısının sonucu ne olur elbette bilinmez, ama Metina, Zap ve Avaşin birer nişane olarak ortada duruyor. Garê hezimetini de elbette unutmamak gerek.

AKP-KDP ortaklığında bir kandil işgal saldırısı olur mu, olursa gerillanın kendilerini sürüklediği kriz ve bataklıktan kurtulmalarını sağlar mı, böylece 2 yıllığına çıkardıkları işgal tezkeresinin kılıfı da bulunmuş olur mu? Elbette bunların hepsini zaman bize gösterecektir.

ANHA