Kürtler psikolojik savaşı kırdı

AZİZ KÖYLÜOĞLU

Önümüzde yeni bir yıl var, herkes yeni yılda amaçlarına ulaşmak istiyor. Şimdiden işgalci Türk devletinin yeni yılda Kürtleri yok etmek istediği görülüyor. Ama buna karşılık Kürtler de barış ve huzur içinde yaşamak istiyor. Eğer Türk devleti Kürtlerin meşru haklarını kabul ederse, Kürtler Türk devleti ile ortaklaşabilir. Ancak mevcut durumda bu ihtimal, çok uzak görünüyor.

Rusya ve Amerika gibi güçler de Ortadoğu’daki çıkarları için Kürtleri kendi taraflarına çekmek istiyor, ancak her birinin amacı farklı.

İran, bölgede varlığını sürdürmek istiyor ve oluşturduğu “Şii Hilali”ni korumak istiyor. Bunun için de Rusya ile yaptığı ittifakı devam ettirmek istiyor.

Avrupa Birliği de ciddi bir krize girmiş durumda, dünya siyasetinde zayıflıyor. Fransa’nın tutumu da durumu değiştirmeye yetmiyor.

Çin artık dünyada daha görünür durumda, bu da siyasi alanda kendisiyle yeni durumları beraberinde getirecektir. Dünyada ittifaklar ve anlaşmazlıklar artık eskisi gibi olamaz. Ak ve kara siyaseti kalması, herkes herkesle ilişki içerisinde. Esasen artık Soğuk Savaş dönemindeki geri siyaset ortadan kalkıyor. Devletlerin eski diplomatik tutumları da anlamını yitiriyor. Döneme göre hareket eden bir siyaset ortaya çıkıyor.

Ortadoğu siyasetinin merkezi ve Ortadoğu’nun merkezi de Kürdistan’dır. Bu nedenle bu güçler de Kürdistan üzerinden siyaset yapıyor, eski kalıplara göre siyaset yapmıyorlar. Bu yüzden de özellikle Kürt karşıtları siyasi saldırılarını arttırmış durumdadır.

Kürtlere karşı psikolojik savaş en üst seviyesine ulaşmış durumda. Daha önce Kürtlere karşı bu kadar psikolojik savaş yürütülen bir dönem olmadı. Kürt karşıtları ve Kürtlerin kendi siyasetleri için hareket etmesini isteyen güçler, kirli bir siyasetin içerisindeler. Kürtleri zayıflatmak ya da haklarından yoksun bırakmak veya çok küçük bir şeye razı kılmak istemektedirler.

Kürtlere yönelik bu siyaset önce Güney Kürdistan’daki bağımsızlık referandumu döneminde yürütüldü. Bölge devletleri bir olup Kürtlere yönelik psikolojik bir savaş yürüttü.  Böyle bir referandum ne kadar doğru ya da yanlıştı bu başka bir şey, ancak Güney Kürdistan psikolojik savaşın kurbanı oldu. Çünkü bölge devletlerinin Güney Kürdistan’a yönelik işgali için bir zemin yoktu. Ancak şimdi Güney Kürdistan’ı işgal edeceklerini gösterdiler. Bu psikolojik savaş güney yöneticilerini de etkiledi ve meşru haklarını bıraktılar. Burada psikolojik savaşın öncülüğünü işgalci Türk devleti yapıyordu.

İşgalci Türk devleti Güney Kürdistan’da nasıl psikolojik savaş yürüttüyse, şimdi de Kuzey ve Doğu Suriye’de aynısını yapıyor. Daha önce Kürtler için dostları olmadığı, tek dostlarının dağları olduğu söylenirdi, bu yüzden de hep sömürgeydiler. Bugün de kimsenin dostu yok. Kimin ne zaman kimin düşmanı olacağını dönemin çıkarları belirliyor. Bu yüzden ne ABD ne de Rusya kimsenin dostu değildir. Ne Türklerin ne Kürtlerin ne de bir başka halkın. İlişkileri belirleyen bu devletlerin çıkarıdır.

İşgalci Türk devletinin amacı sadece psikolojik savaş değildir. Türk devleti özellikle Kuzey ve Doğu Suriye’yi işgal etmek istiyor, bunun için de psikolojik savaşı tırmandırmış durumda. Sadece Kürtleri ve dostlarını tehdit etmiyor, işgalci Türk devleti tüm Ortadoğu halklarını tehdit ediyor. Aynı zamanda Rusya ve Amerika’nın da çıkarlarına karşıdır. Kürtler de bu psikolojik savaştan kurtulmak için ciddi bir hareketlilik içinde. Birçok tarafla diplomatik temaslarda bulunuyorlar ve tüm aktörlerle diyalog içerisindeler. Bugün görünen Kürtlerin az da olsa bu psikolojik savaşı bir aşamaya kadar kırdığıdır. Rusya Dışişleri Bakanlığı ile görüşmeler olumlu geçti, ayrıca Arap Ligi ile de birlik içinde bir Suriye için iyi bir diyalog içerisinde. ABD ile de diyaloglar devam ediyor.

Ancak bunlar, bölgeye yönelik tehlikenin kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine bölgeye yönelik tehlike ilk günkü gibi devam ediyor. Ama Kürtlere ya teslim olun ya da yok olursunuz diyen psikolojik savaş belli bir aşamaya kadar etkisiz hale getirilmiş durumda.

ANHA