​​​​​​​İki yıllık İşgalin ardından karanlığa gömülen iki şehir: Serêkaniyê ve Girê Spî

İşgalci Türk devleti 9 Ekim 2019’da Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal ederek yüzlerce sivili katletti. İşgalden sonra insanlar topraklarını terketmek zorunda kaldı. İki şehir işgal edildiği günden beri karanlığa hapsoldu. Bu karanlıktan en çok etkilenen kesim ise şüphesiz kadınlar oldu.

İşgalci Türk devleti ve çeteleri, Kuzey ve Doğu Suriye sınır bölgelerinde sivillere karşı vahşi suçlar işliyor. Bu suçlardan en çok kadınlara pay düşüyor.

İşgal bölgelerinde kadınlar kaçırılma ve öldürülmeyle karşı karşıya kalıyorlar. Aynı zamanda çocuklar da bu suçlardan nasibini alıyor onlar da kadınlar gibi tecavüz olaylarına maruz kalıyor. Bu suçlara boyun eğmeyen kadınlar yerlerinden ediliyor.

İşgalci Türk devleti 2018’de Efrîn’i işgal ettikten sonra, 9 Ekim 2019’da Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal ederek yüzlerce sivili katletti. İşgalden sonra insanlar topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Özerk Yönetim’in verilerine göre her iki şehirden toplam 300 bin sivil göç etti.

İşgalci Türk devleti yurttaşlara yardım etmek isteyen sivilleri de hedef aldı. Siyasetçi Hevrîn Xelef ve Dayîka Eqîde, Türk devletinin insanlık dışı suçlarına örnek teşkil ediyor.

Serêkaniyê ve Girê Spî işgal edildiği günden beri karanlığa hapsoldu. Artık kaçırma ve öldürme çeteler için sıradan bir iş haline geldi. Kadınlara siyah çarşaf zorunluluğu getirildi. DAİŞ ile aynı zihniyet iki şehre hakim.

Cizre Bölgesi İnsan Hakları Örgütü, işgalci Türk devletine bağlı çetelerin 3’ü idam edilen 14 kadınla birlikte 429 sivili katlettiğini belgeledi. Ayrıca farklı şekillerde hedef alınan 74 kadın da yaralandı. Ancak örgüt, çocuklara ve kadınlara yönelik tecavüz olaylarını belgeleyemedi.

Konuya ilişkin konuşan İnsan Hakları Örgütü yöneticisi Evîn Cuma, Türk devletinin saldırdığı ilk günden itibaren savaş suçları işlendiğine dikkat çekerek, “Türk devleti sağlık tesislerini ve okulları hedef aldı. Sivillerin hedef alınmasını yasaklayan uluslararası hukuku ihlal etti. Sonuç olarak binlerce sivil evlerinden oldu” şeklinde konuştu.

Bölgede kalanları göç ettirmek için işgalci Türk devleti ve çetelerinin kadınları hedef aldığını belirten Evîn Cuma şöyle konuştu: “Birçok cinayet ve kaçırma olayını belgeledik. Bu suçlar savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar olarak sınıflandırılmaktadır. Türk devleti uluslararası insan hakları hukukunu ihlal eden bu suçlardan sorumludur ve işgalci bir devlettir.”

İşgalci Türk devletinin işgal edilen yerlerde kadınlara karşı işlenen suçlardan sorumlu olduğunu dile getiren Evîn Cuma, “Türk devleti bölgenin topraklarını işgal ediyor. Onlarca kadını kaçırdı. Birçoğu Türkiye'ye sınır dışı edildi ve yasadışı bir şekilde yargılandı. Hatta kadınlarla iyi olmayan anlaşmalar yapıyorlar. Bu suçlardan dolayı Türk devleti ve çeteleri uluslararası mahkemelerde yargılanmalı ” diye konuştu.

Konuya ilişkin konuşan Serêkaniyê Göçmenleri Komitesi Yönetimi Üyesi ve PYD Kadın Meclisi Sözcüsü Zehra Semo, işgalci Türk devletinin suçlarına sessiz kalan büyük güçlerin bu suçlara ortak olduğunu söyledi.

‘ULUSLARARASI TOPLUM, TÜRK DEVLETİNİN SUÇ İŞLEMESİNE SESSİZ KALARAK DESTEK VERİYOR’

Türk devleti ve çetelerinin kadınlara yönelik işlediği suçlara değinen Zehra Semo: “Türk devleti bu suçlarla kadınların iradesini ve özgürlüklerini hedef alıyor. Türk devletinin çeteleri kadınları bir araç olarak kullanıyor. Serêkaniyê’ye saldırılar başladıktan itibaren iki Arap kadını kaçırarak vahşice katletti ve ortaya çıkmadan önce Türkiye’de gömdüler” ifadelerini kullandı.

Zehra Semo, bölge halkının, güvenlik sorunu ve çeteler arasındaki savaşın yanı sıra sivillerin mallarına el koyma, dükkanların kapatılması gibi olaylardan dolayı huzursuz olduğunu belirtti.

Türk devletinin Serêkaniyê’ye saldırısında NATO silahları ve beyaz fosfor gibi kullanılması yasak olan silah kullandığını kaydeden Zehra Semo, "Uluslararası toplum, Türk devletinin suç işlemesine sessiz kalarak destek veriyor" dedi.

GÖÇ ETTİRME VE DEMOGRAFİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ

Aynı konuyla ilgili olarak Zehra Semo, işgal sonrası kent bileşenlerinin oranının azaldığını ifade ederek, “Türk devleti, demografiyi değiştirmek için bölgenin asıl sakinlerini zorla yerinden etti. Bundan dolayı bölgedeki Kürtlerin oranı sadece 40 ila 50 kişi, Süryanilerin oranı ise sadece 14 kişidir” cümlelerini kullandı.

Serêkaniyê kültürel ve dilsel çeşitliliği ile ünlüydü. Kürtler, Araplar ve Süryaniler kucaklaşıyordu. Kadınlar bölgenin güvenliğini korumak için öncü rol oynuyordu.

Zehra Semo, Serêkaniyê Göçmenleri Komitesi’nin suçları belgelemedeki rolüne ilişkin şunları söyledi: “Özellikle kadınlara karşı işlenen vahşi suçlar olmak üzere tüm suçları kamuoyuna ulaştırmaya gayret ediyoruz. Göçmenlerle toplantılar düzenliyoruz.”

Zehra Semo, kadın ve insan hakları kuruluşlarına, Türk devletinin ve çetelerinin suçlarını belgelemek ve göçmenlerin topraklarına geri dönmesi için çabalarını hızlandırmaları çağrısında bulundu.

(mt/rr)

ANHA


Diğer Haberler