Hol kampı operasyonu neden önemli?- ANALİZ

HALİT ERMİŞ

Hol kampına yönelik başlatılan İnsani ve Güvenlik operasyonu üçüncü gününde devam ediyor. Bu 3 gün boyunca yerel ve uluslararası basının projeksiyonları Hol Kampı’na odaklandı. Olması da gerekiyordu. Çünkü Hol Kampı’nın temizlenmesi demek, DAİŞ çete örgütünün önemli bir mevzisini yitirmesi demektir.

Geçtiğimiz aylarda sayısı 70 bini aşan, neredeyse dünyanın en büyük kampına dönüşen Hol Kampı’nda kalan Suriyeli binlerce mülteci bölgedeki aşiret liderlerinin vekaletinde tahliye edilmişti. Tahliye edilenler çete faaliyetlerinde yer almadıkları tespit edilen insanlardı. Ancak operasyonun başladığı gün resmi rakamlara göre kampta en az 60 binin üzerinde insan kalıyordu.

Hol Kamp’ı bağlı bulunduğu Hol ilçesinden oldukça büyük. Kampta dünyanın birçok yerinden DAİŞ’e katılmış çete aileleri de bulunuyor. Bunların sayıları binlerle ifade ediliyor. Ancak söz konusu tanımlama “çete aileleri” üzerinden yapılsa da, çok sayıda çete üyesinin de bu aileler içinde kampa yerleştikleri artık sır değil. Zira kampta sürekli infaz olaylarının yaşanması da bu gerçeğe işaret ediyor.

8 semtten oluşan bu kampta Irak ve Suriye’nin değişik yerlerinden gelen on binlerce mülteci kalıyor. Dünyanın değişik yerlerinden insani kuruluşların da faaliyet yürüttüğü bu Kamp’ın güvenliğini ise Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik güçleri sağlıyor.

Ancak Hol Kampı’nda ardı arkası gelmeyen bir infaz durumu da yaşanıyor. Bu, alınan tüm güvenlik önemlerine rağmen yaşanan bir durum. Operasyonun ilk 2 gününde yakalanan üst düzey çete yetkilileri dahi, kamptaki durumun vahametini gösteriyor.

Tam da bu nedenle Hol Kampı’ının çete üyelerinden temizlenmesi, DAİŞ’e ciddi bir darbe olacaktır. Zira hatırlanacağı üzere, öldürülen DAİŞ lideri Bağdadi, müritlerine, ne olursa olsun Hol Kampı yapılanmasının korunması, mealinde tembihte bulunmuştu. Çünkü bu kampa sivil görünümlü olarak yerleşen çeteler oldukları yerde boş oturmuyor, aksine hücre biçiminde örgütleniyor, kamp içinde örgütleme yapıyor, mahkeme oluşturuyor, infazlar gerçekleştiriyor. Tüm bu yaşananlar DAİŞ’in Hol Kampı içinde organize olduğunu, hücreler şeklinde örgütlendiğini ve dış bağlantılarının canlı olduğunu ortaya koyuyor.

Diğer yandan Hol Kampı’na çetelerin aileleri adı altında yerleştirilenlerdir. Bu ailelerin de bu şekilde kampta tutulması aslında uzun vadede son derece büyük tehlike yaratıyor. Zira bu çeteler çocuklarını selefi ideoloji temelinde eğitiyor ve her birini yakın gelecekte ciddi bir tehlike oluşturacak şekilde hazırlıyor.

Bu durumda yapılması gereken sadece kamp durumunun bu operasyonla sınırlı tutulmamasıdır. Uluslararası kuruluşlar, ülkeler gerekli sorumluluğu alarak rehabilite merkezlerinde bu çocukları insanlık açısından potansiyel tehlike olmaktan kurtarmak durumundadırlar. Öyle ki, her tarafta kuşatma altında tutulan, ambargolarla, işgal ve sömürü saldırılarıyla boğulmak istenen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin tek başına bu sorumluluğu alması, bu tehlikeyi bertaraf etmesi mümkün değildir.

Tam da bunun için Hol Kampı’nda gerçekleştirilen operasyona “İnsani ve Güvenlik” operasyonu isminin verilmiş olması anlamlıdır, yerindedir. Çünkü bir yandan kamp sakinleri olası öldürme ve infazlardan korunmaya, kurtarılmaya çalışılırken, bir yandan da bu insanları DAİŞ’in selefi ideolojisinden kurtarmak tam da insani bir sorumluluk olmaktadır.

Özellikle vatandaşları Hol Kampı’nda bulunan ülkeler bu konuda sorumluluk altındadır. Çünkü sadece bölge ülkelerinden değil, bu kampta bulunan binlerce kişi Avrupa ülkelerinin yanı sıra dünyanın değişik ülkelerinin vatandaşlarıdır. Bu insanların alınarak kendi ülkelerine götürülmesi, soruşturmaların yapılması ve gerekli rehabilitasyonlardan geçirilerek yeniden topluma kazandırılması gerekmektedir. Bu söz konusu ülkelerin kendi vatandaşlarına karşı temel bir sorumluluğu olduğu kadar, aslında tam da DAİŞ’le mücadele açısından son derece önemli bir adım niteliğindedir.

Sonuç olarak, 60 binin üzerinde insanın kaldığı bu kampta 3. gündür süren operasyonla şimdiye kadar 32 çete üyesi yakalanmış, önümüzdeki günlerde daha neler olacağı ise belli değildir. Ancak DAİŞ’le gerçek bir mücadele yürütülmek ve bu operasyonun gerçek manada sonuç alması isteniyorsa, tüm tarafalar daha sorumlu davranmak ve bu sürecin içinde şekli değil ama gerçek manada yer almak durumundadır. Bu tam da herkesin insani ve ahlaki bir görevidir. Öyle ki, birçok Arap aşiret lideri ve bölge halkı da birçok kez Hol Kampı için gerekli önlemin alınması, DAİŞ’ten tümden arındırılması için çağrılar yapmışlardır.

ANHA