​​​​​​​Hisên Kerkuki: Irak krizinin çözümü Özerk Yönetim’dir

Irak’taki dönemsel krizlerin aşılmasının yolunun Özerk Yönetim projesi olduğunu söyleyen Tevgera Azadî Diplomasi Komitesi Başkanı Hisên Kerkuki, dini ve ulusal olarak çoğulculuğun bulunduğu bir ülkede siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlerin yaşandığını kaydetti.

Irak'ta siyasi çalkantılar ve dar siyasi anlaşmazlıklar sürüyor. Şimdiye kadar ülkeyi krizden çıkarmak için hükümet kurulmadı. Tıpkı Bağdat ve Başûrê Kürdistan bölgelerinde olduğu gibi, halk Hewlêr hükümetindeki yolsuzluğu reddediyor. Bu gösteriler yeni değil, ama Başûr’daki krizler aile siyasetinin bir sonucu.

Uluslararası raporlara göre Başûrê Kürdistan'daki (Barzani) yönetici ailenin Amerika, İsviçre ve Fransa'daki mülklerinin yanı sıra uluslararası bankalarda milyarlarca doları var.

IRAK'TA KRİZLERİN TEMEL NEDENİ

Kürdistan Toplum Hareketi (Tevgera Azadi) Diplomasi Komitesi Başkanı Hisên Kerkuki, Irak'taki krizin çözülmesinin cesur siyasi kararlar almak için irade gerektirdiğini belirterek, Irak'taki protestoların temel sebebinin iktidar partilerinin politikaları olduğunu söyledi.

Irak halkının, siyasi partilerin devleti Irak anayasasına göre yönetmesini umduğunu ifade eden Kerkuki, "Dini, ulusal ve mezhepsel yapılar arasında ortak bir yaşam olmalı” dedi.

Kerkuki, Irak'taki siyasi partilerin dar parti zihniyetine ve kendi çıkarlarının yanı sıra, Türkiye ve İran gibi yabancı ülkelerin program ve gündemlerine göre çalıştığını belirtti.

‘HEMEN HER GÜN ÇATIŞMALAR YAŞANIYOR’

Irak'taki siyasi partilerin ne 2005 seçimlerinde, ne 2010 seçimlerinde, ne de 2014-2021 seçimlerinde Irak halkına verdikleri sözleri yerine getiremeyeceklerini belirten Kerkuki şunları söyledi: "Irak'taki kriz her geçen gün derinleşiyor. Yönetimde yolsuzluk vakaları var. Savunma ve güvenlik sisteminde de sorunlar var. Aynı zamanda devlet yönetiminde, kurumların nasıl inşa edileceği ve doğal zenginliklerin nasıl kullanılacağı konusunda sorunlar var. Kürdistan Bölgesi ve Irak'taki menfaat sahipleri arasında her gün partizan çatışmaları yaşanıyor.”

Irak halkının 2005 ve 2010 yıllarında Irak ve Başûrê Kürdistan bölgesinde partilere güvendiğini ve onlara oy verdiğini hatırlatan Kerkuki, "Fakat bu partiler beklentilerini karşılayamadılar ve Irak'ı krizden çıkaramadılar. Irak'taki durum 2014'ten sonra, özellikle DAİŞ saldırdığında ve savunmayla güvenlik sistemi çöktüğünde çok daha karmaşık hale geldi” yorumunda bulundu.

IRAK 2003 SÜRECİNE DÖNDÜ

Irak sorununun kaynağına odaklanan Kerkuki, "Sorun devletin yönetiminde ve kaynakların dağıtımında. Tüm devlet kurumlarındaki yolsuzluklar, Irak'ın birçok bölgesinin DAİŞ çetelerinin eline geçmesine neden oldu. Irak güçleri bunu engelleyemedi. Bu nedenle Irak 2003 yılındaki sürece döndü” dedi.

Bölgenin Irak, Kerkük, Musul, Şengal, peşmerge ve gerilla güçleri tarafından kurtarılmasının ardından parti zihniyeti nedeniyle eski haline döndüğünü belirten Hisên Kerkukî, şu ifadelere yer verdi: "Partiler 2014'te seçimleri geçmek için yaptığını 2018'de de yaptılar. Ama bir değişiklik oldu. Halk seçimleri boykot etti. 2019'da halk o partilere karşı ayaklandı. Kendilerine Tisrin devrimcileri diyen bir grup genç, Anayasa değişikliği, hükümetin istifası, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığına geçiş, diğer partilere ait milis ve askeri güçler de dahil olmak üzere, siyasi değişiklik talepleri vardı. Parti sistemi değil askerî sistem ve birçok ilde seçim sistemi değişti. Tişrin'deki kitleler veya devrimciler tek bir çatı altında toplanmadı, görüşleri ve siyasi programı birleştirilmedi, seçime giremediler. Bu nedenle önceki siyasi partiler, Irak ve Başûrê Kürdistan'da halk seçimleri boykot etmesine rağmen, yeniden iktidara döndü.”

'KURUMSAL ANLAŞMAZLIKLAR DIŞ MÜDAHALELERİN ÖNÜNÜ AÇIYOR'

Hisên Kerkükî, dar parti çatışmalarının Türkiye başta olmak üzere dış ve bölgesel müdahalelerin önünü açtığını bildirerek, Türk devletinin Başûrê Kürdistan'da üsler kurduğunu, Kerkük ve Musul'daki büyükelçilik ve konsolosluklarını casusluk merkezleri haline getirdiğini ifade etti.

Son parlamento seçimlerine dikkat çeken Kerkuki, "Birleşmiş Milletler, ABD, İngiltere, Arap Birliği ve çıkarları Irak'taki iktidar partileriyle ilgili olan tüm dünya ülkelerinin büyükelçiliklerinin temsilcisi seçimleri kutladı. Ama halk seçimi büyük ölçüde boykot etti. Sonucu kabul etmediğini ilan etti" dedi.

Partilerin cumhurbaşkanının kişiliği konusunda anlaşmaya varmadığını belirten Kerkuki, konuşmasına şöyle devam etti: "Kürt cephesinde, Sünni tarafında, Şii blokta da çatışmalar var. Irak halkını ekonomi, eğitim, sağlık, günlük hizmetler ve onurlu yaşam açısından etkileyen parti çıkarları var. Irak halkının öfkesi, siyasi partiler tarafından halkın sesini ve isteklerini görmezden gelmenin sonucudur. Bu nedenle, halkın öfkesi her geçen gün artıyor. Protesto Kürdistan Bölgesi ve Irak'ta dar parti zihniyetine karşı gerçekleştiriliyor.”

BAŞÛRÊ KÜRDİSTAN’IN DURUMU

Başûrê Kürdistan'daki duruma da dikkat çeken Hisên Kerkukî şunları söyledi: "Kürdistan bölgesindeki duruma bakarsanız petrol, güvenlik ve ekonomik işlerin yönetiminde yolsuzluklar var. Kürdistan bölgesinde iki yönetim var. Biri Hewlêr ve Duhok’ u elinde bulunduran KDP diğeri de Raperin, Germiyan ve Süleymaniye’yi elinde tutan YNK’dir. Bu zihniyet bölgenin Irak'ta öncü bir örnek olmasına izin vermedi. 140 olarak bilinen Irak bölgeleri hakkında tartışmalar yaşandı. Kerkük, Xaneqîn, Xurmatu ve Şengal gibi bölgeler yeraltı zenginlikleri, birçok milliyet, mezhep ve din ile sosyal çeşitliliği nedeniyle dar partizan çıkar zihniyetinin kurbanı oldu. YNK ve KDP bu bölgeleri yönetemedi, çünkü güvenlik ve ekonomik durum sonucunda Irak devleti teorisini dayatmak istediler. Kerkük'teki olaylardan bu taraflar sorumludur.”

Kerkuki, Başûrê Kürdistan bölgesindeki siyasi durumun Irak hükümetinin ömründen daha uzun olduğunu ifade ederek, "Güneydeki siyasi partiler elbette Irak gibi kurumlar inşa edemezler. Kürdistan bölgesindeki petrol dosyalarını da yönetemezler. Bunun nedeni iç savaş ve başta Türkiye olmak üzere içişlerine bölgesel müdahalelerdir. Her iki Kürdistan bölgesinde kurulan yönetimler de halkın sesine kulak vermedi. Bütün bunlar yönetim, güvenlik ve ekonomik sorunların çözülmesine izin vermedi” ifadelerini kullandı.

BAŞARISIZLIK HAKİM

Başûrê Kürdistan kurumlarının başarısızlığına işaret eden Hisên Kerkûki, "Başarısızlık, Başûrê Kürdistan hükümetinin kurumlarının yönetiminde, petrol dosyasının yönetiminde, güvenlik dosyasında, servetin halka nasıl dağıtılacağında. Ayrıca başarısızlık kurumların inşasında var. Dış müdahaleler ve buna davetiye çıkaran kişiler ve partiler de var. Her partinin hakim olduğu bir bölge bulunuyor. KDP ve YNK arasında anlaşma yapılmasından sonra bu daha keskinleşti” dedi.

Yetkililerin dar zihniyetinin Başûrê Kürdistan bölgelerini birleştirip tek bir hükümet ve demokratik bir anayasa oluşturamayacağını ifade eden Hisên Kerkukî, "Maalesef bu partiler bölgedeki sosyal ve ekonomik durumu değiştirmede üzerine düşen görevleri yerine getiremiyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

‘TÜRKİYE BÖLGESEL YÖNETİMİ BOYUNDURUĞU ALTINDA TUTUYOR’

Kerkukî, işgalci Türk devletinin Başûrê Kürdistan'ın petrol dosyasını yönettiğini, Başûr’un işlerine müdahale ettiğini, siyasi aktivistleri tutukladığını ve KDP'yi desteklediğini de sözlerine ekleyerek, "Maalesef hükümetteki partiler KDP'nin izinden giderek halkın öfkesini artırıyor. Türkiye Kürdistan Bölgesi'ni bombalıyor, ürünlerini çalıyor ve bölgesel yönetimi boyunduruk altına almak ve Kürtlere kendilerini yönetemeyeceğini göstermek istiyor” ifadelerine yer verdi.

'ROJAVA’DAKİ PROJENİN DE BAŞARISIZ OLMASINI İSTİYOR'

Türk devletinin Rojava'ya yönelik saldırılarına dikkat çeken Kerkuki, "Rojava'da farklı bir yönetim modeli var ama Türkiye tüm gücüyle bu yeni sistemi alt etmeye çalışıyor. Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz var. Başûr’daki güvenlik ve ekonomik kurumları Türkiye’nin kontrolünde bulunuyor. Türkiye Rojava'daki Özerk Yönetim projesini boşa çıkarmaya çalışıyor. Bu yüzden bölgeye saldırıyor” ifadelerini kullandı.

‘IRAK PARÇALANMAYLA KARŞI KARŞIYA’

Hisên Kerkukî, Irak'ta durumun her geçen gün kötüye gittiğini belirterek, "Durumun nereye varacağını tahmin edemiyoruz ama Sadr gibi iktidar partileri ile Koordinasyon Çerçevesi arasında bir çatışma yaşanmasına dair büyük riskler var. Her iki tarafın da askeri güçleri ve milisleri var ve halk kendileriyle kendi halkları arasında bir savaş çıkmasından korkuyor. Bu savaşın tek kaybedeni Irak halkı olacak. Başûrê Kürdistan'daki durum için iktidar partileri de var. Kürt halkı da YNK ile KDP arasında bir savaş çıkmasından korkuyor, aralarında iç çatışmalar var ve bu çatışma silahlı çatışmaya dönüşebilir. Başta Türkiye olmak üzere bölgede üsleri olan Türkiye ve bazı güçler Musul ve çevresinde yaşanacak çatışmalardan istifade etmeye çalışacaktır. Türk devletinin Zaxo'da sivilleri nasıl bombaladığını gördük. Bu Türk müdahaleleri giderek artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

NE YAPILMALI?

Irak'taki krizin çözümünün Bağdat'ta olduğunu söyleyen Kerkuki, "Siyasi partiler krizi çözmek istiyorsa, halkla uzlaşmalıdır. Halkın malını çalma eylemlerinden dolayı özür dilemeleri gerekir. Çözüm, demokratik anayasaya uygun olmalıdır. Halka hizmet için çalışma yapılmalı, kurumlar inşa edilmeli ve partizanlık mantığından uzaklaşılmalıdır. Çözüm zor değil, irade ve cesur bir siyasi karar gerektiriyor” ifadelerine yer verdi.

Özerk Yönetim'in Kuzey ve Doğu Suriye'deki tecrübesinden Irak ve Başûrê Kürdistan'daki partilerin ve siyasi güçlerin yararlanabileceğini söyleyen Kerkuki, "Asıl çözüm halktadır. Halkın kendi fikir ve görüşlerini birleştirmesi gerekiyor. Egemen zihniyetten uzaklaşıp toplumsallaşmaya yönelsinler. Ayrıca kaynakların adil bir şekilde dağıtılması ve bileşenlerin Rojava'daki Demokratik Özyönetim gibi yeni bir çatı ve sistem altında birbirlerini kabul etmeleri gerekir. Bu sistem devleti ve onun kurumlarını kurmak için en iyi çözümdür” dedi.

Hisên Kerkuki, son olarak, "Irak ve Başûrê Kürdistan'daki iktidar zihniyeti bir parti zihniyetidir. Özyönetim zihniyeti, demokratik bir zihniyettir” yorumunu yaptı.

(rr)

ANHA


Diğer Haberler