‘Erdoğan'ın amacı Türkiye topraklarını genişletmek’

Türkiye uzmanı akademisyen ve Beyrut Stratejik Değerlendirme Merkezi Direktörü araştırmacı Dr. Mihemed Nûredîn, Suriyeli mültecilerin işgal altındaki bölgelere yerleştirilmesi projesi konusunda uyarılarda bulunarak, "Türkiye’nin, bir sonraki aşamasında işgal ettiği bölgeleri Türkiye coğrafyasına katmayı planlıyor” dedi.

İşgalci Türk devleti, amaçlarına ulaşmak için farklı kimliklere sahip 5 milyondan fazla mülteciye kucak açtı. İşgalci devlet, komşu devletleri mülteciler üzerinden tehdit ediyor. İşgalci devlet mültecileri insani koz olarak kullanıp dünya devletlerine karşı şantaj yapıyor.

‘TÜRKİYE MÜLTECİLER İÇİN KÖPRÜDÜR’

Ortadoğu'daki gerilimlerin başlamasından bu yana, Türkiye kapılarını mültecilere açtı. Türkiye Avrupa’ya gitmek isteyen herkesin geçiş güzergahı olarak kullanılıyor. Türkiye’nin konumu, Avrupa’ya ulaşmak isteyen mülteciler için köprü görevi görüyor.

Türkiye uzmanı akademisyen ve Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü araştırmacı Dr. Mihemed Nûredîn, mülteci dosyasının Türkiye tarafından kullanımını ikiye ayırarak şunları söyledi: "İlk nokta; Suriyeli mültecilerin Türkiye'de olması durumudur. Türkiye, Suriye'ye ve Suriye devletine, devletin halkına zulmettiğini ve bu yüzünden yurtdışına göç ettiği konusunda şantaj yapıyor.”

‘MÜLTECİLER AVRUPA’YA KARŞI KOZ OLDU’

Dr.Mihemed Nûredîn’in bahsettiği ikinci nokta ise şöyle: “Türkiye Cumhurbaşkanı ve Türk hükümeti, topraklarından başka bir ülkeye göç etmeye çalışan mültecilerle insanca ilgilendiklerini göstermeye çalışıyor. Bu durum giderek, Türkiye’yi mültecileri batı devletlerine karşı şantaj yapmasına vesile oldu. İşgalci Türk devleti Avrupa’nın kendisine vermemesi durumunda mültecileri Avrupa'ya göndereceği konusunda tehdit etti. Özellikle Yunanistan ile anlaşmazlıklarda veya Avrupa'daki güvenlik konuları olmak üzere birçok konuda mülteciler şantaj aracı olarak kullanılıyor."

Türkiye'nin, mülteci konusunu kullanılmasından elde ettiği siyasi ve ekonomik çıkarlara ilişkin konuşan Nûredîn, "Elbette, Türkiye'deki mülteciler meselesi bir avantaj olma durumundan çıktı. Şimdi bir sorun haline geldi. Mülteciler insanlık dışı koşullarda düşük ücretlerle çalıştırılıyor” dedi.

Erdoğan’ın, mülteci konusunu kendi çıkarlarını elde etmek için kullanmaya çalıştığını söyleyen Nûredîn, “İşgalci Türk devleti, mülteciler sayesinde batı ülkelerinden para kazanıyor. Bu durumu kendisi için de başkanlık seçiminde de kullanıyor” şeklinde konuştu.

‘VERİLEN KİMLİKLER SEÇİM STRATEJİSİDİR’

Erdoğan'ın önünde, gelecek yıl haziran ayında yapılacak seçimler olduğuna dikkat çeken Nûredîn, Erdoğan’ın en önemli amaçlarından birinin de önceki seçimlerde yaptığı gibi gelecek seçimlerde de mültecileri kullanmak istediğini kaydetti.

Türkiye seçimlerinin iki taraf arasında kalacağını söyleyen Nûredîn, “Seçim ikinci tura kalırsa Erdoğan kimlik verdiği mülteciler sayesinde az bir farkla seçim sonuçlarını etkileyecektir. Erdoğan'ın oy oranları düşse de mültecilerin oyunu alma konusunda bir avantajı var” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın tüm mültecilere kimlik vermesinin kamuoyunda ses getireceğini kaydeden Mihemed Nûredîn, "Ancak bu mültecilere kimlik vermek Erdoğan için çok önemli. Sayı önemli değil, 100-200-300 bin kimlik fark etmiyor. Sadece tek sorunu, kendi çıkarları için kullanabilmesi” dedi

‘MÜLTECİLERLE AMAÇ BÖLGEYİ ÜLKEYE KATMAK’

Bununla birlikte, Müslüman Kardeşler’e bağlı dini ve insani adı altında yasadışı sömürge evlerinin inşasından sonra, Suriye'nin işgal altındaki bölgelerine bir milyon mültecinin yerleştirilmesi, binlerce bölge sakininin Türk işgal saldırıları tarafından yerinden edildi ya da öldürüldü.

İşgalci Türk devleti, işgal altındaki bölgelerin demografisini değiştirmek için, Türk işgali 250'den fazla Afgan aileyi işgal altındaki Girê Spî'ye yerleştirdi.

Türkiye uzmanı akademisyen ve Beyrut Stratejik Değerlendirmeler Merkezi Direktörü araştırmacı Dr. Mihemed Nûredîn, işgal altındaki Kuzey ve Doğu Suriye’ye mültecilerin yerleştirilmesinin Türkiye'nin sınırı kendi topraklarına dönüştürme yönündeki uzun vadeli planı olduğunu belirterek, "İşgalci Türk devleti Suriyeli ve yabancı mültecileri bu bölgelerde barındıracak sonrasında bölgeyi topraklarına katacak" uyarısında bulundu.

‘İŞGAL BÖLGESİ RADİKAL MÜLTECİ KAMPI OLDU’

Afgan ailelerin bölgeye yerleştirilmesinin amacı, işgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye'de çatışmaları artırmak için bölgeyi şiddet içeren özelliklere sahip radikal mülteci kampına dönüştürmeye çalışması tehlikeli bir oyundur.

Özellikle, bu bölgeler, çoğu uluslararası terör listesinde yer alan radikal yanlısı gruplar tarafından yönetiliyor.

İşgalci Türk devletinin amacının açık olduğunu söyleyen Nûredîn, Türk işgalinin bölgeyi ırki ve mezhepsel altyapısını ulusal ve Sünni çıkarları doğrultusunda değiştirmek istediğini kaydetti. Nûredîn, bunun Suriyeli Afgan ve Özbek mülteciler gibi diğerlerine dayanan stratejik bir plandır” dedi.

‘ANTAKYA MESELESİ TEKRARLANABİLİR’

Suriyeliler şimdi, Antakya meselesinin, tekrarlanmasından çok eminler. Türkiye'nin İslahiye ilçesinden Kırıkhan ilçesine kadar doğu bölgesine yerleştirdiği Özbek halkının deneyiminin tekrarlanmasından endişe duyuyorlar. O zamanki amaç, bölge halkının iradesini zayıflatmaktı.

Nûredîn, "Antakya tartışmalı bir bölge. 1939'da Suriye'den hakkı olmadan alındı. Bu nedenle Suriye'den ve Suriyeliler, Türkiye’den Antakya meselesine benzer bir tehdit olduğunun farkındadır” şeklinde konuştu.

Türkiye için Antakya bölgesinin sınır hattının demografisini değiştirmenin, Kuzey ve Doğu Suriye sınırlarında uygulamaktan daha önemli olduğunu dile getiren Nûredîn, Suriye ve Suriyelilerin gelecekte Antakya meselesinin iadesini talep etmesinden endişe duyduğunu belirtti.

Özbek ve Afganların bölgeye yerleştirilmesi konusuna da değinen Nûredîn, "Bu, Türkiye'nin Kuzey ve Doğu Suriye’nin demografisini değiştirme ve Türkiye'ye bağlama politikasının önemli bir parçasıdır. Özellikle Antakya sınırına yakın bölgeler daha da önem arz ediyor” dedi.

‘MİSAK-I MİLLİ SINIRLARI HAYALİ YAŞATILIYOR’

İşgal altındaki Kuzey ve Doğu Suriye'de güvenlik, siyasi, sosyal ve ekonomik sınır inşa etmenin Erdoğan için stratejik bir hedef olduğunu belirten Mihemed Nûredîn, "Türkiye, Suriye, Irak ve diğer ülkeleri tehdit etmek için orada bir hegemonya kaynağı inşa etmeye çalışıyor” diye kaydetti.

Türkiye'nin temel hedefi Suriye'nin kuzeyini işgal etmek ve demografisini değiştirmek olduğunu kaydeden Nûredîn, "Bu Türkiye için stratejik bir hedef. Özellikle Türk milliyetçileri, Musul ve tüm Başûrê Kürdistan da dahil olmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye’nin de dahil olduğu bu bölgeyi, Osmanlının çöküşünden sonra üzerine yeni bir Türkiye'nin inşa edilmesi gereken Misakı Milli çerçevesinde 1920'lerdeki Türk parlamentosunun bir bölgesi ve haritası olarak görüyorlar” şeklinde konuştu.

Türkiye uzmanı akademisyen ve Beyrut Stratejik Değerlendirme Merkezi direktörü araştırmacı Dr. Mihemed Nûredîn, son olarak şunları söyledi: “Erdoğan, Türkiye'de yerel hedeflere ulaşmak veya Suriye devletini tehdit etmek veya dediği gibi bölgeyi Kürt terörizminden temizlemek Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmayı planlıyor. Erdoğan ve işgalci Türk devletinin asıl amacı Misak-ı Milli'ye göre bu bölgeleri derhal işgal etmektir. Bölgeleri hegemonyası altına almak için kendi nüfusunu yerleştirerek, Türkiye topraklarına katmayı planlamaktadır.”

ANHA


Diğer Haberler