El Nusra’nın İdlib’teki ilerlemesi Türkiye’nin çıkarına

SELAH ÎBO

Eski adı El Nusra olan Heyet Tehrir El Şam’ın (HTŞ) Halep’in batısı ve İdlib’in güneyinde geniş bir alanı kontrol altına almasından birkaç gün sonra HTŞ, Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni tehdit etti. Bu da El Nusra’nın Rusya Devlet Başkanı Putin ile Türk cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17 Eylül’de uzlaştığı silahsız bölgelerin tamamını kontrol almaya niyetli olduğunun göstergesi. Bu durum El Nusra’nın Halep, Şam, Lazkiye ve Hama ticaret yoluna el koyarak, buraya tek başına tahakküm etmesi anlamına geliyor. Türkiye ve Rusya arasındaki anlaşmaya, El Nusra’ya kimin destek olduğuna ve tüm bunların kimin çıkarına olduğu soruları ortaya çıkıyor.

Geçtiğimi yılın son çeyreğinde Rusya-Türkiye planıyla bağlantılı olarak iki ülke arasındaki siyasetin perde arkasında başta İdlib, Halep ve Lazkiye’de Bab El Hawa sınır kapısı olmak üzere ticaret yollarının Suriye rejimine teslim edilmesi görüşüldü. Bu da geçen yıl açılan Nasib sınır kapısıyla Ürdün’e varan Türkiye ve Suriye arasındaki ticaretin geri dönmesi için bir işaret. Kuzey Suriye’yi sahil ve Lübnan sınırına kadar bağlayan bu ticaret hattı Rusya’nın planı. Suriye Ürdün yolu ve Irak üzerinden de İran hattından Ortadoğu, Avrupa ve Arap körfezindeki ülkeler arasında bir köprü gibi görülüyor. Rusya Suriye’de ticareti canlandırmak ve Arap ülkeleri ile bölge devletlerinin Suriye’ye yönelik ambargosunu kırmak için bu planın gerçekleşmesini istiyor.

El Nusra fiili olarak ticaret yollarını kontrol ediyor

Uluslararası terör listesinde yer alan HTŞ, Suriye’nin kuzeyinin batısı ve ortasını birleştiren uluslararası yolları denetimine almaya çalışıyor. Son süreçte Türkiye ile Halep’i bağlayan Bab El Hawa kapısını kontrolüne aldı ve Halep’in batısının denetimini komple ele geçirdi. HTŞ, Etarib ve Daret İzza’yı ele geçirdikten sonra Nureddin El Zenki ve daha önce uzlaştığı diğer grupları bölgeden çıkarıp Halep-Lazkiye yolu üzerindeki Eriha’ya ve Halep-Hama yolu üzerindeki Mearet El Neman çevresine yöneldi. Bu alanları almak için bölgede güçlerini topluyor.

HTŞ Efrîn ile İdlib sınır hattını tamamen aldıktann sonra, İdlib ile Halep’in kuzeyi arasındaki bağlantıyı kesti. Bu son gelişmeler Türkiye’nin gözleri önünde yaşanıyor. Türkiye’nin, HTŞ denetimindeki bölgelerde 13 gözlem noktası bulunuyor ve HTŞ alan genişletirken Türkiye sessizliğini koruyor. HTŞ çeteleri, Türkiye’nin İdlib’de gözlem noktaları kurmasının kararlaştırıldığı Soçi anlaşmasının aktifleşmesinin ardından Suriye’ye geçişleri sırasında Türk askerlerini korumuştu.

Muhaliflerin ahmaklığı mı HTŞ’nin alan genişletmesine neden oldu?

Burada Türkiye’nin İdlib’de terörü uzatmasındaki rolü sorulabilir. Türkiye gerçekten terörün uzamasına destek mi veriyor?

Sultan Murad çetelerinin Nureddin El Zenki çetelerini destekleyen Ehrar El Şam İslami çetelerine ateş etmesi, tüm analiz ve yanıtları kısaltıyor. Efrîn’deki kaynaklar, Türk devletinin Türkmenlerden oluşan çete grubunun (Sultan Murad ve El Hemzat) HTŞ’ye müdahale etmesine izin vermediklerini belirtti. Buradaki amaç da 2017’ye kadar Amerika’ya ve körfez ülkeleri bağlı olan Ulusal Kurtuluş Cephesi (bu grup Türk MİT’i tarafından Türkiye’nin İdlib’deki varlığını meşrulaştırmak amacıyla HTŞ’ye karşı kullanılmak üzere 2018’de kuruldu, Türkiye’den doğrudan destek alıyor) çatısı altındaki silahlı grupların tasfiye edilmesi. Ancak birkaç ay süren propagandaların ardından bu grubun Türk MİT’inin planladığı gibi hareket etmediği ortaya çıktı. Çeteler güvenliği bozmak, fidye karşılığı sivilleri kaçırmak dışında HTŞ çetebaşlarını öldürerek de MİT’in istediği gibi davranmamış oldu.

Türkiye HTŞ’nin öncülüğünü yapıyor

Türkiye İdlib ve çevresini alan HTŞ çeteleriyle ilişki kurmayı zor bulmuyor. Çünkü bu grup, işgalci Türk ordusu İdlib’de 13 gözlem noktası kurduğunda askeri konvoyları korumuştu. Bunun yanı sıra HTŞ İdlib’de idari ve hizmet gibi işlerini yürütürken, Türkiye tarafından yardım örgütleri yoluyla ekonomik olarak destek de görüyor. Ayrıca Türkiye yanlısı Hizbul Türkistani gibi terörist gruplar HTŞ’deki en büyük gruplar. Tüm bunların yanı sıra Rusya ile HTŞ arasında doğrudan olmayan ticari ilişkiler için bir koridor açılmış oldu. Rusya kendi garantörlüğü altındaki bölgeden ticareti güçlendirmek ve göçmenlerin rejim bölgelerine geçişi amacıyla bu koridoru açtı. Rusya’nın HTŞ bölgelerine yönelik son bombardımanlarının da göstermelik olduğu tahmin ediliyor.

İdlib’de yaşanan uluslararası siyasi krizin bölgedeki etkisini gösterecektir. Özellikle Rusya ile Türkiye’nin anlaşması doğrultusunda Ankara teröre karşı savaştığını iddia ederken, diğer taraftan El Nusra’ya desteğini sürdürüyor. Bu da krizi derinleştiren temel neden.

HTŞ ile siyasi olarak ne amaçlanıyor?

İdlib’de HTŞ çetelerinin kontrolü, Türkiye’ye bağlı radikal İslami çete grupları arasında bölünmeye yol açıyor, diğer yandan da bu çetelerin kalmada diretmesi Türkiye’nin askeri destekleri olmadan gerçekleşmek durumunda. Türkiye silahlı grupları, uluslararası ve bölgesel güçlere karşı bir kart olarak kullanacak. Türkiye onları Fırat’ın doğusuna karşı saldırılarında ya da Suriye’nin kuzeyinde HTŞ’ye karşı kullanacak.

İdlib’deki yaşan oyun, Türkiye-Rusya ve Suriye rejiminin desteğinde yapılan uzlaşmaya göre gelişti. Amaç ise; Suriye muhalefetinin İdlib’de tasfiyesidir. HTŞ’nin El Zenki noktasında Suriye muhalefeti bayrağına yaptıkları da bunu gösteriyordu. Diğer yandan El Nusra’yı  QSD’ye saldırı tehdidi olarak kullanmak ve Suriye rejiminin sınıra gelmesi gibi baskılar yapmaktır.

ANHA