DAİŞ, El-Nusra ve Türk çetelerine karşı 70 yaşındaki Yûnis’ın duruşu

El Kaide’den DAİŞ ve işgalci Türk devletine kadar, Til Temir’de farklı tarihlerde büyük saldırılar ve suç pratikleri yaşanıyor. Her şeye rağmen Til Temir halkının yerinde kalıp direniş içerisinde yaşama duruşu dikkat çekiyor. 70 yaşındaki Mihemed Tahir Yûnis da bu duruşun şahidi ve temsilcisi.

Hesekê Kantonuna bağlı Til Temir ilçesi, Suriye krizinin başlangıcından bugüne kadar stratejik konumundan kaynaklı birçok gücün saldırı ve tehditlerine maruz kaldı.

DAİŞ’in, Til Temir’e yönelik en yoğun saldırıları 2015’te gerçekleşti. DAİŞ, Til Temir üzerinde katliamlar gerçekleştirerek Kürt, Asuri ve Arap mozaiğinden oluşan bölgeyi ortadan kaldırmak istedi. Özellikle Asuri halkını, beraber yaşadığı diğer bileşenlerden ayırarak köylerini yerle bir etti.

Hakeza İşgalci Türk devleti ve “Suriye Ulusal Ordusu” çeteleri, 9 Ekim 2019’da Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal ederken, buradan gerçekleştirdikleri saldırılara karşın, Til Temir halkı yeni bir direniş safhasına geçti.

SALDIRILARA RAĞMEN TOPRAKLARINI TERK ETMEDİLER

Til Temir ilçesi, DAİŞ’in yarım bıraktığı soykırımı tamamlamak amacı ile işgalci Türk devleti ve çetelerinin, günlük top atışları ve füzelerle düzenlediği saldırılarına karşı cephe oluşturan ilk yer oldu.

Son on yıldır, saldırıların gerçekleştiği bölgelerde, bölge halkı direnişle, mücadeleyle ve toprağına bağlılıkla dolu bir tarihe sahip. Göç etmeyerek bu saldırılara karşı duran ilçe halkı, QSD güçlerinden destek aldığı destek ile birlikte, duruşunu kanıtladı.

Til Temir halkları, üç yıla yakındır işgalci Türk devletinin saldırılarına rağmen göç etmiyor, yaşamlarını zorlu şartlar altında sürdürüyor. Bu da 2014’teki DAİŞ saldırılarına karşı gerçekleştirilen direnişin tekrardan canlandırılması ve yükseltilmesini ifade ediyor.

DİRENİŞ ÇİZGİSİNDE KALMA ISRARI

Til Temir halkından Mihemed Tahir Yunis (70), DAİŞ çetelerinin saldırısından bugüne kadar evini terk etmeyerek ilçeden çıkmayı ısrarla ret eden yurttaşlardan biri, Suriye devriminin başlangıcından ve çete gruplarının saldırılarından dolayı ailesi ve köylüleri ile birlikte çok zor durumlar yaşadı.

Yunis, şu sözler ile yaşadıklarını dile getirdi: “Xabur nehri, çeteler ile bizi birbirinden ayıran tek hattı. Özellikle, gündüz vakti sokaklarda dolaşamıyorduk. Dolaşabilmek için, sokak aralarını perde ve çarşaflarla kamufle ediyorduk. O zamanki saldırılara karşı zor şartlara rağmen direniş çizgisinde kalarak burada kalmakta ısrar ettik. O acılar halen bölge sakinlerinin hafızasında var ama bu duruşumuz ile de gurur duyuyoruz.”

EN YOĞUN SALDIRILAR

Yuniş sözlerine şöyle devam etti: “Yaşadığımız inanç, burada kalmanın ve engellere karşı durmanın yöntemiydi. Güçlü inancımız ise toprağa bağlılıktandı. Acaba toprağımızı ve onurumuzu nasıl bırakıp gidebiliriz? Bu yüzden ilk ve son amacımız evlerimizde kalıp saldırılara karşı direnmekti.”

İlçe halkının var olan inancı karşısında, DAİŞ saldırılarının yenilgiye uğratıldığına dikkat çeken Mihemed Tahir Yunis, “Bu sayede ilçeye huzur ve istikrar geri geldi. Bugüne kadar kalmamızın gizemi, inancımızdır. Ve bu inanç işgalci Türk devleti ve çetelerinin bölgeye karşı saldırılarıyla yenilendi” sözlerini kullandı.

Yunis, konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı: “İşgalci Türk devletinin, Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmaya başlamasından bu yana, ilçedeki en yoğun saldırılar yaşanıyor. Ama biz kendi toprağımızdayız ve doğal bir şekilde hayatımızı sürdürüyoruz. İlk ve son kararımız, toprağımızda kalmaktır.”

ANHA


Diğer Haberler