​​​​​​​DAİŞ çetelerinin yargılanması konusu göz ardı ediliyor

DAİŞ çetelerinin yargılanması için uluslararası mahkemenin kurulması konusunda tartışmalar devam ederken,  uzmanlar DAİŞ çeteleri sorununun acil çözüme ihtiyacı olduğunu, cezaevlerin ve kampların terör yuvalarına dönüştüğü uyarısında bulunuyor.

Son zamanlarda DAİŞ çetelerinin ve ailelerinin yargılanması konusunda uluslararası düzeyde birçok toplantı gerçekleştirildi. Ancak QSD kontrolü altında bulunan cezaevlerinde kalan yabancı uyruklu DAİŞ çeteleri ve Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan kamplarda kalan ailelerinin oluşturduğu tehdit çözüme kavuşmuş değil.

28 Haziran’da DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon büyük devletlerin katılımıyla Suriye dosyası konusunda İtalya’nın başkenti Roma’da bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantı Amerika Birleşik Devletleri tarafından yürütüldü.

Medya kuruluşlarının raporlarına göre toplantıda DAİŞ’e karşı mücadele ve  Kuzey ve Doğu Suriye kamplarında kalan çete ailelerinin sorununun tartışılması bekleniyordu. Toplantıya G7 ülkelerinin dışişleri bakanları, Küçük Grup Ülkeleri ve Suriye ile bölge genelinde olumsuz rolleriyle tanınan Türkiye ve Katar tkatıldı. Uluslararası raporlar bu iki devletin terörist örgütleri desteklediğini aynı zamanda Türk devletinin bölgedeki krizi çözmeye dönük uluslararası hareketliliği engellemek istediğini belirtti.

FERHAD ŞAMİ TUTUKLU DAİŞ ÇETELERİNİN VE AİLELERİNİN SAYILARINI AÇIKLADI

QSD Basın İrtibat Merkezi Müdürü Ferhad Şami, çetelerin ve ailelerinin sayılarını şöyle açıkladı; “Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde bulunan cezaevlerinde 12 binden fazla tutuklu DAİŞ çete üyesi var. Bunların yüzde 50’si Avrupa, Asya, Arap devletleri ve Irak gibi yabancı uyruklu kişilerdir. Bununla birlikte Kuzey ve Doğu Suriye kamplarında 70 binden fazla DAİŞ çeteleri aileleri bulunuyor. Bu çeteler ve aileleri yalnızca bölgelerimizin değil bütün dünyanın güvenliğini tehdit ediyor. Kamplarda çok sayıda çocuk var ve onlara şiddeti aşılıyorlar” dedi.

ULUSLARARASI YETKİLİLER  ÇETE VE AİLELERİNİN YARATTIĞI TEHLİKEYİ HİSSETTİ

Uluslararası kamuoyunun rolüne dikkat çeken Ferhad Şami, “Birçok kez uluslararası kamuoyuna sorumluluğunu yerine getirme çağrısı yaptık. Uluslararası yetkililer hem gizli hem de açık bir şekilde cezaevlerini ve kampları ziyaret etti. Tutukluların durumunu kendi gözleriyle gördüler ve yarattıkları tehlikeyi hissettiler. Büyük bir kısmı bu konunun tehlikeli olduğunu dile getirdi ve bu sorunun derhal çözülmesi gerektiğini vurguladı. Tutuklu DAİŞ çete üyeleri ve kamplarda kalan çete aileleri konusu en önemli konular arasında yer alıyor. Çeteler terör ve cinayet olaylarında tutuklu ve kamplarda kalan çete ve ailelerinden faydalanıyor ve onları cezaevlerinden çıkarmak için uğraşıyor ” ifadelerini kullandı.

Bu konunun çözüme kavuşturulmamasından yalnızca DAİŞ’in faydalanacağını dile getiren Ferhad Şami, şunları söyledi; “Bu kişilerin akıbetlerinin belirsizliği DAİŞ hücrelerine ve çetebaşlarına umut veriyor. Çünkü bu şekilde yabancı uyruklu DAİŞ çete üyelerine ulaşabilirler. Ancak akıbetleri belirlenirse ve işledikleri suçlardan hesap sorulursa, aynı zamanda mağdur olan kişilerin hakları verilip, adalet sağlanırsa DAİŞ’in umutları yıkılır.”

TERÖR OPERASYONLARI UYARISI

DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon yıllarca DAİŞ’e karşı savaştı. Ancak DAİŞ hala operasyonlarında aktifleşme girişimlerinde bulunuyorlar. Bunu yaparken QSD’nin yanındaki ve dünyanın en tehlikeli kampı olarak bilinen Hol Kampı’nda kalan tutuklu DAİŞ üyelerini gerekçe gösteriyorlar.

DAİŞ çeteleri sözcüsü Ebu Hemze El Qureyşi kısa bir süre önce dünyadaki tüm çetelere Telegram üzerinden sesli bir mesaj gönderdi.  

QSD ve Irak güçleri kontrolü altındaki cezaevlerinde kalan yabancı uyruklu çetelere seslenen Ebu Hemze El Qureyşi, onları cezaevlerinden çıkaracaklarını ve DAİŞ çetelerinin tutuklanmasına ortak olanları öldürenlere para vereceklerini söyledi.

Uluslararası İslam ve Terör Grupları Uzmanı  Mistefa Emin, tehlikenin devam ettiğini dile getirerek daha önce bu çerçevede çok uyarı yaptıklarını hatırlattı. Mistefa Emin, bu sorumsuzluğun örgütün Irak ve Suriye’de yayılmasına sebep olduğunu kaydetti.

Mistefa Emin devamla şunları belirtti: “Bu birimlerin halen cezaevlerindeki üyelerle ilişkileri var. Hatta cezaevindeki teröristleri çıkarma girişiminde bulunabilirler. Bunun örnekleri Afganistan’da yaşandı. Şu anki durum sorunludur. DAİŞ’lilerin sayılarının artma riski var. Kamplardaki çocuklar etkileniyor. Yeni kuşak direk katılım sağlayabilir. Çünkü DAİŞ’in şiddet esaslı düşüncelerini bertaraf edecek bir alternatif henüz bulunmadı. Tüm bunlar Özerk Yönetim ve QSD’yi aşıyor.”

ŞAMİ: ULUSLARARASI ÇAĞRILAR OLUMLUDUR ANCAK TEORİKTİR

Uluslararası çağrıları değerlendiren Ferhad Şami, “Uluslararası Koalisyonun içerisindeki bazı devletlerin çağrıları var. Bunlar olumludur. ABD gibi bazı devletler bireysel tepkilerini açıkça koyuyor. Özelikle suçluların mahkemelere teslim edilmesi ve kurbanların yargılamalarda yer almasının dile getirilmesi önemlidir. BM’nin DAİŞ’in işlediği suçları araştıran bir komitesi var. Komite yavaş çalışıyor. Ancak böyle komitenin varlığı da önemlidir” ifadelerini kullandı.

Çağrıların teorik olduğunu pratik gelişmelerin artık yaşanması gerektiğine işaret eden Ferhad Şami sözlerine şunları ekledi: “Ciddi adımların atılması gerekir. Vatandaşları cezaevlerinde olanlar çok dar düşünüyor. Şu anda bu DAİŞ’liler bizlerde tutukludur. Ancak gelecekte kendi ülkeleri için ciddi tehlike arz ediyorlar. Bazı ülkeler özelikle bu suçluların ülke sınırlarının dışında kalmasını istiyor. Bazıları da iç siyasete malzeme olarak kullanıyor. Bunlar gayri insani ve ahlaki yaklaşımlardır. DAİŞ’in sonlandırılması önünde engel oluşturuyor.”

‘BİREYSEL GİRİŞİMLER VAR’

Bazı devletlerin bireysel refleks geliştirdiğini kaydeden Ferhad Şami, “Bu sorun uluslararası bir meseledir. Bu tutuklular için özel mahkemeler kurulmalıdır. Bireysel tutumlar çözüm getirmez. Durumu pasifleştiriyor. Tüm kurbanların talepleri yerine gelmiyor. Uluslararası Koalisyonun son toplantısı öncesinden çağrılar vardı. Bazı devletler özelikle sorunun çözümünü istiyordu. DAİŞ’lilerin yargılanması için ve DAİŞ sorunun çözümü için bir şeyler yapmaya çalıştılar. Bazı devletler ise çözüme gözlerini kapatıyorlar. Bazı devletler de terör konusunda henüz tutum netleştirmedi. Bunlardan olan Türkiye sınırlarını sonuna kadar Türkiye’ye açtı. İstihbaratı ve lojistik destek verdiler. Baxoz’dan kaçan DAİŞ’liler de Türk devletine sığındı. Halen Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê’de DAİŞ’li çeteler bulunuyor. Türk devletinin DAİŞ’i desteklediğini inkar edemez. Bu yönde onlarca belge var” dedi.

‘QSD KENDİ TOPRAKLARINDA ULUSLARARASI MAHKEME KURULMASINI ÖNERDİ’

Konuya ilişkin yaptıkları uluslararası görüşmelerin içeriğine değinen Ferhad Şamî, “Bu topraklarda işlenen suçların yargılanması için topraklarımızda uluslararası bağımsız bir mahkemenin kurulması önerisinde bulunduk. Mahkemenin amacı DAİŞ çetelerini adil bir şekilde yargılamak ve DAİŞ’ten zarar gören kurbanların haklarını iade etmek olmalıdır. Bununla birlikte iç barışı korumaya ve tesis etmeye hizmet etmelidir” dedi.

Mahkemenin Kuzey ve Doğu Suriye’de olmasının önemini anlatan Ferhad Şamî, “Söz konusu mahkemenin burada olması halinde DAİŞ’ten zarar görenler belgeleriyle birlikte çok rahat mahkemelere katılabilir. Bunun yanı sıra yargılamaların yapılacağı süre içerisinde Kuzey ve Doğu Suriye’ye yapılacak muhtemel saldırıların da önü alınmalıdır. Güvenlik bir ortamda adalet sağlanabilir” ifadelerini kullandı.

DAİŞ çetelerinin yargılanması için DAİŞ’le mücadele eden tüm çevrelerle diyalog kurulması gerektiğini söyleyen Ferhad Şami, “DAİŞ çetelerinin yargılanmasının sağlanması için ortak bir yol bulunmalıdır. Şimdiye kadar bu konuda uluslararası güçlerle varılmış bir anlaşma söz konusu değil” şeklinde konuştu.

QSD’nin yargılamalar konusundaki planlamasını değerlendiren Ferhad Şami, “Kuzey ve Doğu Suriye yargı sistemi yakın zaman önce Suriyeli çetelerin yargılamalarına başladı. Bu yargılamaların DAİŞ dosyaları konusunda harekete geçmeyen çevrelerin sorumluluk almaya zorlayacağına inanıyoruz. DAİŞ çetelerinin dosyaları kişisel bir dosya değil, uluslararası boyutu olan bir dosyadır. Radikal fikirlerin halklara karşı işlediği suçların yargılanacağı bir dosyadır” dedi.

‘ULUSLARARASI ALANDA ŞEFFAF OLMAYAN BİR STRATEJİ İZLENİYOR’

Radikal gruplar uzmanı Mistefa Emin ise uluslararası kamuoyunun DAİŞ çetelerinin dosyalarına ciddiyetle yaklaşmadığını belirterek, “Uluslararası kamuoyunun bu dosya karşısında ciddi davranamamasının nedeni şeffaf olmayan bir siyasetin izlenmesidir. Bu ciddiyetsizlik DAİŞ’in büyümesine neden olmaktadır. Hücre yapılanmaları her geçen gün yayılmaya devam ediyor. Irak ve Suriye topraklarında birçok yeni yere sıçradı. Öte yandan Irak’taki güçleri QSD ve Şam hükümetini tehdit edecek düzeye ulaştı” ifadelerini kullandı.

Mistefa Emin sözlerini şöyle sürdürdü: “QSD’nin elinde bulunan tutuklular ve onların ailelerinin gelecekte sorun yaratacağı ortadadır. Ancak kimse bu dosyalara gereken ilgiyi göstermedi. Geçici çözümlerle geçiştirilmeye çalışıldı. Bu nedenle sorun derinleştikçe derinleşti. Kamp ve cezaevlerinde kalan DAİŞ’liler çeteler kazandırmaya devam ediyor.”

‘ABD ÇEKİLDE AVRUPA ÇEKİMSER KALIYOR, SORUMLULUĞU KİM ALACAK?’

Uluslararası alanda yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan toplantılara dikkat çeken Mistefa Emin, “İtalya’da yapılan toplantının ardından gördük ki uluslararası koalisyon boş açıklamalar yapmaktan başka bir şey yapmıyor. Pratikte hiçbir şey yok. Oysaki uluslararası koalisyon DAİŞ’in kalan artıklarını da temizlemek için yeniden bölgeye güçlerini gönderebilir. QSD’ye bu konuda ihtiyaç duyduğu desteği sunabilir” şeklinde konuştu.

Uluslararası koalisyonda yer alan güçlerin DAİŞ’e karşı mücadelede elinden gelen her şeyi yapmadığını kaydeden Mistefa Emin, “ABD Ortadoğu’da bulunduğu Afganistan, Irak ve Suriye’den çekiliyor. AB ise içerisinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulmaya çalışıyor” değerlendirmesini yaptı.

‘ACİL ÇÖZÜM BULUNMALI’

Mistefa Emin son olarak şunları belirtti: “Her şeyden önce batılı devletlerin de yer alacağı uluslararası mahkeme bir an önce kurulmalıdır. Yabancı uyruklu çeteler yargılanarak mahkumiyetleriyle birlikte uyruğu olduğu ülkeye gönderilmelidir. İkinci aşamada ise Suriye ve Irak’ta özel mahkemeler kurularak bu topraklarda kanın dökülmesinde eli olanlar yargılanmalıdır. Üçüncü aşamada ise kadın ve çocuklar yeniden eğitimden geçirilerek ülkelerindeki sosyal hayata kazandırılmalıdır. Özerk Yönetim’e bu konuda gereken mali destekler verilmelidir. Bunlar yapılmazsa dünya yeni tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır. Bence şu anda bile dünya bunun etkisini yaşıyor.”

ANHA


Diğer Haberler