Cumali Şaylemez: Erdoğan da itiraf etmişti

İsmail Hakkı Pekin’in benzer itirafını 9 Mart 2014 tarihinde Urfa’da gerçekleştirilen mitingde Erdoğan’ın ifade ettiğini söyleyen Cumali Şaylemez, “Bu katliamı devletin hangi birimi yaparsa yapsın sonuç olarak bu katliamda Türk devletini ve Erdoğan’ın parmağı vardır. Sorumlusu Türk devleti ve Erdoğan’dır. Bu katliamın failleri yargılanmalıdır” dedi.

Türkiye devlet yetkilileri ile PKK arasındaki görüşmelerin devam ettiği ve adına Çözüm Süreci denen bir zamanda, 9 Ocak 2013’te PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan  ve Kürt gençlik hareketi üyesi Leyla Şaylemez , Fransa-Paris Gare Du Nord tren istasyonu yakınlarında bulunan Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda katledildiler.

3 Kürt kadın devrimciyi hedefleyen bu kirli katliam aynı zamanda Kürt Kadın Hareketi’ne ve Kürt halkının özgürlük mücadelesine dönük bir saldırıydı. Bu dönemde Kürt halkının direnç noktalarına karşı yeni soykırım planları devredeydi. Kürtler statü kazanma aşamasındayken küresel güçlerin ortaklaşarak verdikleri bir savaş kararıydı söz konusu olan. Önder Abdullah Öcalan, Sakine Cansız`ın (Sara) katledilişini ikinci Dersim Katliamı ve savaş ilanı olarak tanımlaması sürecin özetini sunması bakımından anlamlıdır.

ERDOĞAN KATLİAM ÖNCESİ HEDEF GÖSTERDİ

9 Ocak 2013 Kürtlerin tarihine kara bir gün olarak geçti. Dönemin siyasal konjonktöründe Kürtlere dönük paralel yönelimler yaşandı. Bir yandan ‘diyalog süreci’ ve görüşmeler devam ederken, öte yandan imha ve inkar politikaları farklı formlara bürünerek sürdü. Algı operasyonları bu tarihten önce bizzat Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi sözleriyle yandaş medyanın sloganı haline gelmişti. Erdoğan bir çok kez “Teröristler nerede olursa olsunlar orada, yani barındıkları inlerinde vuracağız” dedi. Bu sözler devletin hazırlığını yaptığı katliamın itirafıydı.

Paris’te 3 devrimci kadına yönelik gerçekleştirilen bu katliam sonrası açılan soruşturma kapsamında katliamın faillerinden Ömer Güney, 8 gün sonra gözaltına alınıp tutuklandı. Katliamdan önce, bir yılda 13 kez Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı tespit edilen Ömer Güney’in MİT ile ilişkisi ortaya çıktı.

Katliamın aydınlatılmasına yönelik başlatılan soruşturma, 2015 yılının Mayıs ayına kadar devam etti.  Ardından fail Ömer Güney'in, 5 Aralık 2016 tarihinde mahkemeye çıkarılmasına karar verildi. Ancak 3 devrimci kadının avukatları, duruşma gününe itiraz ederek, duruşmanın daha erken bir tarihe alınmasını istedi. Buna rağmen mahkeme, ilk duruşmanın tarihini bu kez 23 Ocak 2017 olarak belirledi. Ancak ilk duruşmaya 36 gün kala 17 Aralık 2016’da Ömer Güney’in rahatsızlanması üzerine kaldırıldığı hastanede öldüğü açıklandı. Ömer Güney’in şüpheli ölümünün ardından da dava düştü.

MİT’ÇİLER İTİRAF ETTİ

PKK tarafından yakalanan MİT üst düzey yöneticileri Aydın Günel ve Erhan Pekçetin`in itirafları Paris Katliamını gerçekleştirenlerin kimler olduğunu ortaya çıkarmıştır. Aydın Günel ve Erhan Pekçetin itiraflarında "Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez, ‘Barış sürecini sekteye uğratmak isteyenler’ tarafından değil, bu sürecin Ankara’daki muhatapları tarafından katledildiler. ‘Barış süreci’ denilen süreç zaten bir operasyondu. Görüşerek tasfiye etme operasyonu. Ve bu sürecin bir tarafından görüşmeler, diğer tarafında ise saldırılar vardı. Yani; İmralı ve Oslo’ya giden heyetler, aynı zamanda Paris ve Kandil’de cinayet planı yapıyorlardı" demiştir.

3 devrimci kadınının aileleri ve avukatlarının girişimi sonucu Nisan 2017'de katliamla MİT’in rolüne ilişkin yeni bir ön soruşturma başlatıldı. Yaşamını yitiren Kürt kadın devrimcilerin aileleri tarafından Mart 2018’de “cinayet emrini verenler ve suç ortaklarının” da soruşturmaya dahil edilmesi için yapılan başvuru sonucu soruşturmanın yeniden ele alınması amacıyla bir anti-terör yargıcı görevlendirildi.

PEKİN İTİRAF ETTİ

3 devrimci kadının avukatlarından Jean Louis Malterre’un da ifade ettiği gibi katliamın MİT tarafından gerçekleştirildiği Fransa yargısı tarafından da gündemleştirildi. Tam da bu süreçte işgalci Türk ordusunun Gare’de aldığı hezimet sonrası Genelkurmay eski İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin, katıldığı televizyon programında Paris Katliamı’nın devlet tarafından yapıldığını, itiraf etmek zorunda kaldı.

Türk ordusunun Garê hezimetinin konuşulduğu, AKP-MHP faşist hükümetinin tekelinde bulunan kanallardan biri olan CNN Türk’te, Ahmet Hakan'ın moderetörlük yaptığı  programa katılan  Türk Genelkurmayı eski İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin, "Son bir yılda MİT'in yakalayıp getirdiği çok sayıda PKK üst düzey yöneticisi oldu, bu tür nokta operasyonlarıyla, tam da sizin söylediğiniz anlamda. Zaten Türkiye bir süredir bunu yapıyor gibi geliyor bana" şeklinde cümle üzerine, "Yapıyor ama, bakın, Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan. Bu adamlardan bir bölümünün götürülmesi lazım. O zaman PKK'nın bir anda dengeleri bozulur. Mutlaka bunların götürülmesi lazım. Beyinle ayaklar arasındaki iletişimi sağlayan sinirlerle uğraşıyoruz şu anda. Ama asıl beynin hasara uğratılması gerekiyor" diye yanıt verdi.

"PKK'nın dört müdür beyin takımı?" sorusuna yanıt veren Pekin, Paris Katliamı’nda MİT`in rolünü şöyle itiraf etti: "Daha fazla. Yürütme Konseyi var, onun başında şu anda Murat Karayılan var herhalde. Onun altında da ekipler var. Mesela onlar Kandil'den çok fazla dışarı çıkmıyor. Avrupa'da bunların unsurları var. Avrupa'daki unsurlarına bir şey yapmamız gerekiyor. Daha evvelden Paris'te yapıldı ama..."

Sonraki günlerde Medya Haber’e yaptığı değerlendirmelerde İsmail Hakkı Pekin, bu cinayetlerin yeniden işlenmesi gerektiğini savunurken, Batılılara bu yolla mesaj verileceğini de savundu.

ERDOĞAN KATLİAM DAVASINDAN YARGILANABİLİR

Uluslararası hukuk esas alındığında İsmail Hakkı Pekin’in yaptığı itiraflara dikkat çekilmesi durumunda Faşist Erdoğan yönetiminin sadece Paris katliamındaki rolünden dolayı yargılanması ve cezalandırılması gerekmektedir. Bu durum Avrupalı güçlerin özelde Fransa’nın Kürt halkına bakışını ve TC rejiminin yüzyıldır gerçekleştirmek istediği Kürt soykırımındaki ortaklığını da göstermektedir.

İsmail Hakkı Pekin’in Tv programında yaptığı açıklamayı ve Fransa’da süren dava sürecini katliamda şehit düşen Kürt Gençlik Hareketi Üyesi Leyla Şaylemez’in babası Cumali Şaylemez ANHA’ya değerlendirdi.

Fransa’da devam eden yargılamaya ilişkin konuşan Cumali Şaylemez, “Dünyada pandemi süreci dolayısıyla uygulanan kısmi sokağa çıkma yasakları dolayısıyla Kasım 2020 tarihinde dava dosyasına bakan hakim ile bir randevumuz vardı fakat pandemi sürecinden kaynaklı bu görüşme gerçekleştirilemedi. Fransız mahkemelerinde süren eski dava katil Ömer Güney’in ölümünden kaynaklı kapatılmıştı. Sonrasında yaptığımız girişimler ve çalışmalar neticesinde yeni bir dava açıldı. Biz yeni dava hakimi ile davanın geldiği aşamaya ilişkin görüşmeler gerçekleştirecektik fakat bunu yapamadık.  Katledilen 3 kadın devrimcinin aileleri olarak sonuna kadar davamızın takipçisi olacağız ve peşini bırakmayacağız.”

‘KATİLLERİ BİLİYORUZ’

Cumali Şaylemez, katliamı gerçekleştiren güçler aileler tarafından biliniyor ve dava sürecinde de bunları açığa çıkartmak istediklerini ifade ederek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kürt halkı olarak katilleri çok iyi tanıyoruz. Katliamın emrini kimlerin verdiğini, kimlerin içerisinde yer aldığını biliyoruz. Maalesef dünyaya katilleri kabul ettiremedik. Bugüne kadar katiller yargılanıp cezalandırılmadıysa bunu biraz daha Kürt halkının mücadelesi ile ilgili de olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Kürt halkı ve dostlarının davanın aydınlatılması için verdiği mücadele doğrultusunda davada ilerleme sağlanacağına inandıklarını vurgulayan Cumali Şaylemez, “Bu süreç böyle devam ettikçe ben inanıyorum ki Kürt halkının çabaları ile katiller yargılanacaktır. Fransa hükümeti olsun veya dünyada ki başka hükümetler, insan haklarını savunanlar, demokrat olduğunu ifade edenler bu davada failleri ortaya çıkartarak yargılanmalarına katkı sunacaklardır.”

‘ULUSLARARASI GÜÇLER KATLİAMI AÇIĞA ÇIKARTMALI’

“Biz aileler olarak bu davanın takipçisi olacağımızı yine ifade etmek istiyoruz. Bu katliam ile Kürt halkının özgürlük mücadelesini sürdürenler cezalandırılmak istenmiştir” diyen Baba Cumali Şaylemez, 21’inci yüz yılda bu tarz bir katliamın kabul edilemeyeceğinin altını çizerek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu katliam herkes tarafından lanetlenmesi ger eken bir katliam. Bu katliam aynı zamanda insanlığa yönelik gerçekleştirilen bir katliam. Fransa hükümeti ve dünyada demokrasiyi savunan ülkeler biran evvel bu adaleti sağlamak için gereken çalışmaları ve soruşturmaları yürütmeli, katilleri ve onları destekleyenleri yargı önüne çıkartmalılar” diye belirtti.

Türk Genelkurmayı eski İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin’in yaptığı itirafa ilişkinde konuşan Cumali Şaylemez: “Bu itirafları yenilgilerini gözler önüne seriyor. Türkiye’de ve dünya kamuoyunun gözü önünde tükendikleri için Kürt hareketinin öncülerini Avrupa başta olmak üzere Güney Kürdistan’da, Rojava’da, Şengal’de suikastlar ile katlederek bu hareketi dağıtmayı hedefliyorlar. Bu söylem onun ağzından kaçtı. Bu söylemini inkar bile edebilir fakat bu işin aslının ve düşüncelerinin bu olduğunu biliyoruz. İlahi adalet onları itiraf noktasında getiriyor.”

ERDOĞAN’DA İTİRAF ETMİŞTİ

İsmail Hakkı Pekin’in benzer itirafını 9 Mart 2014 tarihinde Urfa’da gerçekleştirilen miting de Erdoğan’ın ifade ettiğini söyleyen Cumali Şaylemez, “Erdoğan bu katliamın FETÖ’cüler tarafından yapıldığını itiraf etmişti. O dönem FETÖ’cüler yapmış olsa bile o dönem bunlar devletin bütün kurumlarının içerisinde birlikte hareket ediyorlardı. Bu katliamı devletin hangi birimi yaparsa yapsın sonuç olarak bu katliamda Türk devletini ve Erdoğan’ın parmağı vardır. Sorumlusu Türk devleti ve Erdoğan’dır. Bu katliamın failleri yargılanmalıdır.”

Cumali Şaylemez: “Hem Fransa hem kendini sorumlu gören ülkeler bu itirafları yan yana getirerek bu gerçekleştirilen katliamın sorumlularının yargılanması için somut adımlar atmalıdırlar. Avrupa’nın göbeğinde Paris gibi bir yerde devrimci 3 Kürt kadını katledildi. Bizler aileler olarak elimizden gelen çabayı sarf edeceğiz ve bu katliamın sorumluları yargılanması için girişimlerimizi sürdüreceğiz. Pandemi kısıtlamalarının hafiflemesi ile birlikte dava dosyasına bakan hakim ile görüşüp davanın geldiği son aşamayı değerlendireceğiz.”

‘FRANSIZ HÜKÜMETİ DAVANIN ÜSTÜNÜ ÖRTMEYE ÇALIŞTI’

Katilleri çok iyi biliyoruz fakat bu konuda Fransız hükümetinin somut adımlar atması gerektiğini ifade eden Cumali Şaylemez İlk dava dosyasına bakan hakimin kendilerine o dönem ki araştırmalar sürecinde aktardığı bilgileri şu şekilde anlattı: “Hakim o dönem 5 veya 6 ülkede davaya ilişkin araştırmalar yaparak dosyalar hazırlamıştı. O dönem hazırladığı dosyaları bize gösterdi ve dedi ki, ‘bu dosyaları araştırdığımızı da bütün yollar Türkiye’ye çıkıyor, Türkiye’den Ankara’ya çıkıyor oradan da MİT binasına çıkıyor’. Hakim bu sözleri sadece aileler ile paylaştı, bu durumu dünya kamuoyu ile paylaşmadılar. Bu konuda açıklamada bulunmadılar. Bunun nedeni ise ülkeler arası çıkarlardan kaynaklanıyor. Türkiye’nin bütün zengin kaynakları onlara peşkeş çekiliyor. Kendi çıkarları için Kürt halkına yönelik katliamlara göz yumuyorlar. Kürt halkı olarak mücadelemizi her alanda sürdüreceğimize inancımız sonsuzdur” dedi.

ANHA


Diğer Haberler