Başûrê Kurdistan’da basın özgürlüğü!

SERDEM SILO

Gerçeklerin halka ulaşması için basın kuruluşlarına çok önemli görevler düşüyor. Ancak bu gerçeklerin topluma ulaşmasındaki en büyük engel iktidarı ellerinde tutanlar. Kimi zaman direkt engeller yaratarak özgür basını susturmaya çalışırken, kimi zaman da kendi kontrollerindeki basın yayın organlarıyla gerçekleri maniple etmeyi tercih ediyorlar. Başûrê Kurdistan hükümeti de bu politika kapsamında hareket ediyor.

Kapitalist sistem toplum düşmanlığını gizlemek ve iktidarına halel gelmesini engellemek adına hemen hemen her düzeyde büyük medya organizasyonlarıyla çok kapsamlı faaliyetler yürütüyor.

Bu basın kuruluşları aracılığı ile toplumu istedikleri gibi kontrol etmek kadar yönlendirme esas alınıyor. Devlet iktidarları ciddi bütçeler ayırdıkları basın kuruluşlarını iktidarlarını pekiştirmek adına her türlü propagandada kullanmaktan geri durmuyorlar. Devletler bu yolla özgür basının toplumda yaratacağı etkiyi keserken, kendi iktidarlarının propagandasının yapıldığı kuruluşların mutlak algısının önünü açmış oluyorlar. Ama aynı zamanda Halka gerçekleri ulaştırmaya çalışan gazeteciler günlük olarak gözaltına alınıyor. Hükümetin yaptığı yolsuzlukları açığa çıkaran basın kuruluşları sürekli hükümetin baskısı altında kalıyor.

Basın ve hükümet ilişkileri Başûr Kurdistan’da bu zemin üzerine kurulmuş durumda ve gelişim de mevut durumda tamamen bu şekilde. Başûr iktidar gücü her şekilde özgür basın önünde bir engel durumu teşkil ediyor. Zira özgür basından son derece korkuyor. Mevcut durumda yayın yapan tüm basın kuruluşları ise partilerin kontrolünde hareket ediyor.

Özelikle KDP ve YNK’ye bağlı faaliyet yürüten çok sayıda basın kuruluşu mevcut. Yine bazı basın çalışanları da ekonomik vaatler karşısında kandırılıyor. Bu yüzden Başûr Kurdistan’ında çalışmak isteyen basın merkezlerinin bu çerçevede hareket etmesi isteniyor. Nitekim sokakta röportaj alındığında da insanlar cevap vermeden önce muhabire hangi partiye bağlısın? Sorusunu soruyor. Bu durum bile Başûr’da basının ne kadar bağımlı olduğunu açığa çıkarıyor.   

Başûr’daki basın merkezileri de bu baskılardan kaynaklı olarak parti ve hükümetin çıkarları çerçevesinde hareket ediyor. Bir basın kuruluşu hükümetin ne kadar propagandasını yaparsa o kadar rahat hareket edebiliyor. Bunun dışında hareket edilemiyor.

Özgür basın çalışanları ise gözaltı, tutuklama, engelleme hatta kimi zaman öldürülme ile tehdit ediliyor. Hükümetin yolsuzluklarını haberleştiren çok sayıda gazeteci öldürüldü. Hükümet bu cinayetlerle ilgili herhangi bir soruşturma başlatmadı. Birçok hukuk örgütünün çağrısına rağmen Kawa Germiyanî, Wîdat Hisên, Zerdeşt Osman, Soran Mam Hemê, Abdullah Rezaq ve Tahir Şerîf gibi gazetecilerin öldürülmesi olayları aydınlatılmadı.

Şêrwan Şêrwanî ve Omîd Biroşkî gibi gazetecilerin akıbeti ise halen belli değil. Özgür basın çalışanları parlamento ve resmi kurumların toplantılarına katılamıyor. Maddi cezalara çarpıtılıyorlar. Ekonomik olarak zorlanan kurumlar kapanmak zorunda kalıyor.

Metro Gazetecileri Koruma Merkezi’nin yayınladığı rapora göre 2020 yılında Başûrê Kurdistan’da gazetecilere yönelik hak ihlallerinde artış yaşandı. Merkez, 385 hak ihlali tespit etti. Gazetecilerin haber takibi 163 kez engellendi. Mahkeme kararı olmaksızın 74 gözaltı olayı yaşandı. 40 kez tehdit edildiler. 42 kez ekipmanlarına el konuldu. 4 basın merkezi ise komple kapatıldı. Metro’ya göre ekonomik kriz, Koronavirüs ve siyasi çelişkiler gazetecileri çok daha fazla olumsuz etkiledi.

Kürdistan Parlamento Başkanı Rêwaz Fayiq 16 Ocak’ta Metro’nun merkezinde bir konuşma yaparak şunları ifade etti: “Partilerin özel basın kuruşları var. Halk bunu iyi biliyor. Kendisini ‘özgür’ olarak nitelendiren basın kuruluşları da partilerin yolsuzluklarını ortaya çıkarmak için yardım alıyor. Özgür basının imkanları kısıtlıdır. Bunun karşısında partinin güdümündeki basın kuruluşları ise çok daha fazla imkana sahip oluyor.”

Bugüne kadar Başûr Kürdistan’daki petrol ve para yolsuzluğuna ilişkin herhangi bir haber yapılmadı. Sadece bazen memurların ödenmeyen maaşları ele alınıyor. Bu haberleri yapan gazeteciler de baskılara maruz kalıyor. Şuan bu konuları haberleştirdiği için KDP’nin cezaevlerinde olan çok sayıda gazeteci bulunuyor. Halepçe ve Süleymaniye’deki eylemleri yayınlayan basın kuruluşlarına para cezası verilirken bazılarına 10 gün kapatma cezası verildi.

Başûr Kurdistan’da 30 yıl içinde çok yolsuzluk olayı yaşandı. Ancak bu konuları kimse ele almıyor. İşte tam burada Başûr Kurdistan hükümetine neden özgür basını engellediğini sormak istiyoruz. Aslında cevap bellidir. Çünkü yolsuzluklarının açığa çıkmasını istemiyorlar. Gerçeklerin açığa çıkması durumunda iktidarlarının tehlikeye gireceğini iyi biliyorlar.

Başûr Kurdistan’da çalışan bazı basın kuruluşları var. Örneğin Türk devletine bağlı olanlar. Onlar yolsuzluk konusunu ele almadığı için çalışabiliyorlar. Nitekim Başûr hükümeti bu yolsuzlukları Türk devleti ile birlikte yapıyor.

AKP’ye yakın basın kuruluşları Başûr’da çok rahat bir şekilde hareket ediyor. İstedikleri her yere gidebiliyorlar. Çünkü Türk devleti Başûr’daki petrol trafiğini elinde tutuyor. Yine Başûr, gıda malzemelerini de Türkiye’den temin ediyor. Türk devletine bağlı basın kuruluşları da bu yüzden sürekli olarak Başûr hükümetini övüyor.

Başûr’da Arapça ve farklı dillerde yayın yapan basın kuruluşları var. Ancak yolsuzluk konusunu ele almıyor. Başûr’da çalışmanın temel kuralı yolsuzlukları görmezden gelmektir. Nitekim bu konuları haberleştiren basın kuruluşları tehdit ve baskıya maruz kalıyor.

Başûr Kurdistan’da insanların geçim sorunu var. Memurların maaşları ödenemiyor. Hükümet, ekonomik krizi bahanesiyle maaşları ödemiyor. Ancak kendi iktidarını korumak için bu basın kuruluşlarına milyarlarca dolar harcıyorlar. Bu doğrultuda şu soruyu sormak gerekiyor. Madem memurların maaşları için para yok peki bu basın kuruluşlarına verilen paralar nereden geliyor?

(cno/rr)

ANHA