​​​​​​​Başûrê Kürdistan neden dünyanın ihtiyaçlarını Kürt mücadelesine yönlendiremiyor? -Luqman EHMÊ

Rusya Ukrayna'ya karşı 24 Şubat'ta savaş başlattı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna halkının Devlet Başkanı Vladimir Zelensky'nin çok dayanamayacağını ve istifa ederek, Rusya yanlısı bir hükümet kuracağını tahmin etmişti. Bu, durumla Ukrayna'nın kontrolünü ele geçirebileceğini düşündü. Ancak Batı dünyasının tepkisinden kaynaklı böyle bir planın gerçekleşmesinin önüne geçti.

Sahadaki hızlı değişimler buna izin vermeyerek, batı mevzilerinde Rusya'nın Kırım adasını veya Gürcistan'ın bazı bölgelerini işgal ettiği zaman tepkiler arttı. Bu durum Putin'in planladığı gibi değildi.

Batı, Rusya'ya karşı duruşunda birleşti. Bu duruşuyla Rus gazından ve petrolünden bile vazgeçti. Batı dünyası yakın ve uzak bölgelerdeki diğer alternatiflere yöneldi. Bunun nedeni, birçok devletin batının artan üretim talebini reddetmesi olarak görülüyor. Ancak, İran'la nükleer anlaşmanın Rusya'nın muhalefeti nedeniyle imzalanmamasının yanı sıra İran, batının gaz ve petrol ihtiyacını karşılayacaktır.

Tedarik yollarının kapatılması ve Rus gaz ve petrolüne başka alternatif arayışlarının ardından, mevcut açığı kapatan rol, Kürtlere ve onların kara ürünlerine geldi. Bu, bir gaz ve petrol boru hattının inşası ve Bakûrê Kürdistan ve Türkiye'den geçen eski boru hatlarının kullanılması yoluyla yapılacak.

Böylece gaz batıya ulaşabilir ve kendi kendine yeterli hale gelebilir. Başûrê Kürdistan Başkanı Türkiye'yi ziyaret etti ve ardından Başûrê Kürdistan Başbakanı düzenlemeler yapmak için Türkiye'ye gitti. Şu ana kadar normal süreçte işleyen durumlar uluslararası çıkarlardan yararlanmak ve taviz koparma süreciyle işliyor.

Ancak Türkiye'nin Kürt petrol ve gazının Avrupa'ya taşınmasına izin vermesi için başta KDP olmak üzere Başûrê Kürdistan’ı, PKK'yi ortadan kaldırmak için kendisiyle işbirliği yapmaya çağırdı. Bu şartın yerine getirilmesi, Kürtlerin gelecekteki statüsünün sonunun başlangıcı olacaktır.

PKK biterse Türk devleti yükselir ve Başûrê Kürdistan hükümeti biter. Türkiye ile Irak arasında petrol ve gazın Avrupa'ya akmasına izin verecek bir anlaşmaya varılacak. Sürecin daha iyi anlaşılabilmesi için 2014 yılında DAİŞ'in, Hewlêr’e saldırısı sırasında yaşananları ve Türkiye'nin Hewlêr'in savunmasına nasıl yardım etmediğini hatırlatmakta fayda var. Bu, KDP yetkililerinin açıklamalarıyla da ispatlandı.

Türkiye'nin tutumu, referandumun açıklanmasının ardından, Türkiye'nin öncülüğünde birçok ülke ve kuruluşun referandumu yenilgiye uğratmasıyla netlik kazandı.

Dolayısıyla KDP'nin, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi güçlerine yönelik herhangi bir saldırısı aynı zamanda Kürt halkına da zarar vermiş olacak.

Başûrê Kürdistan Başbakanı, sponsor olduğu için Erdoğan ile anlaşmanın onaylanmasının ardından İngiltere'ye gitti.

Bu anlaşmanın sonucunun Başûrê Kürdistan da dâhil olmak üzere Kürdistan'ın dört parçasındaki Kürt halkının çıkarına olması için ziyaretin Londra'dan başlaması gerekiyordu. Londra’nın şimdiye kadar bölge ile ilgili planları ve programları bulunuyor.

Başûrê Kürdistan hükümeti, Kürtlerin petrol ve doğalgazına karşı Kürt halkının tanınması, Türk, Arap, Fars halkları gibi onlara yönelik katliam ve göçleri önlemesini istemeliydi. Bununla beraber Kürtlerin ulusal hakları da güvence altına alınmış olacaktı.

Ziyaretin Türkiye'den başlamaması ve şartlarının kabul edilmemesi gerekiyordu. Bu koşulları İngiltere'ye dayatabilir ve karşılığında bölge devletlerine, Kürt halkının haklarını tanıması için baskı yapmasını talep edebilirdi.

Kürtlerin çıkarlarını sürdürmek için uluslararası krizden yararlanma deneyimi burada açıkça görülmektedir. Fakat görünen o ki Türkiye bu fırsatı onları yok etmek için kullanmış gibi görünüyor.

Bu krizi kendi amaçları için kullanmanın anahtarı hâlâ Kürtlerin elinde bulunuyor.

Kürtlerin öncelikle birlikte çalışması, yer altı kaynaklarını kontrol etmesi gerekiyor.

Kürtler uluslararası güçleri Kürdistan'ın dört parçasında, özellikle Türkiye'de Kürt sorununu çözmeye çağırmalıdır. Uluslararası karar verici güçler işgalci Türk devletine baskı uygulayabilir ve dünyanın ihtiyaç duyduğu kazanımlar elde ederek, koz olarak kullanabilir.

Başûrê Kürdistan Hükümeti halkının sorununu çözmeden Kürt petrolünü ve gazını Avrupa'ya vermemelidir. Bu durum Kürtler için altın bir fırsattır. Eğer KDP, doğru niyetle hareket ederse Kürt sorununu sonsuza kadar çözmüş olacaktır.

Ancak ne yazık ki kaynaklarımız başımıza bela oldu. Sorunları çözmenin bir yolu olmak yerine, çözümü başlatmak için her zaman bir neden ve bunu kimin yaptığı var.

Biri her şeyi kaybederiz diyebilir, elbette bu mümkündür. Unuttuklarımız olmazsa her şeyin kaybı elbette vardır.

Kürtler Batı dünyasının ihtiyaçlarını karşılamak yerine, meselelerini çözmek için Batı dünyasının Kürtlerin sorunlarını çözmek için kullanmalılar.

PKK ve YNK ile anlaşarak bu politikayı yürütebilecek biri KDP’de var mı? Buradaki fırsat sahadaki duruma bağlıdır. Fakat KDP, önce Türkiye'nin siyasi himayesi altından çıkmalı ve bir Kürt ulusal politikası izlemelidir. Türk devleti ile anlaşma değil, uluslararası karar alma merkezi ile sürdürmelidir.

ANHA