​​​​​​​‘Anlaşma’ alanlarında sorunlar büyüyor

Şam hükümetinin Dera’da "Anlaşma" yapması ardından kentte cinayet vakalarında artış görülüyor. Suriyeli yazar ve gazeteci Ednan Eli kentteki güvenliğin zayıflamasına ilişkin konuşarak, “Bu ‘anlaşma’ halk ve rejim içindeki sorunlara çözüm olmuyor” dedi.

Suriye’nin güneyinde bulunan Dera kentinde, güvenlik sorunları artıyor. Şam Hükümeti’nin Rusya sponsorluğunda başlattığı ‘anlaşma’dan sonra hırsızlık, cinayet gibi suçlar arttı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), yılın başından bu yana 274 kişinin cinayete kurban gittiğini, bunlardan 115'inin sivil, 92'sinin Şam hükümet güçleri mensubu veya güvenlik kurumlarıyla "anlaşma" yapan kişiler olduğunu duyurdu.

Şam Hükümeti’nin, Rusya sponsorluğunda iki kez düzenlediği “anlaşmaların” başarısızlığını kanıtlayan bu cinayetlerle Dera'daki durum karmaşık hale gelmiş görünüyor.

ÇIKAR ÇATIŞMALARI VE İNTİKAM

Suriyeli yazar ve gazeteci Ednan Ali ANHA’ya konuşarak, Dera'daki güvenlik krizinin nedenlerini şöyle açıkladı: “Bana göre, Şam hükümeti bölgeyi kontrol ettiğinden beri, bu politikayı bilinçli yürütüyor. Amaçları çok. Birincisi; Rejime karşı devrimin beşiği olan eyaletlerden intikam almak. Ayrıca rejimin birçok güvenlik görevlisi, devrimin siyasi ve askeri kanatlarıyla ilişkisi olanları yok etmek istiyor. ‘Uzlaşma'ya katılanlar dahil.”

Suriye'deki çatışmanın üzerinden 12 yılın geçmesine rağmen, Şam hükümetine bağlı güçlere ait bir güvenlik devriyesinin kenti ele geçirmesinin ardından, anlaşmayı kabul etmeyen bir grup yerel militan çeşitli binaları kuşattı.

Dera’nın Casim kentinde, Şam hükümeti ve Çete gruplarının arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

GANİMET HALİNE GELEN UYUŞTURUCU TİCARETİ

https://www.hawarnews.com/tr/uploads/files/2022/07/02/204919_-2.jpg

Dera’daki diğer karmaşık güvenlik sorunlarına dair de değerlendirme yapan Eli, “Bölgede çok farklı askeri güçler bulunuyor. Hizbullah başta olmak üzere 4. Fırka ve İranlı milis güçleri var. Bu güçlerin hepsi, ayrı yarı kendi çıkarlarına göre hareket ediyor. Pek çok konuda iş birliği yapan tarafların politikaları birbirine karşı. Rekabet haline gelen uyuşturucu, artık bir ganimet haline geldi. Özellikle Dera ve Süveyda’nın Ürdün’den Körfez ülkelerine uzanan uyuşturucu ticareti koridoru haline gelmesinin ardından bu durum gelişti” dedi.

Suriyeli gazeteci ve yazar, uyuşturucu ticaretinin Suriye rejimi ve Hizbullah için, hatta güvenlik kurumları ve 4. Fırka yönetimleri için bile, ana gelir kaynağı haline geldiğini söyleyerek, "Güney bölgesinde istikrarın olmaması onların çıkarınadır. Çünkü bu olursa, yerel halk birleşecek ve halk uyuşturucuya karşı direnecek" dedi.

SONUN BAŞLANGICI

Çatışmanın başlangıcından bu yana uzun yıllar geçti, ancak Şam Hükümeti bu duruma herhangi bir çözüm önermiyor.

 

Ekonomik durumun geri kalması nedeniyle yüzde 90'dan fazlası yoksulluk sınırının altında olan halkının acılarına, son veremedi. Şam hükümeti, bölgeyi kontrol etmede eski zihniyeti ile hareket ettiğinden ‘gereksiz anlaşmaları’ uygulamakta ısrarcı.

Gözlemcilere ve politikacılara göre, Şam hükümeti Suriye'deki çatışmayı kendi zihniyetine göre çözmeyi isteyerek olumsuz rolünü sürdürüyor. Suriye halkının geri kalmış durumundan dolayı, ayrıca bunu hegemonyasını genişletmek ve ulusal standartların dışında anlaşmalar yapmak için kullandı.

‘KİMSENİN ÇÖZÜM ARAYIŞI YOK’

Ednan Eli, Suriye hükümetinin artık ülkede çözülemeyen çatışmaya gerçek bir siyasi çözüm bulamayacağını belirterek, şunları kaydetti: "Her gerçek çözümün sonunun başlangıcı olduğunu biliyor. Ancak bölgede güvenlik politikasının uygulanmasıyla ayakta kalabilecektir. Buradan uluslararası sponsorluğa, Güvenlik Konseyi'ne, Astana'ya ve Cenevre'ye dayalı siyasi çözümler bulmaktan kaçtığı açık."

Eli sözlerine ek olarak şunları dedi: “Aslında rejimin düşüncesi doğrudur, herhangi bir siyasi çözüm nedeniyle askeri ve güvenlik kurumları rejimin gücünden kesilecek ve Suriye bileşenlerini temsil eden bir hükümete bağlı olacaktır. Bu çözüm, açıkça rejimin devrilmesini gerektirmese bile, devlet başkanının mutlak gücünü sınırlayacaktır. Adaleti (bağımsız bir yargıyı) hükümete, parlamentoya ve seçilmiş yerel meclislere yayacaktır. Sonuç olarak bu, güç ve paylaşımı kabul etmeyen rejimin sonu demektir."

ANHA

 


Diğer Haberler