​​​​​​​Aldar Xelil: Tarafsız heyetler Efrin şehitliklerinde inceleme yapmalı

Aldar Xelil, Türk devletinin Efrin şehitliklerine yönelik saldırıların perde arkasının ortaya çıkarılması için bağımsız ve tarafsız bir heyetin bölgeye gönderilmesi, çağrısı yaptı.

Türk devletinin Efrin şehitliklerine dönük saldırılarının insanlık suçu olduğunu söyleyen PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelil, orada yaşanan gerçeklerin dünya kamuoyuyla paylaşılması ve gerçeğin ortaya çıkarılması için insan hakları savunucularına çağrı yaparak, gerekli incelemelerin yapılması için bölgeye tarafsız bir heyet göndermelerini istedi.

Türk devletinin Efrin’de işgal ve soykırıma karşı yürütülen direnişi tümden kırmak için her türlü suç işlemeyi mubah gördüğünü söyleyen Aldar Xelil, bu vahşetin durmasının ancak siyasi, askeri, toplumsal alanda mücadelenin büyütülmesiyle mümkün olacağını kaydetti.

‘TC, SOYKIRIM MİRASINI OSMANLIDAN DEVRALDI’

Türk devletinin Osmanlının soykırım mirası üzerine kurulduğunu söyleyen Aldar Xelil, Osmanlı imparatorluğu nasıl ki, girdiği her yerde fark gözetmeksizin tüm halkları ortadan kaldırmayı temel siyaset edindiyse, Türk devletinin kurulduğu günden bu yana başta Kürtler olmak üzere tüm halklara karşı aynı siyaseti devreye koyduğunu, söyledi.

Osmanlının son döneminde gerçekleşen ermeni katliamını da hatırlatan Aldar Xelil, “Osmanlıların son dönemleri ve TC’nin kuruluş sürecinde Ermeniler başta olmak üzere diğer halklara karşı soykırım uygulandı. Türk devleti bu miras üzerinden kuruldu. Zilan katliamında olduğu gibi, Bakurê Kurdistan’da yaşanan katliamlar hafızalardadır. Hiçbir farklılığa yaşam hakkı tanımadılar. Sadece coğrafya işgal edilmedi. Halkları ve kültürleri eritmeyi ve yok etmeyi esas aldılar” dedi.

Türk devletinin, bölgede Arap baharıyla başlayan dönemi Osmanlının eski sınırlarının bir kısmını yeniden ele geçirmede bir fırsat olarak gördüğünü söyleyen Aldar Xelil, bunu da Lozan’ın yüzüncü yılı bitimine doğru gidilen dönemde sonuca götürmek istediklerine dikkat çekti.

“Lozan anlaşması imzalandığında Halep, Musul, Kerkük, Kuzey ve Doğu Suriye bölgesinin tamamını işgal etmek istediler. Bu amaçla harekete geçtiler. Ancak Türk devleti coğrafyayı işgal etmekle yetinmiyor, o coğrafyalarda yaşayan halkları da tümden ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar” diyen Aldar Xelil, bölge devriminin başlamasıyla Türk devletinin bu siyasetini devreye koyduğunu ve bu şekilde devrimi rayından çıkardığını, belirtti.

‘ÇETE GRUPLARI ELE GEÇİRİLDİ, NUSRA VE DAİŞ DENETİME ALINDI’

Aldar Xelil, Türk devletinin bölgeyi işgal etmek için çete yapılarıyla, Nusra ile DAİŞ ile kurduğu ilişkiye dair ise, “Devrimimizin başladığı günden bu yana bu siyaset daha aktif olarak uygulandı. Suriye muhalefetini ele geçirdiler, Nusra ve DAİŞ’i denetimlerine alarak kullandılar. Bunlar yoluyla bölgede işgal alanlarını oluşturmaya çalıştı. Bab, Ezaz işgali böyle gelişti. Ancak bununla da bölge halkının iradesini kıramayacağını, gelişmelere yön veremeyeceğini görünce Efrin ve daha sonra Serekaniyê ile Gire Spi’ye yöneldiler” değerlendirmesini yaptı.

‘EFRİN’İN DİRENİŞ RUHU KIRILMAK İSTENİYOR’

Efrin halkının yurtsever, toprağına bağlı ve direngen bir halk olduğunu kaydeden Aldar Xelil, saldırıların pervasızlaşmasının arkasında da bu direniş ruhunu, kırmak ve halkı teslim almak olduğu tesptini yaptı.

“Efrin halk devrimine sahip çıkıyordu. Demokratik sistemin geliştirilmesine öncülük ediyordu. Erdoğan bunun için askeri işgalden sonra, bütün direniş ruhunu kırmayı esas aldı” diyerek, Efrin halkının tüm bu saldırılar karşısındaki direniş tutumunu ise şöyle yorumladı:

“Ama Efrin halkı inanılmaz direndi. Halen de direniyor. İşgali hiçbir şekilde kabul etmedi. Bunun ispatı kendi köylerinde, şehirlerinde direnen halk gerçeğidir. Şehba’ya göç eden halk halen direniyor ve kendi topraklarından uzaklaşmayı kabullenmiyor. Erdoğan işte tam da bu yeniden dönüş umudunu, inancını ve mücadelesini tasfiye etmek istiyor. Çetelerini de buna göre eğitmiş. Kaçırma, işkence, katletme gibi her yöntemi halka karşı kullanıyor. Yeni nesli istediği gibi eğitiyor. Hatta coğrafya ile oynuyor, bozuyor. İradesi dışında hiçbir şeye izin vermiyor. Demografik değişimi de bu temelde yapıyor. Başka ülkelerden, coğrafyalardan, farklı uluslardan insanları getirip bölgeye yerleştirdi. Tüm bunlara rağmen Efrin halkının direnişini, Efrin Kurtuluş Güçleri’nin kuruluşunu, eylemlerini geliştirdiğini görünce daha da saldırganlaşıyor. Efrin’de yüz yılın direnişi yaşandı. İşte tam da bu direniş ruhunu hedef alıyor. Buna öfkelidir.”

‘DİRENİŞİ SİMGELEYEN HER ŞEY TASFİYE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR’

Türk devleti ve Erdoğan’ın Efrin direnişi temsil eden her şeyi ortadan kaldırarak halkı hafızasız bırakmaya çalıştığını belirten Aldar Xelil, Efrin’de şehitliklere saldırının da tam bu gerekçeyle geliştiğinin herkesçe bilinmesi gerektiğini kaydetti.

Aldar Xelil, “Şehitliklerinin olması, bölge halkının kendi topraklarını sahiplenişini, işgale karşı mücadelesini gösteriyor. Bundan korkuyorlar. Direnişi hatırlatan, hafıza oluşturan, özgür toplum iradesini simgeleyen her şeyi ortadan kaldırmaya çalışıyor” dedi.

Erdoğan’ın Kıbırs’a gittiği günlerde Soylu’nun da Efrin’e gitmesinin bir tesadüf olmadığını, aksine eş zamanlamanın kendisinin işgalde kalıcı olmadaki kararlılıklarını gösterdiğini söyleyen Aldar Xelil, “Bu şu anlama gelir; buradaki işgalimi bir adım daha ileriye götüreceğim, denilmek isteniyor. Soylu’nun gelişi de aynı anlamdadır. Bu bölge halkının burada yaşamasına izin vermeyeceklerinin mesajını vermek istiyorlar. Yine dünya kamuoyuna da, kimse bana ses çıkarmasın, Kıbrıs’a nasıl girip kaldıysam, Efrin’e de aynı şekilde girdim ve kalacağım diyor” değerlendirmesini yaptı.

‘SOYLU ÇETELERE, ARKANIZDAYIZ MESAJI VERDİ’

Süleyman Soylu’nun Türk iç işleri bakanı sıfatıyla, tam da şehitliklere dönük insanlık dışı saldırıların olduğu bir dönemde gitmesinin bir diğer anlamının da çetelerin işledikleri suçlara rağmen, “arkanızdayız” mesajı vermek olduğu tespitini yapan Aldar Xelil, “Bu gidişle desteklerini sundu. Çetelere, her ne kadar dünyadaki kimi kuruluşlar yapılan insanlık dışı uygulamalarınızı gündeme getirse de, bakın biz devlet olarak, hükümet olarak arkanızdayız, siz her türlü vahşeti yapabilirsiniz diyorlar. Yeter ki siz bu halkın direniş ruhunu tasfiye edin, sembollerini yok edin. Böyle bir mesaj vermiş oluyorlar bu gelişlerle.

‘KRİZİ DERİNLEŞTİRİYORLAR’

Küresel güçlerin Suriye’de yaşana krizi çözmek bir yana, giderek derinleştirdiklerini söyleyen Aldar Xelil, sadece Suriye’de değil, yemen, ırak, Libya gibi Ortadoğu’nun hepsinde aynı siyasetin devrede olduğunun altını çizdi.

Aldar Xelil’în konuya dair yorumu şöyle, “Dünya kamuoyu küresel iktidar sisteminin etkisi altındadır. Bu da modernite sistemini esas alıyor. Bu güçlerden Ortadoğu ülkelerinde yaşanan kaosu sonlandırmaya dönük bir girişim gelişmiyor. Dikkat edin, Yemen, Irak, Libya ve diğer yerlerde sürekli olarak kriz giderek derinleşiyor. Biraz durulacak olan yerlere yeninden kızıştırılıyor. Suriye’de de durum aynıdır. Şimdi sanırım 74 devlet var. Ama bu devletlerden Suriye’deki krizin çözümüne ilişkin bir proje sunmuyor. Ya da savundukları, arkasında durdukları bir yol, yöntem de yok. Hatta 2244 sayılı yasa da sadece kağıt üzerinde kaldı. Birkaç kişiyi Cenevre’ye götürüp birkaç gün onlarla tartışıp gönderiyorlardı. Ama çözüm ortaya çıkmadı. Çünkü böyle bir niyetleri yoktu. Rojava ve kuzey ve doğu Suriye’de yaşananlar, özellikle de Efrin’de yaşananlar da aslında bu yaklaşımın sonucudur. Çünkü kimse buralarda yaşananları çok da önemsemiyor, sorun olarak görmüyor. Bu halkın neler yaşadığına bakmıyor, çünkü herkes kendi çıkarlarına göre hareket ediyor. Herkes Türk devleti ile ilişkilerini iyi tutmaya bu şekilde çıkarlarını sağlama almaya çalışıyor.

Ancak devletler değil, uluslararası toplum ve Suriye toplumu bunun önünde durabilir. Suriye halkı bir devrim yaptı. Ancak maalesef Suriye devrimine doğru öncülük edecek kimse yoktu. Ortaya çıkanlar da devrim üzerinden ticaret yapmaya başladılar. Suriye halkının yaşadığı acıları kendi çıkarları için kullandılar. Suriye halkını bu şekilde kendi çıkarlarına kurban etmeyi seçtiler. Ancak başta Kürt halkı olmak üzere diğer halkların işgal ve soykırıma karşı mücadelesi gelişirse sonuç alır. Yoksa devletlerin Türk devlet işgaline karşı tutum almasını beklemek yerinde olmayacaktır. Çünkü çıkarları buna engeldir.”

‘ERDOĞAN YÜZYILIN HİTLER’İDİR’

Erdoğan hükümetinin Efrin’de işlediği suçlar karşısında dünyanın sessizliğini, Hitler’in ikinci dünya savaşında işlediği suçlar karşısında yaşanan sessizliğe benzeten Aldar Xelil, “Hitler insanlık dışı uygulamalarla suç işlediğinde kimse karşı durmuyordu. Suçlarını dillendirmiyordu. Hitler kendisi 2.dünya savaşını başlattı. Ama savaş suçu işlerken kimse bu suçlara karşı durmadı, dillendirmedi. Ancak Hitler yenilince herkes dillendirmeye başladı. Şimdi Erdoğan için de aynı şey yapılıyor” dedi.  

“Erdoğan yüzyılın Hitleridir. İkinci Hitlerdir. Kimse karşı durmuyor” diyen Aldar Xelil, ancak iktidarını kaybettiğinde herkesin çıkarı gereği karşı durmaya başlayacağını, suçlarını ortaya koymaya çalışacağını belirterek değerlendirmesini şöyle sürdürdü, “Ancak biz bunu yapamayız. Biz örgütlenmek ve mücadele etmek durumundayız. İşgale karşı arayış içinde olmalıyız. Diplomatik alanda, basın alanında, toplumsal alanda, askeri alanda her açıdan buna karşı mücadele etmeliyiz. Ve aslında bu klasik işgali aşan gerçeği herkese göstermeliyiz. Çünkü her şeyi yok etmeye çalışıyorlar. Bu gerçeği herkese göstermeliyiz. Mücadele de bu işgalin sonlandırılması için geliştirilmeli. Sadece seyretmek, şikayet etmek olmaz. Doğru olan Kürt, Arap, Süryani gençlerinin örgütlenerek bu mücadeleye öncülük etmesidir. İşgale karşı tutum sahibi olmasıdır. Aydınlar işgal gerçeğini, insanlık dışı uygulamaları herkese gösterebilmeli. Avukatlar, hukukçular her yerde bu suçları teşhir etmeli. Siyasetçiler diplomatik alanda bunu yapmalı. Özcesi herkes kendi cephesinde mücadele ederek tüm kamuoyuna bunu göstermeli. Görmek istemeyenlerin gözlerini dahi açmalıyız, onlara da görünür kılmalıyız. Bu işgal ve suçlar olduğu sürece bu mücadele devam etmeli. Bunlar açıkça işgalcidirler, sömürgecidirler. Erdoğan işgali ve sömürgeciliği en üst düzeydedir.”

‘TARAFSIZ HEYET EFRİN’DE GEREKLİ İNCELEMEYİ YAPMALI’

Türk devletinin efrinde işlediği suçların ve özellikle de şehitliklere dönük vahşet uygulamalarının belgeleriyle birlikte ortaya konulması gerektiğini, bunun ,için de bölgeye bağımsız ve tarafsız heyetlerin gitmesi çağrısı yapan Aldar Xelil, “Ölen, yaşamını yitiren insanlara her ne olursa olsun saygı göstermek gerekir. Bu tüm dünyada insan olmanın ölçütüdür. Düşmanınız dahi olsa öyle yaklaşmak zorundasınız. Ancak Türk devleti en vahşi şekilde şehitliklere saldırıyor. Dünya şimdi işin gerçeği ne diye bekliyor, oysa ne olursa olsun saldırı mezarlıklara yapılıyor. Ne olursa olsun bunu kabul etmemek gerekir. Gerçeğin ortaya çıkması için tarafsız heyetler gelip araştırmalı. İnsan hakları savunucuları, uzmanlar gelip inceleme yapmalı. Nasıl olur da siz ölen birisinin cenazesini bu şekilde mezarlarından çıkarabilirsiniz. Bunu kabul etmek olur mu?” dedi.

‘O ŞEHİTLİKLER TC SUÇLARININ KANITIDIR’

Türk devletinin saldırdığı mezarlıkların Türk devletinin işgal ve soykırım saldırılarının birer kanıtı olduğu tanımlaması yapan PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelil, “Çünkü o insanlar TC saldırılarıyla katledilmiş insanlardır. Kadın, çocuk her yaştan uçaklarla hedef alındı. Uçaklar sivillerin evlerini vuruyordu. Şimdi bunlar mezarları açarak aslında kendi vahşet uygulamalarını tüm dünyaya göstermiş oldular. Sivil, savunmasız insanları nasıl katlettiklerini herkese göstermiş oldular. Onun için çağrımız bağımsız heyetlerin gelip bölgede inceleme yapmasıdır. Ancak bu şekilde Türk devletinin vahşeti, sivil katliamları ortaya çıkar” diyerek ilgili herkesi sorumluluk almaya çağırdı.  


Diğer Haberler