15 Ağustos tarihin akışını değiştiren eylemdir– Ali DİLOK

38.yıldönümünde bir kez daha kutladığımız 15 Ağustos Atılımı’nı değerlendirmek, tanımlamak oldukça önemlidir. Bu atılımla ilgili belki de bugüne kadar söylenmesi gereken her şey söylenmiştir. Gerek Kürdistan tarihi açısından gerekse Kürdistan Özgürlük Hareketi tarihi açısından oynadığı rol, başlattığı süreçler ile daha sonraki tüm dönemleri belirlemede etkili olmuş, en önemli hamlelerden en başta gelenidir. Öyle ki bu hamlenin geliştirilmiş olması bir karakteristik özellik olarak Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin kişiliğini şekillendirmiş, sonrası tüm süreçlerde belirsizliklerin olduğu, umutsuzluğun, yılgınlığın gelişmeye başladığı, tüm kesimlerin yönünün başka yönlere çevirdiği bir süreçte, Kürdistan Devrimcileri tam ters yönde hareket etmiş, tam ters yönde hamleler yapma becerisini göstermiştir. Bunun en yakın örneği DAİŞ’in bir karabasan gibi Ortadoğu’da terör estirdiği, anlı şanlı devletlerin, orduların karşısında tutunamadığı, henüz yaklaşmadan şehirlerin boşalıp, insanların kaçıştığı bir atmosferde, Kürt Gerillası hiç tereddüt etmeden bu gücün karşısına dikilebilmiş, bu gücün yenilebileceğini tüm dünyaya göstermiş ve yenilmesini de sağlamıştır.

DİRENİŞE CESARET ETME HAMLESİ

Dolayısıyla 15 Ağustos Atılımı, bir açıdan da direnişe cesaret etme hamlesidir. Karşısındaki gücün heybeti, azameti, imkanları, olanakları, yarattığı psikolojik atmosfer bir tarafa bırakılarak, cesaretle diklene bilme iradesini gösterme olarak ortaya çıkmıştır. İşte bu iradedir ki şartlar, imkanlar ne olursa olsun ideallerimiz, halkımıza ve kendimize verdiğimiz sözler çerçevesinde fedaice eyleme geçme Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin, ayırt edici en büyük özelliği haline gelmiştir.

Doğru yer ve zamanda, doğru pozisyon alıp hamle yapmak kişilerin ve örgütlerin geleceklerini belirlemede önemli bir yere sahiptir. Stefan Zweig buna ‘yıldızının parladığı an’ der. Biran geç kalmak ya da erken davranmanın kaybettirdiği tam o anda yapılması gerekeni gerektiği şekilde yapabilmek, tarihin akışını değiştiren eylem olur. Tüm parametreler o anda kesişmektedir, o anı görmek vizyon sahibi olmaktır. O anın gereğini yapmak güçlü olmaktır, güçlü olmak örgütlü olmaktır ve daha da önemlisi o anın gereğini yapmak cesur olmayı gerektirir. Bunlardan biri eksik olursa, anın hakkı verilemezse tarihsel fırsatlar heba olup gider.

EN AĞIR SÜREÇTE GERÇEKLEŞEN BİR ATILIM

12 Eylül faşizminin Türkiye ve Kürdistan’a tüm zulmünün çöktüğü bir süreçte, doğru analizler yapan hatta kararlar alan örgütler, kişiler hep olagelmiştir. Ancak pratik adım atma, söylemlerinin ve kararlarının gereğini yerine getirme noktasında gerekli cesareti gösteremedikleri için tüm söylem ve kararları boş lakırdıdan öteye geçememiştir. Çeşitli ideallere sahip onlarca örgüt-kişi yönünü ülke dışına Avrupa’ya çevirdiği bir süreçte, Kürt Özgürlük Hareketi ve Önderliği yönünü ülkeye çevirmiş, mümkün olabilecek en katılımlı cephe ile bunu yapmanın arayışına girmiş, sonuç alamayınca kendi gücü ve imkanlarıyla bu hamleyi yapma cesaretini göstermiştir. Nitekim uzun uğraşlar, zorlu çabalar sonrası bazı gruplar özgür Kürdistan dağlarına taşınmış ve orada hazırlık çalışmalarına başlamıştır. Herkesin umutsuzluk pompaladığı, koşulları gerekçe yaptığı, kaçışı ve uzaklaşmayı teşvik ettiği bir süreçte, tam tersi yönde adımlar atmak Kürt Özgürlük Hareketi’nin karakteristik özelliği olarak açığa çıkmıştır. Nitekim benzer bir süreç en ağır koşulların yaşandığı zindanlarda da 14 Temmuz Direnişi olarak ortaya çıkmıştır.

PEKİ NEYDİ APOCU HAREKETİNİ DİĞERLERİNDEN FARKLI KILAN ŞEY?

Yoksul, emekçi halkın inanmış, idealist çocukları onurluydular, sözünün eri olmak kavramı belki durumu daha iyi izah eder, söz vermişlerdi, bu söze bağlı kalmak, bunun gereklerini yapmak onlar için yaşamın tek anlamıydı. İşte bu nedenle ‘Mezar taşıma halkına borçlu öldü’ diyerek ‘Yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz’ deme yürekliliğini, canlarını verirken gösterebilmişlerdir. İşte bu idealist, yürekli militanların yoldaşları özgür Kürdistan dağları ve silahla buluştuklarında bu defa gerçekleşen 15 Ağustos Atılımı’ydı. 15 Ağustos Atılımı PKK programının pratik saha da ete kemiğe bürünmesinin en önemi adımıdır.

Bu adımla çokça yazılıp konuşulan diriliş başarılmıştır. Yani 15 Ağustos hamlesi amacını gerçekleştirmiş, Kürt halkı ulus, halk olma bilincine ulaşmış, üzerine serpilmiş ölü toprağından silkilmiş, dost düşman herkesin kabul ettiği bir hakikat haline gelmiştir. Bugün tüm dünyanın gündemini işgal etmesi, dört parça Kürdistan’da mevzi ve kazanım elde etmesi büyük komutan Şehit Egid, Şehit Bedran ve yoldaşlarının 15 Ağustos 1984’te başlayan Devrimci Halk Savaşına cesaret etmeleriyle başlayan sürecin ürünüdür.

GÜNÜMÜZDE DE BÖYLESİ BİR ÇIKIŞA İHTİYAÇ VARDIR

 Kurtuluş mecrasına girmiş olan halkımız ve kazanımları başta sömürgeci güçler, yerli işbirlikçiler ve sömürgecilerin uluslararası ortakları tarafından ciddi bir tehditle karşı karşıyadır. Şartlar her zamankinden daha fazla lehimizedir, her zamankinden daha fazla örgütlüyüz, her zamankinden daha fazla tecrübeliyiz, dolayısıyla kaygılardan arınarak, eldekini koruma tuzağına düşmeyerek sömürgeci iradeyi, kıracak ciddi bir hamle, 15 Ağustos Atılımı düzeyinde sonuç alabilir. Kurtuluş sürecini zaferle sonuçlandırabiliriz, bunun için ihtiyacımız olan tek şey Egîdlerin gösterdiği cesareti hatırlayıp gereğini yapmaktır. Murat Karayılan (Cemal) arkadaşın sözleriyle bitirmek gerekirse ‘Türk devletinin burnunu yere sürtebiliriz.’

15 Ağustos Atılımı’nın 38. yıldönümünü bir kez daha kutlarken büyük komutan Egîd yoldaşın şahsında tüm şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.

ANHA