​​​​​​​15 Ağustos atılımı Kürt halkını yeniden diriltti

Kürtlerin başlattığı tüm devrimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bütün umudunu kaybeden Kürt halkı 15 Ağustos atılımı ile yeniden dirildi.

Kürtlerin bereketli diyarı ve iki nehir arasındaki coğrafyası 1923 Lozan Antlaşması'ndan sonra 4 parçaya bölündü. Kürtler kendilerine dayatılan bu kaderi kabul etmedi. Bu nedenle Şeyh Said önderliğinde isyan ettiler ancak devrimleri uzun sürmedi.

KÜRT HALKININ TÜRKLEŞTİRİLMESİ

"Yok et ve ortadan kaldır" bu politika ile Türkiye, Bakurê Kürdistan'da Kürtlere yönelik soykırımı başlattı. Türk devleti Kürt bölgelerini Türkleştirmeye başladı ve Kürtlerin kendi dillerini öğrenmelerine ve konuşmalarına izin vermedi. Kürt bölgelerinde demografik yapıyı değiştirdi, yerlerinden etti, kıyafetlerini ve hatta konuşmalarını dahi yasak hale getirdi.

12 EYLÜL DARBESİ VE KÜRTLERİN KATLEDİLMESİ

Çöktürme operasyonları, 70'lerin başında Önder Abdullah Öcalan önderliğinde Kürdistan İşçi Partisi (PKK) kurulana kadar 40 yıl boyunca devam etti. Kürt halkının bu seferki ayaklanmasının önceki yöntemlerinden farklı olması gerekiyordu.

PKK, soykırımcı Türk devletinin Kürtlere haklarını vermemesi karşısında mücadeleye başladı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türk devletinin vahşeti en ağır seviyesine ulaştı. Kürtleri bedenen ve zihnen öldürmek hedef ve strateji haline getirildi.

ZİNDANLARDA DİRENİŞ KIVILCIMI

Apocu hareketi bu soykırım planlarına karşı durmak için faşistlerin gözünden uzak Bakurê Kürdistan bölgelerinde örgütlendi. Önder Abdullah Öcalan'ın arkadaşlarının bedenini ateşe vermesinin ardından cezaevlerinden direniş kıvılcımı başladı.

21 Mart 1982'de Amed zindanında şehit Mazlum Doğan'ın bedenini ateşe vermesi korku duvarlarını kırarak yavaş yavaş başlayan direnişin kapısını araladı.

Şehit Mazlum'un mirasını devam ettirmek, hareket tarihindeki en önemli ikinci süreçti. 14 Temmuz 1982'de zindanlarda süresiz açlık grevleri başladı. Direnişçiler Mehmed Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek 65 gün süren açlık grevine başladı. Bu direniş, acımasız Türk devletinin temellerini sarstı.

ZİNDAN DİRENİŞİ SİLAHLI MÜCADELENİN TEMELİNİ OLUŞTURDU

21 Mart direnişi ve 14 Temmuz direnişi, NATO’nun ikinci ordusuna karşı silahlı mücadelenin temelini oluşturdu. Türk devleti Kürtlere karşı vahşetini artırdı. Özgürlük hareketi 1982'deki kongresinde ülkeye dönme kararı aldı.

KÜRDİSTAN KURTULUŞ GÜÇLERİNİN (HRK) DÖNÜŞ KARARI

1982'de ülkeye (Kürdistan) dönüş kararı alındı. Türk devletine karşı silahlı mücadele hazırlıkları başladı. 15 Ağustos 1984'te Türk devletine karşı özgürlük savaşı başladı. Kürdistan Kurtuluş Güçleri (HRK) adlı partinin askeri kanadının kurulduğu açıklandı.

Büyük komutan Mahsum Korkmaz, Kürdistan'ın birçok bölgesinde önde gelen devrimci birliklerin oluşumunda aktif rol oynadı. HRK Merkez Komuta üyeliğine seçildi. 14 Temmuz'da taarruza başlamakla görevlendirilen kuvvetin ilk birliği olan silahlı mücadele birliğine liderlik etme sorumluluğunu üstlendi.

DÜŞMANA İLK ATEŞ

14 Temmuz silahlı mücadele grubu, Eruh’ta ilk pratik operasyonunu gerçekleştirdi. En güçlü operasyon 15 Ağustos'ta gerçekleşti. Eruh (Dih) ilçesinde Türk düşmanına ilk kurşun sıkılarak ilçe tamamen kurtarıldı.

Kürt halkı bu günü kendileri için bir diriliş ve yeni bir başlangıç ​​günü olarak adlandırdı. Çünkü kölelik ve teslimiyet zincirini kırdı.

ÖNDER ÖCALAN: ŞİMDİ ÖZGÜRLÜK ZAMANI

Önder Abdullah Öcalan, birçok toplantı ve konuşmasında 15 Ağustos Adımı'ndan bahsetti. Adımla ilgili şu yorumda bulundu: “15 Ağustos Adımı daha derin ve genişti. Kürdistan'daki savaşımız yeni bir hayatın temellerini bir kez daha canlandırdı. Bu adım doğada, ben bir halk olduğumun uyanışıdır. Özellikle Amed Zindanı’ndaki vahşete tepkiydi."

Önder Abdullah Öcalan, adımın Hayri Durmuş'un verdiği sözün karşılığı olduğuna dikkat çekerek, “Hayri’nin, ‘varlığımızı inkar edemezsiniz’, Kemal Pir'in, ‘Türk halkının kurtuluşunu Kürt halkının kurtuluşunda görüyorum’, sözlerinin karşılığı 15 Ağustos adımıdır. En büyük savaş anlamdır. Bu savaşla özellikle Kürt güçleri baskıcı Türk güçlerine karşı zulüm çağını geri dönülemez şekilde bastırdı. Şimdi özgür yaşama zamanıdır.”

15 Ağustos adımı yeni Kürt isyanıdır. 19 Temmuz Devrimi bu adım öncülüğünde Ortadoğu'da yeni bir model haline geldi.

ZİNDAN DİRENİŞİ KÜRDİSTAN’DA SES GETİRDİ

1982 yılında tanıştığı Önder Abdullah Öcalan'ın fikir ve felsefesinden etkilenen Ehmed Mecid isimli yurttaş, şunları söyledi: "Türk devleti özgürlük hareketini yenmek için darbe yaptı. Ancak buna karşı hapishanelerdeki direniş büyüdü. Mazlum Doğan, direniş ateşini vücuduna saldı. Kemal Pir ve arkadaşları süresiz açlık grevine başladı. Türk devletine iradelerini teslim etmediler.”

Mecid şöyle devam etti: "Direnişçilerin sesi hapishane duvarını kırdı. Kürdistan'ın her yerine ulaştı.”

Mecid, 1983 yılında Lübnan'daki Şehit Mahsum Korkmaz Akademisi'nde Önder Abdullah Öcalan tarafından eğitilmek üzere savaşçıların örgütlendiğini de hatırlatarak, "Eğitilen savaşçılar Kürdistan dağlarına gitti. Yolda bir grup Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) gücüyle karşılaştı. KDP güçleri dağlara giden gerillaya, ‘Türk devletine karşı ne kadar mücadele etseniz de sizi yenecektir. Büyük bir gücü var. Avrupa'ya gidin. Siyasi mücadeleyi sürdürmeniz sizin için daha iyi’, şeklinde telkinlerde bulundu. Ancak Gerilla buna kulak asmadı” ifadelerini kullandı.

24 SAAT VEYA 48 SAAT İÇİNDE YOK EDEBİLECEKLERİNİ SANDILAR

15 Ağustos eyleminin 14 Temmuz direnişinin ruhuna cevap olduğunu belirten Mecid, başladıktan sonra Türk devletinin şaşırdığını ve ardından 24 saat veya 48 saat içinde onları yok edebileceğini düşündüğünü vurguladı.

VARLIĞIMIZIN REDDİNİ KABUL ETMİYORUZ

Mecid, bu hareketin 5 kişiyle başladığına dikkat çekerek, "Öcalan'ın Kürdistan bir mayın tarlası olduğunu ve bundan sonra varlığımızın inkar edilmesini kabul etmiyoruz demesinin ardından mücadele başladı. Zindan direnişinden ve 15 Ağustos eyleminden sonra özgürlük mücadelesi büyüyerek devam etti. Bugün bile başka bir savaşın içindeyiz. Yoksulları ve mazlumları koruma mücadelesi. Sosyalizmin yenilgisinden sonra hareket, ezilenleri koruma görevini üstlendi. Şimdi sorun sadece Kürt halkıyla ilgili değil, tüm dünyada Önder Öcalan'ın fikirlerini savunan halkların mücadelesi haline geldi” ifadelerini kullandı.

‘ÖNDER ÖCALAN’I ESİR ALARAK DEVRİMİ BİTİRECEKLERİNİ SANDILAR’

Türk hükümetinin, Önder Öcalan'ı ele geçirmekle önceki isyanlar gibi devrimin de yenilgiye uğratılacağını düşündüğünü ancak bunun tam tersinin gerçekleştiğini söyleyen Mecid, sözlerine şöyle devam etti: "99 kişi kendini ateşe verdi. Önder Öcalan'ın etrafında ateşten çember oluşturuldu. Doğu ve batı dünyası şok oldu. Peygamberler döneminde bile hiçbir dünya sisteminde böyle bir şey olmamıştır. Lideri için kimse kendini yakmadı.”

‘ZİNDAN DİRENİŞİ RUHUYLA BUGÜNE ULAŞTIK’

Mecid sözlerine şöyle devam etti: "Apocu direniş ruhu ve Kemal, Ali, Hayri gibi direnişçilerin ruhuyla özgürlüğün ışığını göreceğiz. Onların direnişi ile kimsenin bizi kontrol edemeyeceği bu sürece ulaştık. Türk devletinin yüzüne kapalı kapıları nasıl çaldığını görüyoruz. Önder Öcalan, Türkiye'nin Kürtleri yok etmek için her şeyi yapmaya hatta Türkiye’yi satmaya dahi hazır olduğunu söyledi. Ama ne yaparlarsa yapsınlar planları işe yaramayacak.”

KÜRTLERİ YENEMEDİKLERİ İÇİN DELİYE DÖNDÜLER

Önder Öcalan'ın Rojava'yı küçük bir parça ama bir o kadar kıymetli olduğunu da hatırlatan Mecid, "Bu küçük parça, gücü ve direnişiyle büyüdü. Mutlaka zorluklarla karşılaşacağız. Ama sonunda kazanacağız. Erdoğan'ın henüz intihar etmemiş olmasına şaşırıyoruz. Amerika, Rusya, İran ve Suriye'nin kapılarında Kürtleri yok etmek için tavizler veriyor" ifadelerini kullandı.

DİRENİŞ VE MÜCADELE RUHUNUN CANLANMASI

Devrimci bir ailede yetişen, ülkesini sevmeyi öğrenen Bêrîvan Mehmûd isimli yurttaş, “Kürtleri kimse tanımıyordu. Kürtler ezildikleri için Kürtçe konuşamıyorlardı. 15 Ağustos adımı Kürt halkı için bir dirilişti. Kürt halkına direniş ve mücadele ruhu geri döndü" şeklinde konuştu.

Ayrıca Bêrîvan Mehmûd, 15 Ağustos adımının Kürtlerin iradesinde bir patlama yarattığını belirterek, "Bu adım umutlarımızın peşinden gitmemizi ve özgürlüğe kavuşmamızı sağladı, Kürdistan'daki korkuyu kırdı. Kürt halkının iradesi ve yerine getirmesi gereken devrimci ulusal görevler gösterildi. Bu adım dünyaya Kürtlerin ülkelerini ne kadar koruduğunu kanıtladı" ifadelerini kullandı.

KÖLE KADINLAR GÜÇLÜ BİR ORDU YARATTI

Kadınların kişiliğindeki değişimlere değinen Berivan, "Adımdan önce kadınlar boyun eğdirilip köleleştirildi, sadece aile görevlerini yerine getirmek için çalıştılar. Ama kadınlar küresel ve egemen sistemi kendi iradeleriyle kırdılar" dedi.

Unutulmuş kadınların özgür iradeleriyle güçlü bir ordu kurduklarını, hayatın her alanına katıldıklarını anlatan Berivan Mehmud, "Kadınlar kendilerine inanmasa devrimi kendi başlarına yönetemezlerdi. Rojava'daki devrim kadın devrimi olarak biliniyor. Kadınlar, ayağa kalktı, çok çalıştı, kendini örgütledi" diye konuştu.

‘15 AĞUSTOS ADIMI KÜRT YARALARINA İLAÇTIR’

Berivan Mehmud, değerlerinin ve Rojava topraklarının korunması için Rojava devriminin ihya edilmesi gerektiğini belirterek, "15 Ağustos eylemi Kürtlerin yaralarına devadır, Kürt halkı sonuna kadar direnecektir" ifadelerine yer verdi.

‘MERMİLERİN SESİ HERKESİ KENDİNE GETİRDİ’

Öcalan'ın fikirlerinden etkilenen Mihemed Xelil, "15 Ağustos hamlesinden önce Kürtler, özellikle de birçok devrim ve ayaklanmanın çöküşünden sonra umutsuzdu" dedi.

Direnişçilerin yargılandığı davaya ilişkin Xelil, “Mazlum, Hayri, Kemal ve Ali televizyonda Türk devletinin kendilerine terörist dediğine tanık oldu. Kürt halkının mücadelesi için 50’ye yakın parti kurulsa da hiçbiri Kürt halkını yönetemedi. Bazıları hain oldu. İlk mermi ateşlendiğinde herkes kendine geldi” ifadelerine yer verdi.

Xelil, düşmana ilk kurşunun sıkıldığını öğrendikten sonraki hisleriyle ilgili olarak şöyle devam etti: "İçimizde yeni bir ruh canlandı, Kürt milliyetçiliği ve yurtseverliğinden çok uzaktaydık, ilk kurşunun sesini duyduğumuzda destek verdik."

Özgürlük hareketi kadrolarının bölgeye gelişine değinen Xelil, "Onların güzel ve müthiş ahlaklarını, tabiatlarını, fikirlerini, parlak kültürlerini gördük" dedi.

Suriye devriminden sonra başka bir devrim yapma fırsatının olduğuna değinen Xelil, 57'den fazla siyasi partinin olduğunu ancak devrimi başlatmak için fedakarlık yapmadıkları için kimsenin bir şey yapmadığını belirtti.

Xelil sözlerini şöyle tamamladı: “Rojava devrimine, özellikle askeri güçlerine destek çağrısında bulunuyoruz. Hainlere ve ajanlara son verilmesi için herkes bu devrime sahip çıkmalıdır. Kürt halkının haklarını ve başarısını güvence altına almak için Rojava devrimi tarihi bir fırsattır."

(rr)

ANHA


Diğer Haberler