Geçiş Hükümeti’nden tehlikeli adım: Yabancı uyruklu çetelere Suriye kimliği veriliyor

Yabancı uyruklu çetelere Suriye kimliği verilmesi, ülkede geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Bu çeteler, Geçiş Hükümeti’ne resmi başvurular sunarak kimlik talebinde bulunuyor. SOHR’a göre, her gün 30 ila 50 yabancı uyruklu çete Suriye kimliği alıyor.

Geçiş Hükümeti’nden tehlikeli adım: Yabancı uyruklu çetelere Suriye kimliği veriliyor
22 Aug, 2025   06:40
HABER MERKEZİ

Suriye Geçiş Hükümeti, pek çok yabancı uyruklu çeteyi üst düzey askeri pozisyonlara atadı ve onlara yüksek rütbeler verdi. Bu adım, hükümetin dönüşüm sürecinde gündem konusu oldu. Peki bu gelişme, gelecekte Suriye’deki yabancı uyruklu çeteler dosyasını nasıl etkileyecek?

Suriye’de yabancı uyruklu çetelerin varlığı yeni bir mesele değil ancak HTŞ’nin iktidara gelmesiyle birlikte bu konu kaygı verici düzeyde farklı bir boyuta evrildi.  

YABANCI UYRUKLU ÇETELERİN SURİYE’YE GELİŞİ VE HTŞ’YE KATILIMI

Bu grupların çoğu, Suriye’de krizinin başlangıcında DAIŞ’in çağrısına yanıt vererek ‘Hilafet Devleti’ kurma amacıyla bölgeye geldi. DAIŞ’in etkisizleştirilmesinden sonra, büyük bir kısmı Heyet Tahrir el-Şam’a (HTŞ) katıldı. Bazıları ise yerel silahlı yapılar kurarak HTŞ’nin denetiminde faaliyet göstermeye başladı.

Suriye’deki yabancı uyruklu çeteler şu ülkelerin vatandaşı:

- Uygurlar (Türkistan’ın Doğusu, Çin): En büyük grubu oluşturuyorlar; çoğunluğu HTŞ bünyesinde yer alıyor.

- Çeçenler: Rusyalı komutan ve askerler.

- Araplar: Körfez ülkeleri, Ürdün, Mısır, Tunus ve Mağrip (Fas).

- Avrupalılar: Fransa, Britanya ve Almanya’dan gelenler; sayıları azalmış ve çoğunluğu ülkelerine dönmüş.

- Diğer gruplar: Özbekistan, Tacikistan, Türkiye ve Arnavutluk’tan gelenler başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen çeteler de mevcuttur.

SAYI VE YER

HTŞ bünyesinde yer alan yabancı uyruklu çetelerin sayısını kesin olarak doğrulamak oldukça zor. Ancak bazı verilere göre bu sayı yaklaşık 6 bin civarında. Raporlara göre ise Suriye’deki yabancı uyruklu çeteler, HTŞ’nin yaklaşık %30’unu oluşturmaktadır.

2015 yılında, HTŞ lideri Ahmed El Şerî (Ebû Muhammed El Colani) bir röportajda bu konuya ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

“Az sayıda Avrupalı asker, birkaçı Amerikalı, büyük bir grup ise Asya kökenli; Çeçen, Rus ayrıca Arap askerler mevcut.”

BAAS REJİMİNİN ÇÖKÜŞÜYLE YABANCI ÇETELERİN SURİYE İÇİNDEKİ DAĞILIMI

Baas rejiminin çökmesiyle birlikte yabancı uyruklu çeteler, Suriye’nin farklı bölgelerine yayılmaya başladı. Başlangıçta İdlib ve Halep kırsalında yoğunlaşan çeteler, zamanla ülkenin diğer alanlarına doğru yayılım gösterdi.

- Bir kısmı Lazkiye’nin Ceble köylerinde konuşlandı.

- Bir başka çete grubu ise Lazkiye’nin farklı bölgelerinde ve Tartus’un güneyindeki El Hemîdiye köyü civarına yerleşti.

- Bazı yabancı uyruklu çeteler, Şam yakınlarında, Hums ve Hama köylerinde konumlandı.

- Bir grup çete de İdlib ve Halep çevresine konuşlandı.

Bu yayılım, yalnızca HTŞ’nin askeri bir stratejisi olarak değil; aynı zamanda demografik ve ideolojik bir yerleşim politikası olarak da okunabilir.

Yabancı uyruklu çeteler, eski Baas rejimine ait askeri üs ve merkezleri kendi karargâhları olarak kullanıyor. Şu anda bu askeri merkezler; işkence, kışkırtma, kaçırma, talan ve infaz gibi ağır ihlallerin gerçekleştirildiği yerler. Bu çete gruplarının Suriye’deki varlığı, özellikle İdlib ve Halep bölgelerinde hala etkin bir şekilde devam ediyor.

DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN GELEN ÇETELERİN GEÇİŞ KAPISI TÜRKİYE!

DAIŞ çeteleri ve Cebhet El Nusra sorumluları (günümüzde HTŞ)  yabancı uyruklu çetelerin örgütlenmesinde ve bölgeye getirilmesinde büyük rol üstlendi. Neredeyse tüm süreçlerde bu çetelerin Türk devleti üzerinden geçişi sağlandı. Türkiye, sınırlarını bu çete gruplarına açarak kendi havaalanları aracılığıyla ülkesine getirdi ve ardından Suriye’ye geçişlerini sağladı. Ajansımız, bugüne dek bu sürece dair onlarca belge ve çete üyelerinin itiraflarını yayınladı.

Türk devletinin yabancı uyruklu çetelerin geçişinde doğrudan rol oynadığını ortaya koyan pek çok belge ele geçirilmiş ve yayımlanmıştı. Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) yakaladığı çetelerin üzerindeki pasaportlarda işgalci Türk devletinin mühürleri bulunmuştu. Ele geçirilen belgeler ve yayınlanan raporlar, işgalci Türk devletinin bu çeteleri bölgeye geçirdiğini kanıtlamıştı.

İlgili muhataplar, bu çete gruplarının yalnızca bireysel girişimlerle değil, istihbarat ağlarının yönlendirmesiyle Türkiye üzerinden Suriye’ye geçtiğini belirtiyor. Bu çetelere hem askeri oluşumlar içerisinde önemli görevler verildi hem de demografik müdahalelerde kullanıldı. Özellikle Suriye’nin sahil bölgesinde nüfus yapısının değiştirilmesinde aktif rol oynadı. Aynı zamanda, dağlık bölgelerde gizli üsler kurarak deniz yoluyla başka ülkelere geçişi sağladılar.

Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı’nın kurulmasıyla birlikte, yabancı uyruklu çeteler bazı tugaylar içerisinde konumlandırıldı.

Bunlardan bazıları şunlar:

- Türkistan İslam Partisi – Çetebaşı Ebû Muhammed el-Türkistani - yaklaşık 2.500 çete

- Ensar el-Tevhid -Çetebaşı Ebû Diyab Sermîn - yaklaşık 200 çete

- Ecnad el-Kavkaz – Çetebaşı Muslim el-Şişanî -yaklaşık 250 çete

- El-Şişan (Ecnad el-Şam) -Çetebaşı Ebû Ebdulmelik el-Şişanî - yaklaşık 300 çete

SURİYE’DEKİ TEHLİKELİ ADIMLAR VE GELECEĞE DAİR KAYGILAR

Suriye Geçiş Hükümeti, ülkedeki yabancı uyruklu çetelerin varlığını resmi olarak tanımaya yönelik adımlar atmaya başladı. Bu gruplara üst düzey komuta kademelerinde roller verildi; bazıları doğrudan yönetim alanında yetki sahibi oldu. Bu durum hem siyasi hem askeri düzeyde yeni yapılanmanın habercisi olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda bu çeteler aracılığıyla toplumun yeniden örgütlenmesi hedefleniyor.

HTŞ, yabancı uyruklu çetelerin kimliklendirilmesi yönünde adım attı. Bu konuda özellikle Suriye Geçiş Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şeri’nin 18 Aralık 2024’te yaptığı şu açıklama endişe verici: “Yabancı uyruklu askerler, Esad rejiminin devrilmesinde büyük rol oynadı. Onları ödüllendirmemiz gerekir. Eğer bir kişi 7 yıldır bu ülkede yaşıyorsa, vatandaşlık alabilmelidir. Bu, kesinlikle reddedilecek bir şey değildir. Onlar Suriye toplumunun bir parçası olabilir.”

Bu açıklamalardan açıkça anlaşılıyor ki Suriye Geçiş Hükümeti, yabancı uyruklu çetelerin konuşlanmasıyla ilgili meselelerde hızlı adımlar atacak. Hükümet, yabancı uyruklu çetelere Suriye vatandaşlığı verilmediğini açıklasa da  6 yabancı uyruklu çeteye yüksek askeri rütbe verdiği ortaya çıktı. Bunlardan üçü yüzbaşı, diğer üçü ise albay rütbesine sahip.

Yüksek askeri rütbeye getirilen yabancı uyruklu çetelerin isimleri şöyle:

- Ebdel Semrîs Yaşarî (Ebû Qutada El Elbanî), Arnavutluk kökenli, yüzbaşı rütbesinde.

- Elai Mihemed Ebdulbaqî, Mısırlı, yüzbaşı rütbesinde.

- Ebdulezîz Dawid Xdabirdî, Uygur kökenli, yüzbaşı rütbesinde.

- Molan Terson Ebdulsemed ve Ebduselam Yasîn Ehmed, her ikisi de Uygur kökenli ve albay rütbesindeler.

Öte yandan, Geçiş Hükümeti Savunma Bakanlığı’nın Uygur çetelerinden oluşacak özel tugaylar kurma söylemleri de gündemde. Tugayın adı henüz resmi olarak açıklanmasa da edinilen bilgilere göre ‘84. Tugay’ olarak adlandırılması planlanıyor. Bu tugayın faaliyet alanının ise Suriye’nin kuzey bölgesi olacağı öğrenildi.

ABD Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, yapılan planla ilgili şu açıklamada bulundu:

“ABD, Geçiş Hükümeti’nin binlerce yabancı savaşçının Suriye ordusuna katılmasını öngören planını kabul etti. Bizim için temel şart ise bu meselenin açık ve net bir şekilde uygulanmasıdır.”

YABANCI UYRUKLU ÇETELERE SURİYE KİMLİĞİ VERİLİYOR

Yabancı uyruklu çetelere Suriye kimliği verilmesi, ülkede geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Bu çeteler, Geçiş Hükümeti’ne resmi başvurular sunarak kimlik talebinde bulunuyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), son iki ayda pek çok yabancı uyruklu çeteye kimlik verildiğini duyurdu. SOHR’a göre, her gün 30 ila 50 yabancı uyruklu çete Suriye kimliği alıyor.

Bu tehlikeli gelişme, Suriye toplumunda ciddi bir korku ve tepki yaratmış durumda. Vatandaşlık sürecinin, inanç temelli bir sisteme dönüşmesinden endişe ediliyor.

Bazı raporlarda, şiddet yanlısı bu çetelerin Suriye’deki azınlıklara yönelik katliamlara katıldıkları, topluma tahakkümde bulundukları ve bazı kentlerde yerel güçlere ve sivillere yönelik ihlaller gerçekleştirdikleri belirtiliyor. Kadınların kıyafetlerine müdahale, sivil alanların kontrol altına alınması ve dini gerekçelerle toplumsal ambargo uygulanması gibi örnekler öne çıkıyor.

En tehlikeli boyut ise DAIŞ’ın bu yabancı uyruklu çeteleri “Hilafet Devleti” kurma hedefi doğrultusunda kullanma çabası. Eğer bu süreç DAIŞ’ın lehine gelişirse bu durum yeni bir kaos dalgası yaratabilir ve silahlı yapılanmaların daha da büyümesine yol açabilir. Terör çalışmalarını gözlemleyen uzmanlar, binlerce yabancı uyruklu çetenin bu yapılarla kolaylıkla bütünleşebileceğini vurguluyor.

(ca)

ANHA