Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor

18 Mart 2018’de işgal edilen Efrîn’de demografik yapı zorla değiştirildi, tarihi yapılar yağmalandı ve halk göçe zorlandı. Aradan geçen yedi yıla rağmen, Efrînliler haklarını savunmaya ve topraklarına geri dönme mücadelesini sürdürmeye devam ediyor.

Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
Efrîn’de işgalin 7. yılı: Halk mücadelesini sürdürüyor
18 Mar, 2025   05:10
HELEB
NESRÎN ŞÊXO

İşgalci Türk devleti, yaklaşık 3 bin 850 kilometrekarelik bir alanı kapsayan (Suriye’nin yüzde 2’si) Efrîn bölgesine kapsamlı bir işgal saldırısı düzenledi. Bu saldırıda tüm askeri imkanlarını seferber eden Türk devleti, çete gruplarına lojistik ve askeri destek sağlayarak onları kendi safında savaştırdı. Savaşın ilk gününde 72 savaş uçağıyla Efrîn’in çeşitli bölgelerini bombaladı.

Saldırılar, ağır hava ve kara saldırılarıyla, çete gruplarının desteğiyle tam 58 gün sürdü. Halk amansız bir direniş sergiledi. Ancak yoğun bombardımanlar, katliamlar ve ağır tahribat nedeniyle Halk Savunma Birlikleri (YPG), Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) ve Demokratik Özerk Yönetim, sivillerin tahliyesine karar verdi.

18 Mart 2018'de Efrîn, Türk devleti ve çeteleri tarafından işgal edildi. İşgalin ardından kentteki tarihi yapılar yağmalandı ve yıkıldı, mezar taşları tahrip edildi, demografik yapı zorla değiştirildi; bölgenin ağaçları kesilip yakıldı. İşgal saldırıları sonucunda en az 498 sivil şehit düşerken, 300 binden fazla kişi de zorla yerinden edildi.

Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü’nün raporuna göre, işgal öncesinde Efrîn’in nüfusunun %97’sini Kürtler oluşturuyordu. Ancak işgal sonrası bölge halkı zorla göç ettirilirken, yerlerine çete aileleri yerleştirildi. Böylece Kürt nüfus oranı %20’ye düşerken, işgalci grupların ve onların yabancı ailelerinin oranı %80’e yükseldi.

TEKRARLANAN GÖÇ TRAJEDİSİ

Efrîn halkı, göç ettirildikten sonra Şehba ve Til Rifet bölgelerinde direnişini sürdürdü. Ancak 2 Aralık 2024’te yeniden TC’nin işgal saldırıları nedeniyle, Demokratik Suriye Güçleri (QSD) devreye girerek sivillerin Kuzey ve Doğu Suriye’deki güvenli bölgelere tahliyesi için insani bir koridor açtı.

Ancak göçmen kafilelerine katılamayan aileler, işgalci “Emşat” ve “Hamzat” çeteleri tarafından katliamlara maruz kaldı. Bu çeteler, birçok sivili canice katlederek, vahşi suçlar işledi.

SİYASİ DEĞİŞİME RAĞMEN SUÇLAR DEVAM EDİYOR

Efrîn’in işgalinden bu yana, bölge halkına yönelik insan hakları ihlalleri ve suçlar devam etti. Baas rejiminin çöküşü, Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Şam’da iktidara gelmesi ve 29 Ocak’ta 18 silahlı grubun çetebaşlarının kendilerini feshedip Şam hükümet kurumlarına entegre etmeyi ilan ettikleri sözde "Zafer Kongresi” gibi siyasi gelişmelere rağmen, işgalci Türk devletine bağlı "Emşat" ve "Hamzat" çeteleri kongre kararlarına uymadı ve Türkiye ile olan bağlarını koparmadı.

“ZAFER KONGRESİ” KARARLARININ GÖRMEZDEN GELİNMESİ

İşgalci Türk devletine bağlı çeteler, kongrede alınan kararları tanımayarak kendilerini Şam yönetiminin dışında tuttu. Baas rejiminin çökmesiyle kendi ülkelerine geri dönme imkânları doğsa da işgalci Türk devleti, onları Tişrîn Barajı ve Karaqozaq Köprüsü bölgelerinde QSD ve YPJ'ye karşı savaşmaya zorladı. Bu nedenle, Efrîn ve çevresinden aileleriyle birlikte geri dönenlerin sayısı oldukça az oldu.

Ancak Efrîn halkı, geri dönüş umudunu kaybetmedi. Kuzey ve Doğu Suriye’nin çeşitli bölgelerinde haklarını savunmak için mücadeleye devam eden halk, sosyal, siyasal ve hukuki alanlarda aktif rol oynayarak toplumlarını yeniden inşa etme konusundaki kararlılığını sürdürüyor.

(df)

ANHA