Araştırmacıdan uyarı: Hristiyanları yerinden etmek için sistematik politikalar devrede

Halklar tarihi araştırmacısı Hena Somî, Suriye’deki Hristiyanlara yönelik yerinden etme ve göç politikalarının devrede olduğunu söyledi. Türk devletinin Suriye üzerinde yarattığı tehlikelere dikkat çekti.

Araştırmacıdan uyarı: Hristiyanları yerinden etmek için sistematik politikalar devrede
6 Jul, 2025   06:30
QAMIŞLO
EHMED SEMÎR

Suriye’deki Hristiyanlar, devam eden kriz ortamında artan mezhepsel çelişkiler ve nefret söylemlerinden dolayı güvenlikleri ve gelecekleri için endişeli. Güven ve istikrarın olmaması nedeniyle çoğu Hristiyan kendini güvensiz hissederken, Şam’daki Mar Elyas Kilisesi’ne yönelik saldırı sonrası bu endişeler daha da arttı. 

Halklar tarihi konusunda araştırmalar yapan Hena Somî, Suriye geçiş hükümeti kontrolündeki bölgelerde yaşanan olayların, Suriye’deki mezhepler ve inançların haklarına ve kutsallarına yönelik ihlal anlamına geldiğini söyledi.

Aralık ayında çok sayıda silahlı grubun Hama kenti gibi Hristiyanların yoğun yaşadığı bölgelere yerleştiğini kaydeden Somî, Hama’nın Siqelbiyê bölgesinde Hristiyanların Noel Yortusu için hazırladığı Noel ağacının yakıldığını hatırlattı. “Dini sembollerin, mezarlıkların tahrip edilmesi, haçların kırılması gibi olaylarla bu saldırılar başladı. Ardından birkaç ay önce Ermeni baba ve oğulun katledilmesiyle bu gruplar katliamlara da başladı” dedi.

Şam, Halep ve diğer bölgelerde çok sayıda katliam yapıldığını kaydeden Somî, bu katliamlar silsilesinin son halkasının Mar Elyas Kilisesi’ne yönelik intihar saldırısı olduğunu ifade etti. 

Suriye’deki bu olayları ‘şiddetin en tehlikelisi’ olan ‘yozlaşmış şiddet’ şeklinde nitelendiren Somî, “Bu şiddet türü, son 7 ayda tek mezhep ve tek inanç söylemlerinin artması, Hristiyanlara ve diğer mezheplere yönelik nefret söylemlerinin artmasıyla gelişti” şeklinde konuştu.

Şimdilerde Uygurlar, Pakistanlılar, Türkmenler, Tacikler, Mısırlılar ve Tunuslular bölgeye yerleştiriliyor. Böylece demografi değişimi yapılmaya çalışıldığını da aktaran Somî, Hristiyanların 12 bin yılı aşkın bir süredir bölgede olduğunu, yalnızca İdlib’de 10 binden fazla Hristiyan’ın katledildiğini ya da yerinden edilmesiyle kentte artık Hristiyan nüfusun kalmadığını söyledi.

Hristiyan bölgeler için sistematik boşaltma politikalarının uygulandığını kaydeden Somî, “Suriye’de bir televizyon kanalında bir gazeteci bir Hristiyan’a ‘Suriye’den göç edecek misin?’ diye soruyor. Bu soru kabul edilemez. Bu toprakların sahipleri olan Süryanilere, Hristiyanlara böyle bir soruyu nasıl yöneltirsiniz?” diyerek tepki gösterdi.

Göç ve yerinden etme politikalarının bazı devletlerin projeleri doğrultusunda uygulandığına dikkat çeken Somî, “Bölge bileşenlerinin nefret söylemleri ve mezhepçilik içinde yaşaması zor. Dünyanın uzak yerlerinden gelen şiddet yanlılarıyla birlikte yaşamamız zor. Bu şiddet yanlıları ki Suriye’yi viran edenlerdir” diye konuştu.

Suriye’nin belirsizliğe doğru gittiğini dile getiren Somî, “Türkiye, burada cami yaptıracağını söylüyor. Biz de diyoruz ki Suriye’nin camiye, kiliseye ihtiyacı yok. Suriye’nin birçok yerinde eksikliği yaşanan fabrikalara, altyapının onarılmasına, enerjiye ihtiyacı var” dedi ve devamla Türk devletinin Suriye üzerinde yarattığı tehlikeye şu sözlerle dikkat çekti: “Türkiye, aşırılık yanlısı dini projelere karşı çıkanları bertaraf etmek, tüm bileşenleri anayasa hazırlığı sürecinde dışlamak için çalışıyor. Türkiye Süryaniler, Ermeniler, Asuriler, Aleviler, Dürziler, Kürtler, İsmaililer, Mürşidiler, hiçbir bileşen kendi kültürüne ve inancına göre yaşamasın istiyor.”

Türk devlet yetkililerinin ‘Halep’i 82’nci il yapma’ söylemlerine de değinen Somî, Türkiye’nin Suriye kentlerini ‘Osmanlı’ya dönüş’ adı altında kendi sınırlarına dahil etmek istediğini, bu kapsamda kendisine bağlı ‘Hamzat’ ve ‘Emşat’ çetelerini Suriye’deki mezhep katliamları için kullandığını da sözlerine ekledi.

Bu tehlikeye karşı MSD, QSD ve Özerk Yönetim’in tutumunun gerçek bir alternatif olduğunun altını çizen Hena Somî, “Ermeniler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Türkmenler, Çeçenler, Kuzey ve Doğu Suriye’nin tüm bileşenleri, kendi haklarını koruyan bir Toplumsal Sözleşme çerçevesinde birlik olmalı” diyerek çağrı yaptı.

Halklar tarihi araştırmacısı Hena Somî, Suriye’deki mezhepsel saldırılar, kriz ve olaylara karşı uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini, aksi takdirde Suriye’yi karanlık bir geleceğin beklediğine vurgu yaptı ve sözlerini şöyle tamamladı: “DAIŞ ve El Nusra çeteleri Suriye’nin birçok bölgesini ele geçirmişti fakat sadece Qamişlo kenti, halk bileşenlerinin birliği sayesinde çetelerin eline geçmedi. Bu Önder Abdullah Öcalan’ın fikirleri sayesinde oldu.”

(cj)

ANHA