ROJAVA TANRIÇALARININ KÖKLERİNDEN KADIN DEVRİMİNE-2

Tanrıça Al Lat, Menat ve El Uzza’dan oluşan üçlü tanrıça inanç sistemi Arabistan’dan gelişirken Reqa’da önemli merkezi haline geldi.  21 yüzyılda DAIŞ’in hilafeti ilan ettiği Reqa’da, çeteler Al Lat kültürünü yaşamın her alanında ortadan kaldırılmaya çalışırken tarihi eserlerine de zarar verdi.   

ROJAVA TANRIÇALARININ KÖKLERİNDEN KADIN DEVRİMİNE-2
15 Jul, 2023   00:50
HABER MERKEZİ / CİHAN BİLGİN

Arap toplumlarında İslamiyet’in ortaya çıkışı ve gelişmesiyle birlikte eski inanç/lar neredeyse yok edilmiş. Fakat her dönemde tanrıça-kadın kültürünü farklı ve çeşitli direniş biçimleriyle sürdürmüştür. Günümüzde kadın kırımına, yok sayımına karşı Arap kadınlar direnişini coğrafyalarında yaşayan köklü tanrıça sistemi geleneğinden alıyor.

Tarihi ters yüz edilen Arap Yarımadası çıkışlı; güneş, ay, yıldızlar, savaş, bereket, aşk, yaşam, ölüm yeryüzüne dair ne kadar insan hali varsa hepsinin temsilini bulunduran Al Lat inancı, coğrafyaya rengini vermiştir. Net bir tarih verilmemekle birlikte MÖ 7’nci yüzyıldan itibaren bugünkü Suudi Arabistan’ın Taif kenti civarında ilk tanrıça sistemli bu inanç gelişmeye başlandığı belirtilir.

Bu üçlü tanrıça inanç sistemi tanrıça Al Lat, Al Uzza ve Menat oluşumudur. Al Lat inanç sistemi El Ubeyt kültüründe yüzyıllarca Arabistan ve tüm Ortadoğu’da etkili olan sonrasında farklı kimliklere bürünerek direniş ile bugüne kadar gelmiştir.

BAŞ TANRIÇA AL LAT

Tek tek tanrıçaların özelliklerine bakacak olursak; tanrıça Al Lat (El-Lât, Al Laht, Allatu, Alilat, Allāt) ‘Baş Tanrıça’ olarak tasvir edilir. Arapça dilinde Allat ‘tanrıça’ anlamına gelmektedir.

Güneş ile ay tanrıçası olarak da bilinen Al Lat, günün döngüsünü sürdüren, toprak ve aşk tanrıçasıydı. Al Lat figürlerinde tepesinde iç içe geçmiş güneş ve ay ile birlikte elinde bereketi, bolluğu ve hayatı temsil eden bir demet buğday başağı ile bir tas tütsü bulunur.

SAVAŞ TARIÇASI AL UZZA, KADER TANRIÇASI MENAT

Tanrıça üçlü sisteminin ikinci tanrıçası Al Uzza, sabah ve akşam yıldızlarıyla temsil edilir. Yani günün döngüsünü gece ve gündüzü temsil eder. Aynı zamanda savaş ve aşk tanrıçasıdır.

Tanrıça Menat ise inancı ve ölümü temsil eder. İnsan yazgısını yani kaderini belirleyen tanrıça olarak bilinir. İnsanlar ya düşmanlarını yok etmesi ya da düşmanlarından koruması için ona dua eder. Temsili ise küçülen aydır.

TARİHÇİLERE GÖRE KABE AL LAT TAPINAĞIYDI

Bu üçlü tanrıça sistemi tapınak temsili ile kare şeklinde bir taştı. Kimi tarihçilere göre bugünkü İslam’ın kutsal mekânı Kabe’nin yerinde eskiden aslında kare şeklinde Al Lat’a inanılan bir tapınak bulunduğunu ve insanların buraya gelip tanrıçalar için dua ettiği belirtir. Kabe’nin şimdiki halinin de kare şeklinde olmasının eski inancın etkisi olduğu varsayılır.

Yine tarihçilere göre İslam öncesi Arap toplumuna atfedilen ‘kız çocuklarını diri diri gömme’ geleneğinin aslında çarpıtılmış bir anlatı olduğu belirtilir. Al Lat inancı üzerine araştırma yapan kaynaklar, o dönem Arap toplumundan doğan ilk kız çocuklarının üçlü tanrıça inancı sisteminin rahibesi olması için tanrıçaya hediye edildiğini ileri sürer. Bu geleneğin zamanla ataerkil tarih anlayışı tarafından çarpıtılarak kız çocuklarını kurban etme şeklinde yer ettiği savunuluyor.

ARABİSTAN’DAN SURİYE’YE 

Üçlü tanrıça inanç sistemi Al Lat inancı Taif ve Mekke başta olmak üzere Arabistan’ın birçok bölgesinde yüzyıllar boyunca sürdü. Daha sonra ticaret yolları ile inanç Ortadoğu’da coğrafyanın büyük bölümüne yayıldı. Bu inanç sisteminin taşındığı ve adına tapınaklar yapılarak ibadet edildiği yerler arasında bugünkü Kuzey ve Doğu Suriye de bulunur.

Al Lat’ın müritleri inanç sistemini yaygınlaştırmak için Suriye’ye doğru göç etmiş. Reqa şehri bu inancın önemli bir merkezi haline geldiği rivayet edilir. MÖ 10’uncu yüzyıldan itibaren Reqa yakınlarında birçok bölgede Al Lat tapınakları inşa edildiği tahmin ediliyor.  Kuzey ve Doğu Suriye’de Al Lat inancının izlerine rastlandığı tarihi yerlerden Palmiyra, Hesekê kenti yakınlarındaki Til Berak ve Til Bêder höyükleri ile Derazor’da bulunan Dura Europos antik kenti kalıntılarıdır.

REQA’DAKİ QASR EL BENAT TANRIÇA AL LAT TAPINAĞI

Kentte savaş ve yıkama rağmen hala ayakta kalan tarih yapılardan Reqa kentinde bulunan Qasr El Benat’ın tanrıça Al Lat’ın tapınağının olduğu yer olduğu ve daha sonra tapınağın yıkılmasıyla ‘Kadınlar Kalesi’ adıyla kale yapıldığı tahmin ediliyor.

Reqa’da Al Lat tanrıça inancına dair birçok kalıntının Moğol istilaları döneminde yok edildiği ve ardından İslamiyet’in bölgede etkin olmasıyla tamamen silindiği ya da toprağa gömüldüğü belirtiliyor.

Zenc İsyanlarında merkez olan Reqa halkı, DAIŞ’e karşı verdikleri mücadele ve direnişini aynı şekilde üçlü tanrıça inanç sisteminin direngen damarından almıştır.

DAİŞ çeteleri 2014 yılında Fırat nehri kıyısında olan tarihi kent Reqa’yı işgal edip başkent ilan etti. Hilafeti burada ilan etti. Êzîdî kadınların toplanıp pazarda satıldığı diğer bölgelere, yurtdışına saldırıların planlandığı bir yerdi. DAİŞ kendisini geçmişte Reqa’da yaşayan ve İslamiyet’in yayılması için çalışan Harun Reşit’in devamı olarak da görüyordu. Reqa ve diğer kentleri işgal ederken bu söylemlerle de hareket ettiler ve Reqa’yı merkezleri haline getirdiler.

 İNANCIN YAYILDIĞI ŞEHİR DAIŞ MERKEZİ OLDU

Al Lat tanrıça eksenli inanç zayıflamış olsa da MS varlığını çeşitli biçimlerde İslamiyet’in çıkışı ve yayılma dönemine kadar sürdürmüştür. İslam sonrası ise Al Lat inancı, dolayısıyla kadın kültürü adeta Arap yarımadası başta olmak üzere tüm bölgeden silinmeye çalışılmıştır. Bu durum Reqa kentinde de uygulandı. Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik DAIŞ işgal saldırılarında DAIŞ çeteleri, El-Benat Kasrı’na büyük zarar verdi. Çeteler, tarihi kasrın büyük bir bölümünü ateşe verdi.

BEKLENEN AN GELMİŞTİ

DAIŞ’in zihniyet ve uygulamalarını bitirmek, köleleştirilmeye çalışılan halkı özgürleştirmek adına Demokratik Suriye Güçleri 6 Haziran’da Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesi başlattı. Operasyona binlerce Kürt, Arap ve Êzîdî 18-60 yaşları arasında savaşçı katıldı. Şengal, Musul’dan kaçırılan, satılan, katledilen ve kaybedilen yüzlerce Êzîdî kadın ve çocuklar bulunuyordu Reqa’da. YPJ savaşçılarının temel amaçlarında Êzîdî kadın ve çocukları özgürleştirmek vardı. Her özgürleştirilen binaların bodrumlarından Êzîdî kadınlar YPJ tarafından kurtarılıyordu.

134 GÜN SONUNDA DAIŞ KADINLARIN ELİYLE YENİLDİ  

Şehrin tamamı 134 gün süren direnişle DAIŞ çetelerinden özgürleştirildi. Kürt ve Arap halkı yüzlerce evladını bu uğurda şehit vermişti. Alman, İngiliz, Fransız ve ABD'li onlarca enternasyonalist savaşçı da QSD/YPJ'li güçler ile birlikte savaşarak şehit düştü. Bu operasyonda özellikle kadın savaşçılar öncü bir şekilde yer aldı. Kadınların satıldığı, katledildiği ve köleleştirildiği yerde en çok korktukları gibi kadınlar eliyle DAIŞ yenildi.

Özgürleştirme Hamlesinde Reqa cephesinin yönetiminde yer alan Şevîn Cûdî (Kamîle Demir) 18 Temmuz 2017’de, YPJ Komutanlarından Sozdar Bawer (Sozdar Ismaîl) de 22 Temmuz 2017 yılında şahadete ulaştı.

DAIŞ’in şehirden temizlenmesiyle ilk olarak kadın örgütlülüğü geliştirilirken aynı şekilde Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetime bağlı Tarihi Eserleri Koruma komitesi tarafından üçlü tanrıça inanç sistemi yeri olarak ele alınan Qesr El Benat koruma altına alındı.

ANHA