​​​​​​​Derar: Ankara’nın saldırgan politikaları Astana’nın sonucudur

Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına ilişkin konuşan MSD Eş Başkanı Riyad Derar, “Ankara’nın saldırgan politikaları Astana’nın sonucudur” dedi.

​​​​​​​Derar: Ankara’nın saldırgan politikaları Astana’nın sonucudur
23 Nov, 2022   01:50
HABER MERKEZİ– YEHYA EL HEBÎB

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eş Başkanı Riyad Derar, ANHA’ya verdiği röportajda işgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırılarını değerlendirdi.

Riyad Derar, işgalci Türk devletinin Suriye ve Başûrê Kurdistan'a yönelik saldırılarının, vahşetinin ve egemenliğini Suriye topraklarında genişletme çabasının bir parçası olduğunu söyledi.

Türk devletinin topraklarında terör saldırıları olduğunu ve intikam aldığını göstermek istediğini belirten Derar, "Bu saldırılar, birçok yerde hep gördüğümüz yalanlarının bir parçasıdır. Yalan söylüyor ve bu eylemleri başkalarına yüklüyor. Eğer bu saldırılar bölgedeki güçler tarafından kabul edilir ve seslerini yükseltmezlerse ilerleyebilirler” dedi.

‘ŞAM HÜKÜMETİNİN KAYIPLARI VAR AMA SUSUYOR’

Şam hükümetinin askerlerinin hayatını kaybettiği ve bunun karşısında Şam hükümetinin takındığı tavra dikkat çeken Derar, "Suriye şehitleri hangi taraftan olursa olsun, onlara rahmet diliyoruz. Suriye ordusu sınırları korumak için bu bölgelerde bulunuyor. Türk devleti bu alanlarda kimlerin olduğunu biliyor, ama o askerlere saldırmak istiyor. Burada Şam hükümetine bir mesaj var. Sınırları rahatlıkla geçmek için sınırda kuvvet istemiyor. Bütün bunlara karşı Şam hükümeti herhangi bir tavır göstermedi” ifadelerini kullandı.

Şam yönetiminin istemesi halinde saldırılara ilişkin açıklama yapabileceğini ve karşılık verebileceğini kaydeden Derar, "Şam hükümetinin nerede ve ne zaman cevap vereceğini bilmiyoruz. Suriye'ye, topraklarına ve insanlarına yönelik düşmanca suçlar karşısında çok ağır kayıplar yaşandı. Şam yönetimi her zaman sessiz kaldı. Suriye halkına karşı da sürekli benzer eylemlerde bulunuyor. Suskunluğunun nedeni Şam yönetiminin gelecekte talep edeceği bir pazar olabilir veya aralarında uzlaşma diyalogları yaşanırsa Şam hükümeti Türk devletinden bir şeyler talep edebilir" ifadelerini kullandı.

Bu saldırının Ankara hükümeti ile Şam hükümeti arasındaki diyalogun bir parçası olabileceğini dile getiren Derar, “Belki Taksim'deki olay da bu koordinasyona göre, sonra bu saldırılar birbirinin üzerine gerçekleşti. Çünkü bundan önce Moskova'da her iki rejimin istihbarat servisleri arasında görüşmeler vardı'' yorumunda bulundu.

Derar, Şam ile Türk devleti arasındaki diyaloga ilişkin şunları söyledi: "Belki uzlaşma yönünde çabalar var. Bu zamanın olaylarıyla ilgili olmadıkları ve seçimlerde oynadıkları anlamına gelir."

‘SALDIRILARIN SINIRLARI ASTANA TOPLANTILARINDA BELİRLENİYOR’

Rusya, İran ve Türk devleti arasında 22 ve 23 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen Astana görüşmeleri ve bu görüşmelerin bölgeye yönelik saldırılarla bağlantısına ilişkin Derar, "Şu anda yaşanan tüm olaylar, Astana anlaşmalarının sonuçlarından, askerden arındırılmış bölgelerin mevcut anlaşmalara eklenmesi, Astana görüşmelerinin Ankara'nın politikalarını ve saldırılarını özetlediğini gösteriyor. Sessizlik de bunu teyit ediyor. Suriye'de Türkiye'nin, İran ve Rusya'nın da payını almayı planlıyorlar. Halkın tüm çabalarının, özgürlük çağrısı yapan Suriyelileri mağlup etmesi ve rejimi devlete ve topluma hakim olduğu dönemdeki eski rengine döndürme planı bulunuyor” dedi.

‘ARALIKSIZ DİRENİŞ POLİTİKASI OLUŞTURULMALIDIR’

MSD'nin bu saldırıları önlemek için attığı diplomatik adımlarla ilgili olarak Derar,  "Uluslararası tüm güçlerle iletişim olmalı. Bu ilişkiler var ve devam ediyor. Ama biz sesimizi duyurmak ve pozisyon göstermek istiyoruz. Bu saldırıların yaygınlaşması ihtimali için kara saldırısı olabilir ve hava saldırılarıyla sınırlı kalması mümkün değil. Ama halkımız uyanık, tetikte, işgale direnmelidir. Bir direniş siyasetimiz olmalı ve sürekliliği olmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

(rr)

ANHA