MİT’in kaçırdığı 2 gencin hikayesi: Ölümü dört gözle bekliyorduk

Suriye’nin işgal altındaki bölgelerinden Türkiye’ye geçmeye çalışan Ebdulezîz El Elî ve Ednan Mihemed adlı yurttaşlar, Türk MİT’i ve çeteler tarafından kaçırıldığı süreci ANHA’ya anlattı. Yurttaşlar, gençlere oyunlara kanmaması ve topraklarını terk etmemesi çağrısını yaptı.

MİT’in kaçırdığı 2 gencin hikayesi: Ölümü dört gözle bekliyorduk
28 Oct, 2022   07:49
HESEKÊ – ARAM EHMED

Türk devleti ve çetelerinin işgali altındaki bölgeler, her türlü insanlık dışı suçunun işlendiği bölgeler haline geldi. Hırsızlık, talan, insan kaçırma ve tecavüz suçları rutin haline gelirken, gençler üzerinde de özel savaş yöntemleri yürütülüyor. Topraklarını terk etmeye teşvik edilen gençler Türk MİT’i ve çetelerinin ellerine düşüyor.

Türk devleti, Suriye krizi patlak verdiği günden bu yana mültecileri siyasi bir araç olarak kullandı. Önce sınırlarını açtı ardından çeteleştirdi en son ise AB’ye karşı koz olarak elinde tuttu. Türk devleti bu tür özel savaş yöntemleriyle insan tacirleri üzerinden bu yurttaşların bölgeyi terk etmesini teşvik ediyor.

Bu haberimizde işgal altındaki bölgelerden Türkiye’ye geçmeyen 2 yurttaşın çetelerin eline düşmesi ve sonrasında yaşadığı vahşete tanıklık edeceğiz.

QSD’YE YARDIM ETTİKLERİ İDDİASIYLA ZİNDANA ATILDILAR

Kizwan Dağı bölgesindeki Til Heman köyünden olan Ebdulezîz El Elî, geçtiğimiz Mart ayında işgal altındaki Serêkaniyê’de bir insan taciri aracılığıyla Avrupa’ya gitmeye çalıştı. Ebdulezîz El Elî, sınırı geçmeye çalıştığı sırada kaçırıldı.

Ebdulezîz El Elî hikayesini şöyle anlatıyor: “Kaçak yolla Türkiye’ye geçmeye çalıştım. M4 Karayolu’nu geçtiğim sırada, El Hemzat Grubu’nun çetebaşı Ebû Yezen El Meşhedanî tuzak kurarak beni yakaladı ve benden 2 milyon 300 bin Suriye lirasını aldı. Önce paramı çaldılar, ardından Türkiye’ye geçmemize izin vermelerini istedik. Ancak Ebû Yezen El Meşhedanî, bizi Askeri Polis’e teslim edeceğini söyledi. Bizi El Hemzat merkezinin yer altındaki zindanına attılar ve QSD’ye ajanlık yaptığımız iddiasıyla bizi tehdit ettiler.”

El Eli, asıl suçlamalarla, Ebû Hisên ve Ebû Udey’in aynı sıra sorguya giren iki Türk’ün emriyle işkence gördüklerini belirterek, “Her gün Filistin askısına asıldık ayaklarımız dolaba sokuldu. QSD ve Suriye rejimine bağlı olduğumuzu söyletmeye çalışıyorlardı” dedi.

TUTSAKLAR ARASINDA UYUZ HASTALIĞI YAYILMIŞTI

İşkenceden dolayı ayakları üzerinde yürüyemediğini, karnı üzerinden sürünerek hareket ettiğini belirten El Elî, “El Hemzat çetelerinin zindanında 6 ay kaldım. Ben ve çoğu tutsak uyuz hastalığına yakalandık. Onlardan bizi tedavi etmeye götürmeleri ya da ilaç vermelerini istedik, ancak bizden para istediler. O bölgelere geçtiğimiz zaman bütün paramızı bizden aldılar” bilgisini verdi.

Tutulduğu zindanın uzunluğu ve genişliğinin 4 metre ve çok kirliği olduğunu belirten El Elî, “Zindanda 51 kişi kalıyorduk, yemek olarak her gün tuzsuz makarna veriliyordu. Uyumuyor, nöbet tutuyorduk, bazıları ayakta kalıyordu, bazıları ise uyuyordu” dedi.

El Elî, yurtdışına çıkmaya çalışanların hepsinin asılsız suçlamalarla çetebaşı Ebû Yezen El Meşhedanî tarafından kaçırıldığına dikkat çekti.

PARA VERMEYENLER ÇIKAMIYOR

6 ay tutuklu kaldıktan sonra sözde mahkemeye sevk edildiğini ve serbest kalmak için 3 bin 500 dolar fidye verdiklerini belirten El Elî, insan tacirlerinin gençlerden ve bölge sakinlerinden güç aldığını, yolların güvenli olduğunu söyleyerek onları kandırdıklarını kaydetti.

El Elî şöyle devam etti: “O bölgelerdeki zindanlar Türkiye’ye geçmeye çalışan insanlarla dolu. Çeteler paralarını çalıyor ve Askeri Polis’e teslim ediyorlar. Başımızı gelenler gibi sonra onları suçluyorlar ve işkence ederek onları itiraf etmeye zorluyorlar. O zindanlarda merhamet yok.” 

“Türkiye’ye geçmeye çalışan herkes tutuklu ve paralarına el konuluyor” diyen El Elî, “Gençlere tavsiyem aç kalsalar da kendi topraklarında kalmaları ve Türk devletinin işgal ettiği bölgelere gitmemeleri” çağrısını yaptı.

El Elî konuşmasının sonunda Birleşmiş Milletler (BM) ve insan hakları örgütlerine Serêkaniyê’ye giderek oradaki tutsakları görmeler çağrısında bulundu.

SUÇLAMALARI HAZIR

Serêkaniyêli Ednan Mihemed adlı yurttaş ise 2013 yılında Türkiye’ye gidiyor. Ednan Mihemed o süreci şöyle anlatıyor: “Son dönemde Türk jandarmasının kimliğimi kaydetmek bahanesiyle evime gelişi artmıştı. Bir gün bir subay evimin aranması için emir verdi. Buna ilişkin bir karar olmadığı için kabul etmedim. Motosikletimin plakası olmadığına ilişkin bir bahane uydurdular ve bu nedenden dolayı tutuklandım. 4 gün zindanda kaldım ve 5’nci gün beni Girê Spî’ye götürerek çetelere teslim ettiler.”

Çetelerin 48 saat içinde Girê Spî’den ayrılması için kendisine bir belge verdiğini belirten Mihemed, “M4 Karayolu’na ulaştığım zaman Ebdulezîz El Elî’yi gördüm, yarım saat kadar konuşup Yezen El Meşhedanî tarafından kaçırıldıktan sonra tüm paramız ve telefonumuzu alarak bizi ‘Askeri Polis’ merkezine sevk ettiler. Orada da ayaklarımızı dolaplara koyuyorlardı, kamçılarla bize vuruyorlardı. Bir gün birisi ayağıyla başıma basarak bana ‘köpek’ dedi.”

Mihemed, “El Hemzat” çetelerinin kendilerini suçlarla ilişkilendirmeye çalıştığına dikkat çekerek, “Beni QSD’ye bağlı olduğumu itiraf etmemi istediler. Çok sayıda kişinin fotoğrafını göstererek akrabam olduklarını söylememi istediler” şeklinde konuştu.

İki defa MİT’in sorgusunda elektrikli işkence gördüğüne işaret eden Mihemed, “Kürt olduğum için YPG’li olduğumu söylemeye zorladılar” diye konuştu.

‘2 KİŞİ İŞKENCEDEN KATLEDİLDİ VE BİR ÇOCUK AKLINI YİTİRDİ’

Mihemed, yan hücrelerinde iki kişinin işkenceyle katledildiğini, birinin Dêrazor’un Tabiye köyünden diğer kişinin ise Kürt olduğunu bilgisini verdi.

Ayrıca Kobanê şehrinden Îsa Azad adlı bir çocuğun amca ve dayısıyla birlikte kaçırıldığını, amcası ve dayısının bırakıldığını ancak çocuğun tutuklu kaldığını kaydetti.

Mihemed başına gelenleri devamında şöyle anlattı: “Îsa Azad adlı çocuk birçok defa işkence gördü. Çeteler, onu Öz Savunma Güçleri üyesi olduğunu söylemeye zorluyordu. Bir gün onu işkence yerine götürdüler, döndüğünde tamamen aklını kaçırmıştı. Serbest bırakıldıktan iki gün sonra onun durumunu sormaya çalıştım, bir tutuklu çetelerin onu ortadan kaldıracağını söyledi.”

6 ay çetelerin zindanında kalan Mihemed, gördüğü yoğun işkenceden dolayı, “Ölümü dört gözle bekliyor, intihar etmeyi düşünüyorduk” sözleriyle yaşadığı vahşeti tanımlıyor.

Mihemed, “Elimizden bir şey gelmiyordu, her istediklerini yapmak için bizi zorluyorlardı. 51 kişi küçük bir odadaydık. Tuvaletlerde uyuyorduk ve oradan su içiyorduk. Eğer bizden biri uyumak isterse diğeri ayakta kalıyordu. Gün görmedik. Hastalık bedenimizde yayılıyordu” diye konuştu.

KADINLARA ÖZEL MERKEZİ ZİNDAN

Mihemed, Serêkaniyê’de yaklaşık 6 bin kadının tutulduğu merkezi bir zindanın bulunduğunu belirterek, “Tutuklandığımda hücremize bir çete girdi. Kendisine tutuklular ve zindanlara ilişkin sorular sordum, Serêkaniyê şehir merkezinde 6 bine yakın kadının tutulduğu merkezi bir zindanın olduğunu söyledi” dedi.

Ayrıca bölgeden ayrılmak isteyen gençlere seslenerek, o bölgelere gitmek isteyenlerin kaçırılıp işkence göreceğini vurguladı.

(df)

ANHA