​​​​​​​Türkiye’nin müdahil olması Suriye krizini derinleştiriyor

Suriye konusunda uluslararası taraflar arasında hala çatışmalar var. Aynı zamanda bu taraflar arasındaki görüşmeler, Suriye dışında gerçekleşiyor ve Türk devletinin, Şam hükümetine yakınlaşma çabaları sonuçsuz kalıyor. Bununla birlikte krizin nedenleri ve çözüm yolları ihmal ediliyor.

​​​​​​​Türkiye’nin müdahil olması Suriye krizini derinleştiriyor
21 Sep, 2022   01:56
KOBANÊ- CUMA MIHEMED

Suriye halkları, Mart 2011'den bu yana savaşın tüm acımasızlığıyla karşı karşıya. Suriyelilerin acılarına son verecek uluslararası çabalar sonuç vermedi. Türk devletinin müdahil olduğu uluslararası toplantılar Suriye krizini çözmekten öte daha da derinleştirdi.

Suriye işlerine dış müdahale Suriye krizini derinleştirdi. Suriye'deki hareket, bölgesel ve uluslararası güçlere Suriye'ye müdahale etme ve çıkarlarını Suriye’de gerçekleştirme kapısını açtı.

Türk devleti, Rusya ve İran arasında 2017 yılında gerçekleştirilen Astana toplantıları dizisi Suriye krizini derinleştirdi. Türk devleti ile Rus-İran işbirliğinin, Suriye topraklarına müdahalesinin, geniş alanları işgal etmenin, asıl sakinleri göç ettirmenin ve onlarca Suriye yurttaşının demografisini değiştirmenin, Türkleştirmenin son anahtarıydı.

Türk devletinin, Suriye'ye yönelik politikalarının etkilerinin yıllarca süreceğini herkes biliyor. Türk devletinin, Suriye'de attığı adımlar nedeniyle Suriye'den ayrılmaya niyeti olmadığı açık. Buna karşı, Suriye'yi bölme planlarının işaretleri var, birçok şehirde Erdoğan'ın resimlerinin ve Türk bayrağının asılmasından, Suriye'nin para biriminin yerine Türk parasının kullanılmasından, bakan ve valilerin işgal altındaki yerlere gitmesinden bunu anlamak mümkündür.

Suriye halkının, ülkedeki krizi sona erdirmek için bir çözüme ulaşana kadar Türk devletinin müdahalesine ihtiyacı olmadığına şüphe yoktur. Aynı zamanda kendi başına bir çözüm bulmak dışarıdan müdahaleyle bulunan çözümden daha iyidir.

Çözüme yönelik her türlü girişim ABD, Rusya, İran, Türk devleti, bazı Arap devletleri ve Avrupa'nın çıkarlarıyla karşı karşıya geliyor. Çünkü çıkarlarına aykırı bir çözüm istemiyorlar.

Onların yanında Şam hükümeti İran ve Rusya'yı destekledi.

ŞAM VE ANKARA'NIN YAKINLIĞI KRİZİ ARTIRIYOR

Uzun yıllar süren boykottan sonra Türk devletinin, Şam hükümetiyle istihbarat teşkilatları aracılığıyla ilişkisi yeniden başlatıldı. Ancak bu toplantıların başlangıç ​​tarihi hakkında bazı karışık bilgiler var. 2020'den itibaren bu tarihler netleşti. Bazıları bunun ötesine geçiyor. Özellikle Türk devleti Girê Spî ve Serêkaniyê bölgelerini işgal etmeden önce Şam hükümetiyle oturmaya başladığını söylüyor.

Bu görüşmeler Şam ve Türkiye hükümetlerinin istihbarat teşkilatlarının başkanları Ali Memluk ve Hakan Fidan arasında yapılıyor.

Medya kuruluşlarına göre, Memluk ile Fidan arasındaki son görüşme, geçen Ağustos ayının sonunda başkent Şam'da gerçekleşti.

Ankara'nın Şam ile koşulsuz diyaloğa hazır olduğunu açıklamasının ardından Erdoğan, 12 Eylül'deki AKP toplantısında, eğer hazır olursa Suriye Devlet Başkanı ile Semerkand toplantısında görüşmek istediğini söyledi.

Rusya arabuluculuğu ve teşvikiyle Türk devletinin, Şam hükümetine yönelik politikasındaki değişikliklere bakan analistler, bunun Türkiye'de yaklaşan seçimler ve Erdoğan'ın oy kazanma çabalarından kaynaklandığını söylüyorlar.

Kürt tarafı, Erdoğan'ın Kürtlere karşı savaşla Kuzey ve Doğu Suriye'de yürüttükleri demokratik proje için tüm çalışmalarını sabote etmeye çalıştığına da dikkat çekiyor.

Türk devleti ve Şam hükümetinin bu dönemde yakınlaşmasının doğuracağı sonuçlar düşünüldüğünde, birçok nedenden dolayı Suriyelilere hizmet etmeyeceği açıktır.

‘ŞAM’A YAKINLIK TÜRK İŞGALİNİ HAKLI ÇIKARACAKTIR’

İşgalci Türk devletinin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Şam'la ilişkilerin tekrar başlatılması için Şam’ın Suriye'den çekilmeyi şart koştuğu yönündeki açıklamaları reddederek, "Bu bölgelerden çekilirsek rejim o bölgeleri kontrol edemez. Terör örgütlerinin kontrolüne geçer. Bu bizim için de rejim için de bir tehlikedir. Yani Suriye'nin geneli için bir tehlikedir” dedi.

Türk devleti terör bahanesiyle Suriye topraklarını işgal ediyor. Türk devletinin aynı gerekçelerle işgal altındaki topraklardan çekilmeyi reddetmesi, Türk devletinin Suriye'de kalmaya kararlı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, Şam'a yakınlık, Suriye topraklarının Türk işgalini haklı çıkaracaktır.

Neticede Suriye için en uygun çözüm birçoklarına göre Türk devletinin Suriye'den çekilmesi ve Şam hükümetinin Suriyelilerin istekleri doğrultusunda adem-i merkeziyetçi ve çok renkli bir Suriye'nin uygulanmasını sağlamasıdır. Türk devletinin Şam hükümetine yakınlığı krizi daha da derinleştiriyor.

ÇÖZÜM İÇERİDE

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, herkesi memnun edecek bir çözüme ulaşmak için Suriyeliler arasında diyaloğa ihtiyaç olduğunu belirtti. Bu diyalogların temeli, dış dünyaya ya da Suriye'de çıkarı olan devletlere yönelmeden ulusal yaklaşımla olmalıdır.

Ancak Suriye'deki tarafların dış bağlantıları, dış güçlerin istek ve kararlarının uygulanması, çözümü Suriyelilerin elinden alıp ve krizi uzatıyor.

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) yakın zamanda, Suriye krizini sona erdirmek için görüşleri birleştirmeye ve ortak çabalar üzerinde anlaşmaya çalışarak, tüm Suriyeli muhalif güçleri diyalog masasında toplamak için bir yol haritası çizdi.

MSD, Suriye Demokratik Güçler ve Kişiler Kongresi Hazırlık Komitesi'ne katılıyor. Komite, anayasayı, yönetim sistemini ve Suriyelilerin isteklerini tartışmak için Suriye dışında ve içinde birçok istişare çalıştayı düzenliyor.

Komite, Suriye Demokratik Güçler ve Kişiler Genel Kongresi'ni düzenlemek için Reqa, Halep ve Qamişlo'da istişare çalıştayları ile birinci ve ikinci Stockholm Danışma Çalıştayı düzenledi.

Bu son adım değil, Özerk Yönetim ve MSD, Suriyeliler arasında yakınlaşma yaratmaya ve ülkeyi bu krizden çıkarmaya çalışıyor. Bu krizin çözümünün içeride olduğu konusunda da genel bir kanı var.

(rr)

ANHA