Şam güvenlik kurumlarındaki rüşvet ve adalet mekanizması

Şam hükümetinin "anlaşmalar" için yaptığı propagandaya rağmen Suriye halkı, özellikle hükümetin güvenlik kurumlarının hırsızlık ve yolsuzluklarını kendi gözleriyle gördükleri için artık bu sözlere inanmıyor.

Şam güvenlik kurumlarındaki rüşvet ve adalet mekanizması
20 Sep, 2022   06:46
HALEP – XEYS ŞEMSEDÎN

Şam hükümeti, Dera'da başlattığı ‘anlaşmalar’ ile Suriye'yi tüm imkanlarıyla 2011 öncesine geri götürmeye çalışıyor. Ancak bu anlaşmalar kısa sürede güvenlik kurumlarının rüşvet ağı haline geldi.

Bu raporda, Şam'ın hükümet bölgelerinde yaşayan yurttaşların hikayelerine odaklanacağız. Anlaşmalara aldanarak Edra Cezaevi'nde terör suçlamasıyla tutuklanan ve en az 20 yıl hapis cezasına çarptırılan E.E. isimli yurttaş hakkında hiçbir delil bulunmadığı halde her türlü işkenceye maruz kaldı.

‘BU KADAR İŞKENCE TAŞA YAPILSA TOPRAK OLDUĞUNU KABUL EDER’

50 yaşındaki E.E. 2017'de asılsız bir rapor nedeniyle tutuklandığına dikkat çekerek, "Her gün devlet kontrol noktalarına gidip geliyordum ve kimse beni tutuklamamıştı. Tertus'un siyasi güvenlik departmanında bana böyle işkence edecekleri kadar kötü bir şey yapmadım, ayrıca hayatımda hiç Tertus'a gitmedim" ifadelerini kullandı.

E.E. şöyle devam etti: "Bir gün Tertus'un siyasi güvenlik departmanı beni aradı. Bana rutin bir işlem olduğu söylendi. Gittiğimde beni ‘saygı’ ile karşıladılar, hemen dövmeye ve dişlerimi kırmaya başladılar. Hayatımda ilk kez Tertus’u ziyaret etmeme rağmen buradaki patlamalarda suç ortaklığı yapmakla suçlandım. Ayrıca beni işgalci Türk ordusunun bir çetesine tıbbi yardım yapmakla suçladılar."

İşkence yöntemleri hakkında E.E. "Askerlerden biri göğsüme vurdu, kaburgalarımı ve sırt kemiklerimin bir kısmını kırdı. Düştüm ve bana işkence etmeye başladılar. Bu işkence bir taşa yapılsa, toprak olduğunu kabul ederdi" ifadelerini kullandı.

İŞKENCEYLE İTİRAFÇI YAPILDI

Kendisine yöneltilen suçlamaları reddedince Tertus'un siyasi güvenlik departmanının eşini de tutuklamakla tehdit ettiğini kaydeden E.E. şöyle devam etti: "Eşim öğretmen ve onu tutuklamakla beni tehdit ettiler. Ne olduğunu bile bilmediğim tüm suçlamaları kabul ettiğimi beyan bir kağıdı imzalamamı dayattılar. Bu suçların içinde bir Türk devlet çetesine tıbbi yardım sağlamak da vardı. İmza atmam halinde eşimi tutuklamayacaklardı.”

E.E. ailesini korumak için imza attığını ve kendisine yöneltilen Tertus patlaması suçundan çetelere tıbbi yardım sağlama suçuna dönüşen tüm suçlamaları kabul ettiğini ifade etti.

YARGILAMA SENARYOLARI

Daha sonra mahkemeye sevk edilen E.E. ailesini kaçırma ve tutuklanmadan korumak için siyasi güvenlik şubesinin hazırladığı suçlamalara göre hakime hiçbir dayanağı olmayan bir hikaye anlatır ve çetelere yardım ettiği iddia edilen yerleri biliyormuş gibi yapar.

“Siyasi güvenlik şubesinin baskısıyla anlattığım o yerlerin askeri harekat odasıyla temasa geçtikten sonra, Şam hükümeti ile oralardaki çeteler arasında savaş olmadığı anlaşıldı” diyen E.E. bunun üzerine mahkemenin kendisine yalan beyandan 60 gün ceza verdiğini kaydetti.

E.E. sözlerine şunları ekledi: "Ailem ikinci duruşmada tanıklar sunmasına rağmen reddedildi ve ailemin bulduğu avukatlar ve af yasaları sayesinde 20 yıl hapis cezasına çarptırıldım. 4 buçuk yıl sonra Şam'daki Edra cezaevine nakledildim."

‘ANLAŞMALARDAN’ SONRA ‘TERÖRE YARDIM’ SUÇLAMASIYLA TUTUKLANDI

Dêrazor’da kendisiyle birlikte tutuklanan Dêrazorlu okul müdürünün hikayesine dikkat çeken E.E. "DAİŞ çeteleri onu Şam hükümetine casusluk yapmak suçundan tutukladı. Şam hükümetinin Dêrazor’un bazı bölgelerini kontrol etmesinin ardından müdürü ‘uzlaşma’ yapmaya çağırdı. Eline silah almadığı için ‘uzlaşmanın’ sadece bir rutin olduğu kendisine söylendi” dedi.

E.E.'ye göre 'anlaşma' yaptıktan sonra 'terör' suçlamasıyla 6 ay tutuklanan okul müdürü, Seydnaya Cezaevi’nde bir buçuk yıl yattı ve 3 buçuk milyon Suriye lirası rüşvet verdikten sonra serbest bırakıldı.

Ayrıca E.E. Guta’da yaşayan bir mühendisin hikayesini hatırlatarak, "Türk işgal çetelerinin Guta’dan ayrılması ve Şam hükümeti tarafından kontrolün ardından görüşmelere katıldı, ancak bir süre sonra o da ‘terör’ suçlamasıyla tutuklandı” ifadelerini kullandı.

E.E. ‘terör’ suçunun herkese kolaylıkla yapıştırıldığını ancak çoğunun para ve rüşvetle davalarının kapatıldığını sözlerine ekledi.

SAHTE BELGE VE RAPORLAR

E.E. 2018 yılında tutuklu sayısının yaklaşık 12 bin 800 kişiye ulaştığını, her odada kötü ve zor bir şekilde yan yana uyuyan 100 ila 120 kişinin bulunduğunu belirtti.

Şam yönetimine karşı silaha sarılan ve terörle suçlanan militanların sayısıyla ilgili olarak, E.E. 12 bin 800 tutukludan 700'ünün bu suçlardan dolayı cezaevinde olduğunu, geri kalanın ise eline silah almayan siviller olduğunu belirtti.

TERÖR MAHKEMELERİ: YA MİLYONLAR ÖDERSİNİZ YA DA 2 YIL TUTUKLU KALIRSINIZ

Edra Cezaevi’nde Türk işgalinin bir çetesinin bulunduğunu ifade eden E.E. çetenin bunu açıkça dile getirdiğini söyledi.

E.E. "Bir gün çete bize masumiyetini parayla satın aldığını ve birkaç gün sonra serbest bırakılacağını söyledi. Başta inanmadık ama 2 gün sonra serbest bırakıldı. Ne kadar para ödediğini sorduğumuzda 18 milyon Suriye lirası, dedi. Çete cezaevinden çıkmadan önce, ‘terör mahkemeleri; ya milyonlar ödersiniz ya da iki yıl tutuklu kalırsınız, dediğini duydum” şeklinde konuştu.

‘ÖZGÜRLÜĞÜMÜ MİLYONLARLA BANA SATMAYA ÇALIŞTILAR’

E.E. konuşmasına şöyle devam etti: "Bu olaydan sonra aileme beni de aynı şekilde dışarı çıkarmaları, yani terör mahkemesi hakimi de dahil olmak üzere Şam hükümetinin bazı kurumlarına rüşvet vermeleri için bilgilendirdim.”

"Ailem nüfuzlu kişilerle temasa geçti ve milyonlarca para istediler” diyen E.E. özgürlüğüne karşı 20 milyon Suriye lirası ödemeyi taahhüt ediyor. Ailesi bu parayı sağlayamadığı için 4 buçuk yıl cezaevinde kalan E.E. aftan yararlanarak 20 yıl cezaevinde kalmaktan kurtuldu ve özgürlüğüne kavuştu.

E.E. Esad'ın Suriye'sinde adaletin artık parayla alınıp satıldığını, özgürlüğün de parayla alındığını ifade etti.

Konuşmasının sonunda, "Ülkem bana adalet getirmediği için ülkemle ve yurtseverliğimle gurur duymadım. Ülke güvenlik kurumları tarafından yönetiliyor” dedi.

(rr)

ANHA