Foza Yusif: Tüm Suriyeliler için kurtuluş yolu olan devrim yarattık

Reportaj Summay

Foza Yusif: Tüm Suriyeliler için kurtuluş yolu olan devrim yarattık
18 Jul 2022   23:46

Foza Yusif, Suriye topraklarındaki halkları, devrimci halk savaşına uygun olarak, işgalci Türk devletine karşı birleşmeye davet ederek, “Tüm Suriyelileri kurtuluşa götürecek bir devrim yarattığımıza dair mesajımızı, Suriye'nin diğer tüm bölgelerine ulaştırmak için çalışmalıyız” dedi.

Rojava- Kuzey ve Doğu Suriye Devrimi'nin 10’uncu yıldönümünde çeşitli eylem ve etkinliklerin yanı sıra özellikle siyasi temsiliyetlerden, gazeteci, yazar, sanatçı gibi bir çok kesimden açıklamalar yapılıyor. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eş Başkanlık Komitesi üyesi Foza Yusif da devrimin yıl dönümünde, ANHA'ya verdiği röportajda, kadınların devrimdeki rolünü, elde ettikleri kazanımları ve bu süreçte yerine getirdikleri görevleri değerlendirdi.

*19 Temmuz devrimi 11. yılına giriyor. İşgalci Türk devleti ile çetelerinin saldırı ve tehditlerine rağmen, devrim amaçlarına bağlı şekilde gelişiyor. Sizce bu devrimin hala hedefleriyle bağlantılı olmasının nedenleri nelerdir?

İlk başta, 19 Temmuz Devrimi'ni Kuzey ve Doğu Suriye halklarını ve dünyadaki tüm özgürlük arayışçılarını tebrik ediyorum. Devrim kazanımları her gün saldırıya uğruyor ve her gün tehdit ediliyor. Bunlara rağmen Devrim hala varlığını sürdürüyor. Bu devrimin bugüne kadar devam etmesinin temel nedeni, onun amaçlarına bağlıdır. Devrim özgürlüğün değerleri ve fikirlerine güveniyor.

Bu devrim, halkların yaşadığı tüm sorunları ele alan ve bu sorunlara en uygun çözümleri getiren demokratik ulusa dayanıyor. İlk kez, halklar ayrımcılık veya dışlama olmaksızın kendi kaderini tayin etme fırsatına sahip oldu. Devrim demokratik değerlere, kadın özgürlüğüne ve kadın gücüne dayanıyor.

Bunların her ikisi de devrime yönelik saldırılara karşı durma ve saldırıları boşa çıkarma gücü verdi. Devrim Kobanê'de başlayarak, Kuzey ve Doğu Suriye'ye yayıldı. Devrim başlangıçta Kürtçeydi, ancak şimdi Arapça, Süryanice, Türkmence ve Ermenice oldu. Çünkü devrim, ihmal edilen tüm kimlikleri kucakladı. Halkların ve kimliklerin kendilerini ifade etmelerinin önünü açtı.

*Sizce işgalci Türk devleti ve çeteleri neden Rojava Kürdistan Devrimi'nin, Kuzey ve Doğu Suriye'nin amaç ve kazanımlarını yenilgiye uğratmaya çalışıyor?

Türk devleti, diktatörlük sistemiyle yönetilen faşist bir devlettir. Türk devleti halkların, dinlerin, inançların düşmanıdır ve ırkçı olduğu için farklı kimlikleri reddediyor.

Bu devlet, Rojava Devrimi'nin ve Özerk Yönetimi’ni kendileri için tehdit olarak gördüğü için işgal bölgelerini uluslararası terörizmin merkezine dönüştürdü.

Demokrasiyi, kadınların özgürlüğünü ve halklar arasındaki barışçıl yaşamı kendi yönetim sistemlerine yönelik bir tehdit olarak görüyor.

Türkiye'nin bölgeye yönelik planları. Ancak Özerk Yönetim ve Rojava Devrimi ona karşı durdu. Suriye'deki düşmanca umutlarının önünde durdu. Türk devleti de Kürt halkına karşı çıkarak, Kürtlerin hiçbir şekilde haklarını kazanmasını kabul etmiyor.

*İşgalci Türk devleti bölgeye yönelik saldırılarını sürdürüyor. Kuzey ve Doğu Suriye bu saldırılara nasıl karşılık verebilir?

İşgalci Türk devletinin bölgede, özellikle Suriye'de genişleme planları var. Saldırmak için uluslararası anlaşmazlıklardan yaralanmaya çalışıyor.

Türkiye, Erdoğan'ın Suriye'deki halk hareketinin başlangıcından bu yana Emevi Camii'nde namaz kılma hayalini gerçekleştirmek istiyor. Türkiye, Suriye topraklarının birliğini hedef alıyor. Birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra yaşadığı toprak kayıplarını geri kazanmak istiyor.

Bu nedenle, sömürgeleştirme hedefini planlayarak hareket ediyor. Türkiye Arapların, Süryanilerin, Asurilerin, Ermenilerin ve Kürtlerin düşmanıdır. Tüm halkların ve kimliklerin düşmanıdır.

Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî'de yaptıkları, Türkiye'nin halka karşı düşmanlığının seviyesinin kanıtıdır. Bu nedenle birlik olmalı ve bu işgale direnmeliyiz. Toprağımızı ve evlerimizi ele geçirmek, özgür ve onurlu yaşamak isteyen halkların kazanımlarını yok etmek isteyen bu düşmana karşı birleşmeli ve güçlü bir cephe inşa etmeliyiz.

Gücünün varlığına ve özgürlük inancına sahip olan herkes silahlanmalı. Kendimizi halk savaşına göre hazırlamalıyız. Türk devleti, halkın DAİŞ, Nusra Cephesi'ne ve diğer terörist gruplara karşı durdurduğu gibi bugün bu saldırılara da direneceğini anlamalıdır. Özerk gücümüze güvenmeli ve QSD'nin yanında durmalıyız.

Toprağımızı ve onurumuzu korumak, her yurtseverin, özgür ve onurlu yaşamak isteyen herkesin görevidir. Bu görev sadece askeri güçler tarafından yapılması gerekli değildir. Düşmanı önlemek için, yanıtımız güçlü olmalı ve bu direniş, halkın birleşimi olmadan mümkün değildir.

*Kadınlar ağır silahlarla, insansız hava araçlarıyla ve özel savaş taktikleriyle hedef alınıyor. Buna rağmen kadınlar faaliyetlerine güçlü bir şekilde devam ediyor. İşgalci Türk devleti bölgeye saldırırsa, devrimin öncülerinin veya kadınların rolü nedir? Ve tutumları ne olmalı?

Kadınlar, sömürge ve işgalin yıkıcı etkilerinden en yüksek mağduriyeti yaşayanlardır. Bugün Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan kadınlar, kendileri gibi dünyanın hiçbir bölgesinde bulunmayan tüm hak ve özgürlüklere kavuştu.

Bu nedenle, kazanımları korumak için, kadınlar devrimin başlangıcında olduğu gibi, savunma alanında direnmeli ve komuta edici bir rol oynamalıdır.

Bölgeye yönelik saldırılarda herkes kayıpları görecek ama kayıpları görme ihtimali en yüksek olan kadın olacak. Çünkü Türk faşizmi halklar arasında demokrasi ve barış hayatının düşmanı olduğu kadar kadın özgürlüğünün de düşmanıdır.

Efrîn'de kadınlar kaçırılıyor ve tecavüze uğruyor. Bu, işgalcinin vahşetini ve kadınlara karşı düşmanlığını gösteriyor. DAİŞ’e karşı kadınlar da dünyayı sarsan kahramanca savaş sergiledi.

Türk devleti de DAİŞ’e karşı aynı düşünce ve yaklaşımları benimsedi. Bu nedenle kadınlar direniş iradesini güçlendirmeli ve tüm toplum için güçlü olmalıdır. Gerçekten de kadınlar cesur bir tavır sergilerlerse bu tüm toplumu etkileyecektir.

Biz kadınlar, irademizin, tutumumuzun ve katılımımızın sınırsız bir etkiye sahip olabileceğini iyi bilmeliyiz.

*19 Temmuz devriminin 10’uncu yıldönümünde, "İşgali yeneceğiz ve demokratik bir Suriye'yi inşa edeceğiz" sloganı atıldı. Bu slogan neden seçildi? Size göre demokratik Suriye nasıl inşa edilecek ve kadınlar rollerini nasıl oynamalı?

Bu sloganın seçilmesi havadan belirlenmedi. Temel hedeflerimizden biri de işgalin sonudur. İşgalin varlığı, bölgelere yönelik günlük saldırılar ve bize karşı soykırım savaşı yürüten, maddi, manevi değerlerimizi hedef alan işgalci Türk devletinin, demografik değişimi nedeniyle devrimin amaçlarına ulaşamıyoruz.

Dolayısıyla işgali yenilgiye uğratmak, istikrarı, inşayı sağlamak ve 19 Temmuz devriminin değerlerini hayata geçirmek ilk işimizdir.

Sloganın diğer kısmı da demokratik Suriye'nin inşası için, Suriye'nin bir parçası olduğumuzu ve sadece bölgemizde değil, Suriye genelinde demokratik geçişten sorumlu olduğumuzu bir kez daha teyit ediyoruz.

Devrim, Kuzey ve Doğu Suriye'de başladı. Ancak bu devrimin asıl amacı Suriye genelinde demokrasiyi kurmaktır. 19 Temmuz devriminin devamının tek garantisi de budur. Bunun gerçekleşmesi için mücadeleye, sebata ve güce ihtiyaç var.

Kadınlar bu konuda önemli bir rol oynayabilir. Mesajımızı Suriye'nin diğer bölgelerine ulaştırmak için çalışmalı ve mücadele etmeliyiz.

İlkeleri ve başarıları tüm Suriyeliler için çözüm ve bir kurtuluş yolu olabilecek devrim yarattık.

Çünkü kurtuluş demokrasisinin değerlerine dayanıyor. Tüm Suriyelilere, demokratik bir sistem altında haklarımızı garanti altına alabileceğimizi ve yabancı güçlerin kaderimizdeki gerginliklerine ve müdahalelerine son verebileceğimizi anlamalarını sağlamalıyız.

*Bölge sakinleri ve Özerk Yönetim, 19 Temmuz Devrimi'nin kazanımlarını korumak için neler yaptı? Özerk Yönetim'in ilan ettiği OHAL'i nasıl değerlendiriyorsunuz? 19 Temmuz Devrimi, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının direniş ruhunu nasıl etkileyecek?

Biz bölgede her zaman savaş halindeyiz. Türkiye'nin bölgelerimize her gün saldırması nedeniyle şehitler veriyoruz.

Özerk Yönetim'in OHAL hal ilan etme kararı yürürlükte ve devam ediyor. Türk devleti her gün bölge halklarını tehdit ediyor. Erdoğan'ın her yönüyle iflas ettiğini ve Suriye'nin yeni bölgelerini işgal ederek ülkesindeki tüm ekonomik, siyasi ve sosyal gerilimlerini ortadan kaldırmak istediği gerçeğini hesaba katmalıyız.

Bu, iktidarının hayatta kalmasını katliam ve işgale bağlayan kirli bir politikadır. Dolayısıyla Özerk Yönetim tarafından gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir çünkü bu yönetim kendi halkına karşı sorumludur.

Olağanüstü hâl, her zaman hazır durumda olmamız ve yaşamlarımızı savaş koşullarına uygun olarak örgütlememiz gerektiğini doğruluyor. 19 Temmuz Devrimi, halkın gücüyle, yüksek direniş ve büyük fedakarlıklar ruhuyla gerçekleştirilmiştir.

Bu direniş ruhunu güçlendirmeli ve kendi içimizde geliştirmeliyiz. Halkın değerli bir hayat yaşayabilmesi için binlerce kız ve erkek çocuğu gözünü kırpmadan canını feda etti.

Onların umutlarıyla mutlu olmak için bu değerleri kendi içimizde güçlendirmeli ve hedeflerimize bağlı kalmalıyız. Bunu yaparsak, Türk düşmanına karşı başarıyı kesinlikle garanti edeceğiz.

ANHA