Mülteciler günü panelinin sonuç bildirgesi

Cizre Bölgesi İnsan Hakları Örgütü ve Avukatlar Birliği tarafından, Dünya Mülteciler Günü için "Zorunlu göç insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur" sloganıyla panel düzenlendi. Panel, açıklanan sonuç bildirgesiyle sona erdi.

Mülteciler günü panelinin sonuç bildirgesi
20 Jun, 2022   17:32
QAMİŞLO

Rojava Üniversitesi'nde gerçekleştirilen panel, sivil toplum örgütleri, insan hakları örgütleri temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, Qamişlo’daki Rojava Üniversitesi öğrencilerinin ve görevlilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

İki bölümden oluşan panelde mültecilerin insani ve hukuki konularının boyutları değerlendirildi.

Panel, İnsan Hakları Örgütü'nün üyesi Evîn Cuma'nın okuduğu bir sonuç bildirgesiyle sona erdi.

Panelin sonuç bildirgesi şöyle:

* Suriye'de dayatılan zorunlu göç, Suriye'de yaşayan halkların demografik yapısını değiştirmeyi amaçlıyor. Bu da bölgenin altyapısı ve güvenliği için bir tehdit oluşturuyor. Bu durum uzun vadeli bir iç savaşı da beraberinde getirecektir. BM ve uluslararası toplum ihmallerini farkına varmalı ve bu durumun yaşanmaması için elinden geleni yapmalıdır. BM ve Uluslararası toplum sömürge projelerini kabul etmemelidir.

*Çatışan taraflar uluslararası insani ve insan hakları yasalarına uymak zorundadır. BM ve Güvenlik Konseyi tarafından Suriye'de zorunlu göç konusunda uzmanlaşmış uluslararası bir soruşturma komitesi kurulmalıdır. Bu göçten sorumlu olanlar yargılanmalı ve Suriye'nin diğer bölgelerinin başka bir göçüne ve işgaline yol açabilecek anlaşma yapmalarına izin verilmemelidir.

*Mülteci ve göçmenler uluslararası hükümler altında evlerine dönmelidir. Suriye'deki işgal sona erdirmeli, tarafsız uluslararası güçlerle bölgeye girmeli ve güvenliği sağlamalıdır.

*İnsani yardımlar, Kuzey Suriye'nin viran edilmiş bölgelerine ulaştırılmalı, özellikle de Kuzey ve doğu Suriye’de yaşayan halka yetiştirilmelidir. Çünkü her tarafla çevrili olan bölgede imkanlar kısıtlıdır. Özellikle de sağlık ve insani yardımların geçebileceği sınır kapıları veya insani koridor bulunmuyor. Irak-Suriye sınırındaki Yarûbiye sınır kapısı açılmalıdır. Her ne kadar açık tek kapının işgal altındaki bölgelerde olduğu bilinmekle birlikte, yardımların belirtilen bölgelere ulaşmasına izin verilmemektedir.

*Mevcut insani yardım kuruluşları, bölgeye yönelik kalkınma projeleri ve yaşam standartlarını yükseltecek çalışmaları yürütmelidir. Kuzey ve Doğu Suriye'nin zayıf olan altyapı güçlendirilmeli ve işsizliğin önüne geçilmelidir. Bölgedeki eğitime önem vermeli ve özellikle kamplarda bilinçlendirme kampanyaları, psikolojik destek yoluyla göçmenler topluma dahil edilmelidir.

*Fırat Nehri'nin suyunun kesilmesi ve Suriyelilerin etmesi için silah olarak kullanılmasına izin verilmemesi için bir çözüm bulunmalıdır. Fırat nehrinin suyunun kesilmesi nedeniyle milyonlarca Suriyelinin hayatı tehlikeye girmiş durumda.

*Hol ve Roj kamplarındaki DAİŞ çetelerinden yabancı mülteciler sorununa temel bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bu göçmenler şu anda genel olarak bölgede, radikal cihatçı düşüncelerle bağlantıları ve DAİŞ’i yeniden canlandırma fikrini destekleme konusundaki ısrarlarıyla birlikte tehlike oluşturuyorlar. Bölgede ve genel olarak dünyada insan haklarına karşı diğer acımasız suçları işlemeyi planlıyorlar. Vatandaşları kamplarda yaşayan devletler, kadınları ve çocuklarını birlikte iade almalılar. Sadece çocukları alıp anneleri bırakılmamalıdır. Anneleri olmadan çocukların iade alınması hem çocuk haklarına hem kadın haklarına hem de uluslararası insan haklarına aykırıdır.

*Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, işgal altındaki bölgelerden zorla yerinden edilen göçmenleri, temel işleri, iş olanaklarını, onurlu yaşam ihtiyaçlarını karşılamalı ve eğitimine önem vermelidir. Özerk Yönetim kamplarda en fazla tehlikeyle karşı karşıya oldukları için kadınlara daha fazla koruma sağlamayı destekleme çabalarını artırmaya çağrıldı

*Suriye devleti görevlerini yerine getirmeye, işgali ve göçü resmen tanımaya çağrılmalıdır. Bu işgali sona erdirmeye çalışmaya, Şehba, Til Rifet ve Cizre bölgelerindeki göçmen kamplarını resmen tanınması gerekiyor

ANHA