Türkiye’nin dünyaya şantaj politikası!

Kuzey ve Doğu Suriye'yi takip eden araştırmacılar, Türkiye'nin dünyaya şantaj yaparak bölgeye saldırmak istediğini fakat halkların birliğinin sembolü olan Özerk Yönetim’i hiçbir şekilde değiştiremeyeceğini söyledi.

Türkiye’nin dünyaya şantaj politikası!
20 Jun, 2022   04:24
HABER MERKEZİ - EHMED SEMÎR

İkinci dünya savaşından sonra kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), kendi içerisinde 30 devletten oluşuyor.

NATO’nun yönetmeliğinde, bir karar verilecekse üye devletlerin tamamının onaylaması gerekiyor.

Başlangıçta 12 üye devletten oluşan NATO, bugüne kadar artan katılımlarla sayısını artırdı. Kuzey Makedonya, 2022'de NATO'ya katılan 30. devlet oldu.

Geçtiğimiz aylarda, Rusya'nın komşuları İsveç ve Finlandiya, NATO'ya katılmak için bir dilekçe sundu. Her iki devlet de bu adımı Rusya-Ukrayna savaşından sonra attı. Ancak Türkiye, bu devletlerin Kürtleri ve askeri güçlerini desteklediği gerekçesiyle taleplerini reddediyor.

İSVEÇ VE FİNLANDİYA’NIN GÜVENLİ LİMAN ARAYIŞI

https://www.hawarnews.com/tr/uploads/files/2022/06/19/204614_-..jpg

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olma istekleri ve bunun karşısında duran Türkiye'nin durumunu ajansımıza değerlendiren, Mısırlı yazar ve Kürt siyaseti uzmanı Muhsêin Ewadullah, "Rusya’nın Ukrayna halkına yönelik müdahalesi, her iki devleti de güvenli bir gelecek ve Rusya'ya karşı bir güç aramaya itti. İki ülke de Rus müdahalesinden korunmak için güvenli bir gölge bulmak istediler” dedi.

Türkiye'nin dünya siyasetine ilişkin konuşa Ewadullah, "İşgalci Türk devleti, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik operasyon izni için İsveç ve Finlandiya'nın katılımına karşı çıkmakla dünyaya şantaj yapmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

Türkiye 2019 yılında, askeri operasyonlarla Serêkaniyê ve Girê Spî'yi işgal etmesine karşı İsveç ve Finlandiya, Türkiye'ye silah ihracatını yasakladı.

Türkiye, iki devletin NATO'ya katılım konusunu herkesten taviz almak için kullanıyor. Erdoğan yaptığı konuşmalarda, Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin çalışmalarının suçlanması ve QSD'nin terörist bir güç olarak kabulü ile ilgili koşulları kabul edilirse, iki devleti de NATO'ya katılmasına izin vereceklerini söyledi.

'TÜRKİYE HER İKİ DEVLETE DE KÜRT HAREKETİNİ YASAKLAMAYI DAYATIYOR’

İki devletin, NATO'ya katılımının faturasının Kuzey ve Doğu Suriye olmasını beklemediği yorumunu yapan Omer, her iki devletin de Kuzey ve Doğu Suriye'nin kaderi hakkında karar veremediğini ve Avrupa yasalarının Türkiye'nin şartlarının kabul edilmesine izin vermediğini vurguladı.

İSVEÇ VE FİNLANDİYA TÜRKİYE'NİN ŞARTLARINI KABUL EDEMİYOR

İsveç ve Finlandiya'nın pozisyonlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Omer, iki devletin "Türkiye'nin tehditlerini" anladığını ve Türkiye'nin bazı şartlarını kabul edebileceklerini ancak tüm şartlarını kabul etmeyeceklerini söyledi. Omer, iki devletin şartları kabul etmesi durumunda hükümetlerinin de meşruiyetlerini kaybedeceklerini belirtti.

Omer, “İki devletin hükümeti de derneklerin ve örgütlerin serbest dolaşımına izin veren yasalarını uygulamak zorundalar” diye belirtti.

Türkiye’nin her iki ülkenin ihtiyacı olduğu için bu durumu kullandığını vurgulayan Omer, işgalci Türk devletinin aynı şeyleri Avrupa, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı da yaptığını söyledi.

Omer, “Bana göre her iki devlet de Türkiye'nin yalanlarını anlamıştır. Asıl sorun şurada ki her iki devlet de geçmişte bunu tehlikeye attığı için işgalci devlet provokatif hareketlerine devam ediyor” diye kaydetti.

Ukrayna'daki savaştan sonra Erdoğan, bir yandan değerli bir NATO müttefiki, diğer yandan Rus ordusunun stratejik bir müttefiki olarak "bir taşla iki kuş vurmaya" çalışıyor.

Erdoğan'ı bu kez daha hevesli yapan şey, Türkiye'nin Karadeniz'deki önemi, ki bu da tüm taraflar için önemli bir konu.

NATO üyesi olan işgalci Türk devleti, Rusya'ya yönelik politikaları diğer üyelerinkinden farklı şekilde yürütüyor. İşgalci Türk devleti NATO üyesi olmasına rağmen müttefiklerinin Rusya'ya yaptırım uygulama taleplerini reddediyor.

Ukrayna'da yaşanan savaşa rağmen, Türkiye Suriye'deki diğer bölgeleri işgal etmeye çalışıyor. İşgalci Türk devleti son zamanlarda Minbic ve Til Rifet'i işgal etmekle tehdit ediyor.

'RUSYA SADECE TÜRKİYE'NİN SALDIRISINA İZİN VEREBİLİR'

İşgalci Türk devletinin yeni saldırı tehditlerine ilişkin konuşan Omer, “Erdoğan, saldırıya başlamak için Putin'in onayını bekliyor. Amerika Birleşik Devletleri ve NATO'nun bu müdahaleyi reddetmesi işgalci Türk devleti için önem taşımıyor. Bu devletlerin Türkiye'nin düşmanca niyetlerine karşı tutumlarında bir farklılık olduğuna inanmıyorum. Ben sadece karar alma sahiplerinden bahsediyorum” dedi.

ABD'nin tavrının işgalci Türk devleti için önem taşımadığını, Avrupa'nın bunu görmezden geldiğini, Rusya'nın net olmadığını belirten Omer, şöyle devam etti: "Rusya'nın pozisyonunun belirleyici olduğunu düşünüyorum. Rusya sadece müdahale etmesine izin verebilir veya vermeyebilir."

‘RUSYA'NIN ŞARTLARINI KABUL ETTİĞİNDE SALDIRI GERÇEKLEŞECEK’

Rusya ve Türkiye'nin, özellikle Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının devam etmesi ve Rusya'nın Suriye düzeyinde kazanımlar elde etmesinin uzak olmadığını dile getiren Omer, “Türkiye, Rusya'nın Ukrayna'yı desteklememesi koşullarını kabul ederse, Rusya'ya yaptırım uygulanmasına katılmazsa ve İsveç ile Finlandiya'nın NATO'ya katılım taleplerini reddederse, Ruslarla ekonomik ilişkileri güçlendirirse, Rusya müdahaleyi onaylayacak” dedi.

https://www.hawarnews.com/tr/uploads/files/2022/06/19/204547_.jpg

Siyaset yazarı ve araştırmacı Hisên Omer, Türkiye'nin Rusya'nın bu koşullarını kabul etmesi halinde ABD'nin ve müttefiklerinin öfkesiyle karşı karşıya kalacağını söyledi.

Omer, Türkiye’nin bu tutumun sonuçlarının farkında olduğunu, tarafların başka önlemlere ihtiyacı olduğunu düşündüğünü söyledi.

‘TEHDİTLERİN REDDEDİLMESİ’

Saldırılar konusunda uluslararası onayın varlığına değinen Ewadullah, "Uluslararası toplum bu tehdidi reddediyor. İlk defa böyle bir şey oluyor. Resmi ve net açıklamalarla Türkiye, Kuzey ve Doğu Suriye'deki durumun değişmesinin ve Özerk Yönetim’e karşı askeri saldırıların sonuçları konusunda uyardı" şeklinde konuştu.

‘BAŞKA BİR SAVAŞ CEPHESİ OLMAYACAĞINA DAİR BİR KESİNLİK VAR’

Türkiye'nin uluslararası devletler tarafından reddedilme ile saldırmaya cesaret edeceğine inanmadığını belirten Ewadullah, şöyle devam etti: "Türkiye her zaman olduğu gibi uluslararası koşulları kullanamaz. Suriye bölgelerinde terörle mücadeleyi büyük ölçüde etkileyebilecek başka bir cephe hattı olmayacağının garantisi var."

TEHDİTLERİN KAYNAKLARI İÇ KARIŞIKLIKLARI BASTIRMA

Erdoğan'ın tehditlerinin ve sisteminin temelinin iç gerilimleri yurtdışından uzaklaştırma çabası olduğunu belirten Ewadullah, "Türkiye'de ciddi bir ekonomik ve siyasi kargaşa var. Türkiye'deki muhalefet ilk kez Erdoğan'ın siyasetine karşı birleşti. Halk da Erdoğan'ın politikalarına kızgın. Erdoğan, sınır güvenliği konusunda halkı yanına çekmeye çalışıyor. Erdoğan bölgede çoğu zalim tiran gibi ticaret yapıyor” değerlendirmelerinde bulundu.

‘DÜŞMANA KARŞI SEFERBERLİK İLAN EDİLMELİDİR’

Düşmanın varlığı ve saldırı tehditleri konusunda uyaran Muhsin Ewadullah, seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

Ewqadullah, “Kürtler Türkiye'ye saldırmadı. Ancak bu saldırı gerçekleşirse, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının birliğinin sembolü haline geldiği için Özerk Yönetim değiştiremeyecektir” dedi.

Muhsin Ewadullah, işgalci Türk devletinin sistemi açısından Özerk Yönetim’in her zaman düşman olacağını, sadece Erdoğan'ın sisteminin değil aynı zamanda Türkiye'nin yönettiğinin bilincinin de olduğunu, bu nedenle Türkiye'deki Kürt sorununun çözülmesi gerektiğini söyledi.

ANHA