Gazeteci Köylüoğlu: KDP-T.C ortak saldırısının kazanma şansı yoktur

Reportaj Summay

Gazeteci Köylüoğlu: KDP-T.C ortak saldırısının kazanma şansı yoktur
1 Apr 2022   07:38

KDP’nin HPG’ye dönük saldırılara doğrudan katılması durumunda dahi işgalci Türk devletinin hiçbir sonuç alamayacağını belirten Gazeteci Aziz Köylüoğlu, “Türk devleti ve KDP, Irak devletini gerillaya dönük saldırılara dahil etmeye çalışıyor” dedi.

Gazeteci Aziz Köylüoğlu, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) Türk devletinin planlarında aktif bir şekilde katılacağını belirterek, “KDP’nin 2017 yılındaki referandumun ardından işgalci Türk devletinin politikalarına doğrudan katıldığını ve ona göre hareket ettiğini söyleyebiliriz” tespitinde bulundu.

Rojava ve Şengal arasına duvar ören Kazimi hükümetine dikkat çeken Aziz Köylüoğlu, “İddia ettikleri gibi amaç DAİŞ ise, DAİŞ Irak ve Dêrazor arasındaki bölgelerde aktif. Duvarın Dêrazor’un güneyi ile Anbar bölgesi arasına örülmesi gerekir” dedi.

Gazeteci Aziz Köylüoğlu ile yaptığımız röportajın içeriği şöyle:

*KDP, son zamanlardaki diplomatik temaslarının ardından Medya Savunma Alanları’ndaki hareketliliğini arttırdı. Öte yandan, KDP’li yetkililer Türk ve Alman yetkililerle bir araya geldi. Siyasi ve askeri alanda gelişen bu hareketliliği nasıl yorumluyorsunuz?

KDP’nin hareketliliği yeni bir durum değil fakat son zamanlarda seviyesi değişti. Aynı zamanda özellikle HPG’nin noktalarının olduğu ve yerleştiği bölgelerde Türk işgaliyle askeri düzeyde var işbirliği var. KDP, HPG gerillalarına pusu kurdu ve pusu sonucu 5 gerilla Xelîfan’da şehit düştü.

KDP, şimdi yürüttüğü siyasette bir aktarma yapmak istiyor ve bu aktarmada askeri düzeyde. Veya 1992’de olduğu gibi HGP gerillalarına karşı Türk işgalinin yanında yer alma girişimi var. O dönem işgalci Türk devleti ve KDP gerillaya saldırdı, saldırı soncunda her taraftan da kurbanlar oldu.

KDP, 1995’te Türk devletinin HGP’ye dönük saldırılarına katıldı, 1997’de de katıldı ve bu siyaseti 2000’e kadar devam etti. 2000’den sonra siyasetinde bir değişim oldu. 2003 yılında ve Saddam rejiminin yıkılmasının ardından, Irak devletinde değişim oldu ve Başûrê Kurdistan Federal Hükümeti’nin kurulmasıyla birlikte KDP’nin siyasetinde yumuşama oldu.

İşgalci Türk devleti, 2007 ve 2008 yıllarında HPG’ye dönük yoğun bir saldırı gerçekleştirdi. KDP bu saldırılarla birlikte politikasını bir kez daha değiştirdi. Son yıllarda özellikle 2015 yılında değişime gitti, Türk devletinin planlarına aktif bir şekilde katıldı. KDP’nin 2017 yılındaki referandumun ardından işgalci Türk devletinin siyasetine aktif bir şekilde katıldığını ve bu siyasete göre hareket ettiğini söyleyebiliriz. KDP şimdi de Medya Savunma Alanları’na dönük planlarda yerini aldı ve HPG’ye karşı başlatılacak saldırılara aktif bir şekilde katılmaya karar verdi.

KDP bir yandan da Irak’ta açık bir siyaset yürütüyor. Önceden Irak siyasetinde aktif bir rolü yoktu ve müdahale de etmiyordu, kendisini federal bir bölge gibi gösteriyordu. Fakat Irak’ta yapılan son seçimlerin ardından siyasetini değiştirdi ve şimdi Irak merkezi siyasetinde aktif olmak istiyor. Bunun için YNK ile arasındaki stratejik anlaşmayı bozdu. Irak’taki mevcut ittifakını Türk devletinin siyasetine göre değiştirmeye çalışıyor.

*Irak’taki son gelişmeler ve KDP’nin adayını cumhurbaşkanlığı için dayatmasını göz önünde bulundurduğumuzda, Irak ve Başûrê Kurdistan ilişkilerinde bir ilerleme kaydedildiğini söyleyebilir miyiz?

KDP şu anda Irak merkezi hükümetinde aktif ve etkili bir rol oynamaya çalışıyor. Aynı zamanda şu anda HPG gerillalarına karşı hazırlanan saldırı sadece KDP ile sınırlı değil, bütün Irak genelinde olacak. Veya saldırı Irak devleti adına olacak. Buradaki amacı ise Irak merkezi hükümeti içinde yer almak. Bunun yanında aynı siyaseti Halbusi temsilciliğindeki Sünni güçler ve Xemis Xencer’le de yürütüyor.

Erdoğan, yeni Irak hükümetinin kurulmasının güzel gelişmeleri berberinde getireceğini söyledi.  Erdoğan’ın buradaki amacı ise şuydu: “Anlaştık ve buna göre hareket edeceğiz. Yeni koalisyonda (Vatanı Kurtarma) Sadr, Halbusi ve KDP ile birlikte hareket edeceğiz.” Nêçîrvan Barzani’nin Erdoğan’la görüşmesi de bu çerçevedeydi.

Erdoğan, Medya Savunma Alanları’nda HPG’ye dönük askeri harekatını arttırmak kendisini yeni Irak hükümetine göre hazırlıyor. 

*Bu dönemde Rojava ile Şengal arasında örülen duvarın Medya Savunma Alanları’na yönelik gerçekleştirilen saldırılarla nasıl bir ilişkisi var sizce?

KDP Şengal’e yerleşerek siyasetini bölgeye dayatamadı. Kaldı ki bu amaçla 9 Ekim 2020’de bir anlaşma da imzalamıştı. Şengal’in merkezin hükümetin denetimine girmesini ve Demokratik Özerk Yönetim’i tasfiye edilmesini hedefliyor.

KDP, Türk devletinin siyasetini uyguluyor. (Bu siyasetin anlayışı, ‘ben olmayacaksam kimse olmasın’dır.’) KDP kendisi dışında bir Kürt iradesinin oluşmasına tahammül etmiyor. Bunun için nerede böyle bir durum gelişirse ona karşı savaşıyor. Şimdi bu siyasetini Şengal halkına karşı uygulamaya geçirmiş durumda. Bu amaçla da Şengal-Rojava arasına duvar örüyor. KDP, bununa Şengal ile Rojava Êzidîleri arasındaki bağlantıyı, ilişkiyi koparmak istiyor. Bir diğer amaç ise tabi, Şengal’e olası tüm yardımlarını önünü kesmektir. Bu gerçeklik 2014 olaylarını hatırlatıyor.

Eğer Ulusal Kurtuluş Birliği adıyla Sadr, Halbusi ve KDP arasında kurulan ittifak başarılı olursa o zaman Irak’taki kriz daha da derinleşecektir. Diğer yandan eğer Şengal Demokratik Özerk Yönetimi tasfiye edilebilir ve merkezi hükümete bağlanabilirse o zaman Şengal çok daha büyük saldırılarla karşı karşıya kalacaktır.

Rojava ile Şengal arasına örülen duvarın DAİŞ ile hiçbir alakası yoktur. Kaldı ki, DAİŞ, Irak ile Dêrazor arasında çok daha faaldir. O zaman duvarın Dêrazor ile ile Anbar vilayeti arasında örülmesi gerekir.

Tabi ki, Şengal-Rojava arasında kurulan duvar medya savunma alanlarına dönük geliştirilen saldırılarla direkt bir bağlantı vardır.

*Rusya, Ukrayna savaşıyla Avrupa’yı gaz konusunda tehdit etmeye başladı. Aynı zamanda Rusya ve Ukrayna en büyük buğday üreticileri durumunda. Başûrê Kurdistan da yer altı ve yer üstü kaynakları açısından zengin bir bölge. Şimdi Başûr Hükümeti Türk devleti üzerinden Avrupa’ya petrol taşımak istiyor. Kimi yorumcular, Israil’in de bu plandan haberdar olduğuna dikkat çekiyor. Bu bilgiler TC-KDP planı hakkında bize ne anlatıyor?

 

Kuşkusuz Rusya-Ukrayna savaşı hem küresel hem de bölgesel çapta etki yarattı. Birinci dünya savaşında küresel güçler Kuzey Afrika ve Ortadoğu sınırlarını çizdiler. İkinci Dünya Savaşı’nda Rusya (Sovyetler Birliği) ile sınır ya da yakın bölge devletleri (Moldova, Belarus vb.) şekillendirildi. Ancak Sovyetlerin yıkılmasından sonar batı Avrupa’da yeniden ulus devletler (özünde milliyetçilik yükseldi) ortaya çıkmaya başladı.

Bu durum Ukrayna için önem arz ediyor. Rusya Ukrayna’yı kendisinin bir parçası olarak görüyor. Kiev bundan 400 yıl önce Rusya imparatorluğunun başkentiydi. Rusya’nın Ukrayna müdahalesi tabi küresel dengeler açısından son derece önemlidir. Özellikle buğday üretimi konusunda etkilidir. Bu durum özellikle yaz aylarında mevsim gelirleri üzerinde etki edecektir. Çünkü yaz mevsiminde Ukrayna ziraatle uğraşamayacaktır. Diğer yandan Rusya yurt dışına buğday satmayacağını açıkladı. Tabi bunun da hem içerde hem de dışarıda etkisi olacaktır.

 

Tabi bir de Rusya’nın başlattığı hareketin etki edeceği diğer alan ise enerji alanı olacaktır. Çünkü Avrupa’ya gaz hattını döşeyen Rusya’dır. Döşenen hatlardan biri hizmete girmiş diğerinin hizmete girmesine ise kısa bir süre kalmıştı. Ancak Rusya şimdi bu yönlü çalışmaları durdurmuş halde. Artık Rus gazı eskisi gibi Avrupa’ya gönderilmiyor. Bir de Rusya’nın dolarla değil de ruble ile gaz satış kararı alması da önemli. Doların 90’lardan bu yana küresel çapta kullanılıyor oluşunu gözetirsek, bu kararın küresel ekonomiye olumsuz etkisinin kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan Rusya-NATO çelişkisi Ortadoğu’yu olumsuz etkileyecektir.

Avrupa şimdilerde Rusya gaz boru hattına alternatif bulmaya çalışıyor. Türk devleti de Başûrê Kurdistan’dan bunu tedarik etmek suretiyle rol almış durumda. Tabi Israil de bunda rol oynuyor. Israil ile Mısır arasındaki anlaşma uyarınca taraflar, Kıbrıs, Yunanistan, Lübnan ve Ürdün’den yapacaklar gaz sevkiyatıyla Akdeniz üzerinde etkili olmaya çalışıyorlar. Bu konuda pazarlıklar var. Bu da bölgeyi etkileyecek ve bu güçler arasında bir çatışmanın olması ihtimali de aslında muhtemeldir. Şimdiye kadar ortaya çıkan bir durum yok.

*23 Nisan’da Türk devletinin Zap, Metîna, Avaşîn saldırıları bir yılını doldurmuş olacak ve Türk devleti bu dönemde hedeflerine ulaşamadı. Sizce bu dönemde bu amaçlarını gerçekleştirmek için TC-KDP ne yapmayı planlıyor?

Türk devleti 23 Nisan 2021’de gerillaya karşı vahşet düzeyine varan saldırılar gerçekleştirdi. Tabi bu saldırıların amacı HPG güçlerini tasfiye etmek, Kuzey Kürdistan’daki Kürt iradeleşmesini ortadan kaldırmaktı. Bu saldırılar bir yılını geride bıraktı. Ancak bu dönemde, Türk devletinin KDP’nin desteğine rağmen bu amaçlarını gerçekleştirmediği gerçeği açığa çıktığı gibi büyük darbeler yedi.

Bundan sonra KDP doğrudan saldırılarda yer alsa da Türk devletinin kimyasal silahlarla yaptığı saldırıların sonuçlarından farklı bir sonuç olmayacaktır. Bence, hedeflerini gerçekleştirmeleri olası değildir. Bir saldırı durumunda Türk devleti askeri açıdan büyük darbeler alacaktır ve hiçbir kazanım elde edemeyecektir. Yıla büyük bir moralle giren HPG yeni yılda savaşın gelişim seyrini belirleyecek durumdadır.

*Halkın KDP’nin Türk devletiyle işbirliğini reddetmesine rağmen siyasi taraflarda bir sessizlik hakim. Bu sessizliğin nedeni nedir? Ve bu sessizliğin uzun ve kısa vadede ne gibi etkileri olacak?

Gerçekte KDP’nin Türk devletiyle işbirliğine karşı bir sessizlik söz konusu değildir. Tüm Kürdistan’da büyük tepkiler var. Günlük eylem ve kınama gösterileri gerçekleşmektedir. Fakat Türk devletine rol verdiği için uluslararası toplumda bir sessizlik var. Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı harekat sonrası Türk devleti verilen görevi yerine getirmek istiyor ve Rusya ile Ukrayna arasındaki diyaloğun merkezi rolünü almaya çalışıyor. KDP de bu rolü yerine getirmeye çalışarak Türk devletinin saldırılarını uluslararası toplumda meşrulaştırarak, kendi siyasetiyle, “Türk devletinin Kürtlerle hiçbir sorunu yoktur, yalnızca PKK’yle sorunu vardır” demektedir.

Uluslararası toplum şimdi Ukrayna’daki gelişmelerle meşgul.  Türk devleti Ukrayna savaşında büyük bir rol oynuyor. Özellikle Ukrayna’ya verdiği SİHA’larla bunu destekliyor.  Rusya da Türk devletinin oynadığı rolden bir bakıma razıdır. Uluslararası toplumun uyguladığı yaptırımlara katılmadığı için Türk devletine karşı tavır almak istemiyor.

*Türk devletinin HPG’ye karşı büyük operasyonun sonuçlarından şimdiden bahsetmek belki erkendir ama böyle bir saldırı gerçekleşirse sizce sonuçları ne olur?

Türk devletinin Medya Savunma Alanları’na yönelik saldırıları şimdiye kadar devam etmektedir, fakat 2021 yılından daha kapsamlı olacağını tahmin etmiyorum. Çünkü Türk devleti 2021’de tüm gücünü kullandı. Kimyasal silah bile kullandı. Ancak, KDP’nin katılması Kürt halkına büyük bir felaketi de beraberinde getirecektir.

*KDP’nin Türk devletiyle olan işbirliği nasıl durdurulur? Halk ve siyasi güçlerden beklentiler nelerdir?

Türk devleti yeni saldırılar gerçekleştirmek istiyor ve KDP de işbirliği hazırlığı yapıyor. Son dönemlerde saldırıda KDP’nin rolü planları deşifre oldu. Bu deşifre KDP’nin saldırılara katılmasını belli bir düzeyde sınırlayacaktır. KDP gerçeği, sert tepki gösteren Kürt kamuoyunun gözü önünde ortaya çıktı. Siyasi, aydınların ve halkın açıklamalarında bunu gördük. Bununla KDP üzerinde bir baskı oluşacaktır. Saldırıların ihtimali azaldı, Ramazan Bayramı’ndan sonrasına ertelenebilir.

ANHA