‘Kadın mücadelesi kesintisiz bir süreçtir’

Reportaj Summay

‘Kadın mücadelesi kesintisiz bir süreçtir’
9 Mar 2022   05:23

Mısırlı gazeteci Wela Ebu Setit, kadın mücadelesi için gün belirlemenin kadınların rolünü ve çabalarını hatırlamak amacıyla yapıldığını, kadın mücadelesinin kesintisiz bir süreç olduğunu söyledi.

Kadınlar, eylemleri ve mücadeleleriyle haklarını kazanarak, 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak ilan edilmesini sağladı.

Mısırlı gazeteci ve araştırmacı Wela Ebu Setit, 8 Mart'a ilişkin ANHA'ya konuştu. Kadınların mücadelesine ve bunu artırmanın yollarına değinen Wela Ebu Setit, "Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınların tecrübesi önemlidir ve dikkate alınmalıdır" dedi.

Röportajın tamamı şu şekilde:

*1857'de ABD’de bir tekstil fabrikasında çalışan Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg gibi bir grup çalışan kadın, yaşam koşullarının kötüleşmesine karşı protesto gösterileri yaptıklarında tarihi bir olay yaşandı. Polis tarafından saldırıya uğrayan kadınların mücadelesi 2 yıl sonra başarılı oldu. Kadınların dünyadaki mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınların uluslararası kolektif mücadelesi düzeyinde, New York'taki binlerce kadın, kendilerine karşı işçi politikalarını reddederek büyük adımlar attı. Bu mücadele Fransa'ya ulaştı. Paris'te sorunlar vardı. Gösteriler, BM’nin kadınların anısına 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü olarak belirlediği 1977 yılına kadar devam etti.

O zamandan beri kadınlar her yıl bu günü kutluyor. Mart aslında kadınların ayı oldu. Mısır'da kadınlar, 8 Mart da dahil olmak üzere 16 Mart'ta Mısır Kadınlar Günü'nü kutlarlar. Bu günün tarihi, İngiliz işgaline karşı yapılan devrimlerin en önemli dönüm noktası olan 1919 yılına dayanmaktadır.

O yıl, milli mücadeleyi başlatan Mısırlı kadınların mücadelesinde gerçek ve önemli bir değişiklik görüldü. Huda Şarawî, Sefiye Zeglûl ve daha birçok kadın devrime öncülük ettiler ve sadece kendi hakları için değil, genel olarak Mısır halkının hakları için çağrıda bulundu.

16 Mart'ta ulusal mücadele tarihinin ilk kadını Sayın Hemîde Xelil şehit oldu. O gün sokaklarda şehitlerin kanı aktı. Mücadelenin bir kısmını sokaklara dökülen ve "Yaşasın ay ve haç" sloganını atan kadınlar kazanarak Mısır'daki Müslüman ve Hıristiyanlar arasındaki birliği güçlendirdi.

*Bu olaylarda kadınların birliklerini kurdukları ve baskın ataerkil zihniyeti artık yenebilecekleri açıktır. Sizce kadınlar bu mücadeleyi nasıl büyütebilir ve daha büyük sonuçlar elde etmek için ne yapmaları gerekir?

Kadınlar, tarihin farklı aşamalarında bu seviyeye ulaştı. Bildiğimiz kadarıyla mücadelenin tarihi, içinde yaşadığı koşullara bağlı olarak bazen üstün geldi bazen başarısız oldu.

Gerginlik anlarında bile, en büyük basınç çubuğu her taraftan kaldırır. Hala hakim olan fikre göre kadınlar denklemdeki zayıf unsur olarak görülüyor. Bu düşünceyle kadınlara farklı baskılar yapılıyor. Daha da fazlası kanun yapımında göz ardı ediliyor. Ancak çatışma zamanlarında denge değişir ve sahneye kadın girer. Sanki kadın gücünü toplayıp krizi çözmede başı çekene kadar sıkıntılarla uğraşması gerekiyormuş gibi bir durum ortaya çıkar.

Burada yeni bir kadın ittifakına işaret etmek gerekiyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Demokratik Kadın Koalisyonu (NADA) kadın örgütlü mücadelesinin çekirdeğidir. Geçen yıl eylül ayında Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta "Kadınların birliği ile demokratik bir devrim gerçekleştireceğiz" sloganıyla gerçekleştirilen Ortadoğu'daki ikinci bölgesel kadın kongresinin ürünüdür.

O zamandan beri, tüm Ortadoğu ülkelerinde hayatın sesi olacak bir kadın koalisyonu oluşturmak için toplantılar ve çabalar sarf edildi. Bu çalışmaların asıl amacı, büyük bir fark yaratabilecek kadınların gücünü ortaya koymaktır.

*Ortadoğu'da kadınlar hala gerçekten şiddete ve tacize maruz kalıyor. Kadınlardan bu şiddeti sona erdirmek için ne yapmaları isteniyor?

Evet doğru, Ortadoğu'da kadınlara şiddet ve tacizin neredeyse her türlüsü yaşatılıyor. Ama adil olmalıyız, şiddet ve taciz bölgenin bir özelliği ve bazen erkekler bile nasibini alıyor. Örneğin DAİŞ, kadınların ve hatta erkeklerin kafasını kesiyor. Tarih, Êzidî kadınların başına gelenleri unutmaz.

NADA gibi kadın ittifakları umut ve ışık olacak. Hedeflemeden kurtulmak için kadınların geçmiş deneyimlerinden yararlanmalıyız. Kadınların bu zorlukların farkında olmaları ve kendi başarılarını inşa etmeleri gerekiyor.

Ortadoğu’da kadınları bu karanlık tünelden kurtarabilecek bilge adamlar açısından zengin olduğunu söylediğimde bunun şovenist bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Bu şekilde şiddete karşı durabilir ve kadınlar için ve hatta bir bütün olarak kargaşa içindeki bölge için yeni bir diriliş ilan edebiliriz.

*8 Mart mücadelenin zirvesidir. Kadınlara bir gün yeter mi, kadınlar ne yapmalı?

Her gün canlandırıcı bir mücadele günüdür, elbette bir gün seçmek sadece kadınların rolünü ve çabalarını hatırlamaktır.

Ancak aslında kadınlar bu günü her zaman geçen yılın eksikliklerinin üstesinden gelmek olarak görmeli ve yeni yıl çalışmaları için kendi planlarını yapmalıdır.

Artık uluslararası haritanın da yeni inşalar ve çatışmalar bağlamında, belki de yeni bir uluslararası kutuplaşma inşa etmek bağlamında olduğunu gördüğümüze göre, hazır olduğumuzu çabalarımız ve çalışmalarımızla göstermek zorundayız.  Amaç ve irade açısından en iyi başarıları elde edebilmemiz için küçük başarılarımızı da kutlamalıyız.

*Önder Abdullah Öcalan, kadın sorunlarının çözümü için pek çok bakış açısı ortaya koydu. Bu bakış açılarını dünyadaki kadınların sorunlarını çözmek için kullanabilir miyiz?

Abdullah Öcalan'ın kadınlara bakış açısına ve sorunlarının çözümüne gelince, bu bakış açısı aslında bu fikre öncülük eden Kürt kadınları meselesini de ele almıştır. Kutlanmaya değer en yüksek fikirler olan bu fikirlerdir.

Halkın fikirlerine göre herkesin kolayca ulaşabileceği bir yerde olmalı ve bu fikre çeşitli alanlarda destek sağlanmalıdır. Tarihin tüm büyük fikirleri pratikte gerçekleşti ve kalıcı oldu. Kanaatimce Öcalan’ın düşünceleri, karşılaştığı tüm zorluklara rağmen çağın değişimlerine uygun şekilde ele alınmıştır. Bu fikirlerin takip edilmesi gerekir.

*2012'de Kuzey ve Doğu Suriye'de başlayan devrimle birlikte kadınlar, toplumun ön saflarında varlıklarını kanıtladılar. Kadınların bu alanlardaki durumunu ve Eş Başkanlık sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuzey ve Doğu Suriye'deki kadınların deneyiminin takdire değer olduğunu daha önce söylemiştim. Bölgedeki kadınlar, zor bir dönemde krizi çözme görevini üstlenerek, tüm zorlukları fırsata çevirmiş ve birçok konuda öncü olmuş, Önder Öcalan’ın ideolojisini yaymış ve hayata geçirmiştir.

Özyönetimin varlığını nasıl güçlendirdiğini ve ortak yönetimlerde kadınların çok çalışarak ve çabalayarak varlıklarını kanıtladıklarını ve bir fark yaratabildiğini gördük.

Umutlarım Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınların varlıklarını daha fazla kanıtlamaları ve deneyimlerinden yararlanmalarıdır. Kadınlar fırsat elde edebilir ama önemli olan bu fırsatı korumaktır. On yıllık bir tecrübeden bahsediyoruz ama o tecrübe henüz emekleme aşamasında ve karşılaştığı zorluklar çok büyüktür. Umarım önündeki engelleri aşar.

*Dünyadaki tüm kadınlardan ve Kuzey ve Doğu Suriye'deki kadınlardan beklentileriniz nelerdir?

Başta Kuzey ve Doğu Suriye olmak üzere tüm dünya kadınlarına sesleniyorum. Değişiklikler yapabiliriz, zorluklarla karşılaşabiliriz, ne kadar engelle karşılaşırsak karşılaşalım, yine de yaralarımızı iyileştirebiliriz.

Umudum, kadınların birbirlerine destek olmaları ve fırsatların kaybolmaması için deneyimlerini güçlendirmeleridir. Kadınlar dünyayı değiştirebilir. Dünyaya çiçekler ekebiliriz. Bu çiçekler silahların yerini alabilir.

(rr)