​​​​​​​Zorla göç ettirilen 350 bin kişi Efrîn'i geri alacak!

Reportaj Summay

​​​​​​​Zorla göç ettirilen 350 bin kişi Efrîn'i geri alacak!
20 OCAK 2022   01:51

Efrîn’in işgalinin 4’üncü yılında konuşan Şîraz Hemo, zorla göç ettirilen 350 bin yurttaşın Efrîn’i geri alacağı umudu ve düşüncesiyle hayatta kaldığını söyledi. Hemo, özgürlüğün tadını bir kez alanların bir daha asla köleliği kabul etmeyeceğinin altını çizdi.

Türk devleti ve çeteleri, 4 yıl önce Efrîn kantonunu hedef alarak saldırı düzenledi. Saldırı, Rus kuvvetlerinin kantondaki çeşitli noktalardan çekilmesinin ardından başladı. YPG ve YPJ savaşçıları ve Efrîn halkı 58 gün boyunca aralıksız mücadele etti. Bu saldırılara karşı güçlü bir direniş sergilendi. 20 Ocak 2018’de işgal gerçekleşmesi ardından 350 bin yurttaş yerinden edildi.

Efrîn Bölgesi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Şîraz Hemo, Türk devleti ve çetelerinin Efrîn'e yönelik işgal saldırılarının 4’üncü yıl dönümüne ilişkin ANHA'nın sorularını yanıtladı. Şîraz Hemo, Şehba'ya göç eden Efrîn halkının durumuna ve Şam hükümet güçlerinin Şehba’ya uyguladığı ambargoya dikkat çekti.

*Türk devleti ve çeteleri, 2018 yılında Efrîn kantonundan yüz binlerce kişiyi zorla yerinden ederek Şehba kantonuna göç ettirdi. Göçmenlerin kamplara geçmeleri üzerinden 4 yıl geçti. Göçmenlerin beklentileri neler?

Öncelikle Türk devletinin  2018’de Efrîn'deki vahşi saldırılarını, bunun karşısında hala sessiz kalmayı tercih eden uluslararası güçleri, toplumu ve hukuk örgütlerini kınıyoruz.

Türk devletinin bu barbarca saldırıları karşısında Ortadoğu ve dünya tarihine büyük bir direniş kaydedilmiştir. Bir NATO gücüne ve onun ileri teknolojisine karşı 58 günlük efsanevi bir direniş başlatıldı. Halk topraklarına bağlıydı ve işgalciliği reddetti.  

Rojava devriminin başlamasıyla birlikte Efrîn halkı, en demokratik süreçlerden biri olan büyük bir mücadele sürecine girerek yeni bir deneyim, başarı, özgür ve güvenli bir yaşam geliştirdi. Özgürlüğü bir kez tatmış olanlar, teslimiyeti kabul etmezler ve kabul etmeyecekler.

Türk devleti ve müttefikleri bu tecrübeyi yok etmek istedi. Sonuç olarak, Türk devleti ve çeteleri, Efrîn'in gerçek sakinlerini yerinden etti. Efrîn göçmenlerinin özgür yaşam iddiası her zamankinden daha büyük. Bu nedenle halkımız, tüm dünyaya işgali reddettiklerini ve Efrîn’e dönmek konusunda ısrarlı olduklarını söyledi. Göçmenlerin Şehba'ya yerleşmiş olmaları, herkese ‘Efrîn sınırındayız ve geri döneceğiz’ mesajını net bir şekilde veriyor.

*Türk devleti ve çeteleri Şehba kantonuna yönelik saldırılarına devam ediyor. Saldırılarla beraber özel bir savaş da var. Bu savaş toplumu nasıl etkiler?

Efrîn'deki demokratik deneyimin Şehba’ya taşınması ve Efrîn sınırındaki yüz binlerce göçmenin varlığı doğalında işgalci Türk devletinde korku yarattı. Bu nedenle halkın iradesini hedef alan ve toplumu bölmeye çalışan askeri saldırılar çeşitli yol ve yöntemlerle devam etmektedir.

Bölgede halkın morali yüksek, askeri ve siyasi bir direnişi sergiliyorlar. Bu nedenle Türk devleti, Şehba’daki göçmenlere karşı özel bir savaş yürütüyor ve bu direnişi ortadan kaldırmaya ve bölmeye çalışıyor.

Para, göçe teşvik, uyuşturucu kaçakçılığı, Kürtler ve Araplar arasında çekişme yaratılması ve askeri tehditler yoluyla bu yöntemlerin hepsi, halkımıza karşı yapılan özel savaş yöntemleri. Önce kadın ve gençleri hedef alıyor. Amaç, halkın birliğini, örgütlenmesini bozmak ve direniş ruhunu parçalamak. Tabi özel savaş arttıkça halk Efrîn’i geri alma konusunda ısrarı artıyor.

*Şam hükümeti Şehba'ya ağır bir ambargo uyguladı. Hedefleri nelerdir?

Şam hükümetinin politikaları Türk devletinin kirli politikalarından  farklı değil. İkisi de bu direnişi kırmak istiyor, boyun eğdirmeye çalışıyor. Şam hükümeti göçmenleri açlığa mahkum edip halkın direniş ısrarını kırmak istiyor. Ayrıca temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıyor ve şartları zorlaştırarak bölgeye boyun eğdirmeye çalışıyor.

En önemlisi de Efrînlilerin daha önce benimsediği demokratik ve özgür düşünceyi Şehba’da da yok etmek istiyor. Bu tehditler ve politikalar küresel ve bölgesel güçlerin gözleri önünde yapılıyor. Biz şunu biliyoruz ki özgürlük kokusunu alan halk bir daha teslim olmayı ve köleliği kabul etmez. Kendi topraklarına dönmekte ısrar eder. Kamplarda herhangi bir çocuğa sorduğunuzda bile sadece Efrîn’e geri döneceği cevabını alırsınız. Size Efrîn’den daha önemli bir şeyin olmadığını söyleyecektir.

Şam hükümetinin yaptıkları doğru değil çünkü göçmenlerin hayatını daha da zorlaştırıyor. Kış aylarındayız ve gerekli temel malzemelerin, yakıtın dahi bölgeye girmesine izin verilmiyor. Ayrıca hastaların dışarda tedavi olmalarını da engelliyor. Bu politikaların işgalci Türk devletinin hedefleri doğrultusunda gerçekleştiğini biliyoruz. Bölgeyi tamamıyla açlığa ve teslimiyete mahkum ediyor.

Buradan uluslararası toplumu ve hukuk örgütlerini bu alanda mahsur kalan yüz binlerce insanın durumunu anlamaya çağırıyoruz. Buradakiler sadece Efrînliler değil, işgalden önce Efrîn'e göç eden Suriye'nin tüm bölgelerinden. Şehba kantonu halkı da burada yaşıyor ve ambargodan dolayı çok zor durumdalar.

*Efrîn’e yönelik saldırıların başlamasının 4’üncü yıl dönümünde, Efrînli göçmenlerin kaldığı kamplar için dünyaya iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Efrîn'e yönelik saldırılar bölgenin tarihine, Suriye halkının kutsal devrimine saldırıdır. Zor koşullarda yaşamak ve her zaman acıya katlanmak zorunda olmak, Türkiye'ye ve onu destekleyen tüm dünya ülkelerine açık bir mesajdır. Mesajımız,  kimliği için savaşan halkın iradesini kimse kıramaz.

Yeni yılda Erdoğan gerçeğini tüm dünyaya anlatmak için çalışacağımıza bir kez daha söz veriyoruz. Nerede olursak olalım, bu düşmanın kirli politikalarını ifşa etmek için geri adım atmıyoruz. Mücadeleyi daha da büyüteceğiz, siyasi kazanımlar elde etmek için adımlar atacağız. Mesajımız, sözümüz ve hedefimiz Efrîn'e dönmek.

ANHA