Önder Öcalan’ın fikirleri korkuyu cesarete dönüştürdü

Reportaj Summay

Önder Öcalan’ın fikirleri korkuyu cesarete dönüştürdü
24 Nov 2021   05:19

PKK’nin esaret altındaki halkları yeniden ayağa kaldırdığını söyleyen Kürt aydın Aziz Ali, Önder Öcalan’ın fikir ve felsefesinin yeni bir yaşama kapı araladığını ve korkuları cesarete dönüştürdüğünü belirtti.

PKK, Önder Abdullah Öcalan’ın fikirleri sayesinde ortaya çıkarak, 27 Kasım 1978’de halklar üzerine bir güneş gibi doğdu. Önder Abdullah Öcalan’ın Suriye’ye geçmesiyle birlikte, özgürlükçü fikirler Rojava’da hızla yayılmaya başladı. Binlerce genç partiye katılım yaptı. Parti her geçen gün büyümeye başladı. Rojava’da Kürdistan Özgürlük Hareketi fikrinin yayılmasına öncülük eden yurtseverlerden biri olan Kürt aydını Aziz Ali, ANHA’nın sorularını yanıtladı.

*PKK ile nasıl tanıştınız?

1987 yılında PKK’yi tanıdım. PKK’yi tanımadan önce Komünist Parti üyesiydim. Partide yaşadığım birkaç sorunun ardından Komünist Parti’den ayrılarak PKK’ye katıldım. O dönemde sahada faaliyet yürüten partilerin hepsini tanıyordum. Ancak hiçbirinin başarısı konusunda umut sahibi değildim. Biz farklı bir şey istiyorduk. Sahadaki bütün partiler PKK’ye karşı duruyordu. Hepsi PKK’ye karşı birleşmişti. Bu durum benim PKK’yi daha yakından tanımamı sağladı. O dönemde yaptığımız araştırmalar sonucu Ebdulwehab İbrahim adlı arkadaşımla birlikte Şehit Aziz ve Ziyad Xelo’yu tanıdım.

Hala savaşmakta olan yoldaşlarımızı ve şehitlerimizi görerek ve tanıyarak, yıllar önce kaybettiğimiz Kürdistan gerçeğini öğrendik. Aynı zamanda düşmanımızın kimler olduğunu anladık ve vatan için çalışmayı öğrendik.

*PKK üyeleriyle yaptığınız ilk toplantı nasıl bir etki oluşturdu?

Başlangıçta parti üyeleriyle gizli bir şekilde görüştük. Fikir ve felsefeleri farklıydı. Alışık olduğumuz bir şey değildi. Bu benim üzerimde büyük bir etki yaptı. Siyasi bir parti olarak toplumsal sorunlara çok farklı bir yaklaşım sergilediler. Yaklaşımları beni partiye daha fazla bağladı.

*Partinin halka yaklaşımını nasıl gördünüz, partinin en sevdiğiniz yönü neydi?

Parti, ahlak ve etik standartların bireylerle iletişim kurması üzerine inşa edildi. Tartışmalar ve kararlar herkesin verdiği sıkı çalışma temelinde alındı. İnsanın değerlendirilmesi, verilen emekle, kültürüne ve ahlakına göre olmuştur. Bu büyük bir etki yarattı ve insanlardan büyük bir bağlantı aldı. Söylediği her şey yapıldı. Bu yüzden benim üzerimde de çok büyük ve olumlu bir etki yarattı.

*O dönemde farklı partiler vardı. PKK kadrolarını diğerlerinden ayıran özellik neydi?

Suriye’deki Kürt partileri 1957’den beri var. Osman Sebrî, Nûredîn Zaza ve Ceger Xwîn gibi isimler Kürt partilerine öncülük ediyordu. Birçok aydın Kürt partileri için büyük emek verdi. Ama maalesef hepsi sonuçta yine parçalandı. Bu parçalanmışlığın nedeni hep kişisel oldu. Ulusal bir meseleden parçalanma olmadı.

Dönemin partileri, toplumdaki gerçekliği temsil edemedi. Aynı zamanda toplumun isteklerine cevap olamadı. Dar çalışmalar yürüttükleri için toplum üzerinde etkili olamadılar.

Bu partiler sürekli olarak dış güçlerden medet umuyordu. Ancak PKK, hep Kürt’ün Kürt’ten başka dostunun olmadığını söyledi. Bu temelde çalışma yürüttü.

PKK’nin, fikirleri diğer partilerden farklıydı. Toplumun eğitimine büyük önem veriyordu. Kurulduğu günden bu güne kadar köylüden çobana kadar herkesi büyük bir devrimci yapma başarısı gösterdi. Her bir Kürt’ü birer siyasetçi haline getirerek, Kürt halkının özgürlük davasının sahiplenilmesini sağladı. Toplum PKK ile büyük gelişim gösterdi. Kürdistan Özgürlük Hareketi ile birlikte kadının toplumdaki rolü güçlenmeye başladı. Diğer partiler PKK’nin kadına yaklaşımını alaya alıyor ve ‘kadın kadındır, erkek erkektir’ yaklaşımını sergiliyordu. İki cins arasında büyük fark bulunduğunu ve eşitliğin mümkün olmayacağını söylüyordu. Önder Öcalan PKK sayesinde kadını özgürleştirmekle kalmadı. Kadınları toplumun öncüleri haline getirdi. Rojava devriminde kadının öncü rolünü herkes gördü.

*PKK ile ilişki kurmaktan korktun mu, iktidarın baskısı nasıldı, PKK ile görüştüğün için tutuklandığın oldu mu?

O dönemde baas rejimi büyük korku salıyordu. Toplum üzerinde muazzam bir baskı oluşturuyordu. Bu nedenle çalışma yürütürken çok dikkatli olmak zorunda kalıyorduk. Çoğu zaman güvenlik noktalarında durduruluyorduk. Saatlerce hatta günlerce sorgulandığımız oluyordu.

Güvenlik güçlerinin amacı herkesi hareketten uzaklaştırmaktı. 1994 yılında Şam hükümetine bağlı güvenlik güçleri beni Hesekê’de tutukladı. İki ay tutuklu kaldım. Büyük bir fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kaldım.

Her türlü işkenceye rağmen direndim. Mazlum Doğun, Hayri Durmuş, Kemal Pir’in mücadele ruhuyla ‘Direnmek yaşamaktır’ şiarıyla hiçbir baskıya boyun eğmedik. Öncü kadroların direnişi bizim direnişimiz üzerinde büyük etkiye sahipti.

*PKK ile ilişkinizin olduğunu bilen komşularınızın tutumunda bir değişiklik oluyor muydu?

PKK’ye hizmet ettiğimiz için baas rejiminin üzerimizde doğal bir tehdidi oluyordu. Bu korku toplumda hissedilmesine rağmen komşular ve etrafımızdakiler bize hürmet gösteriyordu. Fikirlerimizin farklı olduğu kişiler bile bize saygı duyuyordu.

*İlk defa kadın savaşçı gördüğünüzde ne hissettiniz, Kürt kadınının Kürdistan dağlarındaki direnişini ve halkı için verdiği mücadeleyi nasıl gördünüz?

Aslında bu hissi dile getiremiyorum. Bu sadece mutlu olmakla açıklanabilecek bir durum değil. Ehmedê Xanî, Ceger Xwin gibi Kürt aydınlarının rüyalarının gerçekleşmesi gibi bir şeydi. Kürt ve Kürdistan’ın özgürlüğüne kadınların yaptığı katkıları yazan bu aydınların düşlerinin gerçekleşmesiydi. PKK bu anlamıyla rüyaları gerçeğe dönüştürdü diyebiliriz. Kürdistan dağlarında kadınların verdiği destansı mücadele onur ve mutluluk vericiydi.

*Önder Abdullah Öcalan ile görüştünüz mü, görüştüyseniz bu görüşme sizde nasıl bir etki bıraktı?

Önder Abdullah Öcalan ile üç kez görüşme şansı buldum. Bunların ilki 1990 yılında Lübnan’da gerçekleşti. 1991 yılında bir kez daha Lübnan’da görüşme şansı buldum. 1995 yılında Şam’da son kez görüştüm. Önder Öcalan ile görüşmem susamış bir gülün suyla buluşması gibiydi.

Sadece Kürt halkı değil Ortadoğu’daki tüm halklar Önder Öcalan’a büyük bir sevgi besliyordu. Çünkü Önder Öcalan tüm halkların haklarını kullanması için mücadele etti. Esaret altındaki tüm halkların özgürlüğünü istedi. Despot iktidarlara karşı halkları koruyan bir çizgiyi temsil etti.

*O dönemde Kürt ulusal argümanları nelerdi, bugün bu argümanlarda bir değişiklik var mı, PKK’nin yurtseverliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

O dönemde Kürt ulusal argümanları çok sadeydi. Bir dergi veya gazete okuyan herkes yurtsever olduğunu söyleyebiliyordu. PKK gerçek Kürtlük argümanlarının peşinde koştu. PKK’nin perspektiflerine göre her şeyden önce Kürdistan coğrafyasını, Kürt kültürünü ve tarihini  iyi bilmek gerekiyor.

Gerçek yurtseverlik ülkeni tanımak ve onun için mücadele etmekle başlar. PKK’nin yurtseverliği böyledir. PKK kadroları yurtseverlikleri için her şeylerinden vazgeçti. Büyük bir ısrarla direnmeye devam ediyorlar.

*Sizce PKK olmadan Kürt özgürlük mücadelesi var olabilir mi?

Sykes Picot anlaşmasıyla birlikte Kürdistan’ın parçalanmasının ardından bütün hegemon güçler Kürtleri ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini yok etmeye çalıştı. Enfal ve Halepçe buna örnektir. Rojhilatê Kurdistan’da, Agirî ve Dêrsim’de binlerce Kürt katledildi.

Türk devleti katlettiği Kürtleri toplu mezarlara gömdü. Mezarların üzerine ‘Kürdistan rüyası buraya gömüldü’ yazdılar.

Kürdistan Özgürlük Hareketi mezarlara gömülen mücadeleyi yeniden ayağa kaldırdı. Büyük fedakarlıklarla dünyada Kürt halkının görüşme masalarına oturmasını sağladı. PKK olmadan Ortadoğu’da Kürt sorununun çözülmesi olanaksızdır.

*Gerilla adını duyduğunuzda ne hissediyorsunuz?

Gerilla ismini duyduğumda Kürt halkının büyük bir gücünün bulunduğunu ve bu gücün bizi düşmandan koruduğunu hissediyorum. Gerilla ile onur duyuyorum.

*PKK ile tanıştıktan sonra yaşadığınız değişimi nasıl yorumluyorsunuz?

PKK’yi tanımakla kendimi tanıdım. Kaybettiğim bir şeyi bulmuş gibi oldum. PKK herkese kim olduğunu hatırlattı. PKK sayesinde hepimiz bir birey olarak irademizi özgürleştirdik. Bu sayede ayağa kalkıp özgürlük yolunda mücadele edebildik.

*Partinin sizi en çok etkileyen üyesi kimdir?

PKK’nin ilk şehitleri Mazlum Doğan, Kemal Pir, Ferhat Kurtay, Akif Yılmaz, Mehmet Hayri Durmuş gibi kişilerden çok etkilendim. Bu şehitlerin ardından şehit düşen Rustem Cudi üzerimde ciddi etkiler bıraktı. Bu partinin her bir şehidi insanı ayrı etkiliyor.

Bu etkiyi dile getirmek mümkün değil. Şehitlerin fedakarlığı sayesinde hepimizde yurtsever bir ruh var.

*PKK’nin sizde oluşturduğu ruh yaşamı nasıl değiştirdi, bu değişim olumlu muydu?

PKK gönlümüze güçlü olmayı, iradeli olmayı ve insancıl olmayı koydu. Umut ve dirilişi bize öğretti. Korkunun yerine cesaretli olmayı gösterdi. Zayıf olmak yerine güçlü olmayı seçmeyi sağladı. Bütün bunlar olumlu etkilerdir.

*PKK’nin Kürt davasında oynadığı rolü nasıl değerlendirirsiniz? 

PKK olmadan önce dünyayla yarışamayacak bir düzeydeydik. Bugün bütün dünya halklarıyla yarışır haldeyiz. Bütün dünya Rojava devrimine saygı duruyor. Halkların birlikte yaşama modeline herkes şaşkınlıkla bakıyor.

Artık şehitlerimizin isimlerini Rojava’da doğan çocuklarda görmek mümkün. Gençler YPJ kıyafetlerini rahatlıkla giyebiliyor. Halk, savaşçılarına her türlü desteği korkmadan ve baskıya maruz kalmadan verebiliyor.

(rr)

ANHA